Kapitalizmde Yoksullar Hep Trajedilerle Ölür


İşçi ve yoksul milyonlar, kapitalist sistemden kaynaklanan felâketlerde can vermeye devam ediyor. Bu sistem devam ettikçe maalesef emekçilerin yaşamları kapitalizmin insafsızlığına kalacak! Sınıf savaşımının yangınıyla sermaye sınıfının elinden bu dünyayı çekip almadıkça bu düzende işçilere, emekçilere rahat yok!


İngiltere’nin başkenti Londra’daki 24 katlı Grenfell Tower binası, tüm dünyanın gözü önünde bir gün boyunca yanarak cehennemi yeryüzüne indiren kapitalizmi bir kere daha teşhir etmiş oldu.

14 Haziran gecesi saat 00:54’te yüzlerce insan uyurken çıktı yangın. Bir dairenin mutfağında başladığı düşünülen yangın sadece 15 dakika içinde tüm binayı saracak, birçok kişi komşuları tarafından uyandırılarak kurtarılacaktı. Onlarcası ise o kadar şanslı olamayacak ve ölecekti.

İtfaiye ekipleri çocuklar da dâhil 65 kişiyi kurtarabildi kurtarmasına ama geriye kalanlar alevlerin sardığı binada mahsur kalıp canını kaybetti. Halen yakınlarını arayan çok sayıda aile var. Londra’nın en zengin semtlerinden biri olan Kuzey Kensington’daki bu bina, belediyeye ait sosyal bir konuttu ve burada yalnızca Londralı yoksullar değil Suriye’deki savaştan canını kurtarıp gelmiş olan Suriyeliler ve başka göçmenler de yaşıyordu.

Mağdurlar, 15 dakika içinde tüm binayı saran ve nerdeyse 24 saat boyunca söndürülemeyen bu yangının, 2015 yılında yapılan dış cephe mantolamasında kullanılan malzeme sebebiyle çok hızlı yayıldığını dile getiriyorlar. Plastik dış cephe kaplaması ile binanın dış duvarı arasında bırakılan boşluk da baca etkisi yaratarak yangının çok hızlı bir şekilde yayılmasını sağlamış görünüyor. Bu tür kaplamaların yapıldığı yüksek binalarda daha önce yangınların çok büyük hasar verdiği bilinen bir gerçek olmasına rağmen, ucuz olması nedeniyle bu malzeme kullanılmış.

Yangın yerinde günlerdir hüznün yanı sıra öfke de var. Yüzlerce insanın yaşadığı bu binada oturanlar daha önce defalarca yetkililere güvenlik kaygılarını dile getirdiklerini ama bunların dikkate alınmadığını ifade ediyorlar. Londra’da bu çeşit yangın ilk değil. 2009 yılında da 20 katlı bir binada dış cephe kaplaması nedeniyle yayılan bir yangında 6 kişi yaşamını kaybetmişti. Böyle acı bir deneyim yaşanmasına rağmen itfaiyecilere eğitim verilmediği için yeterli düzeyde kurtarma faaliyeti de gerçekleştirilemedi. Normalde yüksek binalarda güvenlik önlemlerine özen gösterilmesine rağmen bu binada böyle bir güvenlik önleminin hiçbir şekilde alınmadığı ortadaydı. Çünkü bu binada Muhafazakâr Partili belediyenin dikkate almadığı yoksullar yaşıyordu!

Yangından kısa bir süre sonra Londra’da protestolar yaşanmaya başladı. İnsanlar evsiz kalanlara yardım etmek için seferber olup yardım kampanyaları düzenledi. Diğer yandan da evi yananlara bir an önce yardım eli uzatmayan Kensington ve Chelsea Belediye Başkanlığı bir grup insan tarafından basıldı. Westminster’daki parlamentonun yakınlarında binlerce insan yürüyüş düzenledi. Londra’nın en merkezi caddesi Oxford Street göstericilerce saatlerce trafiğe kapatıldı. Eylemler boyunca insanlar otomobilleri içinden kornalarla ve evlerinin balkonlarından alkışlarla göstericilere destek verdiler. Hemen her yerde “Grenfell için adalet” sloganları atıldı. Sokaklardaki eylemlerde hükümete karşı hem öfke hem tepki vardı.

Yangın sonrası hükümet ve Başbakan Theresa May de protestocuların hedefinde. Çünkü bu yangının arkasında belediye ve itfaiye hizmetlerini kısan, emekli olan itfaiyecinin yerine personel alımını engelleyen, özelleştirmeyi yaygınlaştıran Muhafazakâr Parti hükümeti var. May, böylesi büyük bir felâket sonrası olay yerine geldiğinde mağdurlar yerine itfaiyecilerle görüştü. Kayıp sayısı ile bildirilen ölü sayısının birbirini tutmaması tepkilerin artmasına yol açtı. Başbakan ise her şeyi yaparak çalıştıkları konusunda ısrar ediyor. Londra’nın farklı yerlerinde düzenlenen eylemlerde de başbakana istifa çağrıları yapılıyor. Cuma akşamı Başbakanlığa yürüyen kalabalık, ellerinde “Grenfell için adalet”, “May gitmeli” ve “Ellerinizde kan var” yazılı pankartlar taşıdı.

Gelen tepkiler üzerine yangın yerindeki ilk görüşmede mağdurları muhatap almayan May, basına kapalı ikinci bir görüşmede yangın mağdurlarıyla konuştu. Ama yine de toplantı çıkışında kendini dışarıda bekleyen kitlenin tepkisinden kurtaramadı ve apar topar bölgeyi terk etti. Bu tepkilerden dolayı sıkışmış olan May, 5 milyon sterlinlik yardım paketi açıklamak zorunda kaldı. Bu tepkiler öncesi bu trajediyi yaşamış insanlarla görüşmeye bile tenezzül etmeyen Başbakan, tepkiler yayıldıkça kuyruğu kıstırmak zorunda kaldı.

Yaşanan her felâket sonrasında burjuva hükümetlerin ve sermayenin işçi sınıfını yok sayan tutumları ve insanlıktan nasiplerini almamış olmaları kendini dışa vurur. Yaşadığımız ülkede de bu konudaki pervasızlıklar saymakla bitmez. İşçi sınıfının örgütsüz ve güçsüz olduğu ülkelerde burjuvazi ve temsilcileri işçi sınıfını aşağılamaktan korku duymaz. Felâketler karşısında sınıfına sahip çıkan, felâketzedelere ilk yardım elini uzatan da her zaman işçi sınıfının kendisi olur.

Londra’daki bu yangının hemen ardından olayın mağdurları için dayanışma örgütlendi. Felâketler işçi sınıfına dibinde olduğu uçurumu göstermekte ve buradan kurtulmak için birleşmesi ve dayanışması gerektiğini öğretmekte gecikmiyor. İşçiler, kendilerine unutturulan dayanışma ruhunu böyle zorlu günlerde hızla hatırlıyor. Grenfell Tower katliamının hemen ardından bölge halkı evleri yanan insanlara kıyafet, battaniye, para, çocuklar için oyuncaklar bağışlamaya başladı. Hatta yardımlar öylesine arttı ki mağdurlar buna son verilmesini bile talep ettiler.

Baş sağlığı, birlik ve sevgi mesajlarının yanı sıra, yangında ölenlerin fakirler olduğuna, zenginlerin başına bu tür şeyler gelmediğine dair düşünceler de paylaşıldı. Duvar yazılarında zengin kesimin yoğun olarak yaşadığı Kensington’da böyle bir olayın ancak fakirlerin başına geldiğine dair birçok mesaj yer alıyor. Channel 4’un röportaj yaptığı Rap şarkıcısı Akala’nın “bu insanların ölmesi ve evlerini kaybetmelerinin nedeni yoksul olmalarıydı. Sadece Londra değil dünyanın en zengin bölgelerinden birindeyiz. Zenginler yeterli yangın alarmı olmayan evlerde oturmaz” sözleri dünyanın her yerinde yoksullara reva görülen yaşamın aynı olduğunu gösteriyor.

İşçi ve yoksul milyonlar, kapitalist sistemden kaynaklanan felâketlerde can vermeye devam ediyor. Bu sistem devam ettikçe maalesef emekçilerin yaşamları kapitalizmin insafsızlığına kalacak! Sınıf savaşımının yangınıyla sermaye sınıfının elinden bu dünyayı çekip almadıkça bu düzende işçilere, emekçilere rahat yok!