Navigation

Bilim/Kültür

Kapitalizm Çıkmazda, İnsanlık “Depresyonda”

Kapitalizm insanlığın çok büyük bir bölüğü için mutsuzluk ve çıkışsızlık üretmeye devam ediyor. Kapitalizmin temel dayanak noktası olan insanın insan üzerindeki sömürüsü nedeniyle milyarlarca insan bu dünyada gün yüzü görmüyor. Yaşamın, doğanın, birlikteliğin tadını çıkarmak şöyle dursun, dünya yüzündeki yüz milyonlarca insan için yaşam sadece katlanılması gereken zorlukların ve acıların bir geçidi gibi. Toplumun, ezenler ve ezilenler, zenginler ve yoksullar, yani patronlar ve işçiler olarak yarılması insanlığın başına her türlü belâyı sarmaya devam ediyor. Kapitalizmin içinde debelenip durduğu yapısal kriz ve bunun bir sonucu olarak kendine özgü yöntemlerle giderek yayılan Üçüncü Dünya Savaşı bu güvensizlik ve mutsuzluğu daha da arttırıyor. Yüz milyonlarca insan, kapitalizmin yarattığı karanlığın, kasvetin doğrudan etkisi altında depresyonla boğuşuyor.

Teknoloji Kimin İçin Gelişiyor?

Gazetelerde, televizyon kanallarında ilan ediliyor: “2015 yılı teknolojinin insanlar için en güzel icatlara imza attığı bir yıl olacak!” Evet, gerçekten de teknoloji gelişiyor. Meselâ geçenlerde, görme engelli bir kadının bir çeşit gözlükle yeni doğan bebeğini görebildiğini okudum gazetede. Habere göre bu gözlükleri üreten şirket görme engelli kadına gözlüğü ödünç vererek bebeğini görmesini sağlamış.

"Ölümün Ağzı"

İrfan Yalçın’ın “Ölümün Ağzı” romanında anlattığı dönemin üzerinden 70 yılı aşkın bir süre geçti. Bu süre zarfında teknolojide çok büyük ilerlemeler gerçekleşti. Ama gerek Zonguldak’ta, gerek Soma’da, gerekse diğer maden ocaklarında çalışan işçilerin hayatında neredeyse hiçbir şey değişmedi. Madenciler o günlerde ayaklarında çarıkla köle gibi zorla madene sokuluyordu. Şimdi ise ayaklarında pazarda 10-15 liraya satılan lastik çizmelerle, üç kuruşluk ücret karşılığında, yerin binlerce metre altında hiçbir can güvenlikleri olmadan çalışıyorlar.

Sosyal Medya ve Toplumsal Hareketler

Sol hareketin kadroları işçi-emekçi semtlerinde, fabrikalarda ve sendikalarda örgütlenme faaliyeti yürütmek ve işçi sınıfının bağımsız siyasal örgütlülüğünü yaratmak için uğraşmak yerine; politik mücadeleyi AKP karşıtlığına indirgeyerek CHP kuyrukçuluğu yapmayı, Gezi Parkında ve forumlarda oyalanmayı, sosyal medya üzerinden bolca kampanya örgütleyerek basın açıklamaları yapmakla yetinmeyi tercih etmektedirler. İşçi sınıfı içinde örgütlenmek ise sol hareket içinde azınlığı oluşturan sınıf devrimcilerinin üzerine kalmakta, bu arada başta AKP olmak üzere her türden İslamcı tarikat işçi-emekçi semtlerinde, işyerlerinde ve sendikalarda yoğun bir faaliyet yürütmektedir.

Planlı Eskitme

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte, üretilen ürünlerin daha kaliteli olması, bununla birlikte de daha uzun ömürlü olarak kullanılabilmeleri umulur. Ne var ki, kapitalistlerin piyasaya sürdüğü ürünlerin durumu bu beklentinin ne denli naif olduğunu ortaya koyar.

“Bereketli Topraklar Üzerinde”

Bazı kitapların çevirdiğimiz her sayfasında “işçilerin işçilere anlattığı” duygusunu yaşarız. Bazı kitaplardaysa şunlar geçer zihnimizden: “İşçileri, işçilerin içinden anlatıyor.” İşte Orhan Kemal’in Çukurova’da işçilerin acılarını, sevinçlerini, çaresizliklerini, birbirlerini gammazlamalarını, isyanlarını, ekmek kavgalarını anlattığı Bereketli Topraklar Üzerinde isimli romanı da böyle bir romandır.

Hollywood İşkencecilerin Hizmetinde

Burjuvazi sömürü düzenini devam ettirmek için her türlü zulme başvururken, insanlık onuru, sömürüye, haksızlığa, adaletsizliğe ve zulme direniyor. Zalimlerin zulmü, ezilenleri sindirmek yerine öfkelerini bileylemekten başka bir işe yaramıyor. Engizisyona rahmet okutan işkence yöntemleriyle iktidarını ebedi kılmaya çalışan Nazi faşizmi, insanlık tarafından ilelebet lanetle anılmaya mahkûm edilmiştir.

