Kapitalist sistemin tarihsel krizine bağlı ortaya çıkan bunalım, işçi sınıfının bilinç ve örgütlülük düzeyinin yetersizliğinin yarattığı kötümserlik, geleceğe ait kaygıları ve ümitsizliği besliyor. Bu tablo milyarca emekçinin dünyasını da karartmış durumda. Zaman ilerledikçe yeni cepheler eklemlenerek genişleyen dünya savaşı, faşist hareketlerin yükselişe geçmesi, ekonomik krizin yarattığı sorunlar, işsizlik, ücretlerin düşmesi, gelir adaletsizliği, artan vergiler, doğanın yağmalanması, geçmiş dönemde mücadeleyle kazanılmış haklara yapılan saldırılar, barınma, eğitim, sağlık ve diğer meseleler, milyarlarca emekçinin ortak sorunlarını oluşturuyor. Kendi sınıf penceremizden bakınca gününü, zamanını doldurmuş, ulaşması gereken sınırlara dayanmış iflah olmaz bir sistem görüyoruz. Sömürü düzeni olan kapitalist sistem miadını doldururken amansız bir çöküşle yüz yüze. Dünya işçi sınıfı uçurumun kenarına gelmiş durumda.
Burjuvazi yaşanılan tüm olumsuzlukları kişilere indirgeyen bir algı yaratıyor, ideolojik aygıtlarını kullanarak topluma bunu kabul ettirmeye çalışıyor. Bu akıl her zaman, sorunu var olan sömürü düzeninden bağımsız, kişi veya kişiler üzerinden değerlendirmemizi, bir suçlu aranacaksa yine onların yönlendirdiği biçim ve bakış açısı ile anlayıp kavramamızı istiyor. Egemen sınıfın yürüttüğü akıl, izlediği politikalar tamamen kendi çıkarlarının ve düzeninin devamı içindir. Yeni kurtarıcıları bekleme ve her şeyin kendiliğinden düzeleceği beklentisi emekçi kitlelerin sistemin çelişkilerini sorgulamasını engelliyor.
Bugün kapitalist sistemin yarