Navigation

Metal İşçileri: “Biz Bitti Demeden Bu Mücadele Bitmez!”

Türkiye’de yüz binlerce işçinin çalıştığı metal sektörü, iş koşullarının son derece ağır, ücretlerin düşük ve iş kazalarının yoğun olduğu bir sektör. Bu durum işçilerin örgütsüzlüğüyle birleşince tablo daha da ağırlaşıyor. Bu nedenle her toplu sözleşme sürecinde sendikalarda örgütlü olan metal işçilerinin öfkesi yeniden açığa çıkıyor ama bu öfke doğru mücadele yöntemleriyle örgütlenmediği için işçiler ümitsizliğe ve yılgınlığa kapılıyor. İşçiler etkin bir biçimde katılamadıkları toplu sözleşme süreçlerinin ardından onları arsızca sömüren patronlarına ve yeterince mücadele vermeyen sendikalarına tepki duyuyorlar.

Türkiye’de yüz binlerce işçinin çalıştığı metal sektörü, iş koşullarının son derece ağır, ücretlerin düşük ve iş kazalarının yoğun olduğu bir sektör. Bu durum işçilerin örgütsüzlüğüyle birleşince tablo daha da ağırlaşıyor. Bu nedenle her toplu sözleşme sürecinde sendikalarda örgütlü olan metal işçilerinin öfkesi yeniden açığa çıkıyor ama bu öfke doğru mücadele yöntemleriyle örgütlenmediği için işçiler ümitsizliğe ve yılgınlığa kapılıyor. İşçiler etkin bir biçimde katılamadıkları toplu sözleşme süreçlerinin ardından onları arsızca sömüren patronlarına ve yeterince mücadele vermeyen sendikalarına tepki duyuyorlar. Cılız eylemlerin ardından, öfkelerini yeniden açığa vurmak için yeni sözleşme dönemini bekliyorlar. Türk Metal’in tahakkümünün de büyük etkisiyle yıllardır kırılamayan bu döngü, metal işçilerinin ruh halini de olumsuz yönde etkiliyordu. Bu sözleşme döneminde Birleşik Metal-İş sendikasının grev ilan etmesi ve metal işçilerinin grevi başlatmaları, bu döngünün nihayet kırılacağı umudunu yaratarak işçilerin ruh halinde büyük bir değişim yarattı. İşçilerin MESS’e karşı mücadele etme iradesi, başlayan grevle ete kemiğe büründü.

Toplu sözleşme sürecinde düzenlenen mitinglerde işçiler grev taleplerini güçlü sloganlarla ortaya koydular. Pek çok fabrikada grev oylaması yapıldı ve bir tek fire vermeden tüm fabrikalar greve “evet” dedi. Üstelik oylamalarda grev kararları ezici çoğunlukla alındı. Metal işçileri, sendikaları üzerinde yarattıkları basınçla alınan grev kararına sahip çıktılar, “grev namusumuzdur” dediler. İşçiler MESS’i yenilgiye uğratacakları ve haklarını söke söke alacakları bir mücadeleye hazır olduklarını ortaya koydular. Grev sabahı tüm işçiler fabrikalarının önünde toplandılar.

Grevin ilk günü olan 29 Ocakta, farklı kentlerdeki 22 fabrikada greve çıkıldı. Bizler de sınıf bilinçli işçiler olarak grevci işçilerin yanındaydık. Grev heyecanının en derinden hissedildiği yer, metal işçilerinin en yoğun olarak bulundukları Gebze oldu. Geçtiğimiz sözleşme döneminde işçileri Türk Metal’den istifa eden ve Birleşik Metal-İş’e üye olan Cengiz Makina’nın önü bayram yerine dönmüştü. Binlerce kişi fabrikanın önünde grev halayına durdular. Cengiz Makina’da çalışan bir grup genç işçi duygularını şöyle ifade ettiler: “Heyecanlıyız, mutluyuz. Tüm hazırlıklarımızı yaptık. Grev konusunda kararlıyız. Bize destek olacak herkesin başımızın üstünde yeri var. Herkesi buraya bekliyoruz.” Sarkuysan fabrikası işçileri de aynı heyecanı taşıyorlardı: “Düşük ücretlere katlandık. Ağır sanayi olmasına rağmen bu kadar düşük ücret aldık. Ama artık yeter. Bugüne kadar böyle geldik, bugünden sonra grev diyoruz. Hakkımızı alacağız.” Bosal Mimaysan fabrikası işçilerinden biri şöyle konuştu: “Sendikamız bizim fabrikanın grev tarihini 19 Şubat olarak belirledi. O tarihe kadar beklememiz hiç doğru değil. Biz de greve çıkmalıydık. Tüp üretiyoruz. İşveren çok miktarda tüp stokuna sahip, hâlâ da üretmeye devam ediyoruz. Bu doğru değil. Biz şu anda grevde olmalıydık. Greve çıkacağımız günü iple çekiyoruz.”

