Navigation

Aylin Dinç

“Sosyal” Yardımlar ve Ulufelerle Nereye Kadar?

“Sosyal” yardım projeleriyle AKP hem muhtaç duruma düşürdüğü milyonlarca insanı kendine mecbur hale getirirken hem de “sosyal patlama” tehlikesini bertaraf etmeye çalışıyor. Kitleleri “fedakârlık” yaptıkları sürece Türkiye’nin büyüyeceği, Türkiye büyüdükçe bu büyümeden pay alacağının hayaliyle avutuyor. Kendi cömertliği olarak sunduğu bu “yardımların” kaynaklarını ise belirtmiyor. İşçi ve emekçilerin ödedikleri vergilerin, yine çalışan işçilerin kesintileriyle oluşan İşsizlik Fonunun nerelerde kullanıldığının hesabını vermiyor. Kitlelerin sorunların kaynağını görmesini engelliyor.

Sermayenin Derdi Demokrasi Değil Kârdır

Burjuva uzmanlar, Türkiye’nin AB değerlerinden uzaklaşmaya başlamasıyla uluslararası yatırımcıların radarından çıktığını dillendiriyorlar. AB ile gerilimler tırmandıkça AB içindeki hükümetlerin yatırımcılar üzerinden Türkiye’yi ekonomik olarak sıkıştırmasının sonucu bu şekilde somutlanıyor elbette. Diğer yandan da 15 Temmuz sonrasında ilan edilen OHAL ile birlikte “FETÖ’ye” maddi destek sağladığı gerekçesiyle yüzlerce şirkete el konulması yabancı yatırımcıların endişe gerekçesi haline geliyor.

TEOG’un Kaldırılmasının Altından İmam-Hatipler Çıkıyor

Sınavı kaldırmaya karar verdikten sonra da, o güne kadar küçük yaşta öğrencilerin sınav cenderesinin içine girmesini yanlış bulan tüm muhaliflere, öğrencilere, ailelere kulak tıkamış olan AKP hükümeti, sınavın zararını, ziyanını anlatma yarışına girdi. Hükümet yetkililerinin konuşmalarını dinledikçe sanırsınız ki, bu sınav sistemini başka bir iktidar getirmiş! Bu kaldırılan sınav sistemi TEOG’un ne olduğuna kısaca değindikten sonra, AKP’nin bu sınavla ne planladığına, istediklerini elde edip edemediğine ve bununla bağlantılı olarak da kaldırılmasının asıl nedenlerine işaret ederek devam edelim.

Kapitalizm Ku Klux Klanlara Ne Zaman İhtiyaç Duyar?

Uzun yıllardır ABD’de siyahlar genellikle ırkçı polisler tarafından şiddete uğruyor veya katlediliyorlar. Son zamanlarda ise, siyahların öldürülmesinin sorumluları olarak sivillerin gündeme gelmesi ABD’de ırkçı hareketin güçlenmeye ve desteklenmeye başladığının işaretidir. Charlottesville’de yaşanan olaylar ABD’de çeşitli aşırı sağcı örgütlerin varlığını da bir kez daha ortaya koydu. Özellikle bu örgütlerden en eskisi olan Ku Klux Klan’ın (KKK) tekrar gün yüzüne çıktığını göstermiş oldu. Bugün sağın her çeşidine giderek daha fazla ihtiyaç hisseden ABD egemenlerinin, yeri geldiğinde KKK gibi zalim örgütlere alan açmaktan geri durmayacağını, bu örgütün ilk ortaya çıktığı döneme baktığımızda görüyoruz.

Nükleer Savaş Tehdidi Artıyor

Nükleer yarışta birbirinin gırtlağına sarılan emperyalist güçlerin kapışmasından işçi ve emekçi kitlelerin hayrına bir durum çıkamaz! Kapitalistler bu silahları oyun olsun diye ya da depolarda turşusunu kurmak için üretmiyor, bu alana boşuna büyük bütçeler ayırmıyorlar. Çıkardıkları paylaşım ve hegemonya savaşlarında milyonlarca işçi ve emekçinin tepesinde patlatmak için üretiyorlar.

