Navigation

Nisan 2018 tarihli yazılar

Okurlarımızdan: 1 Mayıs Mücadeleyi Büyütme Günüdür!

Okurlarımızın işyerlerinden,mahallelerinden, okullarından gönderdikleri 1 Mayıs mektupları, hem dünya işçi sınıfının birlik mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs'ı kutluyor hem de tüm emekçileri, kapitalist sömürüye, emperyalist savaşa ve siyasal baskılara karşı mücadeleye davet ediyor.

Nazizmin İktidara Gelişi ve Sol

Faşizmin Alman işçi hareketi ve sosyalist hareket açısından yol açtığı yıkımın büyüklüğünü görmek için bugüne bakmak yeterlidir. Bir zamanlar sosyalist hareketin Avrupa’daki en büyük üssü olan Almanya, bugün onun en zayıf olduğu Batı ülkesi konumundadır. Tüm bunlar, solun faşizme karşı uyanık olup doğru politikalarla onu ezememesinin ürünüdür ne yazık ki. Bugün de faşizm çıplak biçimde karşımızda duruyor ve gerek faşizm cephesinde gerekse sosyal demokrat bönlük cephesinde 90 yıl önce yaşananların önemli bir bölümü bugün de tekrar ediliyor. Bunu çok daha yıkıcı kılansa, o günlerdeki kadar güçlü sosyalist/komünist örgütlerin var olmamasıdır.

Nice Seslerle Alanlara!

Bizler  “insanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın”  diyen Ayşe öğretmenin sesiyiz. Bizler yıllarca atanamayan, çıkışsızlığa sürüklenip intihar eden Merve öğretmenin sesiyiz. Bizler yaşamı var eden, dünyayı değerli kılan işçi sınıfının bir parçasıyız.

Rejimin Dayatmalarına Karşı Tek Çare Mücadele

Saray ittifakı, danışıklı dövüşle açıkladığı 24 Haziran takvimiyle, erkene alınacağı pek çok göstergeden belli olan seçimleri, bir baskın seçime dönüştürmüştür. Bu noktada, uluslararası alandaki sıkışıklık, savaş politikalarından istenen derecede bir sonucun alınamaması ve çok daha önemlisi ekonomik alandan gelen şiddetli basıncın büyük bir rolü olduğu açıktır. Rejim, eli daha fazla zora girmeden ve tabanı daha fazla zayıflamadan bu seçimleri aradan çıkarmak ve bunu aynı zamanda bir meşruiyet göstergesi olarak kullanmak istemektedir.

Yaşasın İşçi Sınıfının Uluslararası Mücadelesi

Dünya işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs yaklaşırken, biz komünist işçilere düşen görev, gerek dünyada gerek yaşadığımız topraklarda burjuva iktidarlara karşı, işçi sınıfı içinde saldırıları göğüsleyecek bir mücadele hattında ısrarcı olmaktır.

Ermenistan’da Sarkisyan’ın Oyunu Bozuldu

Ermenistan’da Serj Sarkisyan’ın, başkanlık süresi dolduktan sonra bu kez de geniş yetkilerle donatılmış başbakanlık koltuğuna oturmasına karşı protestolar amacına ulaştı ve Sarkisyan’ın “tek adam”lık hevesi kursağında kaldı.

Faşizm ve Gençlik

İşçi sınıfının gençliği, direngenliği ve cesaretiyle daha pek çok ülkede faşizme karşı verilen çeşitli mücadelelerde yerini aldı. İtalya’da gerek işçi kentlerinde yürütülen grevlerde, gerekse Partizan hareketinin silahlı eylemlerinde, faşistlere yönelik gerçekleştirilen sabotajlarda gençler yerlerini aldılar. Benzer şekilde faşist iktidarların işgaline uğrayan Fransa, Yunanistan, Yugoslavya, Arnavutluk gibi pek çok ülkede de gençler, faşist baskıdan ve işgalden kurtulmak için direnç gösterdiler, mücadele ettiler. Gençler, direnişlerde niceliksel olarak dikkat çekmelerinin yanı sıra cesaret ve dinamizmleri açısından niteliksel olarak da önemli bir yer tutmaktadırlar.