Çatalhöyük’te Sınıfsız Toplum İzleri ve Komünizm

İnsanlığın tarihine dair bilgilere kaynaklık eden en zengin arkeolojik kalıntılardan biri de Anadolu topraklarında Konya yakınlarında bulunuyor. Neolitik Çağ olarak adlandırılan döneme ait arkeolojik kalıntıların bulunduğu Çatalhöyük’te yapılan çalışmalar sonucu ortaya çıkan buluntular, insanlık tarihi açısından son derece önemli bilgilerin açıklanmasını sağlıyor. Çatalhöyük dünyada bilinen en eski üçüncü yerleşim yeri. Geçtiğimiz aylarda, bu bölgede 1985 yılından bu yana kazı çalışmalarını yürüten ekip tarafından yapılan açıklamalarda; Çatalhöyük’te günümüzden yaklaşık on bin yıl önce yaşayan ve yaklaşık iki bin yıl boyunca bu bölgede varlığını koruyan sınıfsız-devletsiz bir toplumun izlerinden bahsedildi.

Bir İşçi Sınıfı Ozanı: Pablo Neruda

Şilili komünist şair Pablo Neruda, ülkesinde 1973’te gerçekleştirilen faşist askeri darbeden 12 gün sonra ölmüştü. Resmi kayıtlara göre Neruda’nın ölüm nedeni prostat kanseri idi. Ancak sekreteri ve şoförü olan Manuel Araya Osario, onun prostat kanseri nedeniyle ölmediğini, Pinochet’in emriyle midesine belirlenemeyen bir zehir enjekte edildiğini söylüyordu. Geçtiğimiz günlerde Şili Komünist Partisi şairin ölüm nedeninin araştırılmasını istedi. Bunun üzerine Pablo Neruda’nın mezarı gerçek ölüm nedeni araştırılmak için açıldı.

İnternet ve “Sosyal Medya” Üzerine

Muhalif düşüncelerini sosyal ağlarda paylaşarak “mücadele ettikleri” yanılgısına sürüklenenler, sanal dünyada muhalif gruplara katılarak örgütlendiklerini zannedenler, burjuvazinin onlara sunduğu sanal dünyaya kendilerini hapsettiklerinin farkına varmalıdır. Sanal dünyada sanal ilişkilerle vakit harcamak yerine gerçek dünyada gerçek ilişkiler kurmak, gerçek insanlarla gerçek adımlar atmak üzere çaba sarf etmek… Dünyayı değiştirme iddiasında olanların izleyeceği yol bu olmalıdır.

Olimpiyatlar, Spor ve Milliyetçilik

2012 Olimpiyatları 27 Temmuz-12 Ağustos tarihleri arasında Londra’da yapıldı. Özellikle günümüz teknolojisi sayesinde milyonlarca insanın müsabakaları izlediği veya aktif bir şekilde haberdar olduğu olimpiyatlar, dünya burjuvazisi için pek çok açıdan bir platform işlevi görmektedir. Olimpiyatların spor bağlamında bir dünya arenası olması nedeniyle, neredeyse tüm ülkeler burada boy gösteriyorlar. Oyunların düzenlendiği ülkeler, bu vesileyle geniş kitlelere kendi propagandalarını yapıyor, turizm gelirlerini arttırmaya çalışıyor ve dünya sermayesinin ilgisini çekiyorlar. Meselâ İngiltere, Londra’nın tarihi mekânlarına, güzelliklerine, buralarda ne kadar hoş zaman geçirildiğine dönük reklâmlar, haberler vs. yaptırarak ilgi çekmeye çalışırken, beri taraftan da alttan alta İngilizlerin ne kadar üstün bir millet olduğunun propagandasını yapıyordu.

“Muhafazakâr Sanat” Tartışmaları ve Sanat

Sanatın toplumun gerçek sorunlarıyla ilgilenmesi ve insanın yaratıcılığını tüm yönleriyle dışa vurabilmesi için kapitalizmden kurtarılması gerekiyor. Sanatçı kapitalist piyasanın tutsaklığından kurtulduğunda özgürce yaratmaya girişecektir. Şurası açık ki, kapitalizmin alaşağı edilmesiyle sanata vurulan zincirler kırılacak ve bilinci özgürleşen sanatçının toplumsal temelde yaratıcılığı gürül gürül akmaya başlayacaktır.

Benden Selam Söyle Anadolu’ya!

Ağızlarından salya akıta akıta sokaklara salınan faşist it sürüleri Kürt halkına karşı bir saldırı kampanyası organize etmeye çalışıyorlar. Gözlerimizin önünde tırmandırılmaya çalışılan bu sahneler ilk değildir. Tarih boyunca halkların arasındaki dostluğa, kardeşliğe balta vurmak isteyen egemen güçler bu saldırıları bizzat organize etmişlerdir.