Sermayenin Derdi: İşçi Sınıfını Nasıl Emekli Etmemeli?

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) gelişmiş ülkeleri uyarıyor: Emeklilik yaşı 70’e çıkarılmazsa 2050’de krize hazır olun! Bir rapor yayınlayan kuruluş, bugün doğanların ortalama yaş beklentisinin 100’e çıkacağını, 2050’de 65 yaş üstündeki insan sayısının bugünkü rakamın 3 katına çıkarak 2,1 milyar olacağını belirtiyor. Rapor, ABD, Japonya, Avustralya, Kanada, Hollanda, İngiltere, Çin ve Hindistan’ın emeklilik sisteminde büyük bir açık ortaya çıkacağını ve emekli başına çalışan insan sayısının azalacağını söylüyor. İşçilerin daha uzun süre çalıştırılmamasının büyük bir krize neden olacağını iddia ediyor, bu soruna çözüm olarak da çalışanların emeklilik yaşının arttırılması gerektiğini tavsiye ediyor.

Emperyalistler Nükleer Silahlardan Vazgeçer mi?

Bu dünyayı yaratan bizler yarattığımız bu dünyanın güzelliklerine sahip çıkmadığımız için bu güzellikleri yaratmada emeği olmayanlar çok kolay yıkıcı oluyor. Bu yıkıcı güçler yani kapitalist sınıf ekonomik ve siyasi krizlerden kurtulamayacak, bu krizlerden kurtulmak için savaşlar çıkarmaktan, dünyayı yıkıp yıkıp yeniden yapmaktan vazgeçmeyecek, dolayısıyla da savaşlardan, nükleer de dâhil en yıkıcı silahlardan asla vazgeçmeyecek. Bu güçlerin ağzından çıktığında, nükleer silahların imha edilmesi, sınırlanması teraneleri, sadece ve sadece dolan cephanelikleri boşaltıp daha modern yeni yıkım araçlarına yer açmak içindir!

Eğitimde de Eşitlik İçin Kapitalizme Karşı Mücadeleye

Eğitimdeki eşitsizlik sorunu temelde kapitalizmden, egemen sınıfın toplumun tepesine çöreklenip üretilen değerlerin devasa bir kısmına el koymasından, her şeyi üreten emekçi sınıflara ise sadece kırıntıların düşmesinden kaynaklanıyor. Kapitalist düzende egemen sınıf için önemli olan, ihtiyaç duyduğu kadar vasfa sahip işgücü yetiştirmektir; herkesin yetenekleri, ilgi alanları ve isteği doğrultusunda nitelikli bir eğitim alması değil. Burjuva hükümetler sermayeye peşkeş çekecekleri kaynaklara ve savaşa milyarlarca dolar ayırırken, emekçi çocuklarının eğitimi için ayırdıkları bir liranın bile hesabını yaparlar.

Özel İstihdam Büroları: Kölelik Büroları

İşçilerin özel istihdam büroları aracılığıyla kölelik koşullarında kiralanmasının önünü açmak üzere İş Kanunu ve Türkiye İş Kurumu Kanununda değişiklik yapan yasa Meclis’te kabul edildi. Bu değişiklikle, iş arayan işçilerin özel istihdam bürosu adı altındaki işçi simsarlığı bürolarına başvurmaları, patronların da bu bürolar aracılığıyla işçi temin etmeleri amaçlanıyor. Buna göre, işçi kiralama sözleşmesi karşılığında işveren özel istihdam bürolarına bir bedel ödeyecek. Özel istihdam bürosu bu bedelin içinden kendi komisyonunu aldıktan sonra işçinin ücretini ödeyecek. İşçinin patronu ve muhatabı özel istihdam bürosu olacak. Kiralık işçiyi çalıştıran işletme sahibinin mali ve sosyal haklarla ilgili bir yükümlülüğü olmayacak. Kiralandığı işyerinde çalışma süresi dolan işçi, bağlı bulunduğu istihdam bürosu tarafından başka bir yere kiralanmayı bekleyecek.

