Navigation

2017 Küresel Haklar Endeksi ve Türkiye

Sermayenin sınır tanımaz büyüme arzusu, dünyanın her yerinde işçileri daha kötü çalışma ve yaşam koşullarına sürüklüyor. Ancak bu durumun sonsuza dek sürüp gitmeyeceği açıktır. Tüm dünyada işçiler arasında hoşnutsuzluk ve öfke büyümektedir. Her ne kadar şimdilik bu öfke yeterli bir ifadeye ve örgütlülüğe kavuşmamışsa da, büyük sınıf mücadelelerinin dünyayı ısıtacağı günler uzak değildir.

Emekle sermaye arasındaki çelişkinin daha da büyüdüğü, bununla birlikte yaygın örgütsüzlük koşullarında işçi sınıfının henüz ayağa kalkamadığı bir tarihsel süreçten geçiyoruz. Otoriter rejimlerin tüm dünyada yaygınlaştığı bu dönemde, işçi sınıfı üzerindeki baskılar, hak gaspları ve saldırılar her geçen gün artıyor. Burjuva hükümetler, sermayenin çıkarları uğruna, işçi sınıfının en temel haklarının üzerinde tepiniyorlar. Tam da bu sayededir ki, gelir dağılımdaki eşitsizlik tarihte görülen en yüksek oranlara çıkarken, kelimenin gerçek anlamıyla bir avuç insanın dünyanın yarısının sahip olduğu zenginlikten daha fazlasını gasp edebilmesi de mümkün olabiliyor.

Sendikalaşma girişimlerine, hak taleplerine işten atmalarla, hatta fiziksel şiddetle yanıt verilmesi, grevlerin yasaklanması, sendikacıların keyfi gözaltılarla, tutuklamalarla yıldırılmaya çalışılması pek çok ülkede vakayı adiye haline gelmiş durumda. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu ITUC’un, 139 ülkeden veriler toplayarak İşçiler İçin Dünyanın En Kötü Ülkeleri başlığıyla yayınladığı “2017 Küresel Haklar Endeksi” de bu durumu tescil etmektedir:

- İncelenen 139 ülkeden 84’ünde işçilerin örgütlenme hakkı gasp edilmektedir

- Ülkelerin dörtte üçünden fazlasında işçilerin bir bölümü ya da tamamının grev hakkı ve toplu sözleşme hakkı bulunmamaktadır

- 50 ülke ifade, toplantı ve örgütlenme özgürlüğünü tanımamakta ya da sınırlandırmaktadır

- İşçilerin fiziksel şiddet ve tehdide maruz kaldığı ülkelerin sayısı geçen yıla göre %10 artarak 52’den 59’a yükselmiştir

- 11 ülkede (Bangladeş, Brezilya, Kolombiya, Guatemala, Honduras, İtalya, Moritanya, Meksika, Peru, Filipinler ve Venezuela) sendikacılar katledilmiştir

- 44 ülkede sendikacılar tutuklanmış ya da gözaltına alınmıştır. Sendikacıların tutuklandığı ülkeler arasında Bangladeş, Türkiye, Kamboçya ve Kolombiya ilk sıralarda yer almaktadır

Nisan 2016-Mart 2017 dönemini kapsayan ve geçtiğimiz Haziran ayında yayınlanan bu endekste, insan hakları, toplusözleşme hakkı, grev hakkı, özgürce örgütlenme hakkı, dava açma hakkı gibi temel emek standartlarını merkezine alan 97 gösterge dikkate alınarak yapılan puanlama sonucunda ülkeler 1’den 5’e kadar puanlanarak şöyle gruplandırılıyor:

1) Düzensiz hak ihlalleri: Almanya, Avusturya, İtalya gibi Avrupa ülkelerinin ve Uruguay’ın dâhil olduğu 12 ülke

2) Tekrar eden hak ihlalleri: Belçika, Kanada, Japonya, İspanya ve Güney Afrika dâhil 21 ülke

3) Düzenli hak ihlalleri: Avustralya, Şili, İsrail, Macaristan, Rusya, Venezuela ve Polonya dâhil 26 ülke

4) Sistematik hak ihlalleri: Arjantin, Brezilya, Malezya, Romanya, İngiltere ve ABD dâhil 34 ülke

5) Hakların güvence altında olmadığı ülkeler: Cezayir, Bangladeş, Çin, Yunanistan, Mısır, Kolombiya, Hindistan, Endonezya, İran, Pakistan, Filipinler, Güney Kore, Kazakistan ve Türkiye dahil 35 ülke

İç çatışmalar ya da askeri işgal nedeniyle kurumların işlevsiz hale gelerek hukukun çökmesi nedeniyle hakların güvence altında olmadığı Somali, Irak, Libya, Burundi, Sudan, Filistin ve Suriye dâhil 11 ülke ise “5+” kategorisini oluşturuyor.

Endekste, işçi hakları konusunda en kötü 10 ülke Bangladeş, Kolombiya, Mısır, Guatemala, Kazakistan, Filipinler, Katar, Güney Kore, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri olarak sıralanıyor. Sendika liderlerinin salt grev çağrısı yaptıkları için tutuklandıkları Kazakistan, Duterte yönetiminin faşizan baskılarla işçi hareketini de kıskaca aldığı Filipinler ve KCTU üzerindeki baskılarını bu konfederasyonun liderinin tutuklayacak noktaya tırmandıran Güney Kore’nin yeni dahil oldukları bu sıralamada, Türkiye en kötü 10 ülkenin gediklisidir. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasındaki OHAL uygulamalarıysa bu durumu alabildiğine perçinlemiştir. Nitekim raporda, darbe girişiminden sonra sendikaların ve üyelerinin halk düşmanı olarak sunulduğuna, 100 binin üzerinde kamu çalışanının Erdoğan hükümetinin sistematik tasfiye operasyonuyla işten atıldığı veya açığa alındığına, yürüyüşlerin ve protestoların yasaklandığına veya sert polis müdahalesine maruz kaldığına, sendika liderleri ve üyelerinin saldırıya uğrayıp tutuklandığına, pasaportlarına el konarak yurtdışına çıkış yasağı getirildiğine vurgu yapılıyor.

Türkiye AKP hükümetinin rutin hale getirdiği grev yasaklarıyla da 5. kategorideki yerini sağlamlaştırmış durumdadır. Keza iş kazaları ve cinayetlerinde kırdığı rekorlarla, OECD ülkeleri arasında en uzun çalışma saatleriyle vs. de “en kötüde önder” rolünü sürdürmektedir.

Sermayenin sınır tanımaz büyüme arzusu, dünyanın her yerinde işçileri daha kötü çalışma ve yaşam koşullarına sürüklüyor. Ancak bu durumun sonsuza dek sürüp gitmeyeceği açıktır. Tüm dünyada işçiler arasında hoşnutsuzluk ve öfke büyümektedir. Her ne kadar şimdilik bu öfke yeterli bir ifadeye ve örgütlülüğe kavuşmamışsa da, büyük sınıf mücadelelerinin dünyayı ısıtacağı günler uzak değildir.