Navigation

Dünya

Almanya’da Genel Seçimler: Faşist Hareket Güçleniyor

Almanya’da genel seçimler yapıldı. Açıklanan sonuçlar, son dönemde tüm ileri kapitalist ülkelerde ortaya çıkan eğilimlerin bir kez daha teyit edilmesi anlamına geliyor. Nedir bu eğilimler? Siyaset sahnesinin merkezinde yer alan düzen partilerinin önemli ölçüde güç kaybetmesi; sahnenin uçlarında gözüken partilere verilen desteğin artması; faşist ya da faşizan partilerin emekçi kitleleri kendi demagojileriyle aldatmayı daha çok başararak güç kazanması; milliyetçilik, yabancı düşmanlığı ve göçmen karşıtlığının bir girdap gibi düzenin merkezindeki partileri de artan ölçüde içine çekmesi ve siyasal gündemin ön sıralarına taşınması.

“Bir Kuşak Bir Yol Projesi” Krize Çare mi?

Çin emperyalizminin öncülüğünde gündeme gelen, İpek Yolu projesi olarak da bilinen “Bir Kuşak Bir Yol” projesi de yaşanan krizden kurtuluş için büyük bir ekonomik atılım olarak yansıtılıyor. Bu proje Türkiye’nin de gündemine girmiş durumdadır. Özellikle Avrupa ve Ortadoğu pazarında azımsanmayacak oranda gerilemenin içine giren Türkiye, Asya pazarında kendine alanlar açmanın gayreti içinde ve bu projeyi de bu açıdan değerlendirmek istiyor.

Irak Kürdistanı’nda Referandum

Ulusal sorun temelinde şekillenen hareketlerin burjuva tabiatı, onlar arasındaki burjuva çekişmeleri de, çeşitli ulusal hareketlerin bölge güçleriyle ya da büyük güçlerle kendi çıkarları temelinde geliştirdikleri ilişkileri de beraberinde getirir. Biz tüm bunlara rağmen, farklı uluslardan işçilerin birliği önünde fiili bir engel haline gelen ulusal sorunların mümkün olduğunca hızlı, adil, demokratik ve barışçıl çözümünden yanayızdır. Referandum ve arkasından gelişecek sürecin her halükârda Ortadoğu’daki gerginliği daha da tırmandıracağı açık bir gerçek olarak önümüzde duruyor. Kürt sorunu, bölgedeki savaşın gelip dayandığı temel eksenlerden biri olarak sivriliyor. Dört ülkenin sınırlarına dağılmış bulunan ezilen Kürt halkının geleceğinde bu savaşın sonuçları önemli bir rol oynayacak. Sorunun nasıl çözüleceğini, tüm parçalarda çözülüp çözülmeyeceğini emperyalist savaşın gidişatı belirleyecek.

Katalonya’da Referandum

Katalan işçilerin çoğunluğunun kendisini, bir Katalan burjuvasından ziyade İspanyol işçisiyle kader birliği içinde gördüğünü, İspanya sınıf mücadeleleri tarihinden de biliyoruz. Gerici Bourbon hanedanına, Franco faşizmine ve kapitalist sömürüye karşı yıllarca omuz omuza aynı sendikalar ve aynı devrimci örgütler içerisinde mücadele vermiş İspanyol ve Katalan işçilerin birliklerini korumaları, geliştirip pekiştirmeleri, İber yarımadasının işçileri için en uygun yoldur. Bağımsız ama kapitalist bir Katalonya, Katalan emekçilerinin hiçbir sorununun çözümüne hizmet etmeyecek, tersine onlara da İspanyol sınıf kardeşlerine de çok büyük şeyler kaybettirecektir.

Venezuela’da Darbe Tehlikesi Güçleniyor

Arka arkaya olağanüstü gelişmelerin yaşandığı Venezuela’ya dair Trump’ın gerekirse askeri müdahale olasılığının da düşünülebileceğini açıkça dillendirmesi halkı bir kez daha sokağa döktü. Latin Amerika ülkelerinde yıllarca süren askeri faşist diktatörlüklerin yaşattıkları acılar hâlâ hafızalarda tazeyken, Trump’ın askeri darbeleri ve müdahaleleri dillendirmeye cüret etmesi bugün işçi sınıfının örgütsüzlüğünden ve dünyada hâkim olan gerici, sağ eğilimlerin yükselişinden kaynaklanmaktadır.

Trump’ın Politikaları Irkçılığı Besliyor

ABD’deki ırkçıların yapmak istediklerine karşı durmak, onları engellemek için eyleme katılan göstericilerden biri “eğer sessiz kalırsam hiçbir şeyin değişmeyeceğine inanıyorum” demişti. Bu protesto eylemlerine katılanlar sayıca çok fazla olmamasına rağmen, ırkçıların yaptıkları ve Trump’ın ırkçıların elini güçlendirmek için seçtiği “tarafsız” dil yine de ABD gündemine oturdu ve insanların daha yüksek bir sesle ırkçılığı kınamasına yol açtı. Derinleşen kriz ve 3. emperyalist paylaşım savaşı koşullarında tüm dünyada giderek yükselişe geçen aşırı sağ hareketlerin ABD’de uç örneklerle ortaya çıkması şaşırtıcı değil elbette.

