Navigation

Marksist Tutum

Demokrasi İçin Birlik’ten Çağrı

YSK’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ilişkin gerekçeli kararını açıklamasının ardından Demokrasi İçin Birlik (DİB) bu karara ve tekrarlanacak seçime yönelik bir basın toplantısı düzenledi. 23 Mayısta İstanbul’da Mimarlar Odasında yapılan toplantıya bileşen temsilcileri ve sanatçılar katıldı.

Rejimin İstanbul Hazımsızlığı

YSK eliyle milyonların oyu ve İstanbul belediye yönetimi gasp edilmiştir. Bu gaspı meşrulaştırmaya çalışan yandaş medyanın attığı demokrasi nutukları, bu çürümüş burjuva düzende en pespaye, en alçakça yalanların nasıl da en yüce hakikat olarak sunulduğunun ifadesidir. Siyasi iktidar kitlelerde farklı bir algı yaratmaya çalışmak amacıyla her yola başvurmaktan çekinmeyecek ve bu doğrultuda medyayı tepe tepe kullanacaktır.

TTB Yöneticilerine ve Barış Akademisyenlerine Cezalar Protesto Ediliyor

Siyasi iktidar, savaşa karşı barış talebini yükselten aydınları cezalandırmaya devam ediyor. “Barış olsun, çocuklar ölmesin” dediği için birkaç aylık bebeğiyle yeniden cezaevine gönderilen Ayşe öğretmenin ardından TTB yöneticisi hekimlere ve barış akademisyenlerine de yeni cezalar yağdırıldı.

2019 1 Mayıs’ı: Rejime ve Saldırılarına Tepki Büyüyor

Rejim baskılarını ve emekçilere yönelik saldırılarını tırmandırırken, işçi sınıfının uluslararası mücadele tarihinin önemli bir parçası olan 1 Mayıs geleneğini yaşatmanın ve işçi sınıfı içinde umudu yeşertmenin önemi büyüktür. Bunun da örgütlülüğü her alanda güçlendirmekle mümkün olacağı açıktır.

Sönmeyen Ateş: 1 Mayıs

Egemenler ne yaparlarsa yapsınlar, 1 Mayıs’ın sosyalist bir dünya ümidini temsil ettiği gerçeğini ortadan kaldıramayacak ve bu mücadele geleneğini işçi sınıfının zihninden söküp atamayacaklar. Nitekim Türkiye’deki 1 Mayıs geleneği de bu hakikatin bir göstergesidir. 1 Mayıs'ın doğuşunu, gelişimini ve bugünkü anlamını ortaya koyan aşağıdaki yazıları okuyucularımızın yeniden dikkatine sunuyoruz.

150 Kurumdan Çağrı: “Hukuk İşletilsin, Kimse Ölmesin”

İnsan hakları, hukuk ve demokratik kitle örgütlerinden, sosyalist parti ve gruplardan, çok sayıda yöre derneğinden vb. oluşan 150 kurum, açlık grevindeki siyasi mahpusların durumuna dikkat çekmek için ortak bir deklarasyonda bulundular.

Gerçekleri Görmek Gerek

Kuşku yok ki, iktidarın özellikle Türkiye nüfusunun üçte birini barındıran, ekonomisinin de üçte ikisini üreten beş büyük şehirde kitle desteğinin azalması, bunların biri hariç diğerlerinde muhalefetin kazanması muhalif kitleler açısından bir moral kaynağı olmuştur. Bu önemsiz bir şey değildir. Ne var ki umudu büyütmenin yolu sahte hayalleri körüklemekten, kitlelerin gözünü boyamaktan geçmiyor. Ne denli acı görünürse görünsün, devrimci olan tek şey gerçeklerdir.

Newroz’da Demokrasi ve Özgürlük Talepleri Yükseldi

2019 yılı Newroz’u olağanüstü baskılara ve boğucu atmosfere rağmen yaygın biçimde kutlandı. Kürt halkının tepkisinden ve 31 Martta yapılacak yerel seçimde kendi aleyhine daha da olumsuz bir tablo çıkmasından çekinen rejim Newroz kutlamalarını yasaklama yoluna gidemedi. Ancak çeşitli illerdeki kutlamalar sırasında çok sayıda kişiyi çeşitli bahanelerle gözaltına almayı ihmal etmedi.

