Navigation

Ekonomi

Kapitalizm Bataklığında Göçmenler

Artan işsizlik, uzayan iş saatleri, iş kazaları, örgütsüzleştirme, esnek çalıştırma, taşeronlaştırma gibi saldırılarla karşılaşan işçi sınıfına, suçlu olarak göçmen emekçiler gösteriliyor. Bugün Türkiye’de de özellikle Suriyeli göçmen işçilere yönelik aynı suçlama ve saldırı söz konusudur. Yabancı düşmanlığından, milliyetçilikten arınmamış bir işçi sınıfı çelişkileri göremez, göremediği sürece de kendine yapılan saldırılara karşı koyamaz, sınıf kardeşi olan göçmen emekçilerin köleleştirilmesine de seyirci kalır. Bu yüzden işçi sınıfı bu gözbağını yırtıp atmak, ırksal, dinsel, mezhepsel ayrım gözetmeksizin birliğini sağlamak ve enternasyonal bir mücadele yürütmek zorundadır. İşte o zaman o sularda boğulanlar göçmen işçiler değil sermayenin kendisi olacaktır.

Soma’yı Unutmadık, Unutturmayacağız!

İşçi ailelerinin hesap sorma bilinci geliştirmesi, işçi sınıfının mücadelesini de geliştirecektir. Bu nedenle sanıkların beraat ettirilmeleri engellenmeli, en ağır şekilde cezalandırılmaları sağlanmalıdır. Devlet kurumlarının dava kapsamına alınması ve bu davanın sonucu pek çok açıdan çok önemlidir. Ancak başta maden işçileri olmak üzere işçi sınıfı tüm bunları ancak güçlü bağlarla birbirine kenetlendiğinde başarabilir. Soma katliamı bir kez daha ortaya koyuyor ki, işçilerin kanını kömürün siyahına bulayarak servetler büyüten patronların sömürü düzenini yıkmak için, işçi sınıfının örgütlenmekten başka çaresi yoktur.

Kaynak Kıtlığı Değil Düzen Sorunu Var

Sorun kaynak sorunu değil, sermayenin gaspı altında olan bu kaynağa el atmaktaki kararlılık sorunudur ve kaynakların sömürücü egemen sınıfa değil üretici sınıfa akıtılması için kapitalizmin yıkılması gerektiği gerçeği eninde sonunda kendini dayatmaktadır.

İşçiye Kara Delik, Patronlara Cömertlik

AKP hükümeti Nisan ayı başında yeni bir teşvik paketi açıkladı. 11 maddeden oluşan ve “İstihdam, Sanayi Yatırımı ve Üretimi Destekleme Paketi” adını taşıyan bu paketle AKP hükümeti patronlara büyük kıyaklar yapmayı ve işçilerin paralarıyla oluşturulan fonları sermayeye peşkeş çekmeyi sürdürüyor. Sıra işçilere kaliteli eğitim ve sağlık hizmeti vermeye, işçileri uygun yaşta emekli etmeye, emeklilik maaşını, işçi ücretlerini yükseltmeye, işsizlik maaşını işsizlere vermeye ve diğer sosyal harcamalara geldiğinde kaynak sıkıntısından, kara deliklerden bahseden AKP hükümeti, patronlara sınırsız bir cömertlik sergiliyor.

Akdeniz’de Göçmen Katliamı Devam Ediyor

Kapitalizmin en kanlı yüzlerinden biri savaşlarsa, bunun bir parçası da, milyonlarca insanın yerinden yurdundan olması, hayatta kalmak için yine ölümü göze alarak göç yollarına düşmek zorunda kalmasıdır.

