Navigation

Halkların Demokratik Partisi 1. Olağan Kongresi Gerçekleşti

Halkların Demokratik Partisi’nin 1. Olağan Kongresi 18 Ağustosta Ankara’da toplandı. Kongre, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası’nda gerçekleştirildi ve salona asılan pankartlarda Rojava halkına yönelik katliamın son bulması, müzakere ve çözüm sürecinde hükümetin somut adımlar atması, cinsel yönelim ve kimlik özgürlüğünün anayasada yer alması, Alevilere yönelik baskı ve asimilasyona son verilmesi gibi talepler yer aldı.

Kongreye HDP Eş Başkanları Yavuz Önen ve Fatma Gök, HDP kurucu üyeleri, parti meclisi ve merkez yürütme kurulu üyeleri, il, ilçe ve belde yöneticileri katıldı. Kongrenin konukları arasında BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder, Sebahat Tuncel, Levent Tüzel, Ertuğrul Kürkçü, Erol Dora, HDK bileşeni siyasi parti ve kurumların genel başkanları ile temsilcileri, KESK Genel Başkanı Lami Özgen ve PSAKD Genel Başkanı Kemal Bülbül vardı.

Kongre, divan seçiminin ardından, devrim ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu ile devam etti. Saygı duruşundan sonra HDP Eş Başkanları birer konuşma gerçekleştirdiler ve HDP kongresinin çok önemli bir tarihsel dönemde toplandığına işaret ettiler. HDP olarak halk ile buluşmaya kararlı olduklarını dile getiren Önen, barış için hükümetin somut adımlar atması gerektiğine vurgu yaptı.

Önen’in ardından kürsüye gelen Gültan Kışanak, HDP projesinin önemine değindi ve BDP olarak var güçleriyle bu projeye destek olacaklarını belirtti. Kongrede hükümete de seslenen Kışanak, “Ey Başbakan, siz yaptığınız açıklamalarla kendinizi çözüm sürecinin dışına atabilirsiniz ama siz olmasanız da bu yolculuk sürecek” dedi.

Kışanak’ın ardından konuk konuşmaları devam etti. Kongrede HDK bileşeni Marksist Tutum adına da bir mesaj okunarak, ulusal ve uluslararası gelişmelere değinildi, işçi sınıfının bağımsız sınıf çizgisini yaratmanın önemine vurgu yapıldı.

Marksist Tutum’un mesajının okunmasının ardından kongreye ara verildi. Aranın bitmesiyle seçimlere geçildi. Yapılan seçimde Yavuz Önen ve Fatma Gök yeniden eş başkanlığa seçilirken, eski PM ve MYK ile disiplin kurulu yeniden seçildi. Seçimlerin ardından gündem maddeleri tamamlandı ve kongre sona erdi.

Marksist Tutum’un kongrede okunan mesajını aşağıda yayınlıyoruz.

HDP Kongresinin değerli üyeleri ve değerli misafirler,

HDP Kongresi, dünyada ve Türkiye’de çok önemli siyasal gelişmelerin yaşandığı bir süreçte toplanıyor. Kapitalist kriz derinleştikçe emperyalist güçler arasındaki çatışma alanı genişliyor, çatışmalar yeni boyutlar kazanıyor. Suriye’de süren iç savaş, Irak’ta bitmeyen çatışmalar, Kürt ve Filistin halklarının boyunduruk altında tutulmaya çalışılması, Mısır’da süren siyasal kriz, içinden geçtiğimiz dönemi karakterize etmektedir. Türkiye burjuvazisi de sonuna kadar bu çatışmanın ve krizin içine dalmış durumda. Zira AKP hükümeti, alt-emperyalist bir konuma yükselmiş olan Türkiye burjuvazisinin siyasal emellerini bölgede hayata geçirmeye çalışıyor.

Bölgedeki tüm toplumsal ve siyasal gelişmeler, emperyalist savaşın ve burjuva iktidar kavgalarının içine oturtulmakta, işçi-emekçi kitleler ise egemen sınıfların peşine takılmaya çalışılmaktadır. Meselâ Mısır’da olan budur. İşçi sınıfının devrimci bir örgütlülüğünün olmadığı koşullarda, Mısır’da başlayan halk isyanı emperyalist planların ve burjuva iktidar kavgasının içinde boğulmaya çalışılmaktadır. Mısır’daki askeri darbe ve burjuva kesimler arasındaki kanlı hesaplaşmanın damgasını bastığı siyasal tablo, işçi sınıfının bağımsız sınıf çizgisini yaratmanın ne denli acil olduğunu gözler önüne sermektedir.

İşçi sınıfının bağımsız sınıf çizgisi yaratılmadığı müddetçe, tüm kitle hareketleri egemen sınıflar arasındaki çatışmanın koridorlarında tükenmeye mahkûmdur. Türkiye siyasetinde burjuva güçler arasında büyük bir kutuplaşma yaşanıyor ve işçi-emekçi kitleler de bu temelde bölünüyorlar. Nitekim Gezi Parkıyla başlayan kitle hareketlenmesi, bu kutuplaşmanın ötesine taşamamıştır. Geniş işçi sınıfı kitlelerinin katılmadığı, düzeni tehdit etmeyen, büyük patronların “çapulcuyum” pankartı açtığı bir kitle hareketinin niteliği sosyalistler açısından doğru değerlendirilmek zorundadır.

İç ve dış siyasal gelişmelerin bir bileşimi olarak, önümüzdeki süreçte Türkiye krizlere gebedir. Somutta en büyük ve önemli sorun Kürt sorunudur. Kürt halkının ulusal kongre topladığı, Rojava’da özerk bir bölgenin temellerinin atıldığı bir süreçte, AKP Kürt sorunu bağlamında oldukça sıkışmıştır. Türkiye burjuvazisi açısından deniz bitmiştir. Marksist Tutum, Kürt halkının taleplerinin karşılanmasını sonuna kadar desteklemektedir. Ancak Ortadoğu cangılında olayların nasıl gelişeceği hiç belli değildir. İşçi sınıfının “çözüm süreci”ne destek vermesi bu açıdan çok önemlidir. Marksist Tutum, işçilerin birliği ve halkların kardeşliği perspektifiyle işçi sınıfı içinde enternasyonalizmin bayrağını yükseltmektedir.

Büyük bir saldırı altında olan işçi sınıfının, sorunlarına sahip çıkması ve burjuva kutuplaşmanın bir parçası olmaması için bağımsız sınıf çizgisi temelinde örgütlenmesi gerekmektedir. Sosyalistler açısından günün görevi budur.

Yaşasın İşçilerin Birliği, Halkların Kardeşliği!

Marksist Tutum