Navigation

Gitsinler Patronlardan Kessinler!

Fabrikalarda, işyerlerinde MTV çalışanların da gündemine girdi. “İşçilerden neden vergi kesiliyor? Zaten üç kuruş maaş alıyoruz. Gitsinler patronlardan kessinler” diyenler olduğu gibi, “eğer bu zamlar geri çekilmezse 2019’u zor görür. Ben AKP’ye oy veriyordum. Böyle devam ederse oy falan vermem” diyenler de oldu. Açık ki, bugün MTV zammını sorgulayan işçi yarın başka şeyleri de sorgulamaya başlayacak.

Emperyalist savaş gittikçe kızışırken Ortadoğu’da Suriye merkezli yürüyen savaşta bölgesel güçler de pastadan pay kapmak için birbiriyle yarışır durumdalar. Alt-emperyalist bir güç olan Türkiye de bu paylaşım savaşından nemalanmak için masada yer almaya çalışıyor. Savaş sürecinde her ülke silah üretimi ve silah alımına büyük pay ayırıyor. Türkiye de silahlanma yarışında diğer ülkelerden geri kalmamak için bütçeden silahlanmaya büyük bir pay ayırmış durumda.

Peki, silahlanmaya ayrılan bütçenin kaynağı nedir? Aslında bu sorunun cevabını hükümet içinden bazı bakanlar açıkça söylemiş durumdalar. Son günlerde en çok tartışılan konulardan biri Motorlu Taşıtlar Vergisi MTV’ye getirilmek istenen zam. Önce %40 olarak açıklanan (gerçekte ortalama %60) zam, daha sonra, gelen tepkiler üzerine %25’e (gerçekte ortalama %40) çekildi. Yeni çıkarılan torba yasayla dolaylı ve doğrudan vergilere yapılan zamlar arasında öne çıkan MTV zammı ile silah alınacağını siyasi iktidar temsilcileri ifade ettiler. Eskiden vergilerle ilgili, “yol, su, elektrik olarak geri dönüyor” denilirdi. Şimdi kesilen vergilerin kurşun, tank, top, füze vs. olarak geri döneceğini söylüyorlar.

Motorlu Taşıtlar Vergisinden 2 milyar gelir elde edileceğini söyleyen Mehmet Şimşek, katıldığı bir televizyon programında vergi zammı tartışmalarına ilişkin açıklamada bulundu. “Gelecek yıl etrafımızdaki tehditlerle baş edebilmek için ilave silah sistemleri gündemde, bunu borç yerine vergiyle karşılamak istiyoruz” dedi. Savunma sanayii yatırımları ve silah alımı için bütçeye ihtiyaç olduğunu belirterek MTV zammını savunan Maliye Bakanı Naci Ağbal, “Türkiye gerek Suriye gerekse Irak’ta yoğun şekilde toprakların güvenliğini sağlamak için inisiyatifler aldı. Türkiye sorumluluğunun gereğini yapıyor” dedi.

Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi MTV üzerinden elde edilecek gelirler silah sanayiine aktarılacak. Eğitim, sağlık, ulaşım, barınma, beslenme gibi temel konularda toplumun genel ihtiyaçları için harcama yapılması gerekirken bu alanlara ayrılan bütçenin kat be kat üzerinde savaşa bütçe ayrılıyor. İşçiler aldıkları düşük ücretler nedeniyle zaten ayın sonunu getiremezken, ekonomik olarak normal yaşamını sürdürmekte zorlanırken, yeni gelen zamlarla çalışanların yaşam standartları daha da aşağıya çekilmiş olacak. Hükümet ve siyasi iktidar “gereğini yapıyor” ve savaşa hazırlanıyor, peki işçi sınıfı sorumluluğunun gereğini yapıyor mu?

MTV zammı tartışmaları sürerken Cumhurbaşkanı bunun yeniden görüşüleceğini ve makul olan ne ise onun yapılacağını belirtti. Ne büyük bir lütuf! Sanki bu zamdan haberi yokmuş gibi bir tutum alıyor. Rejimin totaliterleştiği ve her şeyin bir kişinin iki dudağından çıkmasına bağlı olduğu bu dönemde insanların aklıyla dalga mı geçiyorsunuz? Gelecek toplumsal tepkileri çok iyi biliyordunuz ve ona göre bir tiyatro oynadınız. “Maliye Bakanı zam yaptı ama Reis karşı çıktı” algısı yaratmak için açıkça oyun oynandı. Diyelim ki, toplumdan tepki gelmeseydi Cumhurbaşkanı karşı çıkacak mıydı? Kesinlikle hayır! Hatta bu durumda daha hangi vergileri arttırırız ya da nasıl yeni vergiler koyarız diye Bakanlar Kurulunu toplardı herhalde!

Fabrikalarda, işyerlerinde MTV çalışanların da gündemine girdi. “İşçilerden neden vergi kesiliyor? Zaten üç kuruş maaş alıyoruz. Gitsinler patronlardan kessinler” diyenler olduğu gibi, “eğer bu zamlar geri çekilmezse 2019’u zor görür. Ben AKP’ye oy veriyordum. Böyle devam ederse oy falan vermem” diyenler de oldu. Açık ki, bugün MTV zammını sorgulayan işçi yarın başka şeyleri de sorgulamaya başlayacak.

Ne var ki, sınıf bilincinden yoksun, örgütsüz olan işçiler, emekçiler, burjuvazinin ve onun siyasi temsilcilerinin saldırıları karşısında ya sessizce boyun eğip kabul ediyorlar ya da bireysel tepkiler veriyorlar. İşçi sınıfı dağınık ve örgütsüz olduğu için yapılan zamlara karşı birlikte cevap veremiyor. İşçilerin önemli bir kısmı, kendileri için hiçbir olumlu yasa ya da düzenleme yapmamış olan Erdoğan’a güveniyor ve onu destekliyor. Sınıf mücadeleleri tarihinden de biliyoruz ki işçi sınıfı bazı şeyleri yaşayarak öğrenir. Türkiye işçi sınıfı da eninde sonunda gerçekleri görecek ve peşinden sürüklendiği burjuva sınıfa ağır yumruğunu indirecek.