İşçilerin grev heyecanı tüm fabrikalardan Gebze merkezine doğru yapılan yürüyüşlerde atılan “Grev, Grev, Grev” sloganlarıyla daha da güçlendi. Bazı işçiler neredeyse 40 yıl aradan sonra metal sektöründe gerçekleşen bu grevin önemini anlatmak istercesine “nihayet bu günleri gördük, nihayet greve çıktık, bu grev MESS’e gerekiyordu” diyerek duygularını paylaştılar. İşçi kolları Gebze Meydanı’nda bir araya geldiğinde coşku doruğa çıktı. Gebze halkı bu eyleme kilitlendi.

İstanbul’da Paksan ve Ejot fabrikalarında da durum farklı değildi. Paksan’ın genç işçileri “biz ekmeğimiz için bir kavga başlattık, MESS’in dayatmalarına boyun eğmeyeceğiz. Türk Metal üyesi işçilere sesleniyoruz: Gelin mücadelemize destek verin, MESS’i birlikte yenelim” dediler. Mersin’de Çimsataş fabrikası işçilerinin öfkesi de çok büyüktü. İşçiler daha ilk günden grev yerine aileleri ile birlikte geldiler. Aileler sefaletle ve baskıyla sindirilmeye çalışılan yakınlarının mücadelesini desteklediklerini ifade ettiler. Bilecik’te bulunan Demisaş işçileri de büyük bir grev heyecanı yaşadılar. Bilecikli işçiler, metal işçisi kardeşlerinin grevlerinin kendi grevleri olduğunu söylediler ve “onların arkasında biz varız, işçilerin arkasında biz varız” dediler.

İşçilerin grev konusundaki kararlılığı metal patronlarının yüreğine korku saldı. 5 işletmeye ait 8 fabrikanın MESS’ten çekilmesi ve toplu sözleşme imzalamayı kabul etmesi işçilere daha da büyük bir azim verdi. İşçilerin mücadele isteğini yok etmek, hak arama bilinçlerini köreltmek isteyen AKP hükümeti metal patronlarının isteği doğrultusunda grevi yasakladı. “Milli güvenliği bozucu nitelikte” olduğu bahanesiyle grevin yasaklandığı haberinin ardından işçiler vakit kaybetmeksizin fabrikalarına toplandılar ve grev yasağına karşı nasıl mücadele edeceklerini tartışmaya başladılar. Sendika yöneticilerinin fabrika önlerinde yaptığı grev yasağına ilişkin açıklamalar işçilerin tepkisiyle karşılaştı. Kroman Çelik fabrikası önünde toplanan işçiler, “Biz bu kararı tanımıyoruz. Grev kararını biz aldık, bitirme kararını da biz alırız. Onlar bizim grev hakkımıza saygı duymadılar, biz neden onların yasalarına saygı duyacakmışız?” diye sordular. Gebzeli işçiler, “Kavel işçileri grev namusumuzdur demişlerdi, biz de aynı şeyi söylüyoruz. Grev namusumuzdur. Namusumuza sahip çıkalım” dediler.

Birleşik Metal-İş yöneticileri, işçilere Bakanlar Kurulu kararı nedeniyle fabrikalara dönmeleri gerektiği şeklinde açıklama yaptığında, işçiler fabrikaya girmeyi ve üretim yapmayı reddettiler. Ancak tabanın örgütsüz ve dağınık olduğu, sendikaların işçileri daha ileri bir mücadele hattına çekmediği mevcut koşullarda işçilerin öfkesi ve mücadele azmi pörsümeye yüz tuttu. Yine de Cengiz Makina işçilerinin sözleri önemli bir gerçeğe işaret ediyor: “Grevimiz yasaklandı. Bizim bir B planımız yoktu, ne yapacağımızı şaşırdık. Moralimiz bozuk. Ama her şey bitmiş değil. Yarın işyerimizde bir şey olur, bir iş kazası olur, yeniden patlarız. Biz yeterince hazırlıklı değildik. Ama bundan sonra bu işi daha çok ciddiye alacağız. Dediğim gibi: Daha hiçbir şey bitmedi!” Bu sözler tüm metal işçilerinin duygularını ifade ediyor. İşçi sınıfının en mücadeleci kesimini oluşturan metal işçileri, miting alanlarında grev yasağına şöyle yanıt veriyor: “Biz bitti demeden bu grev bitmez!”

Grevin yasaklanmasına tepki gösteren Türk Metal üyesi bir grup işçi ise, Birleşik Metal-İş grevinin kendi fabrikalarına yansımalarını şu sözlerle anlatıyorlar: “Grev bizim fabrikamızda büyük bir heyecan yarattı. Herkes grevi saat saat takip etti. Herkes greve çıkan işçilere ‘helal olsun’ dedi. Yasaklandığı haberi geldiğindeyse pek çok işçi hükümete ana-avrat küfretmeye başladı. ‘Türk Metal yöneticilerine gün doğdu, hükümet patronlar kadar bizim sendikayı da korudu’ dediler. Şimdi ‘onlar yaptı, biz de gelecek sefere yapabiliriz’ diyor arkadaşlarımız. Temsilcilerimizi görmelisiniz, öyle bir rahat nefes aldılar ki! Ama şimdi bizden korkuyorlar. Grev korkusu bitti, bizim patlamamızdan korkuyorlar.”

Metal işçileri olarak taban örgütlülüklerimizi güçlendirelim, grevci metal işçileriyle sınıf dayanışmasını yükseltelim!