“Aile Bütünlüğü” Adına Kadın ve Çocuk Haklarına Saldırı

İktidarın kadın sorununa yaklaşımı, AKP milletvekillerinin komisyon toplantılarındaki tutum ve üsluplarına da yansıyor. Komisyon raporunda olumlu görülebilecek öneriler arasına sıkıştırılan pek çok husus, AKP’nin mağdur kadınlar ve istismara uğrayan çocuklarla ilgili gerçek yaklaşımını ortaya koyuyor. Bu erkek egemen, cinsiyetçi, ayrımcı ve gerici anlayış, kadınların ve çocukların var olan haklarının da elden gitmesine yol açabilecek önerilerde somutlaşıyor.

Maraş’ta Mülteciler Üzerinden Oynanan Oyunlar

Kürt illerinde kanlı operasyonlar sürdüren AKP, Alevilerin yaşadıkları bölgelerde de kirli planları devreye sokuyor. Maraş ile Pazarcık ilçesi arasındaki Alevi ve Kürt köylerinin tam ortasındaki Terolar köyünde yapılmak istenen mülteci kampına karşı bölgedeki köylüler epeydir rahatsızlar. Yöre köylüleri, Mart sonundan bu yana, inşaatın iptal edilmesi için jandarmaya ve çevik kuvvete direniyorlar.

AKP Kamu Çalışanlarının İş Güvencesine de Göz Dikti

Hükümetin politikalarına karşı tutumları, eylemleri “terör” kavramı içine sokuşturan AKP, sendikaların güçsüzlüğünü de fırsat bilerek, uzun zamandır 657’de yapmayı düşündüğü değişiklikleri gerçekleştirmek için fırsat yakalamış oldu. AKP’nin hedefinde öncelikle KESK var. Ancak onunla sınırlı değil; Kürtler, sosyalistler, Gülenciler ve diğer muhalifler topun ağzına konmak isteniyor.

Hrant Dink Cinayetinin Gerçek Sorumlusu AKP İktidarıdır!

Dink cinayetinde görüldüğü gibi egemen sınıf, işçi sınıfından, halkların kardeşliğinden yana olan sosyalistleri katletmekten çekinmez. Her türlü kumpasla, toplumun gözünde sempati kazanmış insanları acımasızca katleder. İşçi sınıfı hesap soracak durumda olmadığında, genellikle iktidarların yaptıkları yanına kâr kalır. Dink cinayetinde AKP hesabı Gülen cemaatine kesiyor. Gülencileri öne sürerek bu işteki sorumluluğundan kurtulmaya çalışıyor. Bizler zaten egemen sınıfın hükümetiyle, polisiyle, yargısıyla, hiçbir zaman emekçiler için adalet getirmeyeceğini biliyoruz. Bu davanın da tüm “faili meçhullerin” de gerçek sorumlularının gün yüzüne çıkarılması, işçi-emekçi sınıfın her türlü adaletsizliğe, haksızlığa karşı ayağa kalkmasına bağlıdır.

Kadına Şiddet Sadece Evde Değil Her Yerde

Kadın cinayetleri ve kadına şiddet hiç durmadan devam ediyor. Çığlığı duyulmayan, sığınacak yer bulamayan yüzlerce kadın, her gün bir yerlerde şiddete maruz kalıyor, katlediliyor. Kurbanlar katillerini önceden şikâyet etseler de, devletten yardım isteseler de nafile! Bir şekilde “iyi hal” kapsamına sokulup son derece düşük cezalar alacaklarını bilen katiller, kadınları katletmekten çekinmiyorlar.

