Navigation

Adil Aksu

Yapıcıların Yüreği!

Günümüzde yapılar inşa etmek gerçekten de zor mudur? Bir köprüyü, metroyu veya gökdelenleri inşa etmek zor mudur? Uzayın derinliklerine yol alan insan, doğanın bağrından söküp aldığı enerjiyle haftalar içinde neler inşa etmiyor ki? Demek ki bahsi geçen “yapı ve yapıcılar” bunların ötesinde bir anlama sahip. Aslında yapı bazen bir grevi, bazen bir eylemi örgütlemektir. Yapı inşa etmek bazen bir örgütü inşa etmek, hatta hepsinin üstünde yer alan sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyayı inşa etmektir.

Türk-İş Olağan Kurulunda Olağanüstü Gidişata Doğru

Türk-İş, kurulduğu günden bugüne, “siyaset ve partiler üstü sendikacılık anlayışı” adı altında, işçi sınıfına burjuva siyasetin empoze edilmesinin aracı olmuştur. 12 Eylül faşizmi döneminde DİSK ve diğer sendikalar kapatılırken Türk-İş’in faaliyetleri sürmüş, korporatist anlayış ve işleyiş bütün bünyeye egemen kılınmaya çalışılmıştır. Sınıf işbirlikçiliğinin ve uzlaşmacılığın doruğa çıkarılmasına, Türk-İş içindeki bazı sendikaların oluşturdukları Sendikal Güç Birliği benzeri muhalefet platformlarıyla tepki gösterilmeye çalışılmışsa da, ciddi bir yol alınamamıştır. Nihayetinde AKP hükümetinin hamleleri Türk-İş bürokrasisi üzerinde etkili olmuş, konfederasyonun milliyetçi, muhafazakâr kimliği pekiştirilmiştir.

Savaş Karşıtı Mücadelede İşçi Sınıfı

Haksız ve gerici savaşların yaratacağı yeni dengelerin işçi sınıfını ne zaman ayaklandıracağı önceden kestirilemez. Sosyal, siyasal, ekonomik sorunların etki gücü savaş dönemlerinde kat be kat artmaktadır. Ölümlerin ve çekilen sefaletin bedelinin bu durumun sorumlusu olan iktidara kesilmesi muhtemeldir. Savaşı sorgulayan ve emirlere karşı duran askeri-sivil eylemlerin artması da öyle. Bu durumda, yükselen öfke ve tepki hareketini yönetecek ve yönlendirecek sosyalist işçi örgütlerinin varlığı hayati önem taşıyacaktır. Dolayısıyla işçi sınıfının devrimci mevzilerini güçlendirmek yakıcı bir görevdir.

Aşırı Sıcaklar mı, Kapitalizm mi Can Alıyor?

Depremi, seli, kasırgayı, hortumu veya tsunamiyi insanlık için ağır bir yıkıma dönüştüren, kapitalist sistemin dünyada hüküm sürmesidir. Çarpık ve çürük kentleşmeye neden olan kapitalizmdir. Çevreyi acımazsızca tahrip eden kapitalizmdir. Güvenlik ve sağlık önlemlerini gereksiz maliyet olarak gören ve kamu fonlarını kendi çıkarları için yağmalayan yine kapitalist sömürü düzeninin efendilerinden başkası değildir.

Cezaevlerinde Olağanüstü Hal

Balyoz davasında daha önce yüzlerce yıl mahkûmiyet verdiği generalleri bir günde serbest bırakan AKP hükümeti, sıra Kürtlere, sosyalistlere, emekçilere geldiğinde ölüm döşeğindeki mahpusların sesine bile kulaklarını tıkamaktadır. Sonuçta bu düzende “hukukun üstünlüğü” sermayenin ayaklarının altındaki paspastan başka bir anlam taşımamaktadır.

Lieberman’ın Dilinden Kan Damlıyor

Ortadoğu halkları Lieberman benzeri faşist siyasetçilerin kan kusan saldırgan politikalarının tehdidi altındadırlar. Tek bayrak, tek devlet, tek dil, tek din gibi kışkırtıcı söylemlerle halklar arasında düşmanlık tohumları ekmektedirler. Alt-emperyalist bir güç konumuna yükselen Türkiye egemenlerinin uyguladığı yayılmacı siyaset de, Ortadoğu’daki çözümsüzlüğe yeni sorunlar eklemektedir.

Çocukların Geleceğini Karartan Hapishaneler

Pozantı Cezaevinde işkenceye uğrayan çocukların davası geçtiğimiz günlerde takipsizlikle sonuçlandı ve işkenceciler bırakalım ceza almayı yargılanmaktan bile kurtarıldılar. Bu karar çıkarken, çocuklara yönelik benzeri işkence, cinsel taciz ve tecavüz vakalarının pek çok cezaevinde yaşandığına dair haberler yağmaya başladı.

Dersim Özrü ve Onuru Kurtarma Meselesi!

Kürt halkını ezen burjuva devlet diğer yandan işçi ve emekçilere saldırmaktan da geri durmuyor. Halkların katili olan burjuva düzen, işçi ve emekçilerin hayatını da cehenneme çeviriyor. Siyasal ve ekonomik haklar budanıyor. Toplum bir bütün halinde burjuva rejimin darbelerine maruz kalıyor. Bu abluka Kürt ve Türk emekçilerin ortak mücadeleleriyle parçalanacak. Gerçek insanlık onurunu kurtaracak olan işçi sınıfının devrimci mücadelesidir.