Ezidiler ve “Huzursuzluk”

Neydi bu IŞİD denen barbarlar ordusunun Ezidi insanlara olan nefreti? İşte bu sorunun cevabını Livaneli’nin son romanlarından birinde az da olsa öğrendiğimi düşünüyorum. “Huzursuzluk” adlı kısa ama bence çok etkileyici romanında Livaneli bizlere Ezidilerle ilgili çok renkli bir anlatım sunuyor. Tabii konu Ezidi kadınlara ve çocuklara tecavüz edilmesi etrafında yoğunlaştığı için maalesef renkli kısımlar karanlık hikayelerin içinde boğulup gidiyor.

Çin Malı Hayatlar

Çin’de işçi sınıfı değil komünizmi yaşamak, kapitalizmin hüküm sürdüğü diğer ülkelerdeki sınıfdaşlarından bile daha kötü koşullar altında hayatını sürdürmektedir. Çin de dahil bütün kapitalist ülkelerde işçiler insanlık dışı çalışma ve yaşam koşullarına maruz kalmaktadır. Ve bu koşulları değiştirebilmenin tek yolu sosyalist bir dünya devrimidir.

Açlık ve Yoksulluk Afrika’nın Kaderi mi?

Afrika denilince bugün insanların aklına ilk gelen şey açlık, kuraklık, yoksulluktur. Bu kavramlar sanki kara Afrika’nın üzerine kazınmış, onunla bütünleşmiş gibidir. Bu algıyı oluşturan bizzat burjuvazidir. Burjuvazinin oluşturduğu algıya göre, Afrika’da insanların yaşadığı sefaletin kaynağı Afrika’nın doğal yapısının kurak, topraklarının ise verimsiz olmasıdır. Yanı sıra emperyalistlerin duygu sömürüsü yaparak yürüttükleri yardım kampanyaları bu algıyı daha da pekiştirmektedir.

Filipinler: Emperyalist Savaş Rüzgârları Yayılıyor

Obama dönemiyle birlikte Pasifik bölgesine daha da yoğunlaşan ABD emperyalizminin, kendisine rakip olarak gördüğü Çin’i kuşatmak, onun Asya-Pasifik bölgesinde hâkimiyet kurmasını engellemek ve bölgedeki gücünü daha da pekiştirmek için çeşitli hamleler yaptığı bir sır değil. 21. yüzyılı “Asya-Pasifik Yüzyılı” olarak ilan eden ABD emperyalizmi, bu bölgedeki askeri ve ekonomik varlığını arttırarak, Güneydoğu Asya’yı ve Pasifik’i de çoktandır emperyalist savaş girdabının içine çekmiş bulunuyor. Son dönemde Asya-Pasifik bölgesinde yaşanan sıcak gelişmeler de bu sürecin göstergeleridir.

İngiltere: Theresa May Kazdığı Kuyuya Düştü

Faşist hareketler sosyalist önderliklerin hatalarının sonucunda güçlenirler! Önerdiği programla ve pratiğiyle onda güven yaratan, umut oluşturan bir sol önderlik görürse, işçi sınıfı umutsuzluğun siyasi ifadesi olan faşizme değil umuda ve bu umut uğruna mücadeleye yönelecektir. Corbyn’li İşçi Partisinin yaptığı çıkış da (tüm yetersizliklerine ve sol-reformizmi aşamamasına rağmen) bunun kanıtıdır. Şimdi, liderliği fena halde zedelenen ve arkasında İngiliz halkının büyük desteği olduğuna dair poz da kesemeyecek olan May’in önünde, daha da zorlu geçeceği anlaşılan Brexit görüşmeleri duruyor. Brexit bahanesiyle başlatılacak yeni saldırı dalgasının işçi ve emekçi sınıflarda iyice büyüteceği hoşnutsuzluk ve tepkinin iktidar partisinin işini zorlaştıracağı açıktır. Bu durum, önümüzdeki süreçte İngiltere’de sınıf mücadelesi sahnesinin hareketleneceğine işaret ediyor.

İngiltere’de Seçim ve Kapitalist Çürüme

Kapitalist gelişmenin geldiği noktada ve kapitalizmin tarihsel çıkışsızlığının küresel olarak daha önce görülmemiş boyutlarda kendini duyurduğu bir tarihsel kesitte, burjuva siyasetindeki çürüme kimi temel görünümleri itibariyle gitgide daha fazla ortaklaşmakta. Bu çürümenin burjuva siyasetinde en belirgin ifadelerinden birkaçını, egemen politik güçlerin emekçi kitlelere güzel bir gelecek, pozitif bir perspektif ve umut veremiyor olmaları, politik rakiplerin umacılaştırılması, korku siyaseti, “güçlü liderlik” ve “istikrar” talebi olarak sıralamak mümkün. İngiltere ve Türkiye gibi son derece farklı tarihsel gelişme eğrilerine ve geleneklere sahip iki ülkede sadece son dönemlerde beliren siyaset manzaraları kapitalist dünya sisteminin geneli bakımından alttaki derin süreçlerin niteliğini daha net anlamak için bir veri sunuyor.

Sayfalar

Dünya beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.