AKP 90’ların Yasaklarıyla Can Almayı Sürdürüyor

AKP aylardır Kürt illerinde kanlı operasyonlar yürütüyor. Başarısızlığa uğradığı bölgelerde baskıyla, şiddetle gözdağı veriyor. 90’lı yıllarda etkin kullanılan devlet terörü yöntemleri, köy boşaltma ve koruculuk dayatmasıyla, sokağa çıkma yasaklarıyla, ev baskınlarıyla, katliamlarla, yeniden hortlatılmış durumda.

AKP 90’ların Ateşini Yeniden Yaktı

Son dönemde yaşananlarla birlikte, “90’lara mı dönüyoruz” soruları ve tartışmaları artmaya başladı. PKK’ye dönük operasyonlar, HDP bürolarının bombalanması, yakılması, tahrip edilmesi, Kürt illerinde “özel güvenlik bölgeleri” ilan edilip olağanüstü hal uygulamalarını hatırlatan yasakların getirilmesi, sivillerin katledilmesi, yaylaların, ormanların bombalanıp yakılması, her gün ölüm haberlerinin gelmesi, Kürt köylerinin boşaltılması yönündeki uygulamaların yanı sıra hükümetin bir de 5 bin korucu ve aynı sayıda özel harekâtçı alınacağını açıklaması, bu doğrultudaki tespitlerin günden güne gerçeğe dönüştüğünü gösteriyor.

Çocuk İşçilere Oyun da, Şeker de Yok!

Dünyada her 5 çocuktan biri çalışmak zorunda. Dünyanın birçok yerinde çocuk işçilik sorunu kangrenleşmiş durumda. Bolivya’da çocuk işçilik yaşı 10’a düşmüş durumda. “Gelişmekte olan” ülkelerde çocuklar hiçbir iş güvenliği önlemi alınmadan fabrikalarda, madenlerde çalıştırılıyor. Dünyada 5,5 milyon çocuk da köle işçi durumunda!

Hükümet Engelli ve Yaşlıların Maaşına da Göz Dikti

Sosyal yardımlarla övünen AKP hükümeti, engellilere ve yaşlılara bakım yardımlarını kısan yasaları 2011’den bu yana yavaş yavaş, alıştıra alıştıra geçirmek istiyordu. 2013’te yapılan ve çeşitli düzenlemelerle evde bakım, engelli ve yaşlı maaşlarının alımını zorlaştıran yasa değişiklikleri nedeniyle, yüzlerce engellinin maaşı kesildi. Birçoğuna ödeyemeyecekleri miktarda cezalar kesildi. Ödeyemeyenlere Hazine tarafından dava açıldı.

Kapitalizm Halepçe’lerle Besleniyor

Halepçe katliamını unutmayalım! Sorumlularının yalnızca Saddam gibi despotlar olmadığını bilelim. ABD, Avrupa ülkeleri, Türkiye ve Saddam’ı destekleyen Arap ülkeleri bu katliama çeşitli şekillerde yardım ettiler, göz yumdular, sonuçlarını seyrettiler, hiç olmamış gibi sessiz kaldılar ve sonra bu suçtan kendilerini sıyırıverdiler.

Kapitalizm Çocukları “Hak”lamaya Devam Ediyor!

Her çocuk onu sevgiyle sarıp sarmalayan insanlar ister yanında. Karnı acıktığında doymak, soğukta sıcak bir kucakta ısınmak ister. Büyüdüğünde aç kalmayacağı, yalnız olmayacağı güvencesiyle yaşamak ister. Çocuk yaşta doyasıya oynamak ister.Ancak dünyada da Türkiye’de de çocukların durumu ortada! Kapitalist düzen yıkılmadığı müddetçe, çocuklarımızı doyasıya gülebilecekleri günler beklemeyecek.

Sayfalar

e-broşürlerimiz

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.