“Marksizm, işçi sınıfının genç kuşaklarını ve yürekleri kapitalist düzenin yarattığı haksızlıklara karşı öfkeyle dolan genç insanları mücadeleye çağırıyor. İşçi sınıfının devrimci dünya görüşü, bugüne kadar bütün ezilenlerin içinde çırpındıkları maddi ve manevi esaretten çıkış yolunu gösteriyor. Genç kuşakların yaşamını ve geleceğini, bu köhnemiş düzeni yıkacak devrimci mücadeleye atılmanın onuru kadar değerli ve anlamlı kılacak başka hiçbir şey yok!” (Elif Çağlı)[1]
Kapitalizmin yarattığı çıkışsızlık ve öfke son yıllarda özellikle gençlerin en önde yer aldığı isyanlarla kendini gösteriyor. Sri Lanka, Nepal ve Bangladeş’te hükümetleri sallayan isyanların ardından son olarak geçtiğimiz haftalarda Hindistan’da Modi rejimini geri adım atmaya zorlayan gençlik ayaklanması dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Asya’da da suların ısındığının kanıtıdır.
Geçtiğimiz Mayıs ayında Hindistan Yüksek Mahkemesi Başkanı Surya Kant’ın ülkedeki işsiz gençlere ve aktivistlere yönelik “toplumun parazitleri/hamam böcekleri” benzetmesi yapması ve bu kibirli, kindar söylem üzerine aktivist bir öğrenci olan Abhijeet Dipke’nin sosyal medyada “Bütün hamamböcekleri bir araya gelse ne olur?” sorusuyla başlayan tepkiler kısa sürede büyüyerek yerini eylemlere bıraktı. Cockroach Janta Party (Hamamböceği Halk Partisi) adıyla bir araya gelen genç kitleler Mayıs ayından beri çeşitli eylemler yapmaya başladı. 6 Haziranda Abhijeet Dipke, aktivist Sonam Wangchuk ve Hindistan Komünist Partisine bağlı Tüm Hindistan Öğrenciler Birliği (AISA) üyesi öğrenciler Delhi’nin bilindik protesto alanı Jantar Mantar’da açlık grevine başladılar. Açlık grevi haberlerinin ardından daha da büyüyen protestolar çeşitli kentlere yayılırken, Temmuz ayında yapılan tıp fakültesi giriş sınavlarının (NEET) sorularının sızdırılması, yani soruların en yüksek ücret teklifi verenlere satılması bardağı taşıran damla oldu. Her yıl yaklaşık 2,2 milyon öğrencinin girdiği bu sınavlarda yıllardır soruların sızdırıldığı bilinen bir gerçek. Bu sene de soruların satılmasının ardından Eğitim Bakanlığı sınavın tekrarlanacağına dair açıklamalar yaptı. Fakat sınav parasını denkleştirmek için büyük fedakârlıklar yapan yoksul aileler ve 3-4 yıl emek verip sınava hazırlanan, gelecek planlarını bu sınava bağlayan gençler açısından bu durum bir yıkım yarattı. 17-18 yaşlarındaki öğrenci gençlerin emeklerinin alenen çalınması ve bununla birlikte iş bulma umudunu bu sınava bağlayan gençlerden 20’ye yakınının ağır depresyona girerek intihar etmesi isyanı büyüttü. Başta başkent Delhi olmak üzere, Mumbai, Pune, Kalküta, Bengaluru gibi şehirlerde gençler sokaklara taştı. Eylemlerde öğrencilerin yanı sıra aileleri, işçiler, aktivistler, sosyalistler yer aldı.