Leyla Güven’in Açlık Grevi 113. Gününde

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) eş başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari milletvekili Leyla Güven açlık grevinin 113. gününe girerken, hapishanelerde tutuklu ya da hükümlü 300’den fazla siyasi mahkumun açlık grevi de devam ediyor.

40. Yılında İran’da Devrim ve Karşı-Devrim

İran’da işçi ve emekçiler, 12 Şubat 1979’da büyük bir devrimle Şah diktatörlüğünü yıktılar. Ne var ki devrim bir işçi iktidarına ilerleyemedi. Devrim sürecinde, bir yanda işçi sınıfı il il, fabrika fabrika oluşturduğu şuralarıyla sahnede yer alırken, öte yandan da Molların önderliğindeki bazaari burjuvazisi ve küçük-burjuvazisi iktidarı ele geçirmeye çalışıyordu. Küçük-burjuva sosyalizminin tüm renkleriyle baskın olduğu o günün koşullarında, işçi sınıfı Bolşevik tipte bir önderlikten yoksun oluşunun bedelini, bu devrimin Mollalar tarafından gasp edilmesiyle acı bir şekilde ödedi ve halen de ödemeye devam ediyor.

Hrant Dink’in Katledilişinin 12. Yılı: “Vazgeçmiyoruz Ahparig!”

Hrant Dink, 19 Ocak 2007’de, genel yayın yönetmenliğini yaptığı Agos gazetesi önünde hunharca katledilmişti. Ancak aradan geçen 12 yıla rağmen gerçek katiller hâlâ yargılanmadı, gereken ceza verilmedi. “Bu davanın Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybolmasına izin vermeyeceğiz” diyen AKP iktidarı, Hrant’ın avukatları ve dostlarının yoğun çabalarıyla pek çok ayrıntısı ortaya çıkarılan bu organize cinayet davasını sündürüp unutturarak kapatmaya çalışıyor.

Asgari Ücret ve Örgütsüzlüğün Bedeli

Hükümet, sermaye sınıfı ve Türk-İş üst bürokrasisinin elbirliğiyle sahneye koyduğu asgari ücret tespit piyesi bu yıl da “seyirci”den yoğun bir ilgi görerek perde açtı ve iki haftanın ardından alkışlarla sonlandı. Bu temsillerde biliyoruz ki, alışılageldik tiyatro oyunlarının aksine, alkışlar genelde sahneden yükseliyor.

“İmaj” Projeleri Can Almaya Devam Ediyor!

İktidarın yaptığı açıklama, “biz bildiğimizi okumaya ve yüz binlerce insanın hayatını umursamamaya devam edeceğiz” açıklamasıdır. İktidarın “imaj” oluşturmaya, “prestij” tazelemeye çalıştığı mega projeler, dün İstanbul’da havalimanı şantiyesinde can almıştır, bugün de Ankara’da bir tren yolunda!

25 Kasımda Kadınlar: “Şiddete, Krize, Sömürüye Karşı Sessiz Kalmayacağız!”

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak anılan 25 Kasımda, dünyanın pek çok ülkesinde kadınlar sokağa çıktılar, çeşitli eylem ve etkinliklerle kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığı protesto ederek taleplerini dile getirdiler. Tekirdağ’dan Diyarbakır’a Türkiye’nin onlarca kentinde de benzer içerikte eylemler gerçekleştirildi.

Bulgaristan ve Fransa’da “Hükümet İstifa” Sesleri Yükseliyor

Akaryakıt zamları, tıpkı Bulgaristan’da olduğu gibi Fransa’da da, hükümetin giderek şiddetlenen saldırıları karşısında hoşnutsuzluğu yükselen emekçi yığınlar için bir kıvılcım işlevi gördü. Toplumun büyük çoğunluğunun haklı görüp destek verdiği eylemlere, işçiler, emekliler, küçük çiftçiler, küçük esnaf, kamyoncular gibi geniş bir yelpazeden emekçi kesimler katıldı.

