Navigation

Marksist Tutum dergisi 10. Yaşında

Marksist Tutum 10. Yılında İşçi Sınıfına Yol Gösteriyor

Dünyayı üzerindeki her şeyle birlikte yok oluşa sürükleyen kapitalizm, her geçen gün toplumu daha da çürütüyor. Gençleri alıklaştırıyor. Örgütlülüğe kara çalıyor, insanların devrimci fikirlerle buluşmasına engel olmak için her türlü olanağı seferber ediyor. Marksist Tutum bundan 10 yıl önce yayın hayatına girdiğinde, akıntıya karşı kürek çekerek, işçi sınıfının devrimci fikirlerini günümüze taşımaya başladı. Aradan geçen 10 yıllık dönemin her anında, Marksist Tutum’un sayfalarında yer alan devrimci fikirler, hayat tarafından doğrulandı.

10 yıl önce yayınlanan ilk sayıyı üniversite sıralarında karşıladık. Marksist Tutum, o zamana kadar okul sıralarında öğrendiklerimizin yalan olduğunu kavrama olanağı sundu. Gerçekleri ve sınıflı toplumu kavramaya dönük büyük bir merak uyandırdı. Tarih diye anlatılanlar koca bir yalandan ibaretti, bilim denilen şeyler egemen sınıfa hizmet ediyordu. Milyonların katledildiği, “ulusal çıkarlar” adına gerçekleştirilen savaşlar da gerçekte bir avuç kapitalistin çıkarından başka bir şey için yapılmıyordu…

Üniversite yıllarının ardından bir işçi olarak hayata atıldıktan sonra, Marksist Tutum sayfalarında yer alan analizler, tarihsel deneyimler bize yol göstermeye devam etti. Okuldan sonra bu fikirlerin sadece okunmak için yazılmadığını daha iyi kavradık. Çünkü kapitalizm denen illetin, ezilmenin, sömürülmenin, hayat kavgasının ne olduğunu işçilik hayatında öğrendik. Peki, bu sorunları öğrendik ama bunlara karşı ne yapılabilirdi ki? İşte tam bu noktada Marksist Tutum bizlerin imdadına bir kez daha yetişti. Sahip olduğu deneyimlerle ve fikirlerle bizlere kapitalizme karşı nasıl mücadele edileceğini öğretti. Bu fikirlere sıkı sıkıya sarılmamız sayesinde kapitalizmin sömürü çarkında eriyip kaybolmadık, sıradanlaşmadık, işçi sınıfının mücadele saflarında yerimizi aldık.

İşçiysen ve kapitalizmin işçilere reva gördüğü yaşam koşulları ve hak gaspları seni rahatsız ediyorsa, Marksist Tutum’un devrimci fikirlerine ne kadar ihtiyaç duyduğunu daha iyi anlıyorsun. Çünkü bir şeylerden rahatsızsın, bir şeyler yapmak istiyorsun ama ne yapacağını bilmiyorsun ya da bildiğini sandığın şeyler aslında seni yanlış yere götürüyor. Sonunda tüm bu karmaşanın içinde boğuluyorsun veya kendini çaresiz hissediyorsun. Bizler Marksist Tutum sayesinde 10 yıldır kendimizi çaresiz değil tam aksine her geçen gün daha güçlü ve bilinçli hissediyoruz. Çünkü fikirlerimiz sağlam. Çünkü mücadele deneyimlerimiz yoğun. Çünkü öngörümüz çok güçlü.

Eğer sen de işçi sınıfının mücadelesinde yer almak istiyorsan doğru silahlara sahip olmak zorundasın. Doğru ve güçlü fikirlerle donanmış güçlü bir örgütlülük, sahip olabileceğimiz en güçlü silah. Bu yüzden Marksist Tutum’u okumalı ve okutmalıyız.

Aydınlı’dan Marksist Tutum okuru işçiler


Marksist Tutum’la 10 Yıl

Yayın hayatına 10 yıl önce başladı Marksist Tutum. Çıktığı andan itibaren, kesintisiz ve aralıksız bir şekilde biz mücadeleci işçilere kılavuzluk etti, karanlıkta bir fener gibi yolumuzu aydınlattı, aydınlatmaya devam ediyor. Gönülden bir teşekkürü borç bilirim. Emeklerinize, ellerinize, yüreğinize sağlık…

10 yıl boyunca, kesintisiz her ay okudum Marksist Tutum’u. Geçmiş yıllarımda, öğrendiğim ne kadar yanlış şey varsa silip süpürdünüz mücadele hayatımdan. Yanlışların yerine doğruyu, inançsızlığın yerine inancı, yılgınlığın yerine mücadeleyi, milliyetçiliğin yerine proletarya enternasyonalizmini ve halkların kardeşliğini, örgütsüzlüğün yerine örgütlü mücadeleyi koydunuz.

Marksizmin tarihsel mirasını, biz devrimci işçilere her koşulda, gelişen her türlü olaylara inat taşıdınız, aktarma kayışı görevini üstlendiniz. Marksist Tutum sayesinde proleter sınıf çizgisinden hiçbir zaman kopmadık. “Örgütlüysek Her Şeyiz, Örgütsüzsek Hiçbir Şey” sloganı ile işçi sınıfının örgütlü mücadelesinin önemine yaptığınız vurgular, bizi sürekli işçi sınıfının içerisinde örgütlenmeye itmiş ve kitlelerden koparmamıştır. Güncel politik olaylar karşısında, ortaya koyduğunuz bağımsız sınıf çıkarları temelindeki tutumunuz her zaman yolumu aydınlatan bir fener oldu ve olmaya da devam ediyor.

