Üniversitelerde yeni öğretim yılı, Eylül ayının sonuna doğru baskı, kısıtlama ve saldırıların yepyeni boyutlara ulaşmasıyla başladı. Bu kapsamda 21 Eylülde “Üniversitelerdeki Güvenlik Tedbirleri” başlıklı yönerge yayınlandı. Yönergede yer alan ifadelerden bile aslında sol görüşlü öğrencilerin hedef alındığını görüyoruz. 19 Martla birlikte kampüslerinde eylemler düzenlemeye başlayan üniversite öğrencilerinin önünü kesmek isteyen rejim, bu şekilde bir yönergeyi yürürlüğe sokarak sosyalist öğrencileri hedef gösterdi. Rejimin bu hamlesiyle neyin zeminini döşediğini Hacettepe Üniversitesinde son günlerde yaşanan saldırılar açıkça gösteriyor. Hacettepe’de öğrenci yemekhanesinde yapılan zamla birlikte rezervasyon sistemine geçilmesinin ardından öğrenciler günlerce eylem yaptılar ve yemekhanelerini işgal ettiler. Bu haksız zammı protesto eden öğrenciler, 27 Ekim Pazartesi günü yüzleri maskeli, ellerinde palalar olan bir grup faşistin saldırısına uğradılar.
Güya güvenlik tedbirlerinin, özel güvenlik sayısının ve denetimin sıkı sıkıya arttırıldığı bir dönemde üniversite kampüsünde böyle bir saldırının gerçekleşmesi bu saldırının arkasında kimlerin olduğunu gösteriyor. Öğrencilere palayla saldıran faşistlerin “güvenlik önemlerine takılmadan” kampüse nasıl girdiği de sır olmasa gerek. Elbette resmi açıklamaların çizdiği resim farklı ama bu saldırının planlı ve örgütlü bir şekilde gerçekleştiği çok açık. Dahası elleri palalı faşistlere müdahale etmeyenler, saldırıya uğrayan arkadaşlarını hastanede ziyaret etmek isteyen üniversite öğrencilerine müdahale etti ve gözaltına aldı. Bu olayı protesto etmek üzere 28 Ekim Salı günü Beyazıt Meydanında üniversite öğrencileri “Faşizme Karşı Omuz Omuza” yazılı pankart arkasında bir araya geldiler. Hacettepe’de günlerdir haksız zamlara karşı eylem yapan ve saldırıya uğrayan sıra arkadaşlarımızla dayanışma içindeyiz dediler.
Yayınlanan genelge ve sonrasında gerçekleştirilen saldırılar, rejimin faşist niteliğinin açık bir göstergesidir. Bir üniversiteye yüzü kapalı, kimliği belirsiz, elinde pala olan faşistlerin girebilmesi ve öğrencilere saldırması bile faşist rejimin ürünüdür. Giderek daha da büyük bir korku havası yaratmak istediklerini görüyoruz. Çünkü korkuyorlar. Genel olarak toplumun, özel olarak da üniversite gençliğinin bağrında biriken değişim isteğinin ve rejime yönelik tepkinin arttığını çok iyi biliyorlar. Grev yasaklarından faşist saldırılara, tutuklama ve karalama kampanyalarına kadar gemi azıya almış durumdalar. İşçi sınıfı ve onun safında duran emekçi gençlik olarak rejimin saldırılarına birlikte karşı durmalı ve mücadele etmeliyiz.
link: İstanbul’dan bir öğrenci, Kampüslerimiz Faşist Saldırı Altında!, 1 Kasım 2025, https://marksist.net/node/8630
Marx’ın Kapital’ini Okumak, III. Cilt /27
Ekim Devrimi ve “Lenin Lambası”





