Navigation

O Gün Geldiğinde

   O gün geldiğinde;
   Ne şiirlerde
   Tek bir kelime yoksulluk acısı
   Ne de hiçbir dilde,
   “Gayrı dayanamam ben bu hasrete
   Ya beni de götür ya sen de gitme” şarkısı.
   Dudaklarımızda yalnızca 
   Bütün avazımız çıktığınca
   Yürek dolusu kavuşmaların türküsü…
   
   O gün geldiğinde
   Mavinin en mavisiyle dalgalanacak denizler	
   Ve başaklar
   Sarının en bereketlisiyle 
   Ne bulutlar küsüp gidecek umutsuzluktan o gün geldiğinde
   Ne de toprak 
   Çatır çatır çatlayacak susuzluktan 
   	
   Bildiğimiz 
   Bilmediğimiz 
   Hiçbir bal
   Hiçbir şeker o kadar tatlı;
   Bildiğimiz 
   Bilmediğimiz hiçbir al
   O kadar al al olmamış olacak yanaklarda o gün geldiğinde
   
   Ne dereler kabarıp taşacak olur olmaz zamanlarda,
   Ne de suların altında kalacak 
   Ne var ne yoksa bütün yoksulluğumuz.
   Yağmurlar yalnızca bereket,
   Yağmurlar yalnızca çayır çimen
   Yağmurlar yalnızca 
   Toprakla sarmaş dolaş bir sevgili,
   Ve güneş
   İçimizin sıcaklığı
   Ve aydınlığı demek olacak dünyamızın o gün geldiğinde
   
   O gün geldiğinde 
   Ne kimse kimsenin efendisi
   Ne kölesi olacak kimse kimsenin
   Ne açlık demek olacak çalışmak
   Ne de 
   Kan revan içinde bir ölüm
   
   O gün geldiğinde kardeşim
   Bütün insanlarla
   Aynı toprağın ve suyun çocukları olacağız
   Ya hep birlikte aç kalacak
   Ya da hep birlikte doyacağız
   Damıta damıta her bir anı
   Her bir anı imbiğinden süze süze
   El ele yürek yüreğe ve göz göze
   Bir gününü bile ömrümüzün
   Bin yıl gibi yaşayacağız
   
   O gün geldiğinde 
   Yağmurun dili bir olacak kardeşim
   Ateşin 
   Kurdun kuşun dili bir 
   Ekmeğin aşın
   Yolun yoldaşın 
   Boy boy ekinlerin ve kumaşın bir
   O gün geldiğinde 
   Her dilde adı bir olacak türkülerin
   Toprağın, suyun ve güneşin adı bir
   O gün geldiğinde
   Sofralar kuracağız yeryüzüne
   Bir ucundan diğer ucu görünmeyen sofralar
   Bağdaş kurup oturacağız birlikte
   Damağımızda aynı tatlar
   Ve dilimizde aynı şarkılar o gün geldiğinde…