Navigation

1000 Aydından Açıklama: “Yan Yanayız, Bir Aradayız”

Ülke içinde ve Ortadoğu’da haksız savaşın kızıştırıldığı, OHAL düzeninin kalıcılaştırılarak totaliter bir rejimin her geçen gün pekiştirildiği bir süreçte yapılan bu çağrıda, yapay ayrımlarla toplumun bölünüp ayrıştırılmasına ve birbirine düşmanlaştırılmasına karşı olunduğu vurgulandı. Nefret dilinin ve toplumsal duyarsızlığın endişe verici boyutlara tırmandığı dile getirildi.

Aralarında çok sayıda yazar, bilim insanı, siyasetçi, hukukçu ve sanatçının bulunduğu farklı kesim ve siyasal anlayışlardan bin kişi İstanbul Point Otel’de bir araya gelerek “Yan yanayız, bir aradayız” başlığıyla bir açıklamada bulundu, demokrasi ve barış çağrısı yaptı.

Ülke içinde ve Ortadoğu’da haksız savaşın kızıştırıldığı, OHAL düzeninin kalıcılaştırılarak totaliter bir rejimin her geçen gün pekiştirildiği bir süreçte yapılan bu çağrıda, yapay ayrımlarla toplumun bölünüp ayrıştırılmasına ve birbirine düşmanlaştırılmasına karşı olunduğu vurgulandı. Nefret dilinin ve toplumsal duyarsızlığın endişe verici boyutlara tırmandığı dile getirildi. OHAL’e, artan anti-demokratik uygulamalara, keyfi gözaltı ve tutuklamalara son verilmesi çağrısında bulunulan açıklamada, anayasa referandumunun şaibeli sonuçlarının da kabul edilmediği belirtildi. Tek parti devletinin yaratılmasına, meclisin etkisizleştirilmesine, yüz binlerce insanın haksız ve hukuksuz olarak işlerinden edilmesine ve gözaltı-tutuklama terörüyle sindirilmesine “hayır” diyoruz denilen açıklamada, dış politikada da barışçıl bir siyasetin egemen kılınması talep edildi, dayatmacı, cinsiyetçi, ayrımcı olmayan bir eğitim sisteminin gerekliliği ise özel olarak vurgulandı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Oya Baydar, “yan yana gelmeyi bir arada durmayı, birlikte yürümeyi acilen başaramazsak yarın gerçekten de çok geç olacak” vurgusu yaptı. Ardından ortak çağrı metni okunarak açıklandı. Çağrı metninin satır başlarında şunlar yer aldı:

“Bizler kutuplaşmak, birbirimize düşmanlaşmak, Türk-Kürt, dindar-laik, evetçi-hayırcı diye bölünmek, onlar-bunlar diye ayrıştırılmak istemiyoruz.

“İnancımızı, dinimizi, dilimizi, kültürümüzü, hayat tarzımızı kendi seçtiğimiz gibi, özgür, eşit, korkusuz, huzur içinde yaşamak; birbirimize güvenmek, dayanışmak istiyoruz...

“Savaşa sürüklenmekten, çatışmacı ortamdan, nefret dilinden, hukuk ihlallerinden, haklarımızın özgürlüğümüzün kısıtlanmasından, can ve mal güvenliğimizden, toplumun vicdanını yitirmesinden, ahlâk aşınmasından, toplumsal duyarsızlıktan endişe duyuyoruz. 

“Tek adam rejimi ve partili devlete, adaletsizlik ve hukuksuzluğa, meclisin etkisizleştirilmesine, her çeşit muhalefetin baskı ve tehditle sindirilmesine karşıyız.

“Yüz binlerle kamu çalışanını, siyasetçiyi, akademisyeni, medya, yargı ve güvenlik mensuplarını haksız, hukuksuz keyfî uygulamalarla, tutuklamalarla, baskılarla tasfiye eden despotik siyasetin yarattığı bütün mağduriyetlere hayır diyoruz!

“Geleceğimizi karartan bu anlayışı anayasallaştırmaya çalışan referandumun şaibeli sonuçlarını ve halk iradesinin yasalar yok sayılarak açıkça çiğnenmesini kabul etmiyoruz.

“Birarada güven içinde yaşamak için, acilen: Hukuk ihlallerine yol açan OHAL’in kaldırılmasını, toplumun tümüne yayılan mağduriyetlere karşı adalet ve hukuk güvenliğinin sağlanmasını, Meclisin yasama ve denetleme yetkisinin güçlendirilerek iadesini, hesap veren, anayasal, şeffaf devlet için kararlı adımlar atılmasını, gizli oy ve şeffaf sayım temelli sandık güvenliğinin sağlanmasını istiyoruz.

“Korku, gerilim ve kutuplaştırma siyasetinden güç devşirenlere karşı; ülkemizin geleceğinden sorumlu tüm yurttaşları, farklı kanaat önderlerini, sivil girişimleri, siyasi partileri güç birliğine çağırıyoruz!

“Adaletli, hakkaniyetli, tarafsız ve bağımsız yargı ilkesine dayalı ‘hukuk devleti’nin, bireysel ve toplumsal insan haklarını tam uygulayan eşitlikçi, çoğulcu demokrasi anlayışının, başta yerel yönetimlerde olmak üzere katılımcılığı teşvik edecek bir idari yapının, ideolojik dayatmacı, cinsiyetçi, ayrımcı olmayan; özerk ve eleştirel düşünceye dayalı bir eğitim sisteminin, bölge halkları ve dünya ülkeleriyle eşit haklı işbirliğini gözeten barışçı bir siyasetin egemen kılınması için, güçlerimizi ortaklaştırmaya çağırıyoruz...”

Ortak metnin açıklanmasının ardından aralarında Ahmet Türk, Rıza Türmen, Rakel Dink, Sezgin Tanrıkulu, Hüda Kaya, İbrahim Kaboğlu gibi isimlerin de olduğu çok sayıda konuşmacı da çağrı metni hakkındaki kişisel görüşlerini açıkladılar.