Navigation

“Gökten Yağmur Yağsa Size Bir Damla Su Vermeyeceğiz”

Geçtiğimiz günlerde Mersin’in Tarsus İlçesinde T Tipi Kapalı Kadın Cezaevinde, işkence ve kötü muameleye maruz kalan tutukluların aileleri ve avukatları suç duyurusunda bulundu. Bu konu ile ilgili tutuklu aileleri ve avukatları TBMM İnsan Hakları Komisyonuna, CHP ve HDP’ye işkence ve darp raporlarını gönderdiler. Cezaevlerindeki koşulların zaten kötü olması yetmezmiş gibi mahkûmlar bir de işkenceleri, darpları, şiddeti yaşıyorlar.

Kapitalizm, insanların umutlarını, hayallerini, sevinçlerini, dünyalarını ellerinden alıyor. Bunun en önemli göstergelerinden biri de cezaevlerinde yaşananlardır. Geçtiğimiz günlerde Mersin’in Tarsus İlçesinde T Tipi Kapalı Kadın Cezaevinde, işkence ve kötü muameleye maruz kalan tutukluların aileleri ve avukatları suç duyurusunda bulundu. Bu konu ile ilgili tutuklu aileleri ve avukatları TBMM İnsan Hakları Komisyonuna, CHP ve HDP’ye işkence ve darp raporlarını gönderdiler. Cezaevlerindeki koşulların zaten kötü olması yetmezmiş gibi mahkûmlar bir de işkenceleri, darpları, şiddeti yaşıyorlar.

Kadınların evde, sokakta, otobüste, işte, parkta ya da cezaevinde, kısacası her yerde baskı, şiddet, taciz gibi birçok sorunla baş başa kalması, kadına yönelik cinsiyetçi yaklaşımın vahim boyutlara ulaştığını her seferinde bizlere gösteriyor. Tarsus Cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlü kadınlara gardiyanlar ve askerler tarafından uygulanan şiddet, darp ve işkence zindan içinde zindanı yaşatıyor. Hasta olduklarında doktora çıkarılmadıkları gibi yemek,  su, giysi gibi temel ihtiyaçlarının da karşılanmadığı cezaevinde, kadın mahpuslar kirli ve soğuk su ile yıkanmak zorunda kalıyorlar. Koğuşta su olmadığını söylediklerinde “gökten yağmur yağsa size bir damla su vermeyeceğiz” diyor yönetim. Tüm şiddetini çok daha aleni uyguluyor.

Hükümet, OHAL ile birlikte tutuklu ve hükümlüler üzerindeki insanlık dışı uygulamalarını iyice arttırdı. Cezaevlerindeki insanlık dışı koşullar ve faşist baskılar ancak biz işçi ve emekçilerin vereceği örgütlü mücadeleyle ortadan kalkabilir. Bizler örgütlü olursak, sömürüye, şiddete, işkenceye, cinayete kurban giden kadınların da daha iyi, daha umutlu bakabilecekleri bir dünyada yaşayabilme olanakları olacaktır.