Navigation

Yaşasın İşçi Sınıfının Uluslararası Mücadelesi

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder


Dünyanın dört bir yanında sermaye sınıfı işçi sınıfının haklarına saldırıyor, daha fazla kâr için kölece çalışma koşullarını dayatıyor. Madalyonun bir yüzünde bu saldırılar varken, diğer yüzünde ise işçi sınıfının mücadelesi var.

Baskıcı bir rejim altında yaşayan İranlı işçiler de, bütün baskılara rağmen hakları için mücadele ediyorlar.  Son günlerde İran’ın birçok kentinde işçiler aylardır ödenmeyen ücretleri, işten atmalar, güvencesiz çalışma ve kötü çalışma koşullarını protesto edip iş bırakma eylemleri düzenliyorlar. Bu kentlerden biri ülkenin güney batısındaki Dezful. İşçilerin aylardır ücretlerini alamadıkları için başlattıkları eylemler bir haftayı buldu. Geçtiğimiz günlerde de polis işsizlerin Dezful’daki eylemlerine saldırmış ve 5 işçiyi yaralamıştı. 

İran’ın batısındaki Sarvbad kentinde ise işçiler maaşlarını alamadıkları için eylemler düzenliyorlar. Keza İran’ın güney batısındaki Abadan’da da durum farklı değil. Burada da belediye çalışanları bir süredir alamadıkları maaşlarının ödenmesi talebiyle eylemler düzenliyorlar.

Doğu Kürdistan kentlerinde sınır kapılarının kapanması ile 80 bine yakın kolber (yük taşıyıcı)  ve 6 milyon civarında kesibkar (sınır ticareti yaparak geçimlerini sağlayanlar) işsiz kaldı. İran’da kolberler ve kesibkarlar, bir haftadır her gün eylemdeler. Hükümet binasına yürüyen kolber ve kesibkarlar, kurdukları boş sofralar ile İran rejiminin Doğu Kürdistan’a yönelik yıkıcı ekonomi politikalarını protesto ediyorlar.

Türkiye’de de işçi sınıfına yönelik saldırılar var. Özelleştirme adı altında, kamu fabrikalarının yandaş sermayeye peşkeş çekilmesi, kamu işçilerinin “taşerona kadro” adı altında işsiz bırakılması, işçi ölümlerinin artarak devam etmesi, işçilerin örgütlenmesine engel olunması, mücadeleci sendikacılar üzerindeki baskılar ve tutuklamalar, grevlerin yasaklanması, en demokratik hakların bile savunulmasının “vatan hainliği” olarak görülmesi, muhalif ve işçi basını üzerindeki baskıların artması OHAL altındaki saldırıların bir kısmıdır. 

Dünya işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs yaklaşırken, biz komünist işçilere düşen görev, gerek dünyada gerek yaşadığımız topraklarda burjuva iktidarlara karşı, işçi sınıfı içinde saldırıları göğüsleyecek bir mücadele hattında ısrarcı olmaktır. Bu bilinçle dünya işçi sınıfının kapitalizme karşı mücadelesini selamlıyor, mücadelelerini örnek alıyoruz.

Yaşasın 1 Mayıs!