Navigation

Marksist Tutum ve IRMT’nin Üçüncü Gazze Savaşına Dair Ortak Açıklaması

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder

2005’teki geri çekilmeden bu yana yaşanan üçüncü Gazze istilâsı, en vahşi ve ölümcül olanıdır. Bir aydan kısa bir sure içinde, ölü sayısı yaklaşık 2000’e, yaralı sayısı 10 bine tırmanmış durumdadır. Gazze’nin büyüklüğü ve nüfus yoğunluğu dikkate alındığında, ölümlerin ve zayiatın çoğunu, siviller, özellikle de çocuklar oluşturmaktadır.

Siyonistlerin askeri makinesi, kendi vatandaşlarının “güvenliğini” sağlama bahanesi altında, dokunulmazlık zırhıyla cürüm üstüne cürüm işliyor. Onyıllardır uzun bir liste oluşturan BM Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal etmesine rağmen, Siyonist devlet sivil hedefleri havadan, karadan ve denizden vurmaktan geri durmuyor. Bir hafta içinde İsrail ordusu, evsiz kalmış aileleri barındıran iki BM okulunu vurdu! Ve hastaneleri, okulları, evleri, camileri ve belediye binalarını vurmaya devam ediyor.

Bunu yapabiliyor, çünkü bölgede emperyalizmin en güvenilir üssü durumunda. O, demokratik Amerikan ve Avrupalı emperyalistlerin “pis işlerini” yapan bir “cilâsız” militarist burjuva devlettir. Bu nedenledir ki Amerikan emperyalistleri birkaç kınama sözü yayınlamanın ardından İsrail ordusuna yeni bombalar sağlamaya devam ettiler.

Çoğu etkisiz 3000’den fazla roketin atılması ve Hamas’ın “direniş” hakkındaki ateşli söylemi bu örgüte yönelik ciddi bir sempati yaratmıştır. Ama Hamas neden direnişi kendi tekeline almak istemektedir? Neden bir işçi milisi ya da halk milisi oluşturmamaktadır? Uzun yıllardır bunu yapabilecek mali kaynakları ve silahları vardı. Şu anda neden tüm Gazze gençliğinin elinde işgalci askerlerle savaşmak için İsrail’in bombaladığı evlerinden kalan molozlardan başka bir şey yok?

Hamas’ın mini devleti, Filistinli kitlelerin silahlanmasının kendisinin derhal düşmesine yol açacağını bilmektedir! O, Filistinli kitleleri yıllardır ezmektedir. Gerici ve köktenci fikirleri teşvik etmekte, işçilerin, öğrencilerin, kadınların ve diğer tüm katmanların bütün ilerici hareketlerini ve bağımsız faaliyetlerini bastırmaktadır.

Bölgenin işçileri ve yoksulları, acılı Filistinli kitlelere doğal bir sempati beslemektedirler: Onların ulusal ve diğer hakları 60 yıldan uzun bir süredir inkâr edilmektedir, onlar kardeş Müslüman ve Araplardır. Bu pozitif sempatiye paralel olarak, negatif bir “sempati”ye ve İran rejimi, Suudi Arabistan, Mısır, Katar, Türkiye vb. gerici devletlerin manipülasyonlarına da tanık olmaktayız. Bu devletler, acılı Filistin halkı için kaygılandıkları için değil, kendi burjuva çıkarları doğrultusunda Filistin sorununa müdahil olmaktadırlar. Onların kendi hesapları doğrultusunda farklı Filistinli örgütleri desteklemeleri Filistin’in birliğinin sağlanmasının ve işçilerin ulusal, etnik, dinsel ve mezhepsel bölünmeleri aşan birliğini inşa etmenin önünde devasa bir engel oluşturmaktadır.

İsrailli istilacılarla ve Hamas (ve FKÖ-Fetih) zalimleriyle ve onların bölgesel ve uluslararası mutemetleriyle mücadele etmenin tek gerçek yolu, kitleleri silahlandırmak ve Arap, Yahudi, Kürt, Türk, İranlı ve diğer işçileri biraraya getirecek bir üçüncü kampın inşası için çalışmaktır. Bu şüphesiz uzun erimli bir hedef gibi gelecektir, fakat kapitalizmi yıkmanın ve sosyalist bir toplum inşa etmenin kısa yolu olamaz.

Sosyalizm için tüm işçilerin ve ezilen kitlelerin uluslararası cephesi!

Marksist Tutum

Iranian Revolutionary Marxists’ Tendency (İranlı Devrimci Marksistlerin Eğilimi)

4 Ağustos 2014