10 Ekim Karanfillerini Unutmadık, Unutturmayacağız!

Katliamın üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, mağdur ailelerinin, avukatların ve emek örgütlerinin, gerçeklerin tam olarak ortaya çıkarılıp bütün sorumluların yargılanıp cezalandırılması çabası devam ediyor. 10 Ekim karanfillerinin anıldığı çeşitli etkinliklerde bu yıl da bu çaba ve kararlılık vurgulanarak dile getirildi.

İnşaat İşçileri Köle Değildir!

Egemenlerin her vesileyle yeni bir övünç payı çıkardıkları üçüncü havalimanı, 14 Eylülde bu kez 25 bin işçinin sabah işbaşı yapmamasıyla gündeme oturdu. İnsanlık dışı çalışma koşullarına ve kesintisiz devam eden iş cinayetlerine isyan eden işçiler, daha önce pek çok kez uyardıkları yönetimin umursamaz tavırları üzerine iş bırakarak seslerini duyurmaya çalıştılar.

12 Eylül Darbesi 38. Yıldönümünde Protesto Edildi

12 Eylül askeri faşist darbesi 78’liler Girişimi ve çeşitli demokratik kitle örgütlerinin çağrısıyla gerçekleştirilen bir eylemle protesto edildi. Faşist darbenin 38. yıldönümünde, 1 Mayıs 1977’de onlarca insanın katledildiği Kazancı Yokuşu’nda gerçekleştirilen eylemde “Darbeciliğe Karşı Demokrasi İçin Mücadele!” şiarı öne çıktı.

Kayıpların Ardından: “Tükenmedi Umudum, Solmadı Karanfilim!”

Onların haykırışları işkencelerle, katliamlarla, baskılarla, yasaklarla yok edileceği sanılan işçi sınıfının yeniden ve yeniden doğurduğu nice yiğit oğulların ve kızların mücadelesinde yankılanacak! Kayıplarımızın hesabı kazanacağımız dünyanın mücadele yolunda sorulacak!

10 Ekim Davası: Hesap Daha Kapanmadı!

10 Ekim katliamıyla ilgili olarak açılan davada 571 sayfalık bir iddianame hazırlanmıştı ve 36 sanık hakkında 100’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyordu. Katliamın gerçek sorumluları, işbirlikçileri, destekçileri ve azmettiricileri açığa çıkarılmadı, yargılanmadı.

