Navigation

AKP’nin HES İnadına Karşılık Zile’de de Öfke Vardı!

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder
Burjuvazi sessiz kalan işçi ve emekçiler karşısında kendisinin sonsuz bir kudreti olduğunu zannettiği gibi doğaya karşı da sonsuz kudrette olduğunu düşünür. Hem doğayı hem de işçileri hoyratça sömürür. Ama öfkeli milyonlar ilelebet susmayacak. Gün gelecek, işçilerin, emekçilerin  isyanı, sömürüyü, baskıyı, doğanın yağmalanmasını ortadan kaldıracak; insanlığın tüm sorunlarını doğayla uyum içinde çözecek yeni bir dünyanın kapısını aralayacak.

Tokat’ın Zile ilçesinde, Çekerek ırmağı üzerine hidroelektrik santral (HES) yapılmasını engellemek için biraraya gelen binlerce insan, jandarma müdahalesine ve yoğun biber gazlı saldırıya rağmen şantiyenin girişine kadar durdurulamadı. Bölgedeki köylerde yaşayan insanlar, üzerine üç tane HES kurulacak olan Çekerek ırmağının başına neler geleceğini ve bunun tarım alanlarından tüm doğal yaşama nelere mal olacağını gayet iyi biliyorlar. Yaklaşık 19 köyü ve bunların hayat damarlarını hedef alan bu HES’lere karşı Zile’de öfke büyüyor. Binlerce yoksul köylü için suyun dere yatağından HES’ler aracılığıyla çekilmesi ve özel şirketlerin kontrolüne verilmesi, tarım alanlarının, otlakların yok olması anlamına geliyor.

Hayatı, yaşadığı köyü, yeşili, suyu özel şirketlerce gasp edilmek istenen köylüler, bu duruma boyun eğmediler. Daha önce de valiliğe taleplerini iletmiş olan köylüleri kimse dinlememiş, HES inşaatı başlamıştı. Zile’deki eylemde köylüler şantiyeye kadar gelip dayandıklarında, karşılarında jandarma ve polisi buldular. Jandarma komutanının onları geri döndürme ısrarına rağmen, muhtarlarından gelen “proje bekletilmeye alındı” açıklamasına kadar şantiye önünü terk etmediler.

Genelde yürüyüşlere, gösterilere, eylemlere pek sempatiyle bakmayan ve burjuvazinin karşı propagandasından daha çok etkilenen köylüler, bu defa kendileri yalanlarla örülü bu karşı propagandalara ve gözden düşürme girişimlerine maruz kaldılar ve bizzat bunun sonuçlarını yaşadılar. Köylüler, eylemlerinin ardından Zile’nin AKP’li Belediye Başkanı Lütfi Vidinel tarafından “terörist” ilan edildiler. Hatta Belediye Başkanı, model aldığı Cumhurbaşkanı gibi tehditler savurmaktan da geri durmadı. Dün kendisini seçen insanlara bu defa “söz milletin” demedi. “Zile halkı terörizme geçit vermeyecektir. Yaptıklarının hesabını vereceklerdir” diyerek köylüleri tehdit etti.  Köyden 10 km uzaklıktaki şantiyeye yürümek isteyen köylülere önce jandarma ve polis müdahale etti. Tarlalara doğru kaçanlara gaz sıkıldı ve sonra da binlerce insan terörist ilan edildi. AKP’li başkan bu sözlerle de yetinmeyip, eylemler sırasında camı kırılan belediye otobüsünü belediye binasının önüne çekerek üzerine bir pankart astırdı. Pankarta da “CHP’li İstanbul bazı ilçe belediyelerinin otobüsleriyle Zile’mize taşınan insanlar; HES bahanesiyle şanlı Türk askerine, polisine ve halkımızın hizmetinde bulunan, askerlerimizi taşıyan Zile Belediyesi otobüslerine, yangını söndürmeye giden Zile belediyesi itfaiyesine saldırdılar. Gelişmemizi istemeyen, bölgemizde kaos oluşturmak isteyen saldırılar huzur, barış ve kardeşlik ortamımızı bozamayacaktır. Zile halkı terörizme asla geçit vermeyecektir. Yaptıklarının hesabını verecekler!” diye yazdırdı.

