Navigation

Mücadelenin Halkası Olalım

Bugün de dünyamız 100 yıl öncesinden farklı değil. Hatta fazlası var eksiği yok. Burjuvazi kendi çıkarları temelinde insanlığı yok oluşa sürüklüyor ve işçi sınıfını kandırıyor. Ortadoğu’da savaş olanca hızıyla sürüyor, Asya-Pasifik’te sıcak savaşın başlamasına ramak kalmış durumda. Ortadoğu’daki savaştan kaçan binlerce insan yollarda denizlerde boğularak ölüyor. Açlık ve yoksulluk giderek artıyor, tüm dünyada ülkeler bütçelerini silahlanmaya ayırıyorlar, devletler birbirlerini nükleer silahlarla tehdit ediyorlar, Avrupa’nın göbeğinde bombalar patlıyor; çevre sorunu büyüyor, işsizlik artıyor, faşizm-ırkçılık tüm dünyada yükseliyor, otoriter rejimler yayılıyor.

“Bir sakallı varmış orda, başa geçmiş. Başa geçer geçmez de, savaş bitecek demiş. Ve savaş da bitmiş işte… Başka işler de görmüş o sakallı: ‘bundan böyle zengin de yok, fakir de…’ demiş. Herkes birmiş Rusya’da… Bütün tımar ve hasları alıp bölüştürmüş, saraylardan dışarı dehlemiş bütün prenslerle paşaları.” Benden Selam Söyle Anadolu’ya romanında, Anadolu’da savaşmaktan bitap düşmüş bir asker söylüyordu bunları sevinç içerisinde.

Bundan yüz yıl önce Rusya’da zalim despotik Çarlık yıkılmış ve ardından da sadece 8 ay içinde işçi sınıfı iktidarı almıştı. İşçi sınıfını Lenin önderliğinde iktidara taşıyan Bolşevikler, emperyalist savaştan çekilmiş, bu savaşın işçi sınıfının savaşı olmadığını tüm dünyaya ilan etmişlerdi.

Lenin’e göre “Devrimler olmaksızın sözde demokratik bir barış, darkafalı bir ütopyadan başka bir şey değildir…” Yine Lenin “Kapitalist sömürü ve cinayet dünyasının karşısına, proleter barış ve halkların birliği dünyasının yığınlarını çıkartınız” demişti.

Rusya’da işçi sınıfı için savaş sona ermiş, bu topraklarda yaşayan halklar kendi geleceğini tayin hakkını ellerine almıştı. Özel mülkiyet ortadan kaldırılmıştı, üretimi ne kadar yapacaklarına artık işçiler kurdukları sovyetlerde karar veriyordu. İşçi sınıfı tarihin akışını nasıl değiştirdiğini ortaya koymuştu.                                 

Egemen sınıflar telaş içindelerdi. Kızıl fırtına, dünyada zamanın ruhunu değiştirmişti ve egemenleri kendi iktidarlarının işçiler tarafından alaşağı edilme korkusu sarmıştı. Onlar kendi ülkelerinin işçilerini yıllardan beri kandırmış ve fakirlik, yokluk içinde yaşamalarını sağlamış, kendi savaşları için milyonlarca insanın ölmesine neden olmuşlardı.

Bugün de dünyamız 100 yıl öncesinden farklı değil. Hatta fazlası var eksiği yok. Burjuvazi kendi çıkarları temelinde insanlığı yok oluşa sürüklüyor ve işçi sınıfını kandırıyor. Ortadoğu’da savaş olanca hızıyla sürüyor, Asya-Pasifik’te sıcak savaşın başlamasına ramak kalmış durumda. Ortadoğu’daki savaştan kaçan binlerce insan yollarda denizlerde boğularak ölüyor. Açlık ve yoksulluk giderek artıyor, tüm dünyada ülkeler bütçelerini silahlanmaya ayırıyorlar, devletler birbirlerini nükleer silahlarla tehdit ediyorlar, Avrupa’nın göbeğinde bombalar patlıyor; çevre sorunu büyüyor, işsizlik artıyor, faşizm-ırkçılık tüm dünyada yükseliyor, otoriter rejimler yayılıyor.

Dünyayı kapitalist sistem bu hale getirmiştir. Ya bu sistemi tümden ortadan kaldıracağız ya da bu sistem dünyanın ve insanlığın yok oluşuna neden olacaktır. Biz işçi sınıfının öncüleri Ekim Devrimini, Lenin’i, Bolşevizmi çok iyi kavrayacağız. Gerekli dersleri tekrar tekrar çıkartıp işçi sınıfının uluslararası mücadelesinin halkaları olacağız. İşte o zaman yeni Ekimler bu halkalar sayesinde tüm dünyayı saracak.

Yaşasın Devrim ve Sosyalizm!