Sayfalar

e-broşür ve e-kitaplarımız

Elif Çağlı
Devrim ve devrimci program anlayışı temelinde, Marksist hareketin tarihi içinde yaşanmış olan siyasal yaklaşım farklılıkları geçmişte kalmış konulardan ibaret değildir. Söz konusu saflaşmaların günümüze dek uzanan son derece önemli siyasal boyutları mevcuttur. Örneğin uzun yıllar boyunca dünya komünist hareketinin resmi temsilcisi olarak saltanat sürmüş bulunan Stalinizm, aslında Marksist sürekli devrim anlayışının inkârı üzerinde yükselen bir karaktere sahiptir. Bu bakımdan geçmişte Rus devrim sürecinde yaşanmış olan programatik ayrılıkların, bugünün benzer sorunlarına ışık tutan yönleriyle hatırlanmasında büyük yarar vardır.
Elif Çağlı
Büyük düşünür ve işçi sınıfının devrimci önderi Karl Marx’ın doğumunun üzerinden tam 200 yıl geçti. Aradan geçen yıllar içinde yaşanan devrim ve karşı-devrim deneyimleri, işçi hareketindeki yükseliş ve inişler, bu dalgalanmalara bağlı olarak Marksizme duyulan ilgideki ilerleme ve gerilemeler tarihe önemli kayıtlar olarak düşüldü. Ne var ki tüm yaşananların gözler önüne serdiği farklı yönlere karşın, günümüz de dahil olmak üzere, Karl Marx’ın dünya üzerinde dost ve düşman çevreler açısından muazzam bir etki yarattığı gerçeği değişmedi.
Elif Çağlı
"İşçi sınıfının mücadele tarihi, yaşam çizgisini ölümüne dek devrimci temelde sürdürmeyi başaran olumlu örneklerin yanı sıra, tam bir soysuzlaşma anlamına gelen olumsuz örnekleri de içeriyor. Tarih gerçekten öğrenmek isteyenler için ibret vericidir."
Elif Çağlı, bu broşürde, reformist ve oportünist siyasal anlayışların kökeni ve günümüzdeki görünümlerini ele alıyor.
Elif Çağlı
"Marksizm, insanlık tarihini bilimsel temellerde çözümleyebilmenin de yolunu açan bir dünya görüşüdür. Bu yolda ilerleyebilmek için, onun insan toplumlarının gelişim sürecine dair sunduğu tarihsel ve diyalektik materyalist bakış açısını lâyıkıyla kavramak gerekiyor. Özetle, işçi sınıfının devrimci mücadele yolunu aydınlatabilmek, kapitalizmin reel durumunu anlamak ve toplumsal yaşama, tarihe dair çözümlemeler yapabilmek için Marksizm günümüzde de ihtiyaç duyulan en büyük düşünsel kaynağı oluşturuyor." Elif Çağlı, bu broşürde, Marksizmin doğaya ve topluma yaklaşımında kullandığı tarihsel ve diyalektik yöntemi ele alıyor.
Elif Çağlı
"Devrim isteyen onun aracını da yaratmak zorundadır". Elif Çağlı, beş kapsamlı makalesinden oluşan bu derlemede, işçi sınıfının devrimci partisi sorununu ele alıyor. Sınıfın devrimci örgütlenmesinin hem yerel hem de enternasyonal düzlemde inşasında izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç kapsamlı makalesinden oluşan Devrimci Marksizm broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. İdeolojik ve teorik mücadelenin önemini vurgulayan bu makaleler, sınıf hareketinden kopuk yaklaşımların nasıl bu alanda da Marksizm dışı eğilimlere yol açtığını sergilemekte ve böylelikle sınıf temelinde bir devrimciliğin belirleyici önemine dikkat çekmektedir. Teori ve pratiğin örgütlü birliği vurgusu bu açıdan sorunun özüne ışık tutmaktadır.
Ezgi Şanlı
Binyıllardır kadına vurulan prangaların yükünü atmak, zincirleri kırmak, bu zincirlerin yara tutmuş, nasırlaşmış izlerini silmek, zincir vuranların karşısına dikilmek elbette kolay değildir. Ama tarihin en karanlık dönemleri bile ezilen sınıfların kadınlarının bu zorluklarla baş etmeyi göze almaktan kaçmadığı, erkeklerle birlikte sömürüsüz, eşitlikçi bir toplum için mücadele ettiği, dişe diş savaştığı örnekler barındırır. Köle ayaklanmalarının eli yabalı kadın savaşçıları, Osmanlı’ya başkaldırıp kılıçlarıyla ve yürekleriyle savaşan at sırtındaki Bedreddin’in yoldaşı hakikat bacıları, Avrupa’yı sarsan 1848 devrimlerinde, Paris Komünü’nde kadınların güçlendirdiği barikatlar birer gerçektir.
