Navigation

Marksizm Özgürleştirir

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder

Özgürlük nedir? Kapitalizmde özgür insan olmak ne ifade eder? Türk Dil Kurumu sözlüğünde özgürlük, “her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu, hürriyet” olarak tanımlanıyor. Peki, “her türlü dış etkiden bağımsız olmak” gerçekten mümkün mü? Biz Marksist Tutum okuru gençler olarak Elif Çağlı’nın Diyalektik Materyalizm Üzerine yazısını okuduk ve tartıştık. Tartışırken bu konu üzerinde de düşündük.

Sınıflı toplumlar var olduğundan beri egemenler, kendi düşüncelerini tüm topluma dayatmış ve bilimi kendi çıkarları için kullanmıştır. Sömürü düzenini devam ettirebilmeleri için düşünceyi tahakküm altına almaları gerekir. Egemenlere göre sömürü, savaşlar, katliamlar, düşmanlık, cinayetler insanların düşüncesi kötü olduğu için var. Onlara göre, insanlar doyumsuz ve açgözlü bir yaratılışa sahip. Bu nedenle de insanoğlu kendi benliğini eylemleriyle yaşama yansıtıyor. Felsefe bu olunca, varılan sonuç da dünyanın ve insanın değişmeyeceği, sadece bazı iyileştirmeler yapılabileceği oluyor. O zaman toplumsal kurtuluş mümkün değilse herkes kendini kurtarsın! Bu düşünce biçimi kapitalistlerin ne kadar da işine yarıyor.

Kapitalistler gerçeklerin üzerindeki perdeler kalkarsa ezilen kitlelerin ayaklanacağından korkarlar. Bilim ya da toplumsal hayattaki gelişmeler, egemen sınıfın çıkarları doğrultusunda şekillendirilir. Bilime ve düşünceye felsefi idealizm damgasını basar. Toplumda her zaman ezenlerin ve ezilenlerin olduğunu kitlelere empoze ederler. Böylece insanları “böyle gelmiş böyle gider” yalanıyla kandırırlar.

Kapitalist sistemde, burjuva ideolojisinin egemenliği altında yaşayan bireylerin özgür olma, özgür düşünme, kendi düşüncesine dayanarak yaşama şansı olmadığını biliyoruz. Burjuvazi bilinçli olarak özgürlük kavramını çarpıtıyor. Özgürlük kisvesi altında bireycilik ve bencillik kutsallaştırılıyor. Bireysel özgürlük yalanı ile insanlar birbirine yabancılaştırılıp, toplumsal yaşamdan uzaklaştırılıyor. Birçok gence “özgür olmak nedir?” diye sorduğumuzda “kendi kafana göre takılmak, kararlarını yalnızca kendinin vermesi, istediğini yapabilmek” cevaplarını alırız. Böyle düşünen gençler haliyle örgütlü mücadeleye katılıp, kolektif bir yapı içinde sorumluluklar almayı da anlamsız, özgürlüklerini kısıtlayan bir durum olarak görüyorlar. Oysaki özgür olduğunu, hiçbir şeye bağlı kalmadan özgür düşündüğünü savunan örgütsüz insanlar, burjuva ideolojisinin hâkimiyeti altındadır. Aslında kendileri karar veriyormuş gibi görünseler de ne giyeceğinden ne yiyeceğine, ne düşüneceğinden boş zamanlarında ne yapacağına kadar bütün kararlar kapitalizm tarafından verilir. Bilinçli bir şekilde düzene karşı durmadan yaşayan herkes, kapitalizmin çizdiği sınırlarda sanal bir özgürlük dünyasında yaşar.

Biz bu özgürlük anlayışını kabul etmiyoruz ve değiştirmek istiyoruz. Yaşamı değiştirebilmek için onu doğru kavramak gerekir. Bunun için de dar değil, geniş ve eleştirel düşünmek gerekir. İdealizmin iddiasının tersine, düşünceyi belirleyen maddi yaşamdır. Doğanın ve yaşamın özü diyalektiktir. Yaşama belirli kalıplar dayatmak idealizmin işidir. Biz bu konuyu konuşurken burjuva ideolojisinin bizleri ne kadar tutsak ettiğini fark ettik. Sorduğumuz sorulara kalıp cevaplar arıyor, şablonlar üretmeye çalışıyorduk. Oysa yaşam karşıtların birliği üzerine kuruludur ve çelişkilerle ilerler.

Elif Çağlı, işçi sınıfının devrimci eyleminin, insanlığın çağlar boyunca esaretinde olduğu zorunluluk dünyasından engin bir özgürlük dünyasına sıçrayışı anlamına geldiğini ifade ediyor. Bizler diyalektik materyalizmin zihnimizi özgürleştireceğini biliyoruz. Gerçekten özgür düşünmek, idealizmin zincirlerinden kurtulmak da ancak diyalektik materyalizmi kavramakla ve yaşamı devrimcileştirmekle mümkündür. Biz bu köhne düzenin çürümüşlüğünden kurtulmak ve özgür olmak isteyen, daha iyi bir dünya hayali kuran gençleriz. Burjuvazinin ideolojik saldırılarına karşı koymak için Marksist öğretiyi iyice kavramak gerekir. İnsan ancak sosyalist bir dünyada gerçekten özgür olabilir. İşçi sınıfının devrimci eylemi ise sosyalizmi kuracak tek yoldur. İşçi sınıfının gençlerinin üzerine düşen görev de devrimci Marksizmi pusula edinip kararlılıkla bu yolda yürümektir.