Navigation

Kışanak ve Anlı Gözaltına Alındı: Kürt Siyasiler Derhal Serbest Bırakılsın!

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eş başkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı, 25 Ekim gecesi gözaltına alındılar. Diyarbakır savcılığı konuyla ilgili yaptığı açıklamada, eş başkanların yürütülen “terör soruşturması” kapsamında gözaltına alındığını duyurdu. Kışanak ve Anlı’nın evleri polisler tarafından basılıp saatlerce arandı ve evlerindeki bilgisayarlara el konuldu. Aynı saatlerde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi de TOMA’lar ve akrepler eşliğindeki özel harekât polislerince basıldı, belediye binasında aramalar yapıldı. Diyarbakır’da gözaltı haberini duyan halkın tepkisi de gecikmedi, gece saatlerinden itibaren belediye binasının önüne toplanmaya başlayan Kürt halkı, gözaltıları protesto ediyor. Protestoların yaygınlaşmaması için kentte başta internet olmak üzere iletişim kanallarının kesildiği haberleri geliyor.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve HDP’nin çağrısıyla bugün de belediye binasının önünde toplanan Kürt halkı polis saldırısına maruz kaldı. HDP milletvekilleri topluca Diyarbakır’a gitme kararı alarak halkı, zulme karşı meşru direnme hakkını kullanmaya çağırdılar. Yurtdışından da gözaltıları kınama açıklamaları gelmeye devam ediyor.

Kürt sorununda masanın devrilmesiyle egemenlerin yeniden başlattığı haksız savaş giderek alevlenirken, Kürt hareketine dönük saldırılar gerek askeri planda gerekse de siyasi planda boyutlanarak artıyor. Seçilmişlik ve sandıktan çıkmak üzerine ahkâm kesenler, sıra sandıktan ezici bir çoğunlukla çıkan Kürt siyasilere (milletvekillerine, belediye başkanlarına, belediye meclis üyelerine vb.) gelince bu söylemlerinin ne denli ikiyüzlü olduğunu ortaya koyuyorlar. Kürt sorununun demokratik, barışçıl ve adil bir çözümünden şeytandan kaçar gibi uzak duranlar, devamı geleceği belli olan bu gözaltı operasyonlarıyla körükledikleri yangının üzerine adeta benzin döküyorlar. Bu tür uygulamalarla Kürt sorunu asla çözülemeyeceği gibi, ülkenin çok daha büyük boyutlu yıkımlara sürüklenmesi kaçınılmazlaşacaktır. Egemenler iktidarlarını korumak üzere gözlerini karartmışlardır, ülkeyi gerek etnik gerek mezhepsel gerekse de siyaseten gerici bir temelde kutuplaştırmakta ve düşmanlıkları körüklemektedirler. Ortadoğu savaşında, Musul ve Tel-Afer’de, Suriye’de izlenen emperyalist maceracı politikalar da bu iç politikanın bir devamıdır. Yaklaşan felâketin tüm sorumluluğu ülkeyi bu hale getiren, emekçileri birbirine düşürmeye ve dış topraklarda da canlarından etmeye hazırlanan egemenlere aittir.