Navigation

16 Mart Katliamları Lanetlendi

16 Mart 1978 günü İstanbul Üniversitesi merkez binasından çıkan devrimci öğrencilerin üzerine Ülkücü faşistler tarafından Eczacılık Fakültesi önünde bombalı ve silahlı saldırı gerçekleştirilmişti. Devlet tarafından organize edilen bu katliam sonucu İstanbul Üniversitesi’nde Hukuk ve İktisat Fakültelerinde okuyan 7 öğrenci öldürülmüş, 41 öğrenci ise yaralanmıştı. Katliamdan sonra davalar açıldı. Ancak uluslararası hukukun “soykırım, katliam, işkence gibi insanlık suçları zaman aşımına uğramaz” normuna rağmen, Beyazıt katliamı davası da bu topraklarda yaşanan pek çok katliam davası gibi “zaman aşımı” kararı ile sonuçlandı ve tozlu raflara kaldırıldı.

Beyazıt katliamında katledilen devrimci öğrencilerin o dönemki okul arkadaşları, 16 Mart günü saat 13’te Eczacılık Fakültesi önünde anma eylemi gerçekleştirdiler. Saldırı sırasında yaralanan Serpil Arısoy basın açıklaması metnini okudu. Arısoy, Beyazıt katliamının toplumsal hafızadan silinmemesi ve bir utanç abidesi olarak kalmaya devam etmesi gerektiğini söyleyerek, ölen devrimcilerin sadece kalplerde değil toplumun belleğinde de yaşamaya devam edeceklerini vurguladı. Devletin katliamcı zihniyetinin devam ettiğinden bahseden Arısoy, Beyazıt, Bahçelievler ve Maraş katliamlarında parmağı olan burjuva devletin Gezi Parkı direnişinde aynı rolü oynadığını söyledi. Serpil Arısoy konuşmasını tüm mücadele şehitlerini anarak bitirdi. Konuşmanın ardından katılımcılar devrimci mücadele yolunda yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulundular ve katliamın yaşandığı yere kırmızı karanfiller bıraktılar.

16 Mart 1988’de, Irak’ta, Saddam Hüseyin’in emriyle Kürtlerin yaşadığı Halepçe kasabasına zehirli gaz bombaları atıldı. Çoğu kadın ve çocuk 5 binden fazla insan yaşamını yitirirken 7 binden fazlası yaralandı. Kürt halkının eşitlik ve özgürlük taleplerini kimyasal silahlarla boğmaya çalışan Saddam Hüseyin, insanlık tarihine eli kanlı bir katil olarak geçti. Katliamın üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen bugün Halepçe’de hâlâ sakat çocuklar doğuyor.

Halepçe katliamı her yıl olduğu gibi bu yıl da çeşitli protesto eylemleriyle lanetlendi ve bu katliamda yaşamını yitirenler anıldı. HDP İstanbul İl Örgütü de Halepçe ve Beyazıt katliamlarının yıldönümünde saat 14’te Beyazıt Meydanı’nda bir anma gerçekleştirdi. “16 Mart Halepçe Katliamını Unutturmayacağız”, “16 Mart Katliamı Davamız Sürüyor” pankartı açan kitle “Türkiye Uyuma Halepçe’ye Sahip Çık”, “16 Mart’ı Unutma Unutturma”, “Biji Bıratiya Gelan”, “Şehîd Namırın!” sloganlarıyla katliamları protesto etti. Anmaya HDP İstanbul Eşbaşkanı Şamil Altan, 78’liler Federasyonu Başkanı Celallettin Can, ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, HDP’li yöneticiler ve Barış Anneleri katıldı. Kitle, katliamlarda ölenler anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulundu.

Saygı duruşundan sonra basın açıklaması yapıldı. Basın açıklaması metnini HDP adına Murat Canoğlu okudu. Canoğlu her iki katliamı da lanetlediklerini dile getirdi. Kürt halkının eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesinin sürdüğünü söyleyen Canoğlu, “Kürdistan coğrafyasında demokratik cumhuriyet ve özerk yönetimler mücadelesi sürüyor. Kürt halkı anadil, kimlik, kültür ve kendini yönetme taleplerini geliştiriyor” dedi. Murat Canoğlu, özgürlük ve eşitlik mücadelesinin baskı, şiddet ve katliamlarla bastırılamayacağını tarihin gösterdiğini söyledi. Geçmişle hesaplaşmadan demokrasinin gelemeyeceğini vurgulayan Canoğlu, “Hakikatleri Araştırma ve Adalet Komisyonu” talebinin önemi üzerinde durdu.

Canoğlu’nun konuşmasının ardından 78’liler adına Celalettin Can bir konuşma yaptı. Beyazıt katliamının yapıldığı dönemde kendisinin de İstanbul Üniversitesi öğrencisi olduğunu dile getirerek yaşanan süreci ve katliamı anlattı. Burjuva devletin yaptığı katliamları yeni kuşaklara unutturmamanın öneminden bahseden Can, tüm katliamlardan hesap sorulacağını belirtti. Celalettin Can’ın konuşmasının ardından Figen Yüksekdağ konuşma yaptı. Yüksekdağ, “Kürdistan ve Mezepotamya tarihi kanla yazılan bir tarihtir” dedi. Halkın mücadele ederek katliamların hesabını soracağını dile getirdi.

Anma “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür!” sloganıyla bitirildi.