Navigation

Komünist Partilerin Yapısı, Çalışma Yöntemleri ve Devrimdeki Rolü Üzerine Tezler

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder

Çeviri Tarihi: Ağustos 1996

          • Komintern’in İkinci Kongresinde Kabul Edilen
            "Proleter Devrimde Komünist Partinin Rolü Üzerine Tezler"
          • Komintern’in Üçüncü Kongresinde Kabul Edilen
            "Komünist Partilerin Yapısı, Çalışmalarının Yöntemleri
            ve Kapsamı Üzerine Tezler
            "den Parçalar
          • "Komintern’in Üçüncü Kongresinin Sonuçları Üzerine
            KEYK Manifestosu
            "ndan Parçalar


Komintern’in İkinci Kongresince Kabul Edilen

Proleter Devrimde Komünist Partinin Rolü Üzerine Tezler

24 Temmuz 1920

Dünya proletaryası, sonucu belirleyici mücadeleler ile karşı karşıyadır. İçinde yaşadığımız dönem açık iç savaşlar dönemidir. Belirleyici an yaklaşmaktadır. Pratik olarak esaslı bir işçi hareketinin varolduğu her ülkede işçi sınıfı, silah elde bir dizi şiddetli mücadeleyle karşı karşıyadır.

İşçi sınıfı her zamankinden daha fazla, sıkı bir örgüte ihtiyaç duyuyor. Şimdi o, bir saniye bile kaybetmeksizin kendisini bu mücadelelere hazırlamak için yorulmak bilmeden çalışmalıdır.

Eğer Paris Komünü (1871) zamanında, işçi sınıfı, ne kadar küçük olursa olsun, disiplinli bir komünist partiye sahip olsaydı, Fransız proletaryasının ilk kahramanca ayaklanışı çok daha fazla ağırlığa sahip olabilecek ve birçok hata ve zaaftan kaçınılabilecekti.

Proletaryanın şimdi karşı karşıya olduğu mücadeleler, bu farklı tarihsel koşullarda, 1871’inkilerden çok daha büyük ölçüde ölüm kalım mücadeleleri olacaktır. Bu nedenle Komünist Enternasyonal’in İkinci Dünya Kongresi, tüm dünyanın devrimci işçilerinin dikkatini şu noktalara yöneltir:

1. Komünist Parti, işçi sınıfının bir parçasıdır; en ileri, en bilinçli ve bu nedenle en devrimci kesimidir. Bir doğal seleksiyon süreci aracılığıyla komünist parti en iyi, en bilinçli, en adanmış ve en uzak görüşlü işçilerden oluşur. Komünist Parti, bir bütün olarak işçi sınıfının çıkarlarından başka hiçbir çıkara sahip değildir. Komünist Parti, bir bütün olarak işçi sınıfından, işçi sınıfının tüm tarihsel yolunun net bir kavranışına bütünüyle sahip olması olgusuyla ayrılır ve bu yoldaki her dönemeçte, işçi sınıfının çeşitli gruplarının veya mesleklerinin değil bütününün çıkarlarını savunmakla yükümlüdür. Komünist Parti, işçi sınıfının en ileri kesiminin, tüm proleter ve yarı-proleter kitleleri doğru yola yöneltmekte kullanacağı örgütsel ve politik manivelasıdır.

2. Proletarya devlet iktidarını ele geçirinceye, kendi egemenliğini ilk ve son defa sağlamlaştırıncaya ve onu bir burjuva restorasyona karşı garanti altına alıncaya kadar, komünist parti, saflarında işçilerin sadece bir azınlığına sahip olacaktır. İktidarın ele geçirilmesinden önce ve geçiş döneminde, komünist parti, uygun koşullarda, nüfusun tüm proleter ve yarı-proleter katmanları üzerinde devamlı bir entellektüel ve politik etki gerçekleştirebilir, ancak onların hepsini örgütsel olarak kendi saflarında birleştiremez. Ancak proletarya diktatörlüğü burjuvaziyi, basın, okullar, parlamento, kilise, idari aygıt, vs. gibi çok güçlü nüfuz yaratma araçlarından mahrum bıraktıktan sonra, ancak burjuva düzenin nihai yenilgisi herkes için aşikâr hale geldikten sonra, ancak o zaman, tüm ya da hemen hemen tüm işçiler komünist parti saflarına girmeye başlayacaktır.

3. Parti ve sınıf kavramları arasında kesin bir ayrım yapılmalıdır. Almanya, İngiltere ve diğer ülkelerin “Hıristiyan” ve liberal sendikalarının üyeleri şüphesiz işçi sınıfının parçalarıdırlar. Scheidemann, Gompers ve benzerlerini hâlâ izleyen az ya da çok sayıda işçi grupları da şüphesiz işçi sınıfının parçasıdırlar. Belli tarihsel koşullarda işçi sınıfının, çok sayıda gerici unsuru içermesi bile tümüyle mümkündür. Komünizmin görevi, kendisini işçi sınıfının bu geri kesimlerine uyarlamak değil, tüm işçi sınıfını komünist öncü seviyesine yükseltmektir. Bu iki kavramın –parti ve sınıf– karıştırılması, çok büyük hatalara ve şaşkınlıklara yol açabilir. Örneğin açıktır ki, emperyalist savaş sırasında işçi sınıfının belirli bir kesiminin duygu ve önyargılarına rağmen, işçilerin partisi, ne pahasına olursa olsun, proletarya partisinin savaşa karşı savaş ilân etmesini gerektiren proletaryanın tarihsel çıkarlarını savunarak, bu duygu ve önyargılara karşı savaşım vermek zorundaydı.

1914’te emperyalist savaşın patlak vermesi üzerine, tüm ülkelerdeki sosyal-hainlerin partileri “kendi” ülkelerinin burjuvazilerini desteklediklerinde, sürekli ve tutarlı bir şekilde işçi sınıfının arzularına göre hareket ettiklerini açıklıyorlardı. Ancak unutuyorlar ki, bu söylediklerinde haklı bile olsalar, böyle durumlarda işçilerin çoğunluğunun duygularına karşı çıkmak ve bunun karşısında proletaryanın tarihsel çıkarlarını temsil etmek, proletarya partisinin görevi olmalıdır. Aynı şekilde, bu yüzyılın başlarında, o zamanın Rus Menşevikleri (Ekonomistler denilenler), bir bütün olarak işçi sınıfının politik mücadele kavrayışına henüz ulaşmadığı gibi bir gerekçeyle Çarlığa karşı açık politik mücadeleyi reddediyorlardı.

Aynı şekilde, Alman Bağımsızlarının sağ kanadı, kararsız ve yetersiz davranırken, partinin kitlelere önderlik etmek ve onlara yol göstermek için varolduğunu anlamaksızın, daima “kitlelerin arzuları”ndan dem vuruyor.

4. Komünist Enternasyonal eski “sosyal-demokrat” partilerin ve İkinci Enternasyonal’in çöküşünün hiçbir şekilde genel olarak proletarya partisi sisteminin çöküşü olarak sunulamayacağı inancına sarsılmaz biçimde bağlı kalacaktır. Proletarya diktatörlüğü için doğrudan mücadele dönemi, yeni bir proletarya partisinin doğuşunu beraberinde getirdi; Komünist Parti.

5. Komünist Enternasyonal, kendisine ait bağımsız bir politik partiye sahip olmaksızın, proletaryanın kendi devrimini başarabileceği görüşünü kararlılıkla reddeder. Her sınıf mücadelesi bir politik mücadeledir. Bu mücadelenin hedefi, ki kaçınılmaz olarak iç savaşa dönüşür, politik iktidarın fethidir. Bir politik parti olmaksızın, politik iktidar ele geçirilemez, örgütlenemez ve işletilemez. Yalnızca eğer proletarya, önder olarak, net bir şekilde tanımlanmış amaçlara ve hem iç hem de dış politika için ivedi önlemlerin pratik programına sahip, örgütlü ve deneyimli bir partiye sahipse, politik iktidarın fethinin tesadüfi bir olay değil, proletarya tarafından inşa edilmiş toplumun süregiden bir komünist yapısının başlangıç noktası olduğu ortaya çıkabilir.

Aynı sınıf savaşımı, benzer şekilde, proleter hareketin çok çeşitli biçimlerinin (sendikalar, kooperatifler, fabrika konseyleri, eğitim çalışmaları, seçimler vs.) birleştirilmiş yönetimini ve merkezileşmesini talep etmektedir. Ancak politik bir parti, böylesi bir koordinasyon ve kılavuzluk merkezi olabilir. Böyle bir partinin yaratılması ve güçlendirilmesinin ve kendini buna tabi kılmanın reddedilmesi, savaşımın çok çeşitli alanlarında faaliyet gösteren proletaryanın farklı savaşçı güçlerinin yönetim birliğinin reddedilmesi anlamına gelir. Proleter sınıf mücadelesi, tek bir hareket noktasından mücadelenin çeşitli aşamalarını aydınlatan ve proletaryanın dikkatini, durum gerektirdiğinde, tüm sınıfı ilgilendiren ortak ve kesin görevlere çevirecek yoğun bir ajitasyona ihtiyaç duymaktadır. Bu, merkezi bir politik aygıt, yani bir politik parti olmaksızın gerçekleştirilemez. Devrimci sendikalistler ve Dünya Sanayi İşçileri (IWW) taraftarları tarafından bağımsız bir işçi partisinin gerekliliğine karşı yürütülen propaganda, bu nedenle nesnel olarak sadece burjuvazinin ve karşı-devrimci “sosyal-demokratlar”ın desteklenmesine yardım etmiştir ve etmektedir. Tek başına sendikalarla veya şekilsiz “genel” işçi birlikleriyle ikame etmek istedikleri komünist parti karşıtı propagandalarında, sendikalistler ve IWW, itirafçı oportünistlere yakınlaşmaktadırlar. 1905 devrimi yenilgisinden sonra Rus Menşevikleri, işçi sınıfının devrimci partisinin yerine geçirilmek üzere bir işçi kongresi fikrini yıllarca savundular. Amerika ve İngiltere’deki her çeşitten “sarı Labourcılar”, işçilere politik bir partinin yerini almak üzere şekilsiz işçi birliklerini veya muğlak, saf parlamenter toplulukları vaaz ettiler ve aynı zamanda katıksız bir burjuva politika sergilediler. Devrimci sendikalistler ve IWW, burjuvazinin diktatörlüğüne karşı savaşmaya can atmaktadırlar, ancak bunu nasıl yapacaklarını bilmiyorlar. Bağımsız bir politik parti olmadan işçi sınıfının başsız bir gövde olduğunu kavrayamamaktadırlar.

Devrimci sendikalizm ve endüstriyalizm[1], ancak II. Enternasyonal’in eskimiş, köhne, karşı-devrimci ideolojisi ile karşılaştırıldığında ileri bir adımı ifade eder. Fakat devrimci Marksizm ile, yani komünizm ile karşılaştırıldığında, sendikalizm ve endüstriyalizm geri bir adımdır. “Sol” KAPD’nin Nisan ayındaki kuruluş kongresinde, bu kongrenin bir parti kurmakta olduğunu ama bunun “geleneksel anlamda bir parti olmadığını” ifade eden deklarasyonu, sendikalizm ve endüstriyalizmin bu gerici tavrına ideolojik bir teslimiyettir.

İşçi sınıfı, burjuvaziye karşı zaferi, tek başına genel grev ile, kolunu kavuşturup bekleme taktikleri ile kazanamaz. Proletarya, silahlı ayaklanmaya başvurmak zorundadır. Bunu kavrayan herkes şunu da anlamalıdır ki, örgütlü bir politik parti zorunludur, şekilsiz işçi birlikleri yeterli değildir.

Devrimci sendikalistler, sık sık kararlı bir devrimci azınlığın oynayabileceği büyük rolden bahsediyorlar. İşçi sınıfının gerçekten kararlı bir azınlığı, komünist olan, faaliyet göstermek isteyen, bir programa sahip olan, kitlelerin mücadelesini örgütlemek için yola çıkan bir azınlık; işte komünist parti de tastamam budur.

6. Gerçek bir komünist partinin en önemli görevi, proletaryanın en geniş kitlesi ile her zaman en yakın temas halinde bulunmaktır.

Bunu gerçekleştirebilmek için komünistler, çeşitli ülkelerdeki harp malulü dernekleri, İngiltere’deki “Rusya’dan Elini Çek” komiteleri, proleter mahalle cemiyetleri vs. gibi, politik parti karakterini taşımamalarına rağmen üyelerinin arasında büyük proleter gruplarını barındıran toplulukların içinde aktif olabilirler ve olmalıdırlar. “Parti-dışı” işçi ve köylü konferansları olarak anılan Rus örneği özellikle önemlidir. Bu konferanslar her kasabada, her işçi sınıfı bölgesinde ve hatta kırsal bölgelerde pratik olarak örgütlendi. Bu konferansların delege seçimlerinde geri işçilerin bile en geniş kitleleri yer aldı. En ivedi sorunlar gündeme alındı; yiyecek temini, barınma, askeri durum, eğitim, günün politik görevleri vs.. Komünistler, bu “parti-dışı” konferanslar üzerinde en aktif çabayı sarf ettiler ve parti için muazzam başarılar kaydettiler.

Komünistler, bu tip daha geniş işçi örgütleri içinde örgütlenme ve eğitim çalışmasını sistematik bir tarzda gerçekleştirmeyi en önemli görev olarak kabul ederler. Ve bunu başarıyla yapmak için, devrimci proletaryanın düşmanlarının bu geniş işçi örgütlerini ele geçirmelerini engellemek için ileri komünist işçiler, her zaman örgütlü bir biçimde davranan ve her olayda ve hareket hangi biçimi alırsa alsın komünizmin genel çıkarlarını gözetebilecek kendi bağımsız sımsıkı kenetlenmiş komünist partilerini oluşturmalıdırlar.

7. Komünistler hiçbir şekilde, apolitik karakterde, hatta tastamam gerici bir karakterde olduklarında dahi, kitlesel işçi örgütlerinden (sarı veya Hıristiyan birlikleri, vs.) uzak durmazlar; onların içinde yer almaktan, onları kullanmaktan kaçınmazlar. Komünist parti bu örgütler içinde propagandasını aralıksız olarak sürdürür ve bir ilke olarak partisizlik fikrinin, işçileri sosyalizm için örgütlü mücadeleden saptırmak amacıyla bizzat burjuvazi ve onun kalemşorları tarafından bilinçli olarak teşvik edildiğine işçileri yorulmaksızın ikna etmeye çalışır.

8. İşçi hareketinin eski “klasik” üç parçaya bölünmesinin –parti, işçi sendikası, kooperatif– açıkça modası geçmiştir. Rusya’daki proleter devrim, proletarya diktatörlüğünün temel biçimini yaratmıştır: Sovyetler. Her yerde ulaştığımız yeni bölümlenme şudur: 1) Parti, 2) İşçi konseyleri (Sovyetler), 3) Üretici toplulukları (sendikalar). Ancak hem konseyler hem de sendikalara sürekli ve sistematik biçimde proletaryanın partisi tarafından, yani komünist parti tarafından kılavuzluk edilmelidir. Ekonomik ve politik alanlarda olduğu kadar, eğitim alanında da tüm işçi sınıfının mücadelesini yönetmesi gereken işçi sınıfının örgütlü öncüsü, komünist parti; sendikalar ve işçi konseyleri içinde olduğu kadar, her çeşit proleter örgütte de canlılık ruhu olmalıdır.

Proletarya diktatörlüğünün temel tarihsel biçimi olarak sovyetlerin doğuşu hiçbir şekilde proleter devrimde komünist partinin önderlik rolünü azaltmaz. Alman “sol” komünistleri (bkz. 14 Nisan 1920 Alman proletaryasına “Alman Komünist İşçi Partisi” imzalı çağrı), “parti de kendisini gitgide sovyet fikrine uyarlıyor ve proleter bir karakter kazanıyor”(K[ommunistische] A[rbeiter] Z[eitung], no 54) dediklerinde bu, sanki Sovyetler komünist partinin yerini alabilirmiş gibi, komünist partinin sovyetler içinde yutulması gerektiği fikrinin utangaç bir ifadesidir.

Bu fikir temelden yanlıştır ve gericidir. Rus devrim tarihinde, sovyetlerin proletarya partisi ile karşı karşıya kaldığı ve burjuvazinin ajanlarının politikalarını desteklediği bir dönem vardır. Aynısı Almanya için de doğruydu. Aynısı diğer ülkeler için de mümkündür. Eğer sovyetler tarihsel misyonunun hakkını verecekse, kendisini basitçe sovyetlere “uyarlamayıp” sovyetlerin kendilerini burjuvaziye ve beyaz-muhafız sosyal-demokrasiye “uyarlamamasını” garanti altına alabilen, sovyetler içindeki fraksiyonu aracılığıyla onu yedeğine alabilecek bir parti, güçlü bir komünist parti zorunludur.

Her kim komünist partinin kendisini sovyetlere “uyarlaması” gerektiğini savunuyorsa, her kim böylesi bir uyarlanışta partinin “proleter karakterinin” güçlenişini görüyorsa, hem partiye hem de sovyetlere fazlasıyla şüpheli bir yardımda bulunuyordur ve hem partinin hem de sovyetlerin anlamını kavramaktan acizdir. Bir ülkede yarattığımız parti ne kadar güçlü olursa, “Sovyet fikri” o kadar çabuk zafer kazanacaktır. Çok sayıda “Bağımsız” ve hatta sağ kanat sosyalist “Sovyet fikrine” şimdi nezaketen hoşgörü ile bakıyorlar. Yalnızca eğer sovyetlerin politikaları üzerinde belirleyici bir etki uygulayabilen güçlü bir komünist partiye sahipsek, bu unsurların Sovyet fikrini çarpıtmasının önüne geçebiliriz.

9. İşçi sınıfı komünist partiye yalnızca iktidarın ele geçirilmesine kadar değil, yalnızca iktidarın ele geçirilmesi sırasında değil, aynı zamanda iktidarın işçi sınıfına geçişinden sonra da ihtiyaç duyar. Hemen hemen üç yıldır iktidarda olan Rus Komünist Partisi tarihi, komünist partinin öneminin işçi sınıfının iktidarı ele geçirmesinden sonra azalmadığını, aksine muazzam biçimde arttığını göstermiştir.

10. Proletarya iktidarı ele geçirdiğinde, onun partisi, daha önce olduğu gibi, yalnızca işçi sınıfının bir kesimi –tam olarak zaferi örgütleyen kesimi– olarak kalmaya devam edecektir. Rusya’da yirmi yıl ve Almanya’da birkaç yıl boyunca, komünist parti sadece burjuvaziyle değil, aynı zamanda burjuva etkileri proletaryaya taşıyan “sosyalist”lerle de savaştı; saflarına işçi sınıfının en güvenilir, en ileri görüşlü ve en gelişmiş savaşçılarını aldı.Yalnızca işçi sınıfı elitinin böyle bir disiplinli örgütü varsa, zaferin ertesinde işçi diktatörlüğünün karşı karşıya kaldığı tüm zorlukların üstesinden gelebilmek olanaklı olur. Yeni bir proleter kızıl ordunun örgütlenmesi, burjuvazinin devlet aygıtının tam olarak yıkılması ve yerine yeni bir proleter devlet aygıtının ilk adımlarının geçirilmesi, işçi grupları arasındaki dar görüşlü kurnazlık eğilimlerine karşı savaş, yerel ve bölgesel “yurtseverliğe” karşı mücadele, yeni bir iş disiplinini yaratmanın yollarının açılması; bu alanların tümünde komünist parti son söze sahiptir. Onun üyeleri kendi öz deneyimleriyle işçi sınıfının çoğunluğunu uyandırmalı ve ona önderlik etmelidir.

11. Proletaryanın politik partisine olan ihtiyaç, ancak sınıfların yok oluşlarının tamamlanmasıyla ortadan kalkar. Komünizmin bu nihai zaferine giden yolda, proleter örgütlenmelerinin bugünkü üç temel biçiminin (parti, sovyet, üretici birlikleri) tarihsel öneminin değişmesi ve yavaş yavaş tek bir tipte işçi örgütünün kristalize olması olasıdır. Fakat Komünist parti, yalnızca, komünizm, uğruna savaşılan bir şey ve bir amaç olmaktan çıktığı ve tüm işçi sınıfı komünist olduğu zaman işçi sınıfı içerisinde bütünüyle eriyebilir.

12. Komünist Enternasyonal’in İkinci Kongresi yalnızca genel olarak komünist partinin tarihsel misyonunu yeniden onaylamakla kalmaz, ana hatlarıyla da olsa ne tipte bir komünist partiye ihtiyaç duyduğumuzu da uluslararası proletaryaya gösterir.

13. Komünist Enternasyonal, komünist partinin bilhassa proletarya diktatörlüğü döneminde demirden bir proleter merkeziyetçilik temelleri üzerinde inşa edilmesi gerektiği görüşündedir. Uzun ve çetin bir iç savaş sırasında işçi sınıfına başarıyla önderlik edebilmek için, komünist parti kendi safları içinde demirden bir askeri disiplini gerçekleştirmelidir. Rus iç savaşında üç yıldır işçi sınıfına önderlik eden komünist partinin deneyimleri göstermiştir ki, en sıkı disiplin olmaksızın, tam merkezileşme olmaksızın ve tüm parti örgütlerinin parti merkezine en tam yoldaşça güveni olmaksızın, işçilerin zaferi imkânsızdır.

14. Komünist parti demokratik merkeziyetçilik temelinde inşa edilmelidir. Demokratik merkeziyetçiliğin temel ilkeleri şunlardır; üst parti organları daha alttakiler tarafından seçilecektir, üst organların talimatları daha alttakileri koşulsuz ve kaçınılmaz olarak bağlar, ve kongreler arasındaki dönemde tüm önde gelen partili yoldaşlarca otoritesi evrensel olarak ve tartışmasız tanınan güçlü bir parti merkezi varolmalıdır.

15. Avrupa ve Amerika’daki bir dizi komünist parti, burjuvazi tarafından komünistlere dayatılan “kuşatma durumu”nun bir sonucu olarak illegal bir yaşam sürmek zorunda bırakılmıştır. Böyle bir durumda seçim ilkesinin harfiyen gözetilemeyeceği ve partinin önder organlarına, bir zamanlar Rusya’da yapıldığı gibi, üye atama hakkı verilmesi gerektiği akılda tutulmalıdır. Bir “kuşatma durumu” altında komünist parti her ciddi sorun hakkında demokratik bir referandumdan yararlanabilecek durumda veya yetide değildir; bilâkis acil durumlarda tüm parti üyeleri için önemli kararlar alma hakkını merkezi organa vermek zorunda bırakılmıştır.

16. İçinden geçtiğimiz dönemde yerel parti örgütleri için geniş “otonomi” savunuculuğu, sadece, komünist parti saflarını zayıflatır, eylem kapasitesinin altını oyar, ve gevşek bir yapıya kapıyı aralayan eğilimlere, küçük-burjuva ve anarşist eğilimlere hizmet eder.

17. Burjuvazinin ve karşı-devrimci sosyal-demokrasinin hâlâ iktidarda olduğu ülkelerde komünist partiler, legal ve illegal çalışmayı örgütlü bir tarzda birleştirmeyi öğrenmek zorundadırlar. Legal çalışma her zaman illegal partinin pratik gözetimi altında olmalıdır. Gerek merkezi, gerek yerel hükümetlerdeki komünist parlamenter fraksiyonlar, partinin o anda legal veya illegal olup olmadığına bakılmaksızın bütünüyle partinin denetimi altında olmalıdırlar. Ne şekilde olursa olsun, kendilerini partiye tabi kılmayı reddeden delegeler partiden atılmalıdırlar.

Legal basın (gazeteler ve basım evleri), tamamen ve kayıtsız şartsız tüm partiye ve onun merkez komitesine tabi olmalıdır. Bu noktada hiçbir ayrıcalık kabul edilemez.

18. Komünist partinin tüm örgütsel faaliyetinin temeli, her durumda, proleter ve yarı-proleterlerin sayısı ne kadar az olursa olsun, komünist hücreler yaratılmasıdır. Her sovyette, her sendikada, her kooperatifte, her fabrikada, her mahalle konseyinde, komünizme sempati duyan üç kişi bile olsa her yerde derhal bir komünist hücre oluşturulmalıdır. İşçi sınıfının öncüsünün tüm işçi sınıfını kendisi ile sürüklemesini mümkün kılan sadece komünistlerin sıkı örgütlülüğüdür. Parti-dışı örgütlerde çalışan tüm komünist parti hücreleri, o anda partinin legal veya illegal olarak çalıştığına bakmaksızın, kayıtsız şartsız bir bütün olarak parti örgütüne tabidir. Her türden komünist hücreler mümkün olan en kesin şekilde, safların sıkı bir hiyerarşik düzeni içinde bir diğer hücreye tabi olmalıdır.

19. Hemen her yerde, komünist parti bir şehir partisi olarak, esas olarak kentlerde yaşayan sanayi işçilerinin partisi olarak ortaya çıkmaktadır. İşçi sınıfının zaferini kolaylaştırmak ve hızlandırmak için, komünist parti sadece şehirlerin değil köylerin de partisi haline gelmelidir. Komünist parti propagandasını ve örgütlenmesini tarım işçilerine ve küçük ve orta köylülere taşımalıdır. Komünist parti kırsal kesimde komünist hücreler örgütlemeye özel dikkat göstermelidir.

 

Proletaryanın uluslararası örgütü, komünistlerin yaşadığı ve savaştığı tüm ülkelerde, ancak burada formüle edilen komünist partinin rolü hakkındaki fikirlere sımsıkı sarınıldığı takdirde güçlü olabilir. Komünist Enternasyonal, ilkelerini kabul eden ve sarı Enternasyonal ile bağlarını koparmaya hazır her sendikayı kongresine davet eder. Komünist Enternasyonal, komünist ilkeleri onaylayan bir uluslararası kızıl sendikalar seksiyonu örgütleyecektir. Komünist Enternasyonal, burjuvaziye karşı ciddi bir devrimci mücadele yürütmek isteyen hiçbir parti-dışı işçi örgütü ile işbirliğini reddetmeyecektir. Ne var ki, Komünist Enternasyonal böyle yapmakla tüm dünya proletaryasına şunu duyurur:

1. Komünist parti, işçi sınıfının kurtuluşunun en başta gelen ve birincil silahıdır. Artık her ülkede sadece grup veya eğilimlere değil, bir komünist partiye sahip olmalıyız.

2. Her ülkede sadece tek bir birleşik komünist parti olmalıdır.

3. Komünist parti en sıkı merkeziyetçilik ilkesi üzerinde inşa edilmelidir ve iç savaş döneminde, saflarında askeri disiplini hakim kılmalıdır.

4. Bir düzine proleterin veya yarı-proleterin olduğu her yerde komünist parti örgütlü bir hücreye sahip olmalıdır.

5. Parti-dışı her dernekte, partiye sıkıca bağlı bir komünist hücre varolmalıdır.

6. Komünizmin devrimci taktiklerine ve programına sımsıkı ve inatla bağlı kalırken, komünist parti, ilkesiz oportünizmin olduğu kadar, sekterliğin de önüne geçerek, geniş işçi örgütleri ile mümkün olan en yakın ilişki içinde olmalıdır.


 

Komintern’in Üçüncü Kongresince Kabul Edilen

"Komünist Partilerin Yapısı, Çalışmalarının Yöntemleri ve Kapsamı Üzerine Tezler"den Parçalar

12 Temmuz 1921

[10 Temmuzda bu tezleri sunarken, Koenen taslağın alelacele hazırlanmış olduğunu ve tartışılmaksızın bir komisyona havale edildiğini kabul etti. İki gün sonra tezler tartışılmaksızın oybirliğiyle kabul edildi. Tezler, partilere daha tek biçimli bir yapıyı dayatmak için tasarlanmıştı.

Bu tezler için Lenin Dördüncü Kongrede şunları söyledi; “1921’deki Üçüncü Kongrede, komünist partilerin yapısı, çalışmalarının yöntemleri ve kapsamı üzerine bir kararı kabul ettik. Bu mükemmel bir karardır, ancak hemen hemen tümüyle Rustur, yani içindeki herşey Rus koşullarından alınmıştır. Bu onun iyi tarafı, ancak aynı zamanda kötü tarafıdır da, kötü çünkü hemen hemen bir tek yabancı bile –bu kanaatteyim ve onu şimdi tekrar okudum– onu okuyamaz. Birincisi, çok uzun, elli madde ya da daha fazla. Yabancılar genellikle bu uzunluktaki metinleri okuyamazlar. İkincisi, okusalar bile anlayamazlar, kesinlikle böyle çünkü çok fazla Rus ... bir Rus ruhu her tarafına yayıldığı ve sindiği için. Üçüncüsü, şans eseri onu anlayabilen bir yabancı varsa bile, onu uygulayamaz. ... Öyle sanıyorum ki, bu kararı geçirerek, daha fazla ilerlememiz için gereken yolu kapatarak ağır bir hata işledik. Söylediğim gibi karar mükemmel ve elli maddenin her birine imzamı atarım. Ancak şunu söylemeliyim ki biz yabancılara Rus deneyimimizi gösterecek biçimi henüz keşfedemedik ve bu yüzden karar ölü bir metin olarak durmaktadır. Eğer bu biçimi keşfedemezsek, ilerleyemeyiz”. Bu noktaya sonra tekrar döndü; “Yabancı yoldaşlar okumaksızın ve anlamaksızın imzaladıkları komünist partilerin örgütsel yapısı üzerine bizim yazdıklarımızı anlamayı öğrenmelidirler. Bu, onların birincil görevi olmalıdır. Bu karar gerçekleştirilmelidir. Bu bir gecede gerçekleştirilemez. ... Karar çok fazla Rustur, Rus deneyimini yansıtmaktadır. Onun yabancılar için bu kadar anlaşılmaz olmasının nedeni budur ve onlar onu bir ikona gibi bir köşeye asmakla ve ona tapınmakla yetinemezler. ... Rus deneyiminin önemli bir bölümünü sindirmek zorundadırlar. Bunu nasıl yapacaklar, bilmiyorum. ... Biz Ruslar da yabancılara bu kararın ilkelerini açıklamanın vasıtalarını ve yollarını bulmak zorundayız.”]

I. GENEL

1. Parti örgütü koşullara ve faaliyetinin amaçlarına uyarlanmalıdır...

2. Komünist partileri için örgütlenmenin hiçbir mutlak ve değiştirilemez biçimi olamaz. Proletaryanın sınıf savaşımının koşulları, sürekli bir dönüşüm içinde değişime tabidir ve proletaryanın öncü örgütü bu değişimlere karşılık gelen uygun biçimleri her zaman araştırmak zorundadır. Benzer şekilde, farklı ülkelerdeki partiler, söz konusu ülkenin tarihsel olarak belirlenmiş özgünlüklerine uyarlanmalıdır.

Ancak bu farklılaşmanın kesin sınırları vardır. Tüm özgünlüklere rağmen, farklı ülkelerdeki proletaryanın sınıf savaşımının koşullarında ve proleter devrimin çeşitli evrelerinde uluslararası komünist hareket için hayati önemde olan bir aynılık vardır. Bu da, her ülkede komünist parti örgütleri için ortak bir temel yaratmaktadır...

4. Her birleşik eylem önderlik gerektirir ve bu, dünya tarihindeki en büyük mücadelede herşeyin önünde gelen bir gerekliliktir. Komünist parti örgütü, proleter devrimde komünist önderliğin örgütüdür...

5. ... Üstelik, başarılı bir önderlik proleter kitlelerle en yakın bağları öngerektirir. Böylesi bir bağ olmaksızın önderler kitlelere önderlik edemezler, en iyi durumda, sadece onların peşine takılırlar. Bu organik bağlar, komünist parti içinde demokratik merkeziyetçilik vasıtasıyla oluşturulmalıdır.

II. DEMOKRATİK MERKEZİYETÇİLİK ÜZERİNE

6. Komünist parti örgütü içinde demokratik merkeziyetçilik, merkeziyetçilik ile proleter demokrasinin gerçek bir sentezi, kaynaşması olmalıdır. Bu kaynaşmaya sadece, aralıksız ortak faaliyet, tüm parti örgütünün kesintisiz mücadelesi temelinde ulaşılabilir.

Komünist parti örgütündeki merkeziyetçilik biçimsel ve mekanik değildir, ancak komünist faaliyetin merkezileştirilmesidir, yani sağlam, militan ve aynı zamanda esnek bir önderliğin oluşturulmasıdır.

Biçimsel ya da mekanik merkeziyetçilik, diğer üyelere veya parti dışındaki devrimci proleter kitlelere hükmetmek için “iktidar”ın bir parti bürokrasisinin elinde merkezileştirilmesi demek olurdu. Ancak sadece komünizmin düşmanları, komünist partisinin, proleter sınıf savaşımının önderliği ve bu komünist önderliğin merkezileştirilmesi aracılığıyla devrimci proletaryaya hükmetmek istediğini iddia edebilir. Bu bir yalandır. Parti içinde bir iktidar kavgası veya egemenlik için mücadele, Komünist Enternasyonal tarafından kabul edilen demokratik merkeziyetçiliğin ilkelerine de aynı şekilde aykırıdır.

Devrimci olmayan eski işçi hareketinin örgütleri, burjuva devlet örgütü içinde baş gösteren bürokrasi ile “halk” arasındaki dualizme benzer, her yana dal budak salmış bir dualizm geliştirmişti. Burjuva ortamın duyarsızlaştırıcı etkisi altında, bu örgütlerin memurları yabancılaştı ve canlı bir işçi topluluğunun yerine saf bir biçimsel demokrasi ve örgütün aktif görevliler ile pasif kitleler olarak bölünmesi geçirildi. Belli bir dereceye kadar, devrimci işçi hareketi, biçimcilik ve dualizme olan bu eğilimi burjuva ortamdan kaçınılmaz olarak miras aldı...

7. ... Eğer merkeziyetçilik ölü bir ifade olarak kalmayacaksa, eğer o gerçekten yaşama geçirilmeliyse, bu, üyelerin onu ortak faaliyetlerinin ve savaşma güçlerinin nesnel olarak kanıtlanmış bir güçlendirilmesi ve geliştirilmesi olarak duyumsayacakları bir yoldan yapılmalıdır. Aksi takdirde bu, her merkezileşmeye, her önderliğe, her katı disipline karşı bir muhalefet yaratacak olan partinin bürokratlaşması olarak kitlelere görünecektir. Anarşizm, bürokratizm madalyonunun öbür yüzüdür...

III. KOMÜNİSTLERİN ÇALIŞMA YÜKÜMLÜLÜKLERİ

8. Komünist partisi devrimci Marksizmin çalışan bir okulu olmalıdır. Çeşitli parçalar arasındaki ve bireysel üyeler arasındaki organik bağlar parti örgütü içinde günlük ortak çalışma aracılığıyla yaratılacaktır.

Legal komünist partilerde, üyelerin çoğunluğunun günlük parti çalışmasına düzenli bir katılımı hâlâ yoktur. Bu partilerin başlıca eksikliği ve gelişimlerindeki sürekli belirsizliğin sebebi budur...

10. Bir komünist parti, eğer sadece gerçekten aktif üyelere sahip olacaksa, saflarındaki herkesten gücünü ve zamanını elinden geldiği ölçüde partiye adamasını ve her zaman görevini en iyi şekilde yerine getirmesini talep eder...

11. Günlük parti çalışmasını yerine getirebilmek için her üye bir kural olarak, küçük bir çalışma grubuna, bir komiteye, bir komisyona, bir gruba veya bir hücreye dahil olmalıdır. Ancak bu yolla, parti çalışması bölüştürülebilir, yürütülebilir ve düzenli bir biçimde yerine getirilebilir.

Tüm üyelerin, yerel örgütlerin genel üye toplantılarına katılacaklarını söylemeye bile gerek yok. Legalite koşullarında bu periyodik toplantıları yerel delege toplantıları ile değiştirmeyi istemek hoş değildir; aksine tüm üyeler bu toplantılara düzenli olarak devam etmeye zorlanmalıdır. Ancak bu, yeterli olmaktan uzaktır. Genel işçi mitinglerinin, gösterilerinin ve işçi sınıfının kitlesel eylemliliklerinin etkili kullanımı için yapılacak hazırlıklar gibi, bu üye toplantılarının tam hazırlığı da daha küçük gruplar içinde çalışmayı veya seçilmiş yoldaşlarla çalışmayı öngerektirir. Çalışmanın içerdiği birçok görev ancak küçük gruplar tarafından hazırlandığında dikkatle sınanabilir ve gerçekleştirilebilir. Bu detaylı çalışma, sürekli olarak tüm üyeler tarafından gerçekleştirilmediği ve küçük çalışma grupları arasında bölüştürülmediği sürece, bizim, proletaryanın sınıf savaşımı içinde yer almak için en ateşli gayretlerimiz bile, eylem yeteneğindeki bir birleşik komünist parti içinde proletaryanın tüm canlı devrimci güçlerinin zorunlu yoğunlaşmasına değil, bu mücadelelere beyhude ve güçsüz etki etme teşebbüslerine yol açacaktır.

12. Ev ev ajitasyon, parti çalışmaları, yayın dağıtımı, haber iletme, irtibat sağlama vs. gibi parti faaliyetinin çeşitli alanlarında günlük çalışmalar için komünist çekirdekler oluşturulmalıdır.

Komünist hücreler, fabrikalarda ve atölyelerde, sendikalarda, proleter kooperatiflerde, askeri müfrezelerde, vs. komünist partisinin en azından birkaç üyesinin veya adayının varolduğu her yerde günlük komünist çalışmanın çekirdekleridirler. Eğer bir fabrikada veya sendika kolunda birkaç parti üyesi varsa, hücre, çalışması çekirdek tarafından yönetilen bir fraksiyona genişletilir.

Koşullar, geniş bir muhalefet fraksiyonunun oluşturulması veya zaten varolan bir muhalefete katılmayı gerektirirse, komünistler bunu hücrelerinin önderliği altına çekmeye çalışmalıdırlar. Bir komünist hücrenin açıkça komünist olarak ortaya çıkmasının gerekip gerekmediği sorusu, ancak verili durumda böylesi bir olayın tehlikeleri ve avantajlarının tam bir değerlendirilmesinden sonra belirlenebilir.

13. ... Bu reorganizasyonun başından itibaren çok büyük dikkatle ve etraflı bir değerlendirme sonrasında gerçekleştirilmesi özellikle önemlidir. Her örgütlenmede biçimsel bir şemaya göre üyeleri küçük hücrelere ve gruplara dağıtmak ve sonrasında fazla tereddüde kapılmaksızın onların hepsinden günlük parti çalışmasının sorumluluğunu üstlenmelerini istemek kolaydır. Ancak bu, hiç başlamamaktan daha da kötü olurdu. Bu yaklaşım, hemen ardından parti üyeleri arasında bu önemli değişikliğe karşı bir nefreti ve ihtilâfı provoke edecektir...

16. Bizim tüm parti çalışmamız, pratik ya da teorik mücadeleden veya mücadeleye hazırlıktan oluşur. Şimdiye kadar bu çalışmada uzmanlaşma, genellikle oldukça kusurluydu. Partinin ancak rastlantısal olarak bazı çalışmalar yaptığı önemli bazı alanlar vardır; örneğin legal partiler siyasi polise karşı özel mücadelede fiilen hiçbir şey yapmamışlardır. Partili yoldaşların eğitimi yalnızca gelişigüzel ve rastgele gerçekleşmektedir ve üstelik o kadar yarım yamalak yapılmaktadır ki, partinin en önemli teorik kararlarının büyük bir bölümünden, parti programı ve Komünist Enternasyonal’in kararlarından dahi, parti üyelerinin geniş kesimleri tamamen habersiz bulunmaktadır. Eğitim çalışması parti örgütünün tüm sisteminin her yanında ve partinin çalışma gruplarının tümünde sistematik olarak örgütlenmelidir ve sürekli olarak uygulanmalıdır; bu, aynı zamanda partinin uzmanlaşmasında daha bir üst seviyeye ulaşmasına olanak tanıyacaktır.

17. Çalışma yükümlülüğü, zorunlu olarak rapor verme yükümlülüğünü de kapsar. Bu tek tek her bir üyeye olduğu kadar, partinin hem tüm örgütlerine hem de tüm organlarına uygulanmalıdır...

18. Parti, Komünist Enternasyonal önderliğine düzenli bir üç aylık rapor hazırlar. Parti içindeki her örgüt doğrudan bir üst komitesine rapor vermelidir (örneğin, yerel örgüt uygun komiteye aylık bir rapor göndermelidir).

Her hücre, fraksiyon ve çalışma grubu, güncel yönetimi altında bulunduğu parti organına rapor vermelidir. Tek tek üyeler (diyelim ki haftalık olarak) ait oldukları hücreye ya da çalışma grubuna, ve özel komisyonların faaliyetleri durumunda da özel görevin alındığı parti organına rapor verirler.

Raporlar daima ilk fırsatta verilmelidir. Parti yazılı bir rapor istemedikçe sözlü olarak verilmelidir. Raporlar kısa ve objektif olmalıdır. Yayımlamanın akılsızca olduğu raporları alanlar, bunların güvenli bir şekilde barındırılması ile olduğu kadar, gecikme olmaksızın ilgili yönetici parti organına ulaştırılmasıyla da yükümlüdürler.

19. ... Tüm komünist hücrelerde, fraksiyonlarda ve çalışma gruplarında hazırlanacak raporlar kadar hazırlanmış olanlar da tartışılmalıdır. Tartışma geleneksel bir uygulama haline gelmelidir.

Hücreler ve çalışma grupları, tek tek parti üyelerine ya da üye gruplarına, düşman örgütleri, özellikle küçük burjuva örgütleri ve hepsinden önce “sosyalist” parti örgütlerini gözlemlemeleri ve onlar hakkında rapor vermeleri için düzenli olarak özel görevler vermelidir.

IV. PROPAGANDA VE AJİTASYON

20. Açık devrimci ayaklanma öncesi dönemde, genel görevimiz devrimci propaganda ve ajitasyondur. Bu faaliyet ve onun örgütlenmesi, hâlâ büyük ölçüde eski biçimsel tarzda, kitle mitinglerine dışarıdan rastlantısal müdahalelerle ve yazıların ve konuşmaların somut devrimci içeriğine özel bir dikkat gösterilmeksizin sürdürülüyor.

Komünist propaganda ve ajitasyon proletaryanın ta merkezine kök salmalıdır. İşçilerin güncel yaşamlarından, ortak çıkar ve beklentilerinden ve özellikle de ortak mücadelelerinden doğmalıdır.

Komünist propagandanın en önemli yönü, onun devrimci içeriğidir. Bu bakış açısından hareketle farklı durumlardaki somut sorunlar üzerine sloganlar ve tutumlar en dikkatli şekilde sınanmalıdır. Bu, sadece profesyonel propagandacı ve ajitatörler için değil, aynı zamanda tüm diğer parti üyeleri için de sürekli ve detaylı eğitimi gerektirir.

21. Komünist propaganda ve ajitasyonun temel biçimleri: sözlü kişisel ikna, sendikal mücadeleye ve politik işçi hareketine katılım; ve başından sonuna kadar parti basını ve parti yayınlarıdır. Legal ya da illegal parti içindeki tüm parti üyeleri bu faaliyette düzenli olarak yer almalıdır.

Kişisel sözlü propaganda öncelikle sistematik olarak örgütlenmiş ev ev ajitasyon yoluyla, bu amaç için oluşturulmuş çalışma grupları tarafından yürütülmelidir. Yerel parti örgütünün kapsadığı alandaki hiçbir ev ihmal edilmemelidir. Daha büyük kentlerde afişler ve bildirilerle özellikle örgütlenmiş sokak ajitasyonu iyi sonuçlar getirebilir. Ek olarak, yayın dağıtımı ile birleştirilmiş düzenli kişisel ajitasyon, hücreler ve fraksiyonlar tarafından kendi çalışma yerlerinde örgütlenmelidir.

Ulusal azınlıkların bulunduğu ülkelerde, bu azınlıkların proleter kesimleri içinde ajitasyon ve propagandaya gerekli dikkati ayırmak partinin görevidir. Bu, elbette ki azınlığın dilinde yürütülmelidir ve bu amaç için uygun bir parti organı yaratılmalıdır.

22. Komünist propagandanın, proletaryanın büyük çoğunluğunun hâlâ hiçbir bilinçli devrimci eğilime sahip olmadığı kapitalist ülkelerde yürütülmesi için, çalışmanın geliştirilmiş yöntemleri sürekli olarak araştırılmalıdır; bu propaganda henüz devrimci olmayan ancak devrimcileştirilmeye başlanan bu işçilerin anlayışına uyarlanmalıdır ve devrimci hareketin kapıları onlara açılmalıdır. Komünist propaganda, karşılaştığı farklı durumlarda, kafalarında burjuva gelenekler ve duygularla boğuşan eğilimleri, ki bu eğilimler devrime yönelik tomurcuk halindeki, bilinçsiz, tereddütlü ve yarı-burjuva eğilimlerdir, sloganlarıyla teşvik etmelidir.

Aynı zamanda, komünist propaganda, proletaryanın bugünkü kısıtlı talepleri ve muğlak umutlarıyla kendisini sınırlandırmamalıdır. Bu taleplerin ve umutların devrimci ruhu, proletarya komünizmin anlaşılmasına yalnızca bu bağların kurulmasıyla yaklaşabileceğinden, bizim etkimiz için sadece bir başlangıç oluşturur.

23. Proleter kitleler arasında komünist ajitasyon öyle bir tarzda yürütülmelidir ki; komünist örgütümüz, savaşan proletarya tarafından bizzat kendi hareketinin cesur, uzak görüşlü, sadık ve enerjik önderi olarak kavranabilsin.

Bunu başarabilmek için komünistler, tüm kendiliğinden mücadelelerde ve işçi hareketlerinde yer almalı ve kapitalistlerle iş saatleri, ücretler, çalışma koşulları vs. üzerine tüm çatışmalarında işçilerin hedeflerine önderlik etmelidirler. Komünistler, işçilerin yaşamlarının somut sorunları ile aktif olarak meşgul olmalı, onlara bu sorunların çözülmesinde yardım etmeli, onların dikkatlerini en önemli suiistimallere yöneltmeli, onların taleplerini kesin ve pratik bir biçimde ifade etmelerinde yardımcı olmalı, işçiler arasındaki dayanışma duygusunun gelişmesine çaba harcamalı, onlarda proletaryanın dünya ordusunun bir kesimi olan tek bir işçi sınıfı olarak ülkenin tüm işçilerinin ortak çıkarlarının ve ortak amaçlarının bilincini uyandırmalıdırlar.

Ancak bu günlük ayrıntılı çalışmayla, proletaryanın tüm mücadelelerine sürekli adanmış katılım ile, komünist partisi, komünist bir parti haline gelebilir. Sadece bu yolla kendisini, üye toplamaktan başka hiçbir faaliyeti olmayan, reformlar hakkında konuşan ve parlamenter olanakları kullanan köhnemiş sosyalist partilerden ayırabilir. Sömürülenlerin sömürenlere karşı kavgası ve günlük mücadeleler okuluna parti üyelerinin tüm kitlesinin adanmış katılımı, yalnızca iktidarın ele geçirilmesi için değil, hem de daha fazlasıyla proletarya diktatörlüğünü gerçekleştirebilmek için vazgeçilemez öngerekliliktir. Komünist partisinin işçi sınıfının öncüsü olmasını mümkün kılacak olan, sadece, pratik içinde proletaryaya nasıl önderlik edeceğini öğrenerek ve burjuvazinin saf dışı edilmesi için temkinli hazırlık yapabilme yeteneğini kazanarak, sermayenin saldırılarına karşı küçük çaplı bitmeyen savaşlar içinde çalışan kitlelere önderlik etmektir.

24. Grevler, lokavtlar ve diğer toplu işten çıkarmalar olduğunda, üyeleri işçi hareketi içinde yer almaya seferber etmek özellikle önemlidir.

Komünistlerin yapacağı en büyük hata, çalışma koşullarında küçük gelişmeler için işçilerin mevcut mücadelelerine karşı komünist programa ve nihai devrimci silahlı mücadeleye sığınarak, pasif, horgörücü ve hatta düşman olmaktır. İşçilerin kapitalistlerle uğruna savaşmaya hazır oldukları talepler ne kadar küçük ve mütevazı olursa olsun, bu hiçbir zaman komünistlerin mücadelenin dışında durmalarına bir gerekçe olamaz. Ajitasyonumuz, şüphesiz, biz komünistlerin gözü kapalı bir şekilde anlamsız grevleri ve diğer düşüncesiz eylemleri kışkırttığı izlenimini bırakmamalıdır, ancak komünistler, savaşan işçilerin arasında, çarpışan en yetenekli yoldaşlar namını kazanmalıdırlar.

25. Sendikal hareket içindeki çalışmalarında komünist hücreler ve fraksiyonlar sık sık gündemdeki en basit sorunlar tarafından şaşırtılırlar. Somut sorunlarla yüzleşildiğinde vulger bir sendikalizmin olumsuz tavrı içine düşülürken, komünizmin genel ilkelerini vaaz etmeye devam etmek kolaydır ancak faydasızdır. Bu ancak sarı Amsterdam önderliğinin işini kolaylaştırır. Bunun yerine komünistler, ortaya çıkan her sorunun nesnel içeriğine göre devrimci tavırlarını belirlerler; örneğin, ilkesel olarak tüm ücret sözleşmelerine muhalif olmakla yetinmek yerine, Amsterdam önderleri tarafından önerilen sözleşmelerin güncel maddeleri ile savaşmalıdırlar. Proletaryanın militanlığını her frenleme girişimi şiddetle reddedilmeli ve kınanmalıdır; kapitalistlerin ve onların Amsterdam yardımcılarının her ücret sözleşmesinde savaşan işçilerin ellerini kollarını bağlama niyetleri gayet iyi bilinmektedir, bu yüzden bu niyeti işçilere teşhir etmek komünistlerin görevidir. Böylesi bir teşhir, bir kural olarak, işçilerin ellerini kollarını bağlamayacak bir sözleşme ileri sürülerek sağlanabilir...

26. Sosyal demokrat ve diğer küçük burjuva sendika önderlerine olduğu kadar çeşitli işçi partilerine karşı mücadelede de ikna çabasının hiçbir anlamı yoktur. Onlara karşı enerjik bir mücadele örgütlenmelidir. Ancak onlarla sadece taraftarlarını onlardan kopararak, işçileri bu sosyal hain önderlerin, kapitalizmin ayakçı oğlanları olduklarına ikna ederek başarıyla savaşılabilir. Bu nedenden ötürü, bu önderler mümkün olan her an kendilerini açık etmeye zorlanacakları durumlara sokulmalıdır, ve daha sonra bunlara en sert biçimde saldırılabilir.

Amsterdam önderlerini sadece “sarı” olarak lanetlemek yeterli değildir. Bu sarı karakterleri her zaman pratik örneklerle kanıtlanmalıdır. Birleşik sanayi konseylerinde, Milletler Cemiyeti Uluslararası Emek Bürosunda, burjuva bakanlıklarda ve yönetimlerdeki faaliyetleri, konferanslarda ve parlamentodaki konuşmalarındaki kalleş sözleri; en küçük ücret mücadelesini bile hazırlamakta ve gerçekleştirmekteki özellikle tereddütlü ve gönülsüz tutumları ve yüzlerce gazetedeki makalelerinin sonuçlarının aydınlatılması; basitçe formüle edilmiş kararlarla ve net konuşmalarla Amsterdam önderlerinin güvenilmez ve kalleş faaliyetlerini teşhir etmek için günlük fırsatlar çıkarmaktadır.

27. Fraksiyonlar ve çalışma grupları, sendika toplantıları ve konferanslarına, önceden çok dikkatli bir komünist çalışmayla hazırlanmalıdırlar; örneğin, kendi kararlarını kaleme alır, konuşmacılar seçer, seçimler için yetenekli, deneyimli ve enerjik yoldaşları aday gösterir. Aynı şekilde, komünist örgütler kendi çalışma grupları aracılığıyla tüm işçi mitinglerine, seçim mitinglerine, gösterilere ve düşman partilerce düzenlenen benzer olaylara çok dikkatli hazırlıklar yapmalıdırlar. Komünistlerin kendileri genel işçi mitingi çağrısı yaptıklarında mümkün olan en fazla komünist çalışma grubu, mitingi örgütlü bir temelde yürütmek ve izlemek için önceden işbirliği yapmalıdır.

28. Komünistler örgütsüz ve bilinçsiz işçileri partinin sürekli etkisi altına nasıl çekeceklerini öğrenmelidirler. Hücrelerimiz ve fraksiyonlarımız bu işçileri sendikalara katılmaya ve parti yayınlarımızı okumaya ikna etmelidir. Diğer işçi dernekleri (kooperatifler, harp malulleri dernekleri, eğitim ve çalışma grupları, spor dernekleri, tiyatro grupları, vs.) de etkimizi yaymak için kullanılabilir. Komünist partinin illegal çalışmak zorunda olduğu yerlerde, önder parti organlarının rızasıyla ve denetimi altında, parti dışında, parti üyelerinin inisiyatifinde böylesi işçi dernekleri kurulabilir (sempatizan dernekleri)...

29. Çalışan nüfusun yarı-proleter tabakasını devrimci proletaryanın sempatizanları olarak kazanmak için komünistler onların toprak sahipleriyle, kapitalistlerle ve kapitalist devletle olan özel çıkar çatışmalarını kullanmalıdırlar ve bu orta tabakayı sürekli ikna ederek, proleter devrime olan güvensizliklerinden kurtarmalıdırlar. Bu onlarla sık sık uzun vadeli birliktelikleri gerektirebilir. Onların komünist harekete olan güvenleri, onların günlük ihtiyaçlarıyla anlayışla ilgilenerek, sorunlarına bir şey beklemeksizin yardım ederek, onları eğitimlerine yardım edecek özel derneklere çekerek arttırılabilir. Bu bağlamda düşman örgütlere ve yerel otoriteye veya çalışan köylülerin, ev işçilerinin ve diğer yarı-proleterlerin üzerinde etkiye sahip kişilere karşı ihtiyatlı ve yorulmaksızın çalışmak zorunludur. Sömürülenlerin kendi deneyimlerinden onları ezenler olarak bildiği en yakın düşman, kapitalist canilerin tüm gövdesinin kişileşmesi ve temsilcisi olarak teşhir edilmelidir. Devlet bürokrasisinin küçük-burjuva demokrasisinin idealleri ve yasa hükümleriyle çelişkiye düştüğü tüm günlük olaylar, onları herkes için anlaşılır kılacak bir yolla komünist propaganda ve ajitasyon içinde yoğun olarak kullanılmalıdır...

30. Tüm ülkelerde, kapitalist devletin ordu ve donanmasında propaganda için en iyi yöntemlerin kullanıldığı özel bir çalışma yürütülmelidir. Pasifist anlamda anti-militarist ajitasyon son derece zararlıdır ve sadece burjuvazinin proletaryayı silahsızlandırma çabalarını besler. Proletarya, burjuva devletin ve burjuva sınıfının tüm militarist kurumlarını ilkesel olarak reddeder ve bunlarla en enerjik şekilde savaşır. Öbür taraftan bu kurumlar (ordu, atıcılık klüpleri, teritoryal birlikler) devrimci mücadeleleri için işçilere silahların kullanılmasında alıştırma vermek için kullanılabilirler. Bundan dolayı, yoğun ajitasyon gençliğin ve işçilerin askeri eğitimine karşı değil, askeri düzene ve subayların otokrasisine karşı yöneltilmelidir. Proletaryanın eline geçecek her silah edinme fırsatı gayretle kullanılmalıdır.

Subayların maddi ayrıcalıkları ve erata kötü davranışta kendini gösteren sınıf çelişkileri erata iyice anlatılmalıdır. Tüm geleceklerinin sömürülen sınıfın kaderine nasıl sıkı sıkıya bağlanmış olduğunu anlamaları sağlanmalıdır. Devrimci huzursuzluk ileri bir aşamaya ulaştığında, komuta eden tüm subayların askerler ve denizciler tarafından seçildiği demokratik seçimler için ve asker konseylerinin kuruluşu için ajitasyon kapitalist sınıf egemenliğinin temellerinin altını kazmakta çok etkili olabilmektedir.

Burjuvazinin özel sınıf-savaşı alaylarına karşı ve özellikle gönüllü silahlı çetelere karşı ajitasyonda en yüksek ihtiyat ve gayret daima zorunludur. Toplumsal bileşimlerinin ve satın alınmış karakterlerinin mümkün kıldığı her yerde, toplumsal bölünme onların safları içine uygun zamanda ve sistematik olarak taşınmalıdır. Standart bir burjuva sınıf karakterine sahip oldukları yerlerde, örneğin subay heyetlerinde, onlar, tüm nüfusa teşhir edilmelidirler ve o denli iğrenç ve nefret edilir kılınmalıdırlar ki, kendilerini içinde buldukları yalıtılmışlık durumu içerden bir bölücü güç rolü oynayacak hale gelsin.

V. POLİTİK MÜCADELENİN ÖRGÜTLENMESİ

31. Bir komünist parti için, parti örgütünün politik olarak aktif olamayacağı hiçbir an yoktur. Her politik ve ekonomik durumun ve durumdaki her değişimin örgütsel suiistimali, örgütsel strateji ve taktikler halinde geliştirilmelidir.

Parti güçsüz olsa bile, dikkatli ve sistematik olarak örgütlenmiş radikal bir propaganda yürüterek, politik kargaşaya yol açan olayları veya tüm ekonomik yaşamı sarsan geniş ölçekli grevleri kullanabilir. Bir parti böylesi bir eyleme karar verdiği zaman, üyelerinin ve seksiyonlarının tüm enerjisini bu kampanyaya yöneltmelidir.

Eğer parti kendi mitinglerini örgütleyemiyorsa, uygun yoldaşlar savaşan proletaryanın grevde veya diğer eylemlerde bulundukları zamanki genel mitinglerinde konuşmalı ve tartışmanın önderliğini ele geçirmelidirler.

Eğer toplantının çoğunluğunu veya büyük bir bölümünü sloganlarımıza kazanma fırsatı varsa, onları iyi formüle edilmiş ve iyi tartışılmış hareketlerin ve kararların somutlaşmasına kazanmak için her çaba sarf edilmelidir. Eğer böylesi kararlar kabul ettirilebilirse, aynı veya benzer kararların aynı bölgedeki tüm toplantılarda veya aynı hareketin kapsadığı diğer bölgelerde de kabul edilmesi için veya en azından onların güçlü azınlığının desteğini almak için çalışılmalıdır...

Koşullar gerektirdiğinde, ilgili işçileri pratik sloganlarımızdan haberdar etmek için afişler ve küçük broşürler kullanılabilir, veya onları durum hakkında aydınlatan ve uygun sloganlar yardımıyla onların komünizmi anlamalarına yardım eden daha detaylı broşürler dağıtılabilir. Afişlerin kullanımı, afişlerin asılması için uygun yerleri ve zamanları seçen özel olarak örgütlenmiş grupları gerektirir. Fabrika içinde ve dışında, işçileri içeren hareket kavşaklarının olduğu yerlerde, trafik merkezlerinde, vardiya değişimlerinde, tren istasyonlarında, vs. broşürlerin dağıtılması, mümkün olduğu kadar çalışan kitlelerin evlerine götürecekleri türden popüler tartışmalarla bağıntılı olarak kullanılmalıdır....

34. Komünist parti, yeni hareketlerin ve mücadelelerin patlamasına yol açması kesin olan politik ve ekonomik bir gerilim döneminde, kitlelerin önderliğini üzerine alma girişiminde bulunmak zorundaysa, özel taleplerin öne çıkarılmasına gerek yoktur, ancak doğrudan sosyalist partilerin ve sendikaların üyelerine onların gereksinimlerinin ve işverenlerin artan baskılarının gerekli kıldığı mücadeleden, bu onların bürokratik önderleri tarafından reddedilse bile kaçınmamaları, aksi takdirde tümden yıkıma sürüklenecekleri çağrıları basit ve popüler dille yapılabilir. Bu koşullarda, parti basını ve özellikle günlük basın her gün vurgulamalı ve göstermelidir ki, komünistler yoksullaşmış proletaryanın o an ve yakın gelecekteki mücadelelerine önderler olarak müdahale etmeye hazırdır, mümkün olan her dönemde, mevcut durumda tüm ezilenlerin yardımına gelmek için hazırlanmışlardır. Bu mücadeleler olmaksızın işçi sınıfının yaşam koşullarının katlanılması imkânsız hale geleceği ve buna rağmen eski örgütlerin bu mücadelelerden kaçındıkları ve onları engellemeye çalıştıkları her gün kanıtlanmalıdır...

Mücadeleler genişleyerek büyüdükçe ve genelleştikçe, mücadeleyi yönetmek için birleşik organların kurulması gerekli olacaktır. Eğer grevin birçok sendikadaki bürokratik önderleri mücadeleyi vakitsiz olarak yüzüstü bırakırlarsa, onları, güçlü ve kararlı önderliği sağlayacak olan komünistlerle değiştirmek için vaktinde gayret sarf edilmelidir....

Eğer, hareketin yayılmasının ve patron örgütleri ve kamu otoritelerinin müdahalelerinin bir sonucu olarak, politik bir karakter kazanacak olursa, işçi konseylerinin olası nihai seçimleri için propaganda ve hazırlıklar yapılmalıdır. Bu durumlarda tüm parti organları, işçi sınıfının gerçek kurtuluşunun, yalnızca doğrudan mücadele sırasında doğan böylesi işçi sınıfı oluşumları aracılığıyla, zorunlu bir aman vermezlikle başarılabileceği fikrini yaymak için –sendika bürokrasisi ve onların sosyalist parti uydularına rağmen– ellerinden gelen herşeyi yapmalıdırlar.

35. ... Parti örgütü büyük ve orta ölçekli fabrikalarda proleter kitlelerle en yakın ilişkileri sürdürmedikçe, komünist parti geniş ölçekli kitle eylemlerini ve gerçek devrimci hareketleri başarıyla sona erdiremeyecektir. Eğer geçen sene İtalya’da yer alan ve fabrikaların işgalinde en cesur ifadesini bulan su götürmez devrimci yükseliş vakitsiz olarak çöktüyse, bu kısmen sendika bürokrasisinin ihaneti ve partinin politik önderliğinin yetersizliği nedeniyle ve aynı zamanda kısmen de parti ve fabrikalar arasında parti yaşamıyla ilgilenen politik olarak bilgili işçi temsilcileri aracılığıyla hiçbir örgütlü ve yakın bağlantının olmaması sebebiyledir. Bu yılki büyük İngiliz madenciler grevi de şüphesiz olarak bu eksiklik nedeniyle başarısız olmuştur...

VII. PARTİ ORGANİZMASININ GENEL YAPISI ÜZERİNE

43. Partinin genişletilmesinde ve sağlamlaştırılmasında coğrafi bölünmeler üzerine temellendirilmiş biçimsel bir şemadan kaçınılmalıdır. Bölgenin gerçek ekonomik, politik ve iletişim yapısı hesaba katılmalıdır. Asıl vurgu başkentlere ve geniş ölçekli sanayi merkezlerine yapılmalıdır....

46. Parti bir bütün olarak Komünist Enternasyonal’in önderliği altındadır. Enternasyonal önderliğinin üyeliğe kabul edilmiş bir partiyi etkileyen konulardaki direktifleri ve kararları, 1) partinin merkez komitesine, ya da 2) merkez komitesi aracılığıyla özel bir faaliyetle görevli en üst komiteye, veya 3) tüm parti örgütlerine gönderilecektir.

Enternasyonal’in direktifleri ve kararları, partinin ve elbette ki tek tek her parti üyesinin üzerinde bağlayıcıdır.

47. Partinin merkezi önderliği (merkez komitesi ve danışma komitesi veya konseyi), parti kongresine ve Komünist Enternasyonal önderliğine karşı sorumludur. Büyük komite ve danışma konseyi gibi küçük komite de, kural olarak parti kongresi tarafından seçilir. Eğer kongre uygun olduğuna karar verirse, merkez komiteye kendi üyeleri arasından politik ve örgütsel büro üyelerinden oluşan daha küçük bir komite seçmesini emredebilir. Partinin politikası ve o günkü faaliyetleri bu iki büro aracılığıyla küçük komite tarafından yönetilir. Bu küçük komite, büyük önemde ve geniş ölçekli konular üzerinde karar almak üzere parti merkez komitesinin düzenli genel oturumlarını toplar. Bir bütün olarak politik durumun eksiksiz bir bilgisini elde edebilmek için ve sürekli olarak partinin ve onun kapasitesinin mevcut durumunun incelenmesine sahip olabilmek için, merkez komitesi seçilirken, eğer uygun adaylar varsa ülkenin farklı bölgelerinin göz önünde bulundurulması zorunluluktur. Aynı nedenlerden ötürü, ciddi karakterdeki taktiksel sorunlar üzerine düşünce ayrılıkları merkez komitesi seçimlerinde bastırılmamalıdır. Tam tersine onların merkez komitesinde en iyi savunucuları aracılığıyla temsil edilmeleri kolaylaştırılmalıdır. Küçük komite bunun yapılabilir olduğu her an görüşlerinde yine de hemfikir olmalıdır ve eğer güçlü ve kendine güvenen önderliği sağlayacaklarsa önderlikte sadece kendi otoritelerine değil, aynı zamanda bir bütün olarak açık ve sayıca güçlü çoğunluğa güvenmelidir.

Merkez parti önderliğinde bu tarzda geniş bir oluşum, özellikle legal kitle partilerinin merkez komitesinin çalışması için en iyi temelleri, sıkı disiplini ve üyelerin tam güvenini yaratmasına olanak tanıyacaktır. Bu aynı zamanda parti görevlilerini yıpratacak zayıflıkları ve rahatsızlıkları açığa çıkartacak ve bunların çabucak tedavi edilmelerine ve üstesinden gelinmesine olanak sağlayacaktır. Bu, böylesi hastalıkların parti içinde ciddi olarak yayılmasından kaçınmayı ve bunların daha sonraki parti kongrelerinde belki de cerrahi olarak kökten kazınmasını mümkün kılacaktır...

49. Partinin ve Komünist Enternasyonal’in merkezi önderliği, tüm komünist örgütlerden, onların yardımcı organlarından ve tek tek üyelerden ayrıntılı raporlar istemeye yetkilidirler. Merkezi önderliğin temsilcileri ve delegeleri tüm toplantılar ve oturumlara bir danışman konuşmacı olarak ve veto hakkı ile katılmaya yetkilidirler. Merkezi parti önderliği, sadece politik ve örgütsel sirküler ve haberleşme aracılığıyla değil aynı zamanda doğrudan sözlü olarak bölge ve alan komitelerine sorumluluk gerektiren eğitim ve bilgiyi verebilmek için kendi delegelerine (komiserler) sahip olmalıdır. Her merkezi komiteye ve bölge komitesine bağlı, denenmiş ve uzman partili yoldaşlardan oluşan, muhasebeyi denetleyecek ve hesapları kontrol edecek bir denetleme komitesi olmalıdır. Bu komite, danışma konseyine veya tüm komiteye düzenli olarak rapor vermelidir.

Her örgüt ve her parti organı, tek tek her üye gibi, temenni ve önerilerini, yorumlarını veya şikayetlerini doğrudan partinin merkez komitesine veya Enternasyonal’e her zaman ifade etme hakkına sahiptir.

50. Önderlik eden parti organlarının direktifleri ve kararları, tüm bağlı örgütler ve tek tek tüm üyeler üzerinde bağlayıcıdır....

51. Parti üyeleri kamu gözünde daima bir militan örgütün disiplinli üyeleri olarak hareket etmek zorundadırlar. Doğru eylem yöntemleri hakkında düşünce farklılıkları doğacak olursa, bunlar mümkün olan en kısa zamanda parti örgütü içinde önceden halledilmiş olmalı ve daha sonra eylem bu kararla uyum içinde olmalıdır. Her parti kararının tüm parti örgütleri ve üyelerinin maksimum enerjisiyle uygulanması için, parti üyelerinin en geniş çevresi mümkün olan her an her sorunun değerlendirmesine ve kararına çekilmelidir. Parti örgütleri ve komiteleri de, tek tek yoldaşların kamu önünde (basın, konferanslar, kitapçıklar) hangi sorunları, hangi sınırlarda ve hangi biçimde tartışacağına karar vermekle görevlidirler. Ancak, örgütün veya parti önderliğinin kararları diğer üyelerin kanısınca hatalı olsa bile, bu yoldaşlar halkın gözünde disipline dair en büyük suçun ve mücadeleye dair en büyük hatanın, ortak cephenin birliğinin kırılması veya zedelenmesi olduğunu hiçbir zaman unutmamalıdır.

Komünist partiyi ve herşeyin üstünde de Komünist Enternasyonal’i komünizmin düşmanlarına karşı savunmak her parti üyesinin en yüce görevidir. Bunu unutan ve partiye veya Enternasyonal’e alenen saldıran her kim olursa olsun partinin düşmanı olarak görülmelidir.

52. ... Komünist Enternasyonal’in kararları, üyeliğe kabul edilmiş partiler tarafından, mevcut tüzüklerde ve parti kararlarında gerekli değişikliklerin yalnızca sonradan yapılabileceği durumlarda dahi gecikme olmaksızın gerçekleştirilmelidir.

VIII. LEGAL VE İLLEGAL ÇALIŞMANIN BİRLEŞTİRİLMESİ ÜZERİNE

53. ... Temelde, legal ve illegal bir parti tarafından amaçlanması gereken parti yapısında hiçbir esaslı farklılık yoktur.

Parti, mücadelenin koşullarındaki değişimlere kendisini daima çabucak uyarlayabilecek bir konumda olacak şekilde örgütlenmelidir.

Komünist partisi bir yandan, düşmanla onun ezici üstünlükte güçlerini topladığı bir sahada açık çarpışmalardan kaçınabilme ve diğer yandan da, düşmanın içinde bulunduğu zorlukları ona en az beklediği anda ve yerde saldırmak için kullanabilme yeteneğinde olan bir savaş örgütü haline gelmelidir. Parti örgütünün inşasında sadece ayaklanmalara ve sokak savaşlarına veya hatta aşırı baskı koşullarına bel bağlamak en büyük hata olurdu. Devrimci çalışmalarında komünistler her durum için hazırlanmalı ve mücadele için hazır olmalıdırlar, çünkü ayaklanma döneminden durgunluk dönemine geçişleri önceden görebilmek sıklıkla hemen hemen imkânsızdır ve hatta bunun mümkün olduğu durumlarda bile, kural olarak, bu öngörü partiyi reorganize etmek için kullanılamaz, çünkü değişim genellikle çok kısa bir zaman içerisinde, sıklıkla gerçekten çok büyük bir anilikle gerçekleşir.

54. Kapitalist ülkelerdeki legal komünist partiler, devrimci yükselişler için, silahlı mücadele için, veya genel olarak illegal mücadele için partinin kendisini nasıl silahlandıracağını öğrenme görevlerini henüz tam olarak anlamadılar. Parti örgütü sürekli legalite kabulüne tüm ağırlığı ile dayanmaktadır ve günlük legal çalışmanın gereksinimlerine göre yapılanmaktadır.

Öteki taraftan illegal partilerde legal faaliyet olanakları ne yeteri kadar kullanılmakta, ne de parti örgütü kitlelerle canlı bağı sürdürecek şekilde inşa edilmektedir. Bu durumlarda parti çalışması, bir Sisyphus uğraşısı[2] veya güçsüz bir komplo haline gelme eğilimi göstermektedir.

Her ikisi de hatalıdır. Her legal komünist partisi yeraltına çekilmek zorunda kaldığında mümkün olan en yüksek militanlığı nasıl sağlayacağını bilmelidir ve özellikle de devrimci yükselişlerin patlaması için donanmış olmalıdır. Her illegal komünist partisi, yoğun parti çalışması ile kendisini muazzam devrimci kitlelerin gerçek önderi ve örgütleyicisi yapmak için legal işçi hareketlerinin sağladığı fırsatları enerjik olarak kullanmalıdır.

Legal ve illegal çalışmanın yönetimi daima aynı tek parti merkez komitesinin ellerinde olmalıdır.

55. Legal ve illegal partilerin her ikisinin de içindeki bazı üyeler arasında, illegal komünist çalışma sıklıkla diğer parti çalışmasından ve örgütlerinden yalıtılmış sımsıkı kenetlenmiş ve sırf askeri bir örgütün kurulması ve korunması olarak anlaşılmaktadır. Bu tamamıyla yanlıştır. Tam tersine, ön-devrimci dönemde bizim savaş örgütümüz birincil olarak genel komünist parti çalışmasının ürünü olmalıdır. Tüm parti devrim için çalışan bir örgüt olarak eğitilmelidir.

Devrimin hemen öncesine oldukça uzak bir dönemde oluşturulan yalıtık devrimci askeri örgütler, erken çözülme ve demoralizasyona müsaittirler, çünkü doğrudan faydalı parti çalışmasına angaje olmazlar.

56. Elbette ki bir illegal parti için, tüm faaliyetlerinde, üyelerini ve organlarını açığa çıkarılmaktan korumak ve onları üye kayıtları, dikkatsiz aidat toplanması veya yayın dağıtımı ile tehlikeye atmamak belirleyici önemdedir. O, bu yüzden gizli amaçlar için örgütlenmenin açık biçimlerini bir legal parti ile aynı derecede kullanamaz, ama gittikçe artan bir ölçüde böyle yapmayı öğrenebilir.

Şüpheli veya güvenilmez unsurların parti içine sızmasını engellemek için tüm önleyici tedbirler alınmalıdır. Kullanılacak yöntemler, partinin legal veya illegal, baskı uygulanan veya hoş görülen, hızlı gelişen veya durağan olup olmamasına fazlasıyla bağlıdır. Adaylık sistemi belirli durumlarda başarısı kanıtlanmış bir yöntemdir. Bu sistemde, üyeliğe istekli bir kişi, bir veya iki partili yoldaşın teklifi üzerine parti içinde başlangıçta aday olarak kabul edilir ve üye olarak kabul edilip edilmemesi onun görevlendirildiği çalışmanın gerçekleştirilme biçimine göre belirlenir.

Burjuvazinin illegal örgütler içinde provokatörler ve casuslar edinmek için girişimlerde bulunması kaçınılmazdır. Bununla en yüksek dikkat ve sabırla savaşılmalıdır. Bir yöntem de legal ve illegal faaliyetin birleştirilmesidir. Uzun legal faaliyet, illegal çalışma ile ilgilenen önemli komisyonlarda görevlendirilmek üzere kimin yeterince güvenilir, cesur, insaflı, enerjik, yetenekli, dikkatli ve kararlı olduğunu bulmakta en iyi yoldur.

58. Devrimci durumlarda, merkezi devrimci önderliğin görevlerini yürütmekte kendi yeteneksizliğini göstermesi sıklıkla gözlemlenmiştir. Devrim sırasında ... komuta merkezinde kargaşa, şaşkınlık ve kaos saltanat sürerken proletarya muazzam şeyler başarabilir...

Eğer önder devrimci parti gerekli özel faaliyetleri öncesinden örgütlemediyse başka türlüsü de olamaz; örneğin ... gizli bir haberleşme sistemi ancak eğer uzun bir zamandır işliyorsa, çabuk ve güvenilir olarak çalışabilir. Uzmanlaşmış devrimci faaliyetin tüm bu alanlarında her legal komünist partisi küçük bir çapta olsa dahi gizli hazırlıklar yapmalıdır...

59. Komünist örgütçü, her parti üyesini ve devrimci işçiyi daha başından itibaren gelecekteki tarihsel rolünde, devrim anında çarpışan örgütümüzün bir askeri olarak görür. Bu nedenle onu önceden gelecekteki konumu ve silahına denk düşen bu çekirdeğe ve bu çalışmaya dahil eder. Onun faaliyeti, yalnızca, pratik işçinin bugün anlayamayacağı basit bir egzersiz değil, bugünün mücadelesi için gerekli, kendi içerisinde faydalı olmalıdır. Bununla birlikte bu faaliyet, yarının nihai mücadelesinin önemli talepleri için eğitimdir.


"Komintern’in Üçüncü Kongresinin Sonuçları Üzerine KEYK Manifestosu"ndan Parçalar

17 Temmuz 1921

TÜM ÜLKELERİN PROLETERLERİNE

Komünist Enternasyonal’in Üçüncü Kongresi sona erdi. Tüm ülkelerin komünist proletaryasının geniş bir şekilde yeniden değerlendirilmesi sonuçlandırıldı. Görüldü ki, geçen yıl boyunca, önceleri sadece başlangıç evresinde olduğu birçok ülkede komünizm, artık kitleleri harekete geçiren ve sermayeyi tehdit eden muazzam bir güç haline gelmiştir. Kuruluş kongresinde Rusya’dan başka sadece küçük yoldaş gruplarını temsil eden, geçen yılki İkinci Kongresinde ise ancak kitle partilerinin yaratılmasının yollarını araştıran Komünist Enternasyonal, şimdi yalnızca Rusya’da değil, Almanya, Polonya, Çekoslovakya, İtalya, Fransa, Norveç, Yugoslavya ve Bulgaristan’da da, muazzam kitleleri biraraya getiren partilere sahiptir. Üçüncü Kongre tüm ülkelerin komünistlerini, bu yol boyunca daha ileri gitmek ve çalışan milyonlarca erkek ve kadını Komünist Enternasyonal safları içinde seferber etmek için her şeyi yapmaya çağırıyor. Zira, komünizm fikri, savaşan proleter sınıfı bir arada tutan bir mengene görevi görmek zorunda olan komünist kitle partilerinin önderlik ettiği proletaryanın büyük çoğunluğunun şiddetli basıncında cisimleştirilirse, ancak bu koşulla, sermayenin iktidarı kırılabilir. Kitlelere; bu slogan tüm ülkelerin komünistlerine Üçüncü Kongrenin ilk savaş çığlığıdır....

PROLETARYANIN ULUSLARARASI SAVAŞ CEPHESİNİ İNŞA EDELİM

Dünya burjuvazisi, işçilere iş ve ekmek, ev ve giyecek sağlamaktan acizdir, ama dünya proletaryasına karşı savaş örgütlemekte muazzam bir yetenek sergilemektedir. O, ilk büyük şaşkınlık anından, işçilerin savaştan dönmelerinden duyduğu büyük korkuyu yendiği andan, işçileri fabrikalara döndürmeyi ve böylece de ilk başkaldırıyı bozguna uğratmayı başardığı andan itibaren, sosyal demokrat ve sendika hainlerinin proletaryaya karşı ittifakını uzatmayı ve böylece proletaryayı bölmeyi becerdi, tüm güçlerini beyaz muhafızlar örgütüne ve proletaryayı silahsızlandırmaya tahsis etti. Tepeden tırnağa silahlı dünya burjuvazisi, yalnızca proletaryanın silahlı başkaldırılarına karşı koymak için hazırlanmamıştır; mücadeleye hazırlanan proletaryanın zamansız ayaklanmalarını provoke etmek ve evrensel ve yenilmez proleter cephe inşa edilmeden önce bu ayaklanmaları bozguna uğratmak gerektiğinde de hazırdır. Komünist Enternasyonal, dünya burjuvazisinin bu stratejisinin karşısına kendi stratejisini koymalıdır....

Eğer milyonlar mücadeleye sıkı saflarda girerse, burjuvazinin dalavereleri işlemeyecek ve iktidarı zayıflayacaktır. Beyaz muhafız alaylarının proletaryaya karşı üzerinde hareket ettikleri demiryolları durdurulacaktır.... Eğer proletarya sermayeden daha birleşik halde mücadeleye sokulursa, dünya burjuvazisi zaferin en önemli öngerekliliğini, sadece sosyal-demokrasinin ihanetinin ve işçi kitlelerin bölünmüşlüğünün kendilerine kazandırdığı galibiyet duygusunu yitirecektir. Dünya sermayesine karşı zafer, dünya sermayesine karşı zafere giden yol, işçi sınıfının çoğunluğunun kalbini fethederek kazanılır. Komünist Enternasyonal’in Üçüncü Dünya Kongresi, tüm ülkelerin komünist partilerine ve sendikalar içindeki komünistlere, tüm güçlerini ve çabalarını mümkün olan en geniş işçi kitlelerini sosyal-demokrat partilerin ve hain sendika bürokratlarının etkisinden söküp almaya yöneltmeleri çağrısını yapıyor. ... Geniş işçi kitlelerine, işçilerin konumlarındaki bir iyileşme için mücadele edenlerin yalnızca komünistler olduğunu ve sosyal demokrasi ile gerici sendika bürokrasisinin proletaryanın mücadele etmesinden ziyade açlıktan ölmesine izin vereceğini göstermeliyiz. Proletaryaya ihanet edenler, burjuvazinin ajanları, demokrasi ve diktatörlüğe ilişkin teorik argümanlarla değil, işçilerin ekmek, ücret, giyecek ve konut sorununda mağlup edilmelidirler. Bunların mağlup edilmek zorunda olduğu ilk ve en önemli mücadele alanı, sendikal alandır. Sarı Amsterdam Sendikalar Enternasyonali’ne karşı, Kızıl İşçi Enternasyonali için mücadele: Yani düşman kalelerini kendi kampımızda zaptetmek, önünde dünya sermayesinin geri çekileceği bir mücadele cephesini inşa etmek için mücadele....

Fakat bu proleter cephe, ancak tek ve kararlı bir ruha, demir disipline sahip komünist partiler tarafından bir arada tutulursa güçlenecektir. Bu nedenle Üçüncü Dünya Kongresi tüm komünistleri tek bir proleter cephe inşa etmeye çağırırken eklemelidir ki: “Saflarınızı komünist partilerin ve dünya proletaryasının vurucu birliklerinin mücadele disiplinini ve mücadele ruhunu sarsacak unsurlardan arındırın.”

Komünist Enternasyonal kongresi, İtalyan Sosyalist Partisinin, reformistlerle bağlarını koparıncaya ve onları saflarından atıncaya kadar ihraç edilmesini onaylamıştır. ... Düşmanla uzlaşmanın yollarını arayan önderlere müsamaha gösteren ordular, bu önderler tarafından aldatılacak ve düşmana satılacaklardır...

KAPİTALİST STRATEJİNİN KARŞISINA PROLETER STRATEJİYİ KOY

MÜCADELEYE HAZIRLAN

Düşman güçlü, çünkü arkasında ona bir iktidar bilinci ve onu sürdürme arzusu veren yüzyılların iktidar deneyimi var. Düşman güçlü, çünkü yüzyıllardır proleter kitleleri nasıl böleceğini, nasıl zaptedeceğini ve bozguna uğratacağını öğreniyor. Düşman iç savaşın nasıl yürütüleceğini biliyor ve bu nedenle Komünist Enternasyonal tüm ülkelerin komünist partilerini egemen ve hükmeden sınıfların stratejilerinin ustalığından ve işçi sınıfının iktidar mücadelesi içinde ancak şimdi şekillenmeye başlayan stratejilerinin eksikliğinden doğan tehlikeye dair uyarıyor.

Almanya’daki Mart olayları, işçi sınıfının en ön saflarının, proletaryanın komünist öncüsünün büyük proleter kitleler harekete geçmeden önce düşman tarafından savaşa zorlanabileceğine dair muazzam bir tehlikeye işaret etmektedir. Komünist Enternasyonal, Almanya’nın her yanından yüz binlerce işçinin, Almanya’nın merkezinde tehdit altında olan işçilere yardıma koşmasını memnuniyetle karşılamaktadır. Bu dayanışma ruhunda, tüm ülkenin –gerçekte tüm dünyanın– proleterlerinin ayağa kalkmasında, proletaryanın tehdit altındaki bir bölümünün bu savunusunda, Komünist Enternasyonal, zafere giden yolu görmektedir. Tehdit altındaki kardeşlerini savunmaya koşan işçi kitlelerinin başında bizzat Almanya Birleşik Komünist Partisinin yer alması memnuniyet vericidir. Ancak Komünist Enternasyonal’in görevi, tüm ülkelerin işçilerine net olarak ve açıkça şunu da söylemektir: Mücadelelerden kaçınamasa ve bu mücadeleler tüm işçi sınıfının seferberliğini ivmelendirme yeteneğinde olsa bile, öncü asla unutmamalıdır ki; tek başına ve tecrit olmuş bir şekilde belirleyici mücadeleye zorlanmaya izin vermemeli, proleter ordunun öncüsü, mücadeleye tecrit olmuş durumda atılmak zorunda kalırsa, düşmanla silahlı bir çarpışmadan kaçınmalıdır. Zira silahlı beyaz muhafızlara karşı zaferin kaynağı proletaryanın kitlesel ağırlığında yatmaktadır. Öncü, ezici bir kitle olarak ilerlemiyorsa, silahlı düşmanla silahsız bir azınlık olarak çarpışmaktan kaçınmalıdır. Komünist Enternasyonal, tüm ülkelerin proleterlerinin dikkatini, Mart mücadelelerinin öğrettiği bir başka derse çekmektedir. Mümkün olan en geniş işçi kitleleri yaklaşan mücadelelere en geniş ve yoğun ölçüde sürekli gündelik ajitasyonla hazırlanmalıdırlar ve proletaryanın en geniş kitleleri için açık ve kolay anlaşılır parolalarla savaşa girilmelidir. Düşman stratejisini karşılayan proleter strateji çok iyi düşünülerek ve ustaca hazırlanmış olmalıdır. Öncü safların militanlığı, cesareti ve kararlılığı yeterli değildir. Mücadele, kendi hayati çıkarlarının mücadelesi olarak ortaya çıkacağından, ona koşacak en geniş kitleleri içine katacak şekilde hazırlanmalı ve örgütlenmelidir. Dünya sermayesinin konumu ne kadar tehlike içindeyse, öncüyü kitlelerden yalıtarak ve ona saldırarak, Komünist Enternasyonal’in gelecekteki zaferini bozma çabaları o kadar büyük olacaktır....

Komünist Enternasyonal’in Üçüncü Dünya Kongresi, işçi sınıfının, düşman zor durumdayken ona derhal saldırabilecek ve üstün durumdayken de onun önünü kesebilecek yetenekteki komünist partilerini mücadele deneyimi sayesinde ortaya çıkarabileceğinin farkındadır. Bu nedenle bir ülkenin işçi sınıfının büyük fedakârlıklarla kazanılmış derslerini öğrenmek ve kullanmak tüm ülkelerin proleterlerinin görevidir.

 



[1] Kastedilen IWW’nin düşünceleridir. (çn.)

[2] Efsaneye göre Kral Sisyphus, tanrılar tarafından cehenneme gönderilir ve orada büyük bir kayayı bir dağın eteğinden tepesine doğru yuvarlamakla cezalandırılır. Tam tepeye ulaşacakken kaya aşağıya yuvarlanır ve aynı uğraş yeniden başlar. (çn.)