Navigation

Çile Çekmeye Alışmak İstemiyoruz!

Bir türlü alışamadık, sizlerin çocuklarınız yurtdışında pahalı okullarda okuyup askerlik yapmazken, işçi-emekçi çocuklarının birbirine kırdırılıp öldürülmesine. Alışamadık yaşamını yitiren bir askerin annesinin “yavrum askerlik maaşını bana gönderiyordu, şimdi ben kime muhtaç olacağım” demesine. Sizleri eleştirenleri iftiralar atıp teröristlikle suçlamanıza, basın açıklamaları yapanları vurup öldürmenize, Kürt halkının köylerini ve şehirlerini bombalamanıza, gazetecilerin, aydınların, devrimci ve yurtsever gençlerin katledilmesine hiç mi hiç alışamadık.

Ortadoğu’da yürüyen emperyalist paylaşım savaşı devam ediyor. En son Türkiye’nin bir Rus savaş uçağını düşürmesinin ardından, Erdoğan’ın da Putin’in de ses tonları ve tehditleri yükselmeye başladı. Rusya’nın tehditleri içinde belki de en etkili olanı ve gündemi meşgul edeni Türkiye’ye gaz akışının durdurulması oldu. Sürecin ne getireceğini her ne kadar yaşayarak görecek olsak da, Başbakanın ve Cumhurbaşkanının niyetleri dillerine dökülüyordu. Davutoğlu bir vatandaşın “tezek yakarız” sözüne mutlu olduğunu söylerken, Erdoğan ise “milletimiz çile çekmeye alışıktır” dedi.

Bu sözler, aslında basit sözler değil, geleceğe ayna tutan sözlerdir. Yani biz işçiler, emekçiler olarak bunların sözlerine kandığımız ve gerçek gücümüzün farkına varmadığımız sürece, var olan it dalaşında faturanın hep bizlere kesileceğinin mesajı veriliyor açıkça.

AKP’nin Cumhurbaşkanı aslında doğru söylüyor, bu topraklarda yaşayan işçiler-emekçiler olarak çile çekmekten bir türlü kurtulamadık. Ama buna alışamadık ve alışmak da istemiyoruz! Alışamadık bir türlü TC egemenlerinin kardeş halklar üzerine bomba yağdırmasına, çetelere silah yardımında bulunmasına, komşuların sınırlarını sürekli ihlal etmesine.

Bir türlü alışamadık, sizlerin çocuklarınız yurtdışında pahalı okullarda okuyup askerlik yapmazken, işçi-emekçi çocuklarının birbirine kırdırılıp öldürülmesine. Alışamadık yaşamını yitiren bir askerin annesinin “yavrum askerlik maaşını bana gönderiyordu, şimdi ben kime muhtaç olacağım” demesine. Sizleri eleştirenleri iftiralar atıp teröristlikle suçlamanıza, basın açıklamaları yapanları vurup öldürmenize, Kürt halkının köylerini ve şehirlerini bombalamanıza, gazetecilerin, aydınların, devrimci ve yurtsever gençlerin katledilmesine hiç mi hiç alışamadık.

Diktiğiniz bir ağacı bile başımıza kakacak kadar yüzsüz olmanıza, silah zoruyla iktidarda durmanıza, sizler Ak Saraylarda otururken işçi emekçilerin evlerinin bankalara ipotekli olmasına, mahallelerimizin uyuşturucu bataklığına dönmesine ve bunları görmezden gelmenize bir türlü alışamadık.

Neredeyse her ay 150 işçi kardeşimizi, kâr hırsınız yüzünden yaşamlarının baharında hayattan koparmanıza, yoksulluk içinde kıvranan ve ömürlerini işyerlerinde geçiren işçilere ırkçı düşüncelerinizi aşılamanıza da alışamadık.

Neresinden tutarsan tut pislik akan bu sistem ve bu sistemin savunucuları, bizleri bu kirli işlerinize alet etmenize ne göz yumacağız ne de alışacağız!

Bugün bir Rus uçağının TC sınırlarını ihlal etmesinden rahatsızlık duyanlar, TC’nin yıllardır komşu ülkelerin sınırlarını nasıl ihlal ettiğinden işlerine gelmediği için bahsetmek istemeyebilir, ama gerçekler ortadadır.

Biz işçi ve emekçiler olarak, hangi milletten olursak olalım, egemenlerin çıkarları için yürüttükleri haksız savaşlara ortak olmamalı, işçi sınıfının sınıfsız bir dünya için birliğini ve mücadelesini savunmalıyız. Biz işçilere bir taraftan “daha çoook çile çekersiniz” demeye getirenler, diğer taraftan da gençlerimizin bilincini zehirleyerek savaş meydanlarına çekmek ve kirli emellerine alet etmek istemektedirler, niyetleri bellidir!

O yüzden buradan sesleniyoruz; kahrolsun emperyalist ve haksız savaşlar, yaşasın işçilerin uluslararası birliği ve dayanışması!