“Ulusal İstihdam Stratejisi” Saldırısı

Bütün dünyada burjuva hükümetler işçi sınıfının ekonomik-sosyal haklarına ve sendikal örgütlenmelerine ilişkin saldırı programlarını hayata geçiriyorlar. Ekonomik krizin faturasını işçi sınıfına ödetmek isteyen sermaye sınıfı, burjuva hükümetlerden yeni saldırı yasalarının bir an önce çıkartılmasını istiyor. Hemen her ülkede farklı adlarla hazırlanan ve uygulamaya sokulan saldırı yasalarının özü aynı: İşçi sınıfının kazanılmış haklarını geriletmek, dünyayı sermaye sınıfı için dikensiz gül bahçesine çevirmek.

Erdoğan’ın Kıbrıs Çıkartması

Başbakan 20 Temmuzda sözde barış kutlamaları vesilesiyle Kuzey Kıbrıs’a düzenlediği ziyarette, adanın geleceğine ilişkin olarak Türkiye’nin emperyal politikalarından ödün vermeyeceğini duyurdu ve “haklıyız”, “güçlüyüz” nutukları attı. Kuzey Kıbrıs’a sermaye yatırımları yapacaklarını belirten Erdoğan, “Türkiye’nin KKTC’nin kararlıca arkasında olduğunu” vurguladı. Ada halkını aşağılayan Erdoğan, Rumlara “bunlar çağlarının çok gerisinde yaşıyorlar” derken, Kıbrıslı Türklere de “marjinal, besleme” demekten geri durmadı.

Haziranda Ölmek Zor!

Ömürlerini işçi sınıfı ve insanlığın esaretten kurtuluşu davasına adamış iki büyük ozanımız Nazım Hikmet ve Ahmet Arif’i bir Haziran ayında kaybettik. Onlar ruh dünyalarının olağanüstü şiirsel zenginliğini, sömürücü egemenlere karşı sınıf mücadelesinin etkili bir aracı düzeyine yükseltmeyi başarmışlardı.

Spora Yansıyan Irkçılık

Kürtlere yönelik ırkçılık Turkcell Süper Ligine de yansıdı. Siyasette, sanatta, sokakta Kürtlere yönelik tutuklamalar, yasaklamalar, baskıcı uygulamalar ve linç girişimleri hüküm sürerken, ırkçı saldırılar spor alanına da sıçramış bulunuyor.

Tekel İşçilerinin Mücadele Geleneği

Tekel işçileri seslerini kitlesel olarak en son 1989 bahar eylemlerinde duyurmuşlardı. 1990’larda ara ara eylemler gerçekleştirseler de bu kitsellik yakalanmamıştı. Bu dönemin en temel özelliği genel anlamda işçi hareketinin durgunluk içinde olmasıydı. Bugün Ankara’nın soğuğunda direnen kadın ve erkek işçilerin büyük çoğunluğu o dönemde tütün işletmelerinde çalışmaya yeni başlamışlardı.

Kürt Çocuklarına Özgürlük

2006 yılında Terörle Mücadele Kanununda (TMK) yapılan bir değişiklikle 18 değil, “15 yaşın üzerindeki çocuklar hakkında açılan davalar da ağır ceza mahkemelerinde yargılanır” hükmü getirilmişti. Türk devleti o günden bu yana 3 binden fazla sayıda çocuğu bu yasa vesilesiyle çeşitli cezaevlerinde, çok ağır ve kötü koşullarda hapsetmiş bulunuyor.

Taşeronlaştırmaya Karşı Örgütlü Mücadeleyi Yükseltelim!

Taşeronluk sistemine karşı sendikalar cephesinden henüz başarılı bir karşı duruş gerçekleştirilememiştir. Var olanı korumak kaygısındaki sendikalar, taşeron işçilerin sorunlarıyla ilgilenmemektedirler. Taşeron işçilerin örgütlenmesinin zor hatta imkânsız olduğunu öne süren kimi sendikalar, örgütsüzleştirmeleri kabul eder hale gelmişlerdir. Kamu ve özel kesimde örgütlü sendikaların bazıları, taşeronluk sistemine son verilmesi ve tüm işçilerin kadrolu olması gibi doğru talepleri dile getirmektedirler.

Nasıl Bir Sendikal Anlayış?

Kuşkusuz bugün mücadeleci sınıf sendikacılığı anlayışı henüz sendikal mücadele içinde çok ama çok azınlıktadır. Ama yalnızca ve yalnızca militan sınıf sendikacılığı anlayışının egemen hale gelmesi sayesinde sendikalar gerçekten mücadeleci birer sınıf örgütü haline gelebilirler. Bugün burjuvazinin krizin bedelini işçilere ödetme, örgütsüzleştirme, sendikal yasaklar uygulama gibi saldırıları karşısında, işçilerin doğru ve mücadeleci bir tutum alabilmesi, ancak militan sınıf sendikacılığı anlayışının sendikalara hâkim kılınmasıyla mümkün olabilir. Ama öte yandan sendikalar da ancak mücadeleyle bu görüşlere kazanılabilir ve kazanılmalıdırlar.

Emekçileri Aldatma Oyunu: Milli Piyango

Televizyonda her iki günde bir canlı yayında piyango çekilişi yapılıyor. Milyonlarca işçi ve emekçi ekran karşısında umut ve heyecanla elindeki bilete sarılıyor. Az sonra açıklanacak sonuçlar merakla bekleniyor. Acaba bu kez bin umutla alınan bilete, beklenen büyük ikramiye çıkacak mı?

Çin Kan Ağlıyor

Birkaç gündür gazete ve televizyon bültenleri Çin’de meydana gelen depremi konu alan haberlerle dolu. Her yeni bültende ölü sayısının hızla arttığı ve yardım bekleyen daha on binlerce kişi olduğu vurgulanıyor. Felâketin boyutları öylesine feci ki, on milyon insanın etkilendiğinden, 60 bin insanın öldüğünden ve ekonomik zararın büyüklüğünden bahsediliyor.

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.