Burjuva Siyasetin Aracı Olarak Futbol

Son haftalarda futbol camiası üzerinden Türkiye'nin gündemine oturan gelişmeler ve ortaya dökülmeye başlayan kirli çamaşırlar, "futbol sadece futbol değildir" deyişini tekrar hatırlatmış ve profesyonel futbolun neye hizmet ettiğini bir kez daha göstermiştir: kapitalizme ve burjuva siyasete! Futbol da, tüm diğer popüler profesyonel spor dalları gibi, egemenlerin kitleleri manipüle etme araçlarından biridir.

TKP’nin Kararname Sosyalizmi

TKP’nin sosyalizm ve devrim anlayışını beyazperdeye yansıtan Devrimden Sonra filmi, bu konulardaki sakat anlayışlarını da gözler önüne seriyor. Film Türkiye’de gerçekleşen devrimden sonra geçen 8 öyküden oluşuyor. Eğitim, sağlık, kamulaştırma, toprak sorunu, konut sorunu, emperyalist devletlerle ilişkiler gibi konular çeşitli öyküler üzerinden anlatılıyor. Hepsinden de buram buram TKP’nin sosyalizm ve devrim anlayışının çarpıklığı akıyor.

Büyük Birader İşbaşında

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından 22 Ağustosta devreye gireceği belirtilen internet filtreleme sistemi, seçim, Kürt sorunu ve Arap coğrafyasında yaşanan gelişmelere rağmen yoğun gündemde kendine yer bulabildi. BTK’nın adını “Güvenli İnternet Hizmeti” koyduğu uygulama azımsanmayacak bir tepkiye yol açtı. Başta İstanbul olmak üzere çeşitli illerde internete sansür yürüyüşlerle protesto edildi.

Güneşi Göremeyen Bir Film!

Kendisi de bir Kürt olan Mahzun Kırmızıgül’ün “Güneşi Gördüm” filmi, filme piyasa yaptıracak “acı” sosunu bolca kullanmış. Acıların ticaretini yapan kapitalizm gerçeği bu filmde de kendini bize hissettiriyor. Acıların, kederlerin, katliamların, bir ulusun yok sayılışının, hatta yok edilişinin üzerini çirkin bir ağlaklıkla örtüyor bu film. Milliyetçilikle doldurulmuş Türk izleyici kitlesinin belki önemli bir kısmı film için, Kürtlerin propagandasını yapıyor, “bölücülere” sempati yaratmaya çalışıyor diye düşünebilir. Hatta bir kısım hümanistlerimizin de gözlerini ıslatmıştır film. Ama filmi izledikten sonra filme, Kürt sorununun siyasi bir mesele oluşu gerçeğinin değil de, meseleyi yoksulluk sorununa indirgeyen inceltilmiş bir sahtekârlığın hâkim olduğudur.

Dostluğu Genler Belirliyormuş!

Geçtiğimiz günlerde Taraf gazetesinde okuduğum yazı bilimsel bir çalışma diye haber yapılmış. “Kadehler Dostluğa Kalkıyor” başlığı ile verilen haber şöyle: “Bilim adamları, alkol bağımlılığıyla ilgisi olduğu düşünülen DRD2 kodlu genin taşıyıcıları arasında arkadaşlık ilişkilerinin yoğun olduğunu keşfetti. CYP2A6 kodlu genin taşıyıcıları ise birbirlerinden pek hoşlanmıyor. … BBC’ye mülakat veren Prof. Fowler, ‘arkadaşlık genlerinin’ dış görünüme yansıyor olabileceğini ve bu sayede aynı genin taşıyıcılarının birbirlerini ayırt edebileceğini öne sürüyor.”

O Mahur Beste Çalar!

Acıların, coşkuların, umutların ve başkaldırının şarkılarını söyledi Ahmet Kaya. Bu topraklarda doğmuş ve bu coğrafyanın egemenleri tarafından aforoz edilmiş pek çok değerli insan gibi o da 10 yıl önce sürgünde hayatını kaybetti.

Fatmagül’ün Suçu Ne?

Geçen ay gösterime giren bir dizinin reytingini arttırmak için yapılanlar, toplum olarak nasıl bir çürümüşlük noktasına geldiğimizi gösterdi. İşçileri evde geçirdikleri kısıtlı zamanlarında düzenin daha fazla kölesi haline getirmeye çalışan, onu sanal eğlence âleminde kaybolarak gerçeklikten daha fazla uzaklaştıran, yalan haberlerle, sahte dünyalarla meşgul eden düzenin ideolojik aygıtı olan medya kültürel olarak da yozlaşmaya ne kadar hizmet ettiğini bir kere daha gösterdi.

Sayfalar

Bilim/Kültür beslemesine abone olun.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.