Elektrik Sistemindeki Çöküş ve Örtülmek İstenen Gerçekler

Böylesine büyük ve komplike sistemler piyasaya açıldığında, azami kâr güdüsünün yarattığı sorunların bedelleri de altından kalkılamayacak kadar ağır olmaktadır. Bu nedenle enerji sektörü işçi denetiminde devletleştirilmeli ve elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı, kâr değil toplumsal çıkarlar öne alınarak yapılmalıdır. Aksi takdirde yaşamsal riskler de doğuran çok ciddi sorunların peşpeşe yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

Kitle Manipülasyonu Aracı Olarak Reklâmlar

Kapitalizm genelleşmiş meta üretimidir. Üretilen her şey pazarın konusudur. Demir ne kadar pazarlanabilir bir şey ise sevgi, aşk, hüzün, mutluluk gibi duygular da kapitalistler için pazarlanabilir şeylerdir. Kapitalistlerin allayıp pullayıp, ambalajlayıp satamayacakları şey yok gibidir. Her şey pazara konu olur ve kâr esas alınarak üretilir.

Hükümet Engelli ve Yaşlıların Maaşına da Göz Dikti

Sosyal yardımlarla övünen AKP hükümeti, engellilere ve yaşlılara bakım yardımlarını kısan yasaları 2011’den bu yana yavaş yavaş, alıştıra alıştıra geçirmek istiyordu. 2013’te yapılan ve çeşitli düzenlemelerle evde bakım, engelli ve yaşlı maaşlarının alımını zorlaştıran yasa değişiklikleri nedeniyle, yüzlerce engellinin maaşı kesildi. Birçoğuna ödeyemeyecekleri miktarda cezalar kesildi. Ödeyemeyenlere Hazine tarafından dava açıldı.

Akdeniz’in Karanlık Sularında Umut Tekneleri

Savaştan ve sefaletten kaçarak yaşama tutunmaya çalışan yoksul emekçiler, umutlarıyla birlikte Akdeniz’in sularına gömülüyor. Kapitalist dünya düzeni ayakta kaldığı sürece emperyalist savaşlar, iç çatışmalar, canından ve yerinden yurdundan edilen milyonlar üretmeye devam edecek. Akdeniz’de çırpınarak can veren on binlerce insan da kapitalizmin kurbanları arasındadır.

İşsizlik, Resmi Yalanlar ve Burjuva İkiyüzlülük

Bütünüyle kâra dayanan kapitalist sistem nedeniyle, dünyadaki zenginliğin artışına paralel olarak işsizlik, yoksulluk ve gelir eşitsizliği de kesintisiz artmaya devam etmektedir. Dünyada 805 milyon insan kronik beslenme yetersizliği çekmektedir. 1,2 milyar insan günde 1 doların altında bir gelirle yaşamaya mahkûm kılınmaktadır. İşsiz sayısı 200 milyonu aşmıştır.

Rakamlarla Yoksulluk ve AKP’nin “Sosyal” Politikaları

Ne AKP’nin ne de herhangi bir düzen partisinin dağıttığı yardımlar kapitalizmin yarattığı yoksulluğa derman olabilir. Geniş kitleleri yoksulluğun pençesine iten ve o pençelerde acı içinde kıvrandıran kapitalizmdir. Sosyal yardımlar kitlelerin öfkesini bir süre için dizginleyebilir. Örgütlenmenin ve ayağa kalkmanın önünde bir müddet engel gibi durabilir. Fakat hiçbir mekanizma kitlelerin sınıf kinini bastıramaz. Yoksul kitlelerin öfkesinin patlamalı olarak ortaya çıkmasına mani olamaz. AKP de tıpkı diğer düzen güçleri gibi bu öfkeden nasibini alacaktır.

Mikro Kredi Kandırmacası

Burjuvazi gerçekliğin üstünü örtebilmenin ve emekçi kitleleri yalanlarına ikna edebilmenin yollarına kafa yorarak, çeşitli türden “sosyal sorumluluk” projelerini gündeme getiriyor. Bu projelerden birinin mimarı olan ve bu yolla yoksulluğu, açlığı bitirmeyi hedeflediğini iddia eden İbrahim Betil, az gelişmiş ülkelere yönelik olarak kurduğu “Sen de Gel Derneği” ile yaptığı projelerde 2 dolarlık bir yardımla insanların yoksulluğunu önleyebileceğini savunuyor!

Sayfalar

Ekonomi beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.