Navigation

“Çocuklara Kıymayın Efendiler!”

Cezaevlerinde, yetiştirme yurtlarında, kimsesiz sokaklarda, mülteci kamplarında, savaşlarda, fabrikalarda, atölyelerde yoksul olduğu için, Kürt, Suriyeli, Ermeni, Alevi olduğu için, kız çocuğu olduğu için öteki olan çocuklar, işçi-emekçi çocukları, ezilen halkların çocukları, yok sayılan, görünmez olduğu sanılan çocuklar büyüyorlar. Büyüyecekler ve onları sefalete ve acılara mahkûm eden kapitalist düzenin kıyıcı efendilerinden elbet hesap soracaklar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “çocuklara kıymayın efendiler” diyor. Bu sözün asıl sahibi, namuslu, mücadeleci, onurlu bir komünist olan Nazım Hikmet’ti. Bu yüzden bu ülkenin hapishanelerinde bir ömür geçirdi ve sürgünde yaşamını yitirdi. Konuşmasını Nazım Hikmet’in o güzelim şiirindeki dizelerle bitiren Erdoğan ise Türkiyeli efendilerin şahı. İktidarın en tepesindeki adam o. Türkiye’nin “başkan baba”sının ağzından bu cümleler dökülürken 1 milyona yakın çocuk haftada 40 saat köle gibi çalıştırılıyor. Nüfusunun üçte birine yakını çocuk olan bu ülkede fabrikalarda, atölyelerde, hizmet sektöründe, tarımda yani dört bir yanda çocuklar patron efendilerin kârlarına kâr katmak için çırpınıp duruyorlar. Oyun oynamıyorlar, okula gitmiyorlar, gün yüzü görmüyorlar. Daha küçücük bedenleri ile ailelerinin geçinebilmesi için çocukluklarından vazgeçmek zorunda kalıyorlar. Çocuklara, hem de bal gibi kıyıyorlar efendiler!

Efendilerin dediklerine değil, yaptıklarına bakalım. Yaptıkları yapacaklarının teminatıdır. AKP’nin iktidara geldiği yılda doğan çocuklar 13 yaşına girdiler. Bu çocukların binlercesi bugün hapistedir. 2013’teki istatistiklere göre 12-17 arasındaki 6 bin 132 çocuk hapislerde tutuluyor. Kimisi taş attığı, kimisi baklava çaldığı, kimisi annesi hapiste yattığı için... Ama çoğu Kürt çocuğu olduğu için. Saklambaç oynayamıyorlar. Gökyüzüne özgürce bakamıyorlar. Okul yok, oyuncak yok, parklarda koşmak, uçurtma uçurtmak, balonlarla oynamak yok. Onlar hapisteler…

Çocuklar hapiste ama emperyalist emelleri, iktidar hırsları ile “başkan baba” olmak için çocuklara kalleşçe kıyarken “çocuklara kıymayın efendiler!” sözünü ağzına almaya cüret edenler saraylarda yaşıyorlar. Bütün ülkeyi egemenlerin at koşturduğu dikensiz gül bahçesi haline getirmek istiyorlar. Bu efendiler iktidar olmanın sarhoşluğuyla çok rahat yalan söylerler. Yüzleri kızarmadan samimiyetsizce duygusal gösteriler yaparlar. Tıpkı Roboski’de olduğu gibi. Bir yandan savaş uçaklarıyla çocukları katlederler, diğer yandan da avını yerken ağlayan timsahlar gibi ağlayabilirler. Roboski’de TSK’ya ait savaş uçaklarla havadan bombardımana tutularak öldürülenlerin 22’si daha çocuktu. Hayatının baharında öldürülmüşlerdi.

Küçük güzel yüzleri, masum gözleri ile sevgiyle bakan çocuklarımızı seçim propagandalarına, savaşçıl yalanlarına, nükleer santral reklâmlarına alet ederler. “Çocuk bayramı” kılıfıyla AKP’li Üsküdar Belediyesi İstanbul’dan ta Urfa’ya oyuncak götürmüş. İki milyona yakın nüfusu olan şehrin nüfusunun neredeyse yarısı çocuk. Binlerce yoksul çocuğu bu oyuncaklardan bir tane alabilmek için birbirini ezdi. Küçücük bedenleriyle çoğu kız çocuğu bu izdihamın arasında gözyaşları içinde ezilme tehlikesi geçirdi. Bu oyuncak dağıtma gösterisi bir başka acının da resmidir. Birilerinin seçim öncesi siyasi çıkarları uğruna çocuklarımıza ettiği zulüm unutulmaz. Herkes unutsa onlarca kişinin ayakları altında ezilen, onuru kırılan çocuklarımız unutmaz. Çünkü bu, efendilerin çirkin yüzünün ve bizim çocuklarımızın da yoksulluğunun resmidir. O resim o çocuklarımızın yüreğine çizilir.

AKP iktidarı boyunca öldürülen çocuklarımızı unutmadık. Pozantı Cezaevinde, Şakran Cezaevinde tacize, tecavüze, işkenceye maruz kalan çocuklarımızı unutmadık. Tayyip Erdoğan’ın miting alanlarında annesini yuhalattığı karakaşlı, kara gözlü, gözleri gülen çocuk Berkin Elvan’ı unutmadık. 12 yaşında o küçük bedenine 13 kurşun sıkılarak öldürülen Uğur Kaymaz’ı, bombayla parçalanmış bedenini annesinin eteğine sardığı Ceylan Önkol’u ve daha nicelerini unutmadık. Unutmayacağız!

Cezaevlerinde, yetiştirme yurtlarında, kimsesiz sokaklarda, mülteci kamplarında, savaşlarda, fabrikalarda, atölyelerde yoksul olduğu için, Kürt, Suriyeli, Ermeni, Alevi olduğu için, kız çocuğu olduğu için öteki olan çocuklar, işçi-emekçi çocukları, ezilen halkların çocukları, yok sayılan, görünmez olduğu sanılan çocuklar büyüyorlar. Büyüyecekler ve onları sefalete ve acılara mahkûm eden kapitalist düzenin kıyıcı efendilerinden elbet hesap soracaklar. O gün geldiğinde belki bugünün efendilerinin ömrü vefa etmeyecek görmeye. Ama içimiz rahat, çünkü bizim ölülerimiz de unutmaz, efendiler!