İşçi sınıfının tarihsel mücadele deneyimlerini, süzülen dersler ile birlikte, geleceğimize ışık tutan, en yalın hali ile Marksist Tutum sayfalarından okuyabildik. Marksist Tutum’dan çok şey öğrendik ve öğrenmeye de devam ediyoruz. Sizlerin varlığı, bizi dimdik mücadele ruhu ile ayakta tutuyor, yol gösteriyor. Sınıfsız bir dünyanın inşasında, Marksist Tutum’un katkıları, yol göstericiliği, biz devrimci işçiler için çok kıymetli ve değerlidir. Özlem duyduğumuz dünyayı yaratıncaya kadar, Marksizmin ışığında, kılavuzluğunuzun daim olacağına olan inancım sonsuzdur. Sizlerden öğrendiğim gibi: “Örgütlüysek Her Şeyiz, Örgütsüzsek Hiçbir Şey!”

Sarıgazi’den Marksist Tutum okuru bir işçi


Şan Olsun Devrimci Saflarda Büyüyen Marksist Tutum’a!

Devrimci Marksizmi, Bolşevik geleneği bu topraklara, genç işçilere taşıyan Marksist Tutum 10 yaşında! Marksist Tutum tam 10 yıldır devrimci işçilerin, ezilenlerin pusulası oldu, olmaya da devam ediyor.

Bugün insanlık kapitalistler tarafından giderek daha fazla sefaletin ve korkunç bir yaşamın içine itilmektedir. Dünyanın dört bir yanında emperyalistlerin çıkar savaşları sürüyor. Yüz milyonlarca insan yoksulluk ve sefaletin pençesinde yaşam savaşı veriyor. İşçiler iş cinayetlerinde öldürülüyor. Yani insanlık kapitalizmin yarattığı cehennemi yaşıyor. Böylesi bir çürümüşlüğün, gericiliğin hâkim olduğu bir dönemde yüzünü sınıf mücadelesine dönmüş bizim gibi devrimcilerin umutlarını Marksist Tutum büyütüyor. Öfkemizi bileyen, güzel günlere olan inancımızı körükleyen yoldaşlarımızın eşsiz deneyimleriyle 120 aydır mücadelede sağlam fikirlerle yürüyoruz, büyüyoruz.

Marksist Tutum yayına başladığı günden bu yana süreçleri doğru analiz etmiş ve belirli öngörülerde bulunmuştur. Bu öngörüler zamanın süzgecinden geçmiş ve gerçekliğe dönüşmüştür. Dolayısıyla sınıfa öncülük edecek fikirlere sahip olduğunu göstermiş, devrimci işçilerin güvenini kazanmıştır. Ayrıca sadece Türkiye’deki devrimciler için de değil, bu mücadeleye gönül vermiş dünyanın farklı ülkelerindeki devrimci işçiler için de! Böylesi bir geleneğin, emeğin parçası olmanın gururunu Marksist Tutum’un 10. yılında bir kez daha yaşıyoruz.

İşçi sınıfı hareketi içinde enternasyonalist bir damar yaratan Marksist Tutum önümüzdeki zorlu dönemlerde de kılavuzumuz olacak. Marksist Tutum’un bize taşıdığı inanç ve kararlıkla yürüyecek ve insanlığın hak ettiği sınıfsız, sömürüsüz bir dünyayı kuracağız.

Selam olsun devrimci Marksizmin mücadelesini yükselten Marksist Tutum’a!

Tuzla’dan bir kadın işçi


İşçi Sınıfı Kılavuzu İle Güçlüdür

Marksist Tutum 10. yılını doldurdu. Yayın hayatına başladığı ilk günden beri kesintisiz bir şekilde her ay düzenli olarak çıktı. Biz sınıf mücadelesi içerisinde yer alan işçiler olarak siyasi gelişmeleri, Marksist Tutum’un bize gösterdiği doğru bakış açısıyla değerlendirebiliyoruz. Marksist Tutum sınıf mücadelesinin deneyimlerinden süzülüp gelen birikimiyle, sınıf temelli bakış açısıyla yolumuzu aydınlatıyor. Burjuvazinin işçi sınıfının devrimci mücadelesinin önüne geçmek için yaptığı tüm çarpıtmalara karşı Marksist Tutum devrimci sınıf mücadelesinde yol göstericimiz oldu ve olmaya da devam ediyor.

Kapitalizm gün geçtikçe çürümeye ve gericileşmeye devam ediyor. İçine düştüğü krizden çıkabilmek için milyonlarca insanı savaş cehennemine sürüklemekten geri durmuyor. Kendine yeni pazar ve kâr alanları yaratarak içine düştüğü derin buhrandan çıkmaya çalışıyor. Ortadoğu savaş ateşiyle cayır cayır yanarken, işçi-emekçiler birbirine düşmanlaştırılarak kırdırılıyor. Bombalarla işçi ve emekçilerin yaşamları ve bedenleri paramparça ediliyor.

Fabrikalarda işçiler patronlar sınıfına muazzam kârlar üretirken, her gün işçilerin payına düşen ise daha fazla yoksulluk oluyor. İşçiler aldıkları ücretlerle ay sonunu dahi getiremezken, çocuklarına nasıl bir gelecek bırakacakları konusunda kaygılılar. Tüm bu yoksulluk yetmezmiş gibi patronlar daha fazla kâr edebilmek için iş cinayetlerinde işçilerin canını almaktan geri durmuyorlar.

