Navigation

Heykel Olsak!

Heykel olsak
Taştan, tunçtan, demirden
Topraktan, çamurdan, kilden
Ankara’da çırılçıplak.
Boyumuz, bir akasya boyu
Kollarımız, dallı budaklı
Üstümüzde masmavi gök.
Mutlu olurduk olmasına 
Ağzı salyalarla,
Kin ve öfkeyle karşımıza çıkan
Ankaralı
Bürokratlar takımı olmasa.

Heykel olsak 
Öyle New York’ta 
Hanım hanımcık, tertemiz de değil
Kapalı, uslu, itaatkâr da değil
Birbirine sarılan iki deli âşık
Her şeyin en güzelini yapmaya hazır
Leyla’yla Mecnun misali göğü delmeye hazır. 
New Yorklu 
Para babaları, din adamları, ahlakçılar olmasa. 

Heykel olsak
Deli Uşe gibi Mamiki’de
Elinde balyozuyla Kabataş’ta
Çırılçıplak Kemer’de
Orak çekiçle Moskova’da
Öfkeli boğa gibi Kadıköy’de
Namesi rüzgârlara savrulan bağlamasıyla Pir Sultan gibi Sivas’ta.

Korkmayın bizden kardeşler
Biz de sizler gibiyiz, zenginimiz var fakirimiz var
Bizim de pamuk döşeklerde yatanımız var ayazda yatanımız
Yargısız infaz edilenimiz var içten çürüyenimiz var

Heykel olsak
Öyle Mısır’da bir düzen boyu
Piramit dehlizlerinde 
Korkak, kendine sevdalı, altın dolu mumyalar içinde değil
Her santiminde kölelerin kanıyla sulanmış da değil.
İstemeyiz Nemrut Dağında 10 metre yüksekte
Yapayalnız,
İnsan kardeşlerimizden uzak
Çocuk tarlasından uzakta
Gün doğumunu, gün batımını izlemeyi.  
Bir çizik heykel olsak
Mağara duvarında
Bir boynuz olsak 
Bir köy evinin üstüne asılsak 

Heykel olsak
Öyle Atina’nın, Roma’nın sokaklarında 
Emir vermeye, kan dökmeye hazır 
İnsan soyunu katletmeye hazır
Bir avuç tanrı soyu  
Çırılçıplak, ölümsüz hükümdarlar gibi değil.
Çatalhöyük’te bir vakit göğe yükselen 
Yaratan, doğuran, 
Besleyen, büyüten, seven
Elleri nasırlı, karnı burnunda, memeleri bereketli
Toprak Anamızın heykeli gibi olsak 

Heykel olsak 
Öyle cam çerçeve içinde 
Alınıp satılıp
Müzelere konan cinsten değil.
Sade siz emekçilerin
Çalışan ve yaratan
Aç ve yorgun
Barışa ve bayrama hasret 
Gözlerinizin önünde umuttan bir siluet olsak  

Heykel olsak
Hani o çılgın zamanlarda
Kâbedeki putları yıkan
Hani o göğü fethe çıkan zamanlarda
Komünde “devlet” denen heykeli yıkan 
Hani o kan ve barut içindeki zamanlarda
Petersburg’daki çarların heykellerini yıkan 
Hani o yolun nereye varacağını bilmediğimiz zamanlarda
15-16 Haziranda, tanktan heykelleri yıkan
Hani o gelecek ışıklı günlerde
Kafalarımızın içindeki putları yıkacak Enternasyonalin
Taştan, tunçtan, demirden
Topraktan, çamurdan, kilden
Heykeli olsak. 

                         Marksist Tutum okuru bir matbaa işçisi