Parlamentonun muson oturumu için açılacağı gün olan 20 Temmuzda Delhi’de toplanarak parlamentoya yürüme kararı alan gençlerin ilk talebi, yolsuzlukları ayyuka çıktığı halde koltuğunda istifini bozmadan oturan Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan’ın istifasıydı. Bununla birlikte eğitim sisteminin düzenlenmesi, genç işsizliğin ve ekonomik fırsat eşitsizliğinin son bulması, kamu görevlilerinin hesap vermesi gibi talepleri de dile getirdiler. Elbette Hindistan’da 12 yıldır iktidarda olan faşist Narendra Modi liderliğindeki BJP (Hindistan Halk Partisi) hükümeti eylemleri bastırmak için derhal kolluk kuvvetlerini seferber etti. Otobüsler, metro istasyonları, yollar kapatıldı. İnternette kesintiler yapılırken diğer yandan ana akım medya eylemleri marjinalleştirmeye çalıştı. Bir yandan X hesabından “Gençlerimizin refahı ve geleceğinden daha önemli hiçbir şey yoktur!” diye açıklama yapan Modi, diğer yandan parlamento binasına ekstra güvenlik kameraları yerleştirdi, bina kapılarını tazyikli sularla, polisle kuşattı. Polis gençlere coplarla, göz yaşartıcı gazlarla müdahale etti, tutukladı ama öfkesi taşan kalabalığı durduramadı. Nitekim faşist Modi iktidarının şiddetine, her türlü oyununa rağmen geri adım atmayan gençler 25 Temmuzda Eğitim Bakanı Pradhan’ın istifa etmesini ve sınav sisteminde düzenlemeler yapılmasını sağladı. Pradhan’ın istifasının yeterli olmadığını ifade eden öğrenciler, sınav skandalı nedeniyle yaşamına son veren öğrenci arkadaşlarının ailelerine tazminat verilmesi, eylemlere katılanlar hakkında cezai işlem başlatılmaması, polis müdahaleleri hakkında soruşturma başlatılması gibi talepleri karşılanıncaya kadar eylemlerine çeşitli biçimlerde devam edeceklerini duyurdular.
Hindistan’ın son 12 yılını baz alacak olursak BJP iktidarı döneminde yapılan bir eylem ilk kez bir bakanın istifasını getirdi. Çevrimiçi bir platformun mizahi yaklaşımıyla başlayıp büyüyen bir gençlik ayaklanmasıyla böyle bir sonuca ulaşılması dikkat çekicidir.
Bugün Hindistan 1,5 milyara yaklaşan nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi konumunda. Forbes’un 2026 Dünya Milyarderleri Listesine göre Hindistan 229 milyarderle rekor sayıya ulaştı. Listeye geçen yıldan bu yana 24 milyarder eklenmiş oldu. Hintli milyarderlerin toplam serveti 2025 yılında 941 milyar dolarken, bir yıl içinde bu rakam 1 trilyon doların üzerine çıktı. En zengin 10 kişinin toplam serveti ise bir yılda 32 milyar dolar artarak 368 milyar dolar oldu. Milyarderler listesine yeni eklenen isimlerden 5’i 30’lu yaşlarında. Aynı Hindistan’da 15 ilâ 25 yaş arasındaki mezun gençlerin yaklaşık yüzde 40’ı işsiz. Bir iş bulup da çalışabilenlerin ortalama günlük taban ücreti 2 dolar civarında. 142 milyon insan açlıkla mücadele ederken, yarım milyarı aşkın insan yetersiz besleniyor.
Mega kentlerin bir tarafında zenginlerin lüks yaşamı sergilenirken diğer yanında başını sokacak bir barakası bile olmayan insan yığınları dolaşıyor. “Son derece kalabalık nüfuslu, altyapı bakımından feci durumdaki şehirler, tam bir cangılı andırıyor. Trafik, gürültü, hava kirliliği, günde sadece 2-3 saat elektrik verilen, lağım içindeki milyon nüfuslu mahalleler, kapitalist Hindistan’ın bugününü resmediyor. Bu kentlerde korkunç hayatlar yaşayan, ümitsizlik içinde bir çıkış arayan, her türlü suça bulaşan, öfkesini kendisinden daha dezavantajlı durumda olandan çıkarmaya çalışan milyonlarca genç yaşıyor. Onlarca dolar milyarderinin yaşadığı finans merkezi Mumbai’nin nüfusunun yarısı, «slum» adı verilen ve üst üste binmiş derme çatma barakalardan oluşan gecekondu mahallelerinde yaşıyor. Delhi gecekondularında binlerce kişiye bir tuvalet düşüyor. O kadar «şanslı» olmayanlar da var. Mesela kentin kaldırımlarında binlerce aile yaşıyor. Bu ailelerin temiz suya, temiz tuvalete, temiz kap kacağa ulaşma olanağı yok.”[2] Hindistan’ın daha pek çok çelişkiyle dolu çehresinin yanında ülkenin tepesine çökmüş ceberut iktidarı özellikle gençler için yaşamı nefes alınamaz hale getiriyor.
