Navigation

DİB: “Demokrasi İçin Bir Aradayız, Yılmayacağız”

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder
15 Temmuz’dan sonra yeni bir döneme girildiğinin ifade edildiği konuşmalarda, yoksulluğun, iş kazalarının, grev yasaklarının, kadına yönelik şiddet ve baskının arttığı, en temel insan hakkı olan “barış” talebinin terörize edildiği, her türlü muhalefetin ezilmek istendiği, içerde ve dışarıda savaşların sürdüğü böylesi bir dönemde demokrasi talebinin ve dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiği vurgusu yapıldı. Foruma katılan direnişçi işçiler de, OHAL koşullarında direndiklerini ve direniş yerlerinin demokrasinin mutfağı olduğunu belirterek, dayanışma çağrısında bulundular.

Demokrasi İçin Birlik (DİB), 22 Ekim Pazar günü, “Demokrasi İçin Bir Aradayız, Yılmayacağız!” şiarıyla Şişli Kent Kültür Merkezinde bir forum düzenledi. Foruma DİB bileşenleri, HDP Grup Sözcüsü Ayhan Bilgen, Hasip Kaplan, Oya Baydar, CHP milletvekili Müslüm Sarı, Anayasa profesörü İbrahim Kaboğlu, CHP ve HDP parti meclis üyeleri, direnişteki DHL Express ve Şişecam işçileri, KHK’larla işten atılan KESK’li öğretmenler ve emek örgütlerinden temsilciler katıldı.

“Nasıl bir yol, ne yapmalı ve nasıl yapmalı?” sorularıyla başlayan forumda açılış konuşmasını Melda Onur yaptı. DİB’in demokrasi için bir zemin, bir adım olduğunu vurgulayan Onur’dan sonra söz alan Rıza Türmen, otoriterlikten faşizme doğru yürüyen iktidarın, yürüyüşünü OHAL’le yeni bir evreye soktuğunu ve demokrasi maskesinin de bu sayede ortadan kalktığını belirtti. OHAL’le meclisin bütün yetkilerinin yürütmeye devredildiğini, siyasi partilerin görüşlerini söyleyemez olduğunu söyleyen Türmen, HDP eş başkanlarının, milletvekillerinin içerde olduğunu, hukukun tümüyle rafa kalktığını ifade etti.

Barış savunuculuğunun terörizmle eş tutulur hale geldiğini belirten Türmen, Osman Kavala’nın gözaltına alınmasının sivil topluma gözdağı anlamına geldiğini dile getirerek şunları söyledi: “Demokrasiye yönelen tehdit yeni bir boyut kazanmıştır. Baskıya, tahakküme karşı direniş bir yükümlülüktür. Direniş sadece demokrasi için değil aynı zamanda insanı insan yapan değerlerin korunması içindir. Mecliste siyaset yapma olanağı artık yoktur. Siyasetin meclis dışına taşınması gereklidir. Kamusal alanda siyaset yapmak gerekir.”

Türmen’in konuşmasının ardından, emekçilerin yaşadığı sorunları ve beklentilerini içeren sokak röportajlarından oluşan bir video izletildi. Daha sonra çok sayıda katılımcının söz aldığı forumda, Türkiye’nin farklı illerindeki demokrasi mücadelesinin ortaklaştırılması, bunu yapabilecek bir koordinasyon kurulunun oluşturulması konuları üzerinde duruldu. HDP sözcüsü Ayhan Bilgen de, mücadele için somut zeminler oluşturmak gerektiğinin altını çizdi.

Özellikle 15 Temmuz’dan sonra yeni bir döneme girildiğinin ifade edildiği konuşmalarda, yoksulluğun, iş kazalarının, grev yasaklarının, kadına yönelik şiddet ve baskının arttığı, en temel insan hakkı olan “barış” talebinin terörize edildiği, her türlü muhalefetin ezilmek istendiği, içerde ve dışarıda savaşların sürdüğü böylesi bir dönemde demokrasi talebinin ve dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiği vurgusu yapıldı. Foruma katılan direnişçi işçiler de, OHAL koşullarında direndiklerini ve direniş yerlerinin demokrasinin mutfağı olduğunu belirterek, dayanışma çağrısında bulundular.

Forum, konuşmaların ardından hazırlanan sonuç bildirgesinin okunmasıyla sonlandırıldı. Forumun sonuç bildirgesi şöyle:

“Bugün burada Demokrasi İçin Birlik Forumu katılımcıları olarak diyoruz ki;

·         Demokratik siyasi temsiliyetin önündeki tüm engellerin kaldırılmasını, halkın temsilcisi vekillerin, belediye başkanlarının serbest bırakılmasını istiyoruz.

·         Halkın haber alma özgürlüğünün önündeki engellerin kalkmasını, tutuklanan, işten atılan basın çalışanlarının mağduriyetine son verilmesini istiyoruz.

·         Her an gerekçesiz işten çıkarılma, gelecek kaygısı ile yaşamak istemiyoruz. Haksız yere işten çıkarılan emekçilerin görevlerine dönmeleri için mücadele edeceğiz.

·         Adaletin herkes için eşit, uluslararası normlarda çalışan güvenilir bir yapıya kavuşmasını istiyoruz. Yargıyı tek adama bağlayan, tüm yargı mekanizmalarını parti yargısı haline getiren düzenlemelerin iptal edilmesini, yargının bağımsız ve tarafsız bir yapıya kavuşturularak güvence altına alınması için mücadele edeceğiz.

·         Biz, ülkemizde ve bölgemizde barış istiyoruz! İçerde ve dışarıda savaş politikalarından vazgeçilsin. Kürt sorununun barışçıl, toplumsal, demokratik çözümü için adım atılsın.

·         Üniversitelerin özerk, gerçek bilim merkezleri olmasını, salt düşünceleri nedeniyle görevden uzaklaştırılan akademisyen ve eğitimcilerin göreve dönmesini istiyoruz.

·         Piyasacı gerici eğitim sistemine karşı kamusal bilimsel laik eğitim için mücadele edeceğiz. Çocuklarımızın ve ülkenin geleceğinin tarikatlara teslim edilmesine izin vermeyeceğiz. Eğitimin ve kamusal düzenin dini referanslarla yönetilmesine karşı çıkıyoruz.

·         Her türlü ayırımcılığı, mezhepçiliği reddediyoruz. Alevileri kamudan dışlayan, ibadet haklarına saldıran mezhepçi kutuplaştırma siyasetine karşı Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı için mücadele edeceğiz.

·         Kadınların eşit ve özgür yurttaşlar olarak yaşadığı bir ülke istiyoruz. Kadınların eşitliği ve özgürlüğü karşısındaki tüm engellerin kaldırılmasını, iktidarın erkek egemen-gerici-kadın düşmanı söylem ve uygulamalara son verilmesini istiyoruz. Evde, parkta, otobüste erkek şiddetine, kadınlara yönelik tek bir saldırıya, kadın düşmanı tek bir söze sessiz kalmayacak, müdahale edeceğiz. Biz sadece yasalar önünde eşitlik değil toplumsal eşitlik istiyoruz.

·         Taşeron/kiralık işçilik gibi tüm güvencesiz çalıştırma biçimlerinin yasaklanması, sendikal hakların-hak aramanın önündeki engellerin kaldırılması için, iş cinayetlerine engel olmak için mücadele edeceğiz.

·         En temel haklarımızı alıncaya ve yeni demokratik, laik bir Türkiye’ye ulaşıncaya kadar yılmayacağız!