Üzerine pankart astırdığı otobüsü yalanlarının propaganda aracı haline getirmeye çalışan AKP’li Belediye Başkanı ilçede protesto edildi. Yüzlerce insan “Vidinel istifa” diye haykırdı. Bu durumun bazı gazetelerde haber olması ve ortaya çıkan tepkiler nedeniyle başkan otobüsü bulunduğu yerden kaldırtmak zorunda kaldı.

Artvin’den Antalya’ya, Dersim Munzur Vadisinden Rize’ye, Zonguldak’tan Tokat’a her yer AKP hükümetinin yandaş şirketler için büyük bir rant alanı haline getirdiği HES şantiyeleriyle doluyor. Meydana gelecek doğa tahribatı görmezden gelinerek yapılmaya çalışılan HES’lere karşı köylülerin mücadelesi de büyüyor. Ancak AKP hükümeti ve burjuvazi, verilen mücadeleleri karalamaya, çeşitli kurmaca senaryolarla gözden düşürmeye, ortaya çıkan toplumsal duyarlılık ve öfkeyi görünmez kılmaya çalışıyor. Geçen yıl Artvin Arhavi’deki HES karşıtı eylemleri karalamaya ve üzerinden komplo teorileri üretmeye çalışırken Arhavi’nin AKP’li belediye başkanı kendisinin ve partisinin kimin çıkarına hizmet ettiğini de açık etmişti. Sözde HES taraftarlarının eylemi diye üç beş yandaşla Arhavi meydanına çıkıp “Arhavi işadamına sahip çıkıyor!” ve “HES’lere evet” pankartı açtırmıştı.

“Anarşi yaratmak istiyorlar”, “teröristler”, “vandallar”, “başörtülü bacıma saldırdılar”, “camiye işediler”, “esnafımın camını kırdılar”, “polisime taş attılar” gibi yalanlarla, demagojiyle, dini inanç ve değerlerin sömürüsüyle işçilere, köylülere, insanlığın geleceğini karartmak pahasına doğaya, ormana, çevreye, havaya, suya eliyle, diliyle, iş makinesiyle, medyasıyla, polisiyle, gazıyla, copuyla saldırıya geçen Erdoğan ve AKP hükümeti gemi azıya almıştır.

Kapitalizm altında insanı ve doğayı esas alan bir üretim beklemek ham hayaldir. Bu sistemde önemli olan kâr, daha çok kârdır. AKP hükümeti de çevre değerlendirme raporlarını, uzmanların uyarılarını ve emekçilerin itirazlarını zerre kadar dinlemeden, burjuvaziye, özellikle de yandaş sermeye kesimlerine büyük rant alanları yaratmanın peşindedir. AKP’nin büyük propaganda kampanyalarıyla başlattığı “dev projeler”, çevre tahribatını ve emekçilerin yaşam alanlarının katledilmesini zerrece umursamayarak yürütülen rant projeleridir. Bunlara karşı duran emekçilerin mücadelesi karalanmakta, polis şiddetine maruz kalmaktadır. Fakat tüm engelleme çabalarına rağmen Türkiye’nin dört bir yanında doğanın talanına karşı çıkan binlerce insan mücadeleye devam ediyor.

Burjuvazi sessiz kalan işçi ve emekçiler karşısında kendisinin sonsuz bir kudreti olduğunu zannettiği gibi doğaya karşı da sonsuz kudrette olduğunu düşünür. Hem doğayı hem de işçileri hoyratça sömürür. Ama öfkeli milyonlar ilelebet susmayacak. Gün gelecek, işçilerin, emekçilerin  isyanı, sömürüyü, baskıyı, doğanın yağmalanmasını ortadan kaldıracak; insanlığın tüm sorunlarını doğayla uyum içinde çözecek yeni bir dünyanın kapısını aralayacak.