Emperyalist Savaş Suriye’de Doludizgin İlerliyor

Üçüncü Dünya Savaşının yoğunlaştığı Ortadoğu’nun en kanlı cephesi olan Suriye’de, savaş yedinci yılını doldurdu. Emperyalist ve bölgesel kapitalist güçlerin başlarda yönlendirdikleri örgütler ile sahada oldukları, sonrasında kendilerine bağlı askeri yapıları da bunlara ekleyerek doğrudan bulundukları Suriye’de, savaş, bitmeye yaklaşması bir yana daha karmaşık bir hal alarak doludizgin ilerliyor. Etki alanlarını genişletmek için birbirlerine karşı çok yönlü hamlelerde bulunan emperyalist güçlerin her müdahalesi, savaşın yeni boyutlar kazanmasına yol açıyor.

Faşizme Karşı Direniş Çiçekleri: Beyaz Gül

Gençliğin özünde heyecan, dinamizm, değişim ve mücadele isteği vardır. Faşizm dönemlerinde egemen güçler de bu özden faydalanmak, gençliği kendi saflarında yedeklemek isterler. Bu tornadan geçmeyi reddedenler baskı ve şiddetle sindiriliyordu. Zulme boyun eğmeyen, sorgulayan, faşizme karşı direnmeyi seçen gençler de vardı Hitler Almanya’sında; İkinci Dünya Savaşı sırasında üniversiteli gençler tarafından kurulan Beyaz Gül grubu gibi.

Bir İşçi Önderi: “Yalınayak İsmet”

İsmet Demir, nam-ı diğer “Yalınayak İsmet”. O bir inşaat işçisiydi. Onun bir işçi önderi olduğunu, onu tanıyan inşaat işçisi arkadaşları anlatmışlar tanımayan başka işçilere. Kulaktan kulağa, memleketin bir ucundan diğer ucuna ulaşmış mücadelesinin hikâyesi. Onun hakkında yazanlar oldu, oluyor, olacak da. Onu en iyi bir serüvenci gibi inşaat sahalarında verdiği mücadelelerinden, kendi anlattıklarından tanımalı mücadeleci işçiler. 1979 yılında kaybettiğimiz Demir, hayatını ve mücadelesini “Grev ve Direnişler Üzerine Anılar-Deneyler İşçi Sınıfı Mücadelesinden Bir Kesit” adlı kitapta anlatmıştı.

Emeklilik Sistemine Yönelik Saldırılar Artıyor

Bizzat kapitalist kurumların yayınladığı raporlar işçi sınıfının kapitalist sistemde parlak bir geleceğinin olamayacağını ortaya koyuyor. OECD 2017’de yayınladığı raporda “Gelecekteki yaşlılar daha uzun bir ömür sürüyor olacak ancak kendinden önceki nesillere kıyasla daha eşitsiz koşullarda yaşayacaklar. Daha uzun yaşam, hayatın bir noktasında işsiz kalma ve daha düşük gelir anlamına geliyor” tespitini yaparak emeklilik yaşının yükseltilmesinin bu sorunu olumsuz yönde etkileyeceğini itiraf etmişti.

Sosyalist Ozan Federico Garcia Lorca

İspanyol ozan Lorca 1898 yılında Fuente Vaqueros’ta doğdu. Babası Granada’da toprak sahibiydi. Çocukluğu İspanyol baladları ve Çingene öyküleri dinlemekle geçti Lorca’nın. Bu sayede İspanyol halklarını yakından tanıma fırsatı buldu. Özellikle gençlik dönemi, Çingeneler arasında şiirler yazarak şarkılar söyleyerek geçti.