Mehmet Sinan
Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Türk Solu ve Sınıf Devrimciliği broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği ve Proleter Sınıf Temelinden Yoksunluk! başlıklarını taşıyan bu makaleler, Türkiye sosyalist hareketinin doğuşu ve gelişimini ve ona damgasını basan temel siyasal-teorik eğilimleri sergiliyorlar. İdeolojik yanlışlarının yanısıra Türkiye sosyalist hareketinin işçi sınıfından kopuk oluşunu onun en önemli zaafı ve hatta hastalığı olarak değerlendiren Mehmet Sinan, hem bu durumun ideolojik-teorik-siyasal köklerini açıklığa kavuşturuyor hem de bu durumdan çıkış için tutulması gereken yola işaret ediyor.
Marksist Tutum
Elif Çağlı ve Mehmet Sinan'ın iki kapsamlı makalesinden oluşan Gelecek Sosyalizmindir broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Manifesto'nun Sönmeyen Ateşi; Gelecek Sosyalizmindir başlıklarını taşıyan bu makaleler, Marksizmin doğuşunu ve kapitalizmin günümüze gelene kadarki serüvenini ele alıyor. Bu sömürü düzeninin insanlığa yaşattığı duruma ve ondan kurtuluşun temellerine ışık tutuyor.
Elif Çağlı
Elif Çağlı'nın üç makalesinden oluşan Düzenin Otoriterleşmesi broşürünü okuyucularımıza sunuyoruz. Demokrasi ve Plütokrasi; Otoriterleşme ve İdeolojik Aygıtların Rolü; Faşist Tırmanışa Karşı Mücadeleye başlıklarını taşıyan bu makaleler, günümüzde kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin çürümüşlüğünü, bu demokrasilerin bağrından otoriter rejimlerin doğuşunu ve ona karşı mücadelenin temel önemdeki yanlarını ele alıyor.
Elif Çağlı
Kapitalizmin tarihsel krizine bağlı olarak dünya ölçeğinde yayılan otoriterleşme ve emperyalist savaş koşulları, işçi sınıfı devrimcilerinin önüne olağan dönemlere kıyasla çok daha ağır görevler koyuyor. Tarihin bu tür kesitleri, devrimci inanç ve iradenin, örgütsel bağlılığın sınandığı dönemlerdir. Böylesi dönemlerde, işçi sınıfının mücadele tarihindeki ilham verici örnekleri hatırlamak ve en zor koşullara meydan okuyarak devrimci yükseliş için hazırlanan önderlerden ders almak büyük bir önem kazanır. Bu bağlamda, işçi sınıfının devrimci önderi Lenin’in, onun en yakın mücadele yoldaşı Krupskaya’nın ve benzeri Bolşeviklerin devrime adanmış yaşamları unutulamaz ve unutulmamalıdır.
Mehmet Sinan
Erdoğan’ın empoze etmeye çalıştığı, dincilikle milliyetçiliği kaynaştırmaya çalışan bir ideolojidir. Peki ama bunu neden yapıyor Erdoğan? Çünkü “dinci oylar” onu başkanlığa taşımaya henüz yetmiyor da ondan! O nedenle de şimdi Erdoğan, kafası Türkçülükle, milliyetçilikle bulandırılmış olan MHP seçmenlerinin oylarına göz dikmiş durumdadır. Dolayısıyla, Erdoğan’ın milliyetçi söylemlerinin dozunun giderek daha da artacağını şimdiden söyleyebiliriz. Onun süreç boyunca bir taktik olarak başvuracağı demokratlık gösterileri, büyük bir ihtimalle gene de bir parantez olarak kalacaktır!
Elif Çağlı
Alt-emperyalizm konusu, emperyalizm ya da küreselleşme olgularının kavranışındaki farklılıkların uzantısı olan tartışmalı yönler içeriyor. Kapitalizmin sömürgeci aşaması ile emperyalist aşaması arasındaki ayrımın görmezden gelinmesi temel yanlışlardan biridir.
Elif Çağlı
Marksizmin kurucuları, dünya işçi devriminin gelişkin kapitalist ülkeleri kucaklayan sürekli devrimler sayesinde sosyalizme ilerleyebileceğini savunmuşlardı. Tarihte yaşananlar bunun doğruluğunu tersten de olsa kanıtladı. Bu durum çarpıcı ifadesini, proleter sosyalist devrimin Rusya gibi geri bir ülkede patlak vermesi ve Avrupa devriminin imdada yetişmemesi neticesinde biçimlenen koşullarda buldu. Her zaman olduğu gibi tarih yine düz bir çizgide ilerlememiş ve devrimci Marksistlerin önüne çözümlenmesi gereken yeni sorunları yığmıştı. İşçi devriminin Rusya’da sıkışıp kalmasının doğurduğu sonuçlar, “tek ülkede sosyalizm” tartışması bir yana, sosyalizme geçişin temel koşulu olan devrimci işçi iktidarının uzun süre tek başına yaşayamayacağı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Ziya Egeli
