Navigation

Newroz Nevruz Olmayacak

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder

Devletin Kürt sorununun çözümü konusundaki samimiyetsizliği ve ikiyüzlülüğü bu yılki “Nevruz” kutlamalarında bir kez daha kendini gösterdi. İmha edemediğini içini boşaltarak yok etmeye çalışma politikası burjuvazinin en bildik politikasıdır. 1 Mayıs’ı bahar bayramı, 8 Mart’ı kadınlar günü olarak işçilere yutturmaya çalışanlar, her yıl olduğu gibi bu yıl da Newroz’u Nevruz’a dönüştürerek içini boşaltmaya çalıştılar. Devletin resmi Nevruz kutlamalarında ortaya çıkan görüntüler pervasız bir ikiyüzlülüğün göstergesinden başka bir şey değil.

Yakılan sözde “Nevruz Ateşi”nin üzerinden korkuyla atlamaya çalışan Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ve burjuvazinin bilumum diğer uşaklarının görüntüleri insana “güler misin, ağlar mısın” dedirtiyor. Ateş yerine dumanını görebildiğimiz sözde “Nevruz Ateşi”ne bakınca, “Kürt sorununu çözeceğiz” diyen AKP’nin “çözüm”le ne kastettiğini anlamamak mümkün değil.

Yıllarca Kürtçe konuşulmasını dahi yasaklayarak böyle bir halkın ve dolayısıyla böyle bir dilin olduğunu inkâr ettikten sonra, açtığı Kürtçe televizyon kanalıyla sadece kendine Kürtçe konuşma hakkı tanıyan, Kürt halkına çözüm vaatlerinde bulunduktan sonra sınır ötesi operasyonlara devam eden, Kürt halkının siyasi temsilcilerini muhatap almayan, “Kürt”, “Kürdistan” kelimelerinden ölesiye korkan TC’nin tüm inkârcı yüzü bu “Nevruz Ateşi”ne yansımıştı adeta. Burjuvazinin ikiyüzlü uşakları yumurta tokuşturup Nevruz dumanının üzerinden atlarken, diğer taraftaysa yüz binlerce Kürt kendi Newroz’una yani kendi mücadelesine sahip çıkıyordu. Gürül gürül yanan Newroz ateşinden atlıyordu Kürt gençleri. Bugüne kadar verilen özgürlük mücadelesinde yitirilenlerin yüreğindeki ateşten beslenerek büyüyen Newroz ateşini devletin o uyduruk Nevruz dumanı söndürebilir mi? Newroz ki, 30 yıldır bugüne sahip çıkabilmek için nice bedeller ödemiş Kürt halkının isyanının simgesidir.

Devletin tek incisi bu uyduruk Nevruz ateşi değildi elbette. Okullarda “Nevruz”la ilgili kompozisyon, şiir ve resim yarışmaları düzenlendi. Pek çok alışveriş merkezinde standlar kuruldu ve “Nevruz”a dair sözde bilgilendirme broşürleri dağıtıldı. Türk halkına “Nevruz”un Türklerin kurtuluş günü, yani Ergenekon’dan çıkış günü olduğu söylendi. Devlet aynı zamanda her yıl yaşanan kepazelikleri bu yıl da yaşatmayı ihmal etmedi elbette. Newroz için izin istendiğinde “w” harfi bahane gösterilerek kutlamalara izin verilmeyen bölgeler oldu. Burjuva medya da yine her zamanki gibi devletin baş yardımcısıydı. Diyarbakır’daki Newroz kutlamalarında elinde oyuncak kalaşnikof olan küçük bir çocuğun resimleri boy boy verilerek “Diyarbakır’da Nevruz kutlamalarına gölge düştü” haberleri yapıldı. Gerçek silahlar küçücük çocukların eline verilip masum insanların öldürülmesi için kullanılırken, oyuncakları milyonlarca çocuğa pazarlanırken, komando kıyafeti giydirilmiş oyuncak silah taşıyan çocuklar varken, şimdiye kadar tek kelime etmemiş medya sanki ilk defa elinde oyuncak silah olan bir çocuk görüyormuş gibi kıyameti kopardı. İstanbul’da büyük bir coşkuyla ve yüz binlerin katılımıyla kutlanan Newroz haberleri ise es geçildi.

Bir taraftan devlet, diğer taraftan burjuva medya ne kadar çabalarsa çabalasın Newroz’u Nevruz yapamayacak. 20 yıldır tüm yasaklamalara rağmen kutlanan Newroz’da yüzlerce Kürdün kanı var. Kürt emekçilerinin sahiplendiği Newroz’u Türk işçi ve emekçileri de Kürt halkıyla dayanışmanın bir simgesi olarak sahiplenmelidir. Böylece Türküyle Kürdüyle bir bütün olarak işçi sınıfı kendi mücadele günlerine de daha iyi sahip çıkacaktır.

Newroz Piroz be!

Karkerên Hemu Welatan Yekbin!