Navigation

Bakana Birkaç Sorumuz Var!

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, banka ve kredi kartlarıyla ilgili yapılan düzenlenmeleri aktarırken bankalara şöyle sesleniyor: “Asgari ücreti olan bir arkadaşın 4 bankadan 30 bin TL’lik limiti var. Bu iyi niyetli değil. Herkes elini vicdanına koysun ve ayağını denk alsın.” Gülsek mi ağlasak mı, hangi cümlesinden başlasak? O yüzden bakana birkaç soru soralım.

Bakanlar zaman zaman açıklamalarda bulunuyorlar. Meselâ Enerji Bakanı Taner Yıldız’ı madenlerde gerçekleşen göçükler, patlamalar, su baskınları nedeniyle onlarca işçinin ölümünün ardından yaptığı arsızca açıklamalardan tanırız. Ya da asgari ücret zammı, torba yasa, taşeronlaştırmayla ilgili “müjdeleri” Çalışma Bakanı Faruk Çelik’ten alırız. Dikkatimizi çeken şey, bu açıklamaları genelde ya yeni gelen ve bizim yaşamımızı daha da zorlaştıracak yasaların, zamların bize yutturulmaya çalışıldığı zaman ya da paçaları tutuşup kitlelerin öfkesini yatıştırmak istediklerinde yapıyor olmaları. Yaptıkları her açıklama tam bir utanmazlık, yüzsüzlük, pişkinlik anlamına geliyor.

Geçenlerde rastladığım yine bir bakan açıklaması haberi ilgimi çekti ve paylaşmak istedim. Bu sefer Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, banka ve kredi kartlarıyla ilgili yapılan düzenlenmeleri aktarırken bankalara şöyle sesleniyor: “Asgari ücreti olan bir arkadaşın 4 bankadan 30 bin TL’lik limiti var. Bu iyi niyetli değil. Herkes elini vicdanına koysun ve ayağını denk alsın.” Gülsek mi ağlasak mı, hangi cümlesinden başlasak? O yüzden bakana birkaç soru soralım:

·         Sizin hiç asgari ücret alan arkadaşınız var mı?

·         Sizin fıtratınızda iyi niyet var mı?

·         “Elini vicdanına koymak” deyiminin anlamını biliyor musunuz?

·         Siz asgari ücretle geçinebilir misiniz?

·         Hayırdır? Bankalarla alıp veremediğiniz nedir?

Biz yavaş yavaş onun yerine cevaplayalım bu soruları. Öncelikle Bakan Zeybekçi, “Asgari ücreti olan bir arkadaşın” diyerek kelime oyunu yapmasın ve hiç bize yakın görünmeye çalışmasın. Çünkü biz onun ve onun gibi arkadaşlarının nasıl “geçindiklerini”, ne paralar götürdüklerini çok iyi biliyoruz. İkinci soruya geçersek, iyi niyet dediğin şey işçilerin canı kanı pahasına yükselenlerde hiç bulunmaz. Üçüncüsü, “elini vicdanına koy” deyimi ne bakanlara, ne de işçilerin sırtına sülük gibi yapışan sömürücü bankalara söylenecek şey değil. Hangi vicdan? Asgari ücret meselesine gelince… Sizinkiler %3’lük bir zammı reva görüyorlar asgari ücretliye. Sizin çerez paranız kadar olan asgari ücretle 4 kişilik bir ailenin geçinmesini istiyorsunuz. Sizin villalarınız, yatlarınız, katlarınız var. Ama bizim kiramız var, faturalarımız var. Şunu da unutmayın; biz sizinle aynı oranda KDV ödüyoruz. Kredi kartı kullanmayı, bizi intiharlara sürükleyen borç batağına gömülmeyi biz de istemiyoruz elbet. Elinizdeyse siz yapın, verelim asgari ücreti geçinin sadece bir aylığına. Bakalım nasıl oluyormuş. Bankalara gözdağı veriyorsunuz. Kapitalizmin krizleri bitmezmiş. Teğet meğet derken sizi vuracağından mı korkuyorsunuz yoksa? Aman korkmayın nasıl olsa bir yolunu bulup bizden çıkarıyorsunuz acısını. Ama korkmanızı gerektirecek bir durum var tabii. Bizim damarımıza çok basıyorsunuz. Biz işçiler, bir araya geldiğimizde nasıl bir volkan oluruz bilir misiniz? İşte o zaman yerle bir ederiz sizin düzeninizi. Sadece siz değil tüm patronlara ve kan emicilere söylüyoruz: İşte o zaman bizden korkun!