2014 yılında iktidara gelen Modi o zamandan beri konuşmalarında sık sık Hindistan’ın gücünün kaynağının gençleri olduğunu söylüyor. Seçimlerde “Viksit Bharat” yani “Gelişmiş Hindistan” vizyonunu anlatırken Hindistan’ın elverişli nüfus dinamiklerinden bahsediyor. Hatta ülkenin bağımsızlığının 100. yıldönümü olan 2047 yılına kadar gençlerin refaha kavuşacağını, dahası Hindistan’ın iyi yönetilen küresel bir güce ulaşacağını söylüyor. Aynı Modi iktidarı yolsuzluğun, adam kayırmacılığın, liyakatsizliğin, işsizliğin, yoksulluğun, suç oranlarının, ülkeden göç oranlarının yükselmesinin, şiddetin, baskının artmasının mimarı konumunda. Bunların yanında zehirli siyasetiyle, gerek Hindu-Müslüman ayrımcılığı üzerinden kışkırttığı milliyetçilikle, en küçük muhalif seslere “vatan haini” etiketini yapıştırmasıyla, fikirlere, yaratıcılığa düşman politikalarıyla özellikle gençlerin sesini bastırması, her zaman patlamaya meyilli bir birikime yol açıyor. 367 milyon gencin ortak dertleri, ortak talepleri var ve bu durum farklı biçimlerde ortaya çıkıyor. Buna ek olarak Hindistan’da irili ufaklı çeşitli eylemler çok göze çarpmadan devam ediyor. Mesela öğrencilerin eylemiyle yakın zamanlarda Madhya Pradesh’te Hindistan’ın ilk nehir birleştirme projesi olan Ken-Betwa Bağlantı Projesi (KBLP) yaşam alanları zarar görecek olan yüzlerce köylü tarafından protesto edildi. Bir başka protesto hükümetin otoyol genişletme çalışması için binlerce ağacı kesme planına karşı öğrenciler, emekliler, çevre aktivistleri tarafından Dehradun’da gerçekleşti. Tüm bu protestoların nedenleri kapitalizmin ve otoriter rejimlerin doğasının, yarattığı tahribatın dünyanın her yerinde benzer olduğunu ortaya sererken aynı zamanda bu akıl almaz işleyişe verilen tepkinin de ne kadar ortaklaştığını gösteriyor.
Tarihsel kriz içinde kıvranan kapitalizm Asya’dan Avrupa’ya, Amerika’dan Afrika’ya kadar dünyanın her bir yanını ekonomik, sosyal ve siyasal yıkımlarla kuşatmış durumda. Bu yıkımdan en fazla pay alanlar da yaşamının baharında olan gençler oluyor. Kapitalizm emekçi gençliğe daha iyi bir yaşam vaat etmiyor, gelecek kuşakların hayata devam edebilmeleri için mücadele etmekten başka bir seçenek bırakmıyor. Dolayısıyla emekçi gençler kendilerine dayatılan sefaleti, işsizliği, güvencesizliği, şiddeti, geleceksizliği ve daha birçok sorunu aşmak için yollar arıyor ve pek çok ülkede örneği görüldüğü üzere cesaretle ayağa kalkıyor, barikatları aşıp geçiyor, Modi gibi bir faşiste geri adım attırıyorlar, hatta Sri Lanka’da, Bangladeş’te, Nepal’de olduğu gibi hükümetleri deviriyorlar. Bu gençlerin giderek daha geniş kesimleri kapitalizmle de hesaplaşma noktasına geliyor. Bu noktada bugün dünya işçi sınıfının mensubu gençlerin işçi sınıfının devrimci saflarında örgütlenmeye, kapitalizme karşı yegâne kurtuluşa giden yolda kararlılıkla yürümeye her zamankinden daha çok ihtiyaçları var. Sevindirici olan şudur ki ister Hindistan’da olsun ister Amerika’da, başka bir dünya isteyen sesler giderek daha gözü kara ve artan kalabalıklarla yankılanıyor, işçi sınıfının mücadele safları sıklaşıyor. Son sözü Nazım Hikmet’in Hintli bir devrimci gencin hikâyesini anlattığı “Benerci Kendini Neden Öldürdü?” şiirinin dizelerine bırakalım:
Gebedir her sukut bir yükselişe.
Ne mümkün karşı koymak
bu köpürmüş gelişe.
Heraklit, Heraklit!
akar suya kabil mi vurmak kilit?
[1] Elif Çağlı, Marksizm ve Gençlik, 8 Mart 2004, https://marksist.net/node/62
[2]Ezgi Şanlı, Hindistan İşçi Sınıfının Ayak Sesleri, 7 Şubat 2019, https://marksist.net/node/6593
link: Başak Güler, Hindistan: Gençlerin İsyanı Ne Anlatıyor?, 9 Ağustos 2026, http://marksist.net/node/8813