Amerikan Gençliği “Yaşam Hakkı” İçin Ayakta

Amerikan işçi sınıfı bugün öğrencisiyle, genciyle ve öğretmeniyle ayağa dikilmek üzere silkinmeye başlamaktadır. Bunu işçi sınıfının diğer kesimleri de takip edebilir. Giderek daha fazla sayıda işçi ve genç, Demokratıyla Cumhuriyetçisiyle burjuva politikacıların düzeni korumak ve sürdürmek dışında bir gayeleri olmadığının farkına varacaktır. Gençler durumlarının kendilerinden önceki kuşaklardan daha kötü olduğunun ve gelecekte hiçbir düzelme olmayacağının farkındalar. Kapitalizmin kendilerine savaştan, krizden ve katliamlardan başka bir şey sunmadığını hissedebiliyorlar.

Kaç Vakte Kadar? 

Bir çift göz boşluğa takılıp kaldı mı, / derler “bir gelen olacak” / Mutlak vardır bir gelen ve gelir / gelir çalar kapıyı birden bire / bir şey oturur yüreğine / Kapının yanında asılı ceketin cebi huzursuzlanır / duyulur bir telefon sesi acı acı… / “Ateş düştüğü yeri yakar” derler / Kim bilir senin sıran kaçıncı?

Olağanüstü Koşulların Siyaset Sahnesinde Otoriter Liderler

Kriz koşulları derinleştikçe gelişkin burjuva demokrasisi ile övünmekte olan ülkelerde bile demokrasinin sınırları giderek daralmakta, anti-demokratik uygulamalar ve otoriterleşme artmaktadır. Bu süreç burjuvazinin lehine baskı koşullarını sürdürebilecek, kitleleri emperyalist savaşlara, milliyetçi saldırganlığa ikna edebilecek, insanlık dışı uygulama ve katliamların kararlarını tereddüt göstermeden alabilecek milliyetçi, faşist kişiliklerin de tarih sahnesinde öne çıkmasına sebep oluyor.

“Sosyal” Yardımlar ve Ulufelerle Nereye Kadar?

“Sosyal” yardım projeleriyle AKP hem muhtaç duruma düşürdüğü milyonlarca insanı kendine mecbur hale getirirken hem de “sosyal patlama” tehlikesini bertaraf etmeye çalışıyor. Kitleleri “fedakârlık” yaptıkları sürece Türkiye’nin büyüyeceği, Türkiye büyüdükçe bu büyümeden pay alacağının hayaliyle avutuyor. Kendi cömertliği olarak sunduğu bu “yardımların” kaynaklarını ise belirtmiyor. İşçi ve emekçilerin ödedikleri vergilerin, yine çalışan işçilerin kesintileriyle oluşan İşsizlik Fonunun nerelerde kullanıldığının hesabını vermiyor. Kitlelerin sorunların kaynağını görmesini engelliyor.

Tarihten Hatırlamak: Hitler Faşizminin Kurumsallaşma Süreci

Geçmişte gerek Mussolini İtalyası’nda gerekse Hitler Almanyası’nda meclislerin kapısına kilit vurulmamıştı. Fakat faşist rejimin yöneticileriyle doldurulan bu meclislerin hiçbir işlevi kalmamıştı. Hitler, başbakanlık koltuğuna oturur oturmaz tertiplediği olaylarla olağan parlamenter süreçleri işlemez hale getirmiş ve topluma korku atmosferini egemen kılarak seçimlerden galip çıkmıştı. İktidara yerleşen faşizm, başvurduğu plebisitlerle güya gücünü halktan aldığını göstermekten de geri durmamıştı.

Mısır Seçimlerinin Anlattıkları

Siyasal muhalefeti bastırıp, etkili muhalifleri tutuklamak, medya araçlarını bütünüyle denetim altına alıp toplumun her konuda tepeden ve sürekli olarak maniple edilmesini sağlamak olağanüstü rejimlerin alâmeti farikalarıdır. Rejime muhalefet edenlerin kriminalize edilerek bastırılması, gerçekliği olmayan endişelerin topluma sürekli olarak zerk edilmesiyle oluşturulan korku atmosferinde emekçilerin paralize edilmesi bu türden yönetimlerin güçlerini arttırır.