Ziya Egeli'nin işçi sınıfı ve mücadelesini anlatan şiirlerinden yaptığımız bir derlemeyi e-kitap formatında okurlarımıza sunuyoruz. Biz / Yeni bir dünya kuracağız / Yeni / Yepyeni bir dünya / Yağmurlarda yıkanıp / Güneşte kuruyacağız / Göklerle dost / Yıldızlarla kardeş olacağız
Utku Kızılok
Bolşevik Parti’ye temel özelliklerini kazandıran ve işçi sınıfının iktidarı için çarpışmanın sorumluluğunu alarak tarihsel rolünü oynamasını sağlayan Lenin’dir. Tarihsel deneyim incelendiğinde görülecektir ki, Lenin olmasaydı Ekim Devrimi zafere ulaşamazdı. Diyalektik düşünmeyen darkafalılar, buradan yürüyerek parti ve önderlik sorununu lidere indirgediğimizi söyleyebilirler, ama gerçek böyle değildir. İşçi sınıfı ile onun komünist öncüleri, komünist öncüler ile bir bütün olarak parti, parti ile lider ya da liderlik arasında organik bir bağ, canlı ilişkiler ve etkileşim vardır.
Elif Çağlı
Kapitalizmin günümüzde yaşanan sistem krizi 1929 Büyük Depresyon dönemini bile aşan bir derinlik ve yaygınlıkta seyrediyor. Bu kriz burjuva ideologların uzun bir dönem boyunca kapitalist düzenin geleceğine dair çizdikleri pembe tabloları da paramparça ediverdi. İçinden geçtiğimiz dönemde özellikle belirli bölgelerde art arda patlak veren emperyalist yeniden paylaşım savaşları, “artık savaşlar dönemi geride kaldı, dünya bir barış dönemine giriyor” diyen liberallerin ipliğini iyice pazara çıkarttı. Kapitalist Avrupa Birliği’nin giderek ulusal sınırları yok eden bir Avrupa Birleşik Devletleri’ne dönüşeceği iddiasının hepten inandırıcılığını yitirmesi bir yana, AB ekonomik bir birlik olarak bile parçalanmaya yüz tutmuş durumda.
Mary Harris Jones
İşçi sınıfı mücadele tarihinde haklı bir yer etmiş Jones Ana’nın mücadele deneyimleriyle dolu özyaşamöyküsü hiç şüphesiz dünya işçi sınıfı yazınının anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır. O nedenle sadece tarihsel değil, günümüz kapitalizminin dayattığı koşullar açısından güncel bir anlamı da olan bu özyaşamöyküsünü Türkçeye kazandırmanın ve okuyucuya sunmanın Türkiye’deki işçi sınıfı yazınına ve mücadelesine bir katkı olacağını düşündük. 27 bölümden oluşan bu özyaşamöyküsünü parça parça yayınlıyoruz.
Elif Çağlı
Alman devriminin yiğit önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919’da karşı-devrimin kanlı saldırısıyla katledildiler. Ekim Devriminin önderi Lenin’i 21 Ocak 1924’te yitirdik. Türkiye komünist hareketinin Onbeşleri Mustafa Suphi ve yoldaşları ise, 28 Ocak 1921’de burjuvazinin kalleşçe planlarıyla Karadeniz’in sularında öldürüldüler.
Elif Çağlı
Kelimenin gerçek anlamında anti-kapitalist bir gençlik hareketinin gelişebilmesi için, bugün sınıfsal ayrımları yansıtan ideolojik farklılıkların üzerinin örtülmesine değil, tam tersine ideolojik bir netleşmeye ihtiyaç var. Keskin devrimci görünen bir küçük-burjuva solculuğu öğrenci hareketindeki sekter tutumlarıyla kendini yalıtıp, izleyicisi olan genç insanları da kısa sürede yorgunlar kervanına dahil ediyor. Bu gerçekler karşısında öğrenci gençliğin tutarlı ve dinamik unsurlarının, burjuva ya da küçük-burjuva solculuğundan arınmaları bir zorunluluktur. Bu gençler, ancak ve ancak, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip proletaryanın enternasyonalist devrimci çizgisini benimsemeleri durumunda güçlü ve kalıcı bir gençlik hareketi yaratabilirler.
Marksist Tutum
Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor.