Navigation

Katil İsrail Devleti Yine Saldırıyor


Katil İsrail devleti yeni yıl kutlamasını Filistinlilerin kanını içerek yaptı. On yıllardır süren katliamlar serisine bir yenisini eklediği Gazze saldırıyla yüzlerce Filistinlinin (resmi rakamlara göre 500’den fazla, gayri resmi bilgilere göre 1000’den fazla) canına kıydı, binlercesini de yaralı ve sakat bıraktı. Sözde Hamas’ın roket saldırılarına karşı savunma amacıyla yaptığı bu saldırıda, İsrail, kadın, yaşlı, çoluk çocuk dinlemeden Gazze’nin sivil nüfusunu açıkça hedef aldı. Evler, hastaneler, okullar, camiler her türlü sivil yerleşim alanı bu hayasız saldırıdan nasibini aldı. Bu binalar ve hatta Gazzelilerin İsrail ablukası altında açlıktan ölmemek için çare olarak Mısır sınırına kazmış olduğu yeraltı tünelleri durmaksızın bombalanarak tarumar ediliyor. Bu tablo bir haftadır süren hava saldırılarının ürünü. Bu yetmezmiş gibi, kana doymayan Siyonist vahşet makinesi şimdi de karadan katliama başlamış bulunuyor.

Gazze yeryüzünde nüfus yoğunluğu en yüksek yerleşim yerlerinden biri. Yaklaşık 1,5 milyon insan, daracık bir toprak şeridinde ve Filistin’in diğer parçası olan Batı Şeria’dan kopuk biçimde yaşam mücadelesi veriyor. İki yıldır İsrail ablukası ve ambargosu altında yaşayan Gazze halkı burada tam bir açık hava hapishanesine kapatılmış durumda. Yani Gazze halkı zaten nicedir çektiği sıkıntıların üzerine yaşamakta bu acıları.

İsrail iki yıldır Gazze’ye uyguladığı ablukayla Filistin halkının direncini kırmaya çalışmıştır. Ancak mazlum Filistin halkı, Mahmud Abbas’ın başını çektiği El Fetih’in uzlaşmacı-işbirlikçi siyasetine rağmen boyun eğmemiştir. El Fetih’in bu siyasetine karşı çıkarak daha mücadeleci bir hat izleyen Hamas ise direniş eğiliminin temsilcisi durumuna gelmiştir. İsrail tam da bu yüzden, ablukayla yıldıramadığı Hamas’ı devlet terörü uygulayarak ortadan kaldırmaya çalışmaktadır.

Filistin davasına sahip çıkıyormuş gibi yapan işbirlikçi Arap devletleri yalnızca mızıldanmakta ve hatta Hamas’ı suçlamaktadırlar. Rusya Gürcistan’a saldırdığında dünyayı ayağa kaldıran emperyalistler, tüm İsrail katliamlarında olduğu gibi yine İsrail’e açık çek verdiler. Bunların kontrolündeki Birleşmiş Milletler de aynı rolü oynamaktadır.

Ya Türkiye? Başbakan önce esti gürledi, sonra hanidir soyunmaya çalıştığı emperyalist taşeronluk rolünün gereğini yerine getirmek için Ortadoğu yollarına düştü. İsrail’le milyarlarca dolarlık “derin” silah anlaşmaları olan, Gazze’yi bombaya boğan o İsrail jetlerine Konya’da askeri eğitim yaptıran bir devletin Filistin halkının davasına sahip çıkıyor gibi yapması tam bir ikiyüzlülük. Elbet Türkiye işçi sınıfının da bu ikiyüzlülüğün hesabını soracağı günler gelecektir.

Tüm bu yaşananlar bir yandan dünyanın nasıl bir emperyalist savaş sürecinin içinde olduğunu, bir yandan da Ortadoğu ve Filistin sorununun bu savaşın kilit taşlarından biri olduğunu gösteriyor. Böyle olduğu için yeryüzünün bu küçücük toprak parçasında yaşananlar dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanı ayağa kaldırıyor, haklı bir öfke seli doğuruyor. Başta Müslüman halklar olmak üzere her yerde kitleler bu vahşi katliama sessiz kalmayarak gösteriler düzenliyorlar. Bu da Filistin davasının gerçek dostlarının burjuva devletler değil emekçi kitleler olabileceğini bir kez daha gösteriyor.

Bu saldırılar ve katliam, Filistin halkının kin ve öfkesini bilemekten başka bir sonuç vermeyecektir. İşbirlikçi Mahmud Abbas yönetiminin İsrail’in saldırısı karşısında Hamas’ı suçlar bir tutum takınarak İsrail’e dolaylı destek vermesi ise şüphesiz sonunda ters tepecektir. Bu katliamların yol açacağı yıkım ne denli büyük olursa olsun, kanla beslenen emperyalist-Siyonist vampirler ne denli zafer sarhoşluğu yaşarlarsa yaşasınlar, Filistin halkının haklı davası son bulmayacak. Aksine ekilen öfke tohumları gitgide daha büyük güçle filizlenecek. İsrailli egemenlerin yaptıklarının yanlarına kalmaması için Filistin halkıyla enternasyonalist dayanışmayı yükseltelim!

(Kaynak: Marksist Tutum dergisi, no:46, Ocak 2009)


Etiketler