Yeryüzünde milyonlarca insan açlıkla, savaşlarla, yoksullukla boğuşuyor. İşçilerin hayatları günden güne daha da katlanılamaz hale geliyor. İşçi sınıfı mücadeleye atıldığında, işçileri, emekçileri savaşlarla katleden, düşük ücretlerle açlığa ve yoksulluğa mahkûm eden, üç kuruş daha fazla kâr etmek için fabrikalarda canından edenlerden bir gün hesap soracak.

Kapitalizmin yarattığı tüm bu savaş, gözyaşı ve acı, işçilere bu dünyayı günden güne daha da zindan ediyor. İşçi sınıfı ancak bir araya gelip doğru bir tarzda örgütlenerek kapitalizmi yıkabilir. İşte Marksist Tutum ilk çıktığı günden beri, işçi sınıfının kapitalizmden ve onun sebep olduğu tüm pisliklerden kurtuluş mücadelesine ışık tutuyor. Kapitalizmin tüm çürümüşlüklerinden tek kurtuluş yolumuz olan sınıfsız, sömürüsüz bir dünyanın kapılarını açacak nihai hedefi gösteriyor.

İşçi sınıfı kapitalizmi ancak doğru bir önderliğin yol göstericiliği ile yıkıp yerine sınıfsız bir toplum kurabilir. Marksist Tutum işte bu doğru yolda fikirlerinden ve ilkelerinden taviz vermeden emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Marksist Tutum ilerledikçe yarının sınıfsız toplumunu yaratacak olan unsurları da kendisi ile birlikte ilerletmeye devam ediyor. İşçi sınıfının devrimci önderliğinin kılavuzu Marksist Tutum’un ışığı ile mücadeleye devam!

Pendik’ten bir işçi


Marksist Tutum Yolumuzu Aydınlatıyor

Marksist Tutum yayın hayatına 2005 yılının Nisan ayında başladı ve aynı yıl 1 Mayıs’ta işçilerle, emekçilerle buluştu. Aradan 10 yıl geçti ama o gün hâlâ dün gibi aklımda. Savunduğum, inandığım fikirlerin hayat bulduğu bu yayını 1 Mayıs alanında işçilerle, emekçilerle buluşturmak görevini üstlenenlerden biri de bendim. O gün duyduğum heyecanı ve gururu unutmam mümkün değil. Elimde dergilerle işçi kortejlerinin önünden geçerken sesimin yettiğince haykırıyordum: “Marksist Tutum çıktı! Marksist Tutum ‘Enternasyonalle kurtulur insanlık’ diyor!” Meraklı gözleri, ilgiyle uzanan elleri hatırlıyorum. 10 yıldır tek bir ay aksamadan adına layık bir şekilde yayın hayatını sürdürüyor Marksist Tutum. 120. kez hiç tavizsiz “Enternasyonalle kurtulur insanlık” yazıyor kapağında.

Marksist Tutum 10 yılda muazzam bir birikim yarattı. İşçi sınıfının geçmiş mücadele deneyimlerini, devrimci hareketin tarihini taşıdı sayfalarına. Hem dünyada hem de Türkiye’de yaşanan politik gelişmeleri bağımsız sınıf çizgisinden taviz vermeden değerlendirdi her seferinde. Ne zaman burjuvazi puslu bir hava yaratsa ya da küçük-burjuva devrimciliğinin tozu dumanı kaplasa ortamı, Marksist Tutum’un ışığıyla gördük önümüzü. Ne zaman yanlış yollara sapacak olsak bu güçlü ışık sayesinde bulduk tekrar doğru yolu.

Ve ben 10 yıldır Marksist Tutum’un savunduğu fikirlerin arkasında yürütülen devrimci mücadelenin içerisinde yer almaktan gurur duyuyorum. Bu sağlam ideolojik zeminin üzerinde biriken işçileri, emekçileri, gençleri gördükçe daha bir artıyor gururum ve inancım. Elbette Marksist Tutum’un Marksizmin ışığıyla aydınlanmış fikirlerine hayat verecek daha fazla nefere ihtiyaç var. Bunun için daha sıkı sarılmalıyız mücadeleye.

İnanıyorum ki işçi sınıfı kapitalizmi yıkıp kendi iktidarını kurana kadar Marksist Tutum güçlenerek devam edecek yoluna. Bizler de o büyük gün için, “umudumuz” için Marksist Tutum’un yolunda devam edeceğiz mücadelemize. Uzak mıdır yakın mıdır bilinmez o gün ama ne fark eder? Elif Çağlı’nın dizeleri her an kulaklarımda:

Her an seninleyim,

Seni düşünüyorum umudum,

Belki uzak, belki yakınsın bana.

Ne fark eder?

Ya elimde kızıl bir bayrakla karşılayacağım seni,

Ya da o gün yoldaşlar kızıl bir karanfil dikecekler başucuma.

Sarıgazi’den Marksist Tutum okuru bir işçi


Marksist Tutum’la Hedef Dünya Devrimi!

İşçi sınıfının Marksist sesi Marksist Tutum 10 yaşında. 10 yıl boyunca her ay düzenli yayınlanan dergimiz, ideolojik, teorik ve politik alanlarda işçi sınıfı devrimcilerine yol gösterdi. Marksist Tutum dergisi işçi sınıfının uluslararası çıkarlarının evrensel dili oldu. Sınıfsız ve sömürüsüz bir toplumu amaçlayan Marksist Tutum, yayın politikasının özünü de bu doğrultuda ilk sayısından itibaren enternasyonalizme oturtarak yol aldı.

İşçi sınıfı devrimciliğinin küçümsendiği, devrimci Marksist mücadelenin çağ dışı ilan edildiği, reformist siyasetin akılları esir aldığı günümüzde, Marksist Tutum akıntıya karşı kürek çekerek, rüzgâra karşı durarak 10 yıl boyunca buz kıran işlevi gördü. Türkiye ve dünyada yaşanan nice siyasi gelişmede işçi sınıfı ve sol örgütlenmeler burjuvazinin sinsi politikalarına yedeklenirken, Marksist Tutum bağımsız sınıf siyasetini ayakta tutmayı başardı. Marksist Tutum’un bu emsalsiz rolü işçi sınıfının kurtuluşu için önemini koruyor.

Emperyalist kapitalist sistem içinde alt-emperyalist bir konuma yükselen Türkiye burjuvazisi, bölgesel gücünü pekiştirmek için paylaşım savaşlarına girme hazırlıkları yapıyor. Burjuvazi bu türden emperyal hevesleriyle, milliyetçi, militarist politikaları işçi sınıfına sirayet ettirerek ilerlemek istiyor. Marksist Tutum’un 10 yıllık faaliyeti boyunca işçi sınıfı içinde burjuva milliyetçi siyaseti ifşa etme ve yükselen şovenist arzuları geriletme yolunda öncü mevzilerin şekillenmesi için tüm gücüyle çaba harcadı.

Marksist Tutum’un savunduğu siyasi anlayış, Marksist teori ve pratiğin örgütlü birliğini hayata geçirmek oldu. Savunduklarını işçi sınıfının örgütlü halkaları üzerinden hayata geçirmeye önem vermiş, söylediğini yapmış, yaptığını söylemiştir. Marksist Tutum düşünce tembelliğine, rutinizme, ezbere ve tutuculuğa büyük bir darbe indirmiştir. İdeolojik duruşuyla ön açan dergi, siyasal gelişmeler karşısındaki somut tutumlarıyla da mücadeleye dinamizm kazandırmıştır.

Marksist Tutum dergisinin ilk sayısının yayınlanışından 10. mücadele yaşına kadar yükselttiği hedef, dünya devrimi hedefi oldu. Bu doğrultuda işçi sınıfı içinde enternasyonalizm bayrağının ödün vermez bir savunucusu oldu. Marksist Tutum’u daha fazla sınıf devrimcisiyle buluşturmak hepimizin boynunun borcudur.

Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşin!

Yaşasın Dünya Devrimi!

Gebze’den bir işçi


Kapitalizm Canavarı Marksizm Silahıyla Öldürülecek

Güvenli, sıcak ana rahmine ilk düştüğümüzde dışarıda bizi bekleyen canavardan habersiziz. Gözlerimizi dünyaya açamadan pençelerini çoktan üstümüze geçirmiş oluyor o canavar. Hem de en güvenilir bulduğumuz annemizi, en yakınımızdaki babamızı kullanarak yapıyor bunu. Ama ne yazık ki zavallı ailelerimiz kendilerine ve bize uzanan kirli ve korkunç elleri görmüyorlar bile.

“Anne” ve “baba” demeyi öğrendikten sonra “benim” demeyi öğreniyoruz. Çünkü o canavar “benim” kelimesini öyle bir yerleştirmiş ki insanların beynine “bizim” demek unutulmuş. Hep birlikte televizyon izliyoruz. Ne renkli, ne heyecanlı, ne güzel şeyler var televizyonun içinde. İzlerken sanki evin içi dönüşüyor ve televizyonun içinde yaşıyoruz. Geceleri düşler görüyoruz. Canavar rüyalarımızda da bizimle ne yazık ki. Korkarak uyanıyoruz, dualar yetişiyor imdadımıza ve rahatlıyoruz. Artık her korktuğumuzda ve çaresiz kaldığımıza dualara sığınır oluyoruz.

Okul, merakla beklediğimiz yüce mekân. İlk adımımızı attığımızda kapıdan, bir zehir yayılıyor vücudumuza biz hiç farkında olmadan. “Biz en yüce milletiz” diyor öğretmenler. Yunanlılar, Ermeniler, Kürtler bizden değil diye belletiyorlar iyice. Dersler, ödevler artıyor, bir yarışa katılmış oluyorsun sonra. Sınavlar kâbuslar gibi üst üste üst üste… Ali amcanın kızı, Fatma teyzenin oğlu sınavlarda hep başarılı oluyormuş. Ya sen? Haydi, başla koşmaya, rekabete, kıskançlığa doğru koş! Koş ki ileride iyi bir iş sahibi olasın, kariyer yapasın. Ailelerimiz kendilerince bizim “kurtulmamızı” istedikleri için ittiriyorlar arkadan, “Biz yapamadık, onlar okusunlar da zengin olup bizi de kurtarsınlar” diyerek.

Fakat tüm bunlar gerçekleşirken biz yuvarlanıyoruz. Yolumuzun üstünde bin bir türlü tuzak var bilmediğimiz. Çeşitli maddeler var bizi bu kötü dünyadan kısa bir süreliğine alıp götüren: Uyuşturucu. Kapılıveriyoruz işte, gençliğimiz heba oluyor sahte mutluluklar peşinde. Daha pek çok şeye bağımlı yapılıyoruz biz: Alkol, cinsellik, teknoloji (televizyon, bilgisayar oyunları, telefon, internet, facebook, instagram vs.), yalanlar, boş hayaller… İşte tüm bunlara bağımlı asalaklar gibi yaşıyoruz o canavarın ellerinde. Yanlış anlaşılmasın, o canavar herkese böyle zalim davranmıyor. Kimileri var ki onları bal kaymağın içinde büyütüp besliyor. Bize gösterip, arkasından koşturduğu hayatı, onlara, burjuvaziye sunuyor. Biz ise ailelerimizin bin bir emeğiyle büyüyor, soluk soluğa tırmanıyor, sonra da bir fiskeyle yere çakılıyoruz.

Biz işçi sınıfının gençleriyiz. Biz tüm ezilmişliği, tüm yenilgileri, umutsuzluğu yaşıyoruz. Ta ki kafamızı kaldırıp ışıl ışıl parlayan güneşi görene kadar. O güneş ki tüm karanlığa rağmen dünyayı hep aydınlattı. O güneş ki o kadar güçlü ve direngen. O güneş Marksizmin söndürülemeyen ışığıdır. Marksizm, çürütülen genç beyinlerimizi tazelemek için, dünyayı tekrar yeşertmek için, kapitalizm canavarını öldürmek için ışık saçıyor, yolumuzu aydınlatıyor. Marksizmi bizlere taşıyan, o sağlam fikirleri berrak biçimde anlatan ve yaşam biçimimiz haline getirmeyi amaçlayan Marksist Tutum eğilip bükülmeden, durmaksızın yoluna devam ediyor. 10 yılı geride bırakan Marksist Tutum dergisi işçi sınıfının geçmişini ve geleceğini, işçi sınıfının bilimiyle ortaya koyuyor.

Biz gençlere düşen görev, böylesine değerli birikimi sahiplenmek ve onun bize gösterdiği temelde devrimci mücadele saflarında yerlerimizi almaktır. Elif Çağlı’nın “Marksizm ve Gençlik” yazısında söylediği gibi: “İşçi sınıfının devrimci dünya görüşü, bugüne kadar bütün ezilenlerin içinde çırpındıkları maddi ve manevi esaretten çıkış yolunu gösteriyor. Genç kuşakların yaşamını ve geleceğini, bu köhnemiş düzeni yıkacak devrimci mücadeleye atılmanın onuru kadar değerli ve anlamlı kılacak başka hiçbir şey yok!”

Yıldız Teknik Üniversitesi’nden MT okuru bir öğrenci


Dünden Bugüne Marksist Tutum

Nasıl ustalaştık

Zamanı tarif etmekte

Sağlam yollar çizmekte diye soruyorsan kendine

Söylemekte yarar var

Doğası gereği

Her şey belli bir emek ve deneyimin ürünüdür

Hele ki

Bu devrimci bir çizgi Marksist bir tutum almaksa

Karanlığa ve zorbalığa karşı

Dik durmaksa, bütün yalpalayanların yanında

Savrulanların içinde

Kopmadan durabilmekse, kendi dalında

Varın düşünün arka planında duran tarihi.

“Avrupa’da bir heyula dolaşıyor”

Diyordu 167 yıl önce Marx

Komünizm heyulası

Paris Komününde

Hepimiz birimiz için, birimiz hepimiz için diyorduk

Ve özgürlük için, eşitlik için

Can veriyorduk

1917’de Çarın sarayını yıkarken proletarya

Lenin’in işaretiyle yürüyorduk.

Ve bir hayaletten

Muhteşem bir dev yaratarak,

Hiç duyulmamışı ilan ederek

Hiç görülmemiş olanı göstererek.

Yürüyorduk, Bolşevikçe.

“Hareket etmeyenler, zincirlerin ne kadar ağır olduğunu bilmezler”

Diyordu Rosa.

Bu bilinçle

Haykırdık faşizme

Bu bilinçle yürüdük yolumuzda

Ve ne zaman tükensek

Azalıp eksilsek

Hep o kızıl kanatlı devrimcinin sözleri düştü aklımıza

Vardık, varız, var olacağız!

Troçki’yle aynı sürgündeydik

Aynı yollar, aynı kırgınlıklar taşındı yüzümüze

İhaneti aynı yorgunlukla yaşadık.

Umudu ve inancı aynı zeminde paylaştık.

Suphi’yle boğulduk Karadeniz’de

Ve dirildik Kavel’de, Netaş’ta

15-16 Haziranda

Kavganın olduğu her yerde.

En doğru tutumdu yaşam

En doğru tutumdu inanç.

Ve bugün var isek

Dün, bizim için dövüşenler olduğu içindir.

Ve yarın olacaksak

Kazanacaksak -ki kazanacağız

Geçmişin en doğru en sağlam unsurlarına tutunduğumuz için.

Nasıl ustalaştık

Zamanı tarif etmekte

Sağlam yollar çizmekte diye soruyorsan kendine

Söylemekte yarar var.

Marksist Tutum 167 yaşında.

Dudullu OSB’den bir metal işçisi


Marksist Tutum Fikirleriyle Birlikte Büyüyor

Yıllardır, aralıksız, fikirleriyle ve mücadeleye doğru bakışıyla bize yol gösteren Marksist Tutum 10. yılını doldurdu. İnsanlık kapitalizmin çukurunda gün geçtikçe bataklığa saplanıyor. Koşulların giderek kötüleştiği şu süreçte doğruları öğrenebileceğimiz tek kaynak Marksist Tutum. Burjuvazinin kaynakları bize yaşananları kader, fıtrat ya da çaresi olmayan sorunlar olarak anlatıyor, bilincimizi köreltiyor. Marksist Tutum ise bilincimize ışık tutarak bize doğru yolu gösteriyor. On yıldır inançla ve azimle bu doğru ve sağlam yolda ilerliyor.

Bizler Marksist Tutum okurları olarak fikirlerimizin hayatta bir karşılığı olduğunu görebiliyoruz. Yaşadığımız sorunların kapitalizmin içinde çözülemeyeceğini biliyoruz. Ama bu sorunları nasıl ortadan kaldıracağımızı da biliyoruz. On yıldır bize doğru mücadele yolunu gösteren Marksist Tutum, bu sömürü düzenini teşhir ettiği gibi buna karşı nasıl mücadele edeceğimizi de gösteriyor.

Evet, bizler Marksizmin ışığıyla yolumuzu aydınlatmaya ve öğrendiklerimizle bu ışığı yaymaya devam edeceğiz. Bu sömürü düzenini yıkacak, sınıfsız, sınırsız bir dünyayı kuracak olan, işçi sınıfının örgütlü mücadelesidir. Bizlere yol gösterecek olansa Marksist Tutum’dur.

Aydınlı’dan bir grup kadın işçi


Marksist Tutum 10 Yıldır Mücadele Yolumuzu Aydınlatıyor!

Çinliler birbirlerine beddua ederken “tuhaf zamanlarda yaşayasın!” derlermiş. Bu bedduanın anlamını tuhaf zamanları yaşamayan veya tuhaf zamanlarda yaşadığının farkında olmayanların anlaması biraz zor!

Evet, bizler bugün tuhaf zamanlarda yaşıyoruz. İnsanlığın daha fazla açlıkla, yoksullukla, yıkımla karşı karşıya kaldığı, haksız savaşlarda katledildiği, inançlarından dolayı zulme uğradığı, boğazlandığı, köle gibi satıldığı, tecavüz edildiği, kadın olduğu için katledildiği, işçi olduğu için ölesiye çalıştırıldığı, iş cinayetlerinde canından olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Milyarlarca işçi doğru düzgün beslenemediği, barınamadığı, sağlık ve eğitim hizmetlerinden mahrum kaldığı bir yaşam sürüyor. Dolap beygiri gibi patronlar sınıfına çalışmaktan başka bir şey yapamaz hale geliyor.

Dünya burjuvazisi yaşanan krizi atlatmak için işçi ve emekçilerin boğazını daha fazla sıkıyor, halkları birbirine kırdırıyor, başta Ortadoğu olmak üzere halklar savaşlarda kıyımlardan geçiriliyor. Türkiye kapitalistleri de pastadan payını almak için, emperyalist güçlerin arasında ön saflarda yerini almak için çırpınıyor. Filler tepişirken çimenler eziliyor.

Ama tarih bugüne kadar bize defalarca gösterdi ki; ne kadar baskı altında olursa olsun ezilen kitleler mutlaka bir gün isyan ateşiyle yeri göğü yakıyor. Zulüm arttıkça öfke birikiyor ve bu isyan ateşi derinlerde bir gün açığa çıkacağı günü bekliyor. O gün geciktikçe volkanın içindeki ateş büyüyor, büyüyor, büyüyor... Sonra bir gün bir küçücük kıvılcımla bile patlayıveriyor.

Bizler insan neslinin fazlasıyla zulüm gördüğü, acı çektiği bir tuhaf çağda yaşıyoruz. Marksist Tutum bizlere bu tuhaf zamanlarda yaşananları nasıl değerlendirmemiz gerektiğini gösteriyor, öğretiyor. Bu koşullar bize kapitalizmin çoktan yıkılmayı hak ettiğini gösteriyor. Ya barbarlık ya sosyalizm!

Kapitalizmi yıkıp tüm zulmün sona erdiği, insanların aşsız, işsiz kalmadığı, aşağılanmadığı, hor görülmediği, sömürücülerin çıkarları için hayatının altüst olmadığı, tüm dünyada üretilen zenginliği paylaştığı, kısacası insanca yaşadığı bir dünya yaratmak imkânsız bir şey değil!

Böyle bir dünya yaratmak işçi sınıfının mücadelesi için iyi bir hazırlıktan geçiyor. Çağımızın temel sorunu olan önderlik sorununu çözmekten geçiyor. İşçi sınıfına iyi bir rehber olmaktan geçiyor.

Marksist Tutum bizim için fırtınadaki pusula. Pusula olmadan, rehber olmadan mücadele başarılamaz. Bizim mücadelemiz sadece burjuvazi ile ve onun ideolojisi ile değil. Aynı zamanda ortalığın bulanmasına yol açan sınıftan kopuk çeşitli sol anlayışlarla da!

10 yıldır Marksist Tutum’un fikirleriyle besleniyoruz, büyüyoruz, burjuva medyanın karanlık sularında boğulmadan, sınıf ekseninden uzak çeşitli sol anlayışların fikirleriyle yolumuzu bulandırmadan Marksist Tutum’un şemsiyesiyle ilerliyoruz.

Yaşasın işçi sınıfının devrimci mücadelesi!

Örgütlüysen her şeysin, örgütsüzsen hiçbir şey!

Pendik’ten Marksist Tutum okuru bir öğretmen


Enternasyonalle Kurtulur İnsanlık

Marksist Tutum’u yeni takip etmeye başlamış biri olarak bende yaratmış olduğu değişiklikten bahsetmek istiyorum. Marksist Tutum’u okumadan önce kapitalist sisteme küfreden, dil, din, ırk her türlü ayrımı reddeden ama sınıf bilincinden yoksun biriydim.

Marksist Tutum sayesinde güncel olaylara nasıl bakmam gerektiğini, yaşananlara karşı doğru tutumu nasıl alacağımı öğreniyorum. Sadece güncel olayları değil, geçmişte neler olduğunu da doğru yönleri ile bize anlatıyor. Bugün patronlar sınıfı burjuva medyayı kullanarak işçileri sınıf mücadelesinden uzaklaştırıyor, bizleri köreltmeye çalışıyorlar. Marksist Tutum bizleri bu körelmeden kurtarıp sınıfımızın saflarında yer almamızı sağlıyor.

Marksist Tutum’u okumaya başladıktan sonra, tek başına bu düzene küfretmenin yeterli olmadığını, bu düzeni yıkıp yerine işçilerin iktidar olduğu bir düzenin yaratılabileceğini öğrendim. Bu düzenin yıkılması için sadece Türkiye’de yaşayan işçilerin değil, tüm dünyadaki işçilerin bir araya gelmesi gerektiğini öğrendim.

İstanbul Deri Organize Sanayi Bölgesinden bir işçi


Marksist Tutum 10 Yıldır Yolumuzu Aydınlatıyor!

Marksist Tutum diyor ki, Dünyaya Barış İşçilerle Gelecek!

Marksist Tutum diyor ki, Enternasyonalle Kurtulur İnsanlık!

Marksist Tutum diyor ki, Yaşasın İşçilerin Birliği, Halkların Kardeşliği!

“Marksist Tutum diyor ki…” diye avazımız çıktığınca bağırarak, bir yandan da elimizde kaldırarak, 2005 Nisanında Marksist Tutum’un ilk sayısını miting alanına akan işçi kitlelerine tanıtmıştık. Yayın hayatına başlayan Marksist Tutum’u, Marksist açıdan ele alınan güncel politik olayları, burjuvazinin ve onun yazar-çizer tayfasının, medyasının yalanlarını derginin içerisindeki yazıları da göstererek o gün işçi ve emekçi kitlelere anlatmaya çalışmıştık. O gün benim için çok anlamlı ve hayatım boyunca unutmayacağım bir gün ve muazzam bir deneyimdi. İdeolojik olarak inandığımız, işçi sınıfının örgütlü mücadelesinin yürütülmesinde bize kılavuzluk eden sosyalist yayınımızın ilk sayısını işçi kitleleriyle buluşturmak onur vericiydi.

Ve Marksist Tutum tam 10 yıl sonra 120. sayısını geride bırakarak biz işçi sınıfı devrimcilerinin, sosyalistlerin yolunu aydınlatmaya devam ediyor. Ve tam 10 yıldır burjuva ideolojisine işçi sınıfının devrimci ideolojisiyle, Marksizm ile karşı duruyor. Ve biz 10 yıl boyunca Marksist Tutum’u, işçi sınıfının içerisinde, ondan öğrendiklerimizle mücadelemizi yürüterek daha nice mücadeleci işçiye ulaştırdık ve ulaştırmaya da devam ediyoruz.

İşçi sınıfı içerisinde doğru bir tutumla, tarzla ve doğru fikirlerle mücadele yürütmek büyük önem taşıyor. Bugün emperyalist savaşın tüm dünyada işçilere ve emekçilere kan kusturduğu, onları yerinden yurdundan ettiği, derinleşen kapitalist krizin işçi sınıfını gittikçe bir darboğaza soktuğu, emperyalist güçlerin çıkar kavgalarının arttığı, burjuva hükümetlerin anti-demokratik yasaları birbiri ardına geçirdiği, Kürt sorununun ve daha pek çok sorunun sürdüğü bir dönemden geçiyoruz. Dolayısıyla gelişen bu olayları ve durumları doğru bir şekilde anlamak, işçi sınıfının penceresinden bakmak ve yaşananları işçi kitlelerine aktarmak büyük önem taşıyor. Marksist Tutum, tarihi, olayları kavramak ve işçi kitlelerine gerçekleri aktarmak için doğru bir kılavuzdur. Ondan ve ona emek veren tüm yazarlarından öğreneceğimiz çok şey var.

Şimdiye kadar ele aldıkları konularla bizleri aydınlatan ve yürüttüğümüz devrimci mücadelede bize yol gösteren tüm Marksist Tutum yazarlarına ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Marksist Tutum’un gösterdiği gibi gelecek sosyalizmindir ve sözümü işçi sınıfının devrimci ideolojisinin mimarı Marx’ın şu sözüyle bitirmek istiyorum: Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşin!

Kartal’dan bir Marksist Tutum okuru


Marksist Tutum Dergisi 10 Yıldır Taraf Tutuyor!

Öncelikle 10. mücadele yılı vesilesiyle, Marksist Tutum’a emek veren ve Marksist Tutum’un ışık tuttuğu yolda yürüyen dostlarıma sımsıcak bir merhaba diyorum.

Marksist Tutum dergisi Marksist dünya görüşünü savunuyor. Burjuva liberalizminin “tarafsızlık” yalanlarının aksine Marksist Tutum dergisi gerçeğin en devrimci yanıyla kitlelere sesleniyor. Marksist Tutum dergisi taraf tutuyor. Marksist Tutum dergisi yaşamı kahır içinde olan, alınteri sömürülen dünya işçi sınıfının tarafındadır. İş cinayetlerinde katledilen veya sakat bırakılıp bir kenara atılan işçilerin tarafını tutuyor. Marksist Tutum dergisi uzun iş saatlerinden, savaşlardan, ecelsiz ölümlerden dolayı anasız, babasız büyüyen çocukların tarafındadır. Çocuklarının ölümünü görmek zorunda kalan anaların, babaların tarafını tutuyor. Marksist Tutum dergisi Akdeniz’in karanlık sularında yaşama veda eden göçmenlerin tarafındadır. “Fıkaralıktan içleri pasaporta ısınmamış” Roboskili çocukların tarafını tutuyor. Marksist Tutum dergisi işkenceden geçirilen, katledilen, kaybedilen devrimcilerin tarafındadır. Göz pınarları kurumuş Türkiyeli, Arjantinli ve tüm dünyadan Cumartesi Annelerinin tarafını tutuyor. Marksist Tutum dergisi kimliklerinden, derilerinin renginden kaynaklı yok sayılan, ezilen ulusların, dini inançların tarafındadır. Türkiye’de Kürtlerin, Alevilerin, Amerika’da siyahların, Doğu Türkistan’da Uygurların, Filistin’de Filistinlilerin tarafındadır. Marksist Tutum dergisi ezilenlerin, sömürülenlerin, yok sayılan ve yok edilenlerin tarafını tutuyor.

Marksist Tutum dergisi doğru tarafta olmanın gerekliliğinin en iyi örneğidir. Marksist Tutum dergisi temsil ettiği ideolojik çizgiden bir an bile şaşmadan emin adımlarla yolunda yürüyor ve bizleri taraf tutmaya çağırıyor. Kesintisiz yayın hayatı boyunca sınıf hareketinin ihtiyaçlarını gözeten ve çıkarlarının savunucusu olan Marksist Tutum dergisi her geçen gün sınıfın içinde kök salıyor. Bizlere düşen görev bu devrimci köke can suyu olmaktır. Marksist Tutum’un sesine ses, nefesine nefes olmaktır. Bizlere düşen görev devraldığımız bayrağı hak ettiği yerde, en yukarılarda dalgalandırmaktır. Marksist Tutum dergisini okumak, okutmak ve güçlendirmektir.

İstanbul Üniversitesi’nden MT okuru bir öğrenci


Marksist Tutum 10 Yıldır Sınıf Mücadelesine Güç Veriyor

Marksist Tutum ve sınıf mücadelesiyle kimimiz geç, kimimiz erken tanıştık. Marksist Tutum’un ilk sayısını elimize aldığımızda çok heyecanlanmıştık. Tek tek bütün yazıları detaylı bir şekilde incelemiştik. İşçi sınıfının, gündemdeki sorunlara, tarihsel deneyimlere hangi perspektiften bakması gerektiğine ilişkin pek çok konuda yazılar mevcuttu. Marksist Tutum o günden bu yana geçen 10 yılda çizgisinden hiç ödün vermeden her konuya getirdiği Marksist açıklamalarla işçi sınıfının yolunu aydınlattı.

Bu fikirlerle tanıştığımızda hep “keşke daha erken tanışsaydık” dedik. Kürt sorunundan Ermeni soykırımına, kadın sorunundan din konusuna kadar işçi sınıfını ilgilendiren tüm konulara bakışımız Marksist Tutum’la birlikte netleşmeye başladı. Marksist Tutum yaşadığımız tüm sorunlara gerçek bir aydınlık getirdi. Millet, ırk, din, dil, mezhep ve hatta cinsiyet konusunda ayrıştırıldığımız bu sistem içerisinde tüm bu gerçekleri görmeye başladık. Bu problemlerin aslında belirtilen “ayrım” noktalarıyla alakalı değil, tümüyle bu sistemin karşımıza çıkardığı sorunlar olduğunu net bir şekilde anlar ve hatta çevremizdeki işçi, öğrenci arkadaşlarımıza da anlatabilir duruma geldik.

Burjuvazi, Kürt-Türk, Alevi-Sünni gibi birçok farklılığımız üzerinden bizleri kutuplaştırma ve taraf olmaya zorlama çabası içerisinde. Lakin o tarafın neresi olacağına Marksizmin ışığında değil de burjuvazinin propagandaları ışığında karar verdiğimiz takdirde, “diğer” tarafa düşman olmaktan ve burjuvazinin ekmeğine yağ sürmekten başka hiçbir şey geçmeyecektir elimize. Bizler Marksist Tutum sayesinde işçi sınıfının tüm farklılıklarıyla burjuvaziye karşı bir taraf olduğunu anladığımızda aslında tüm güncel sorunlara da doğru bir yaklaşım ve tavır sergileyebilir hale geldik. Marksist Tutum, tüm saldırılara karşı, biz işçilerin burjuva ideolojisine kapılmasının önüne geçen bir panzehir oldu. Geçmişte kafamızda yaratılan önyargılardan ancak Marksist Tutum’da yer alan fikirlerle tanıştıktan ve bu fikirleri tartışmaya başladıktan sonra kurtulmaya başladık. İşçi sınıfını bölüp parçalayanlara inat işçi sınıfının saflarında birleşmemiz ve mücadele etmemiz gerektiğini anladık. Öyle de yaptık!

İşçi sınıfına 10 yıldır doğru yolu gösterdiği için Marksist Tutum’a minnettarız.

Tuzla’dan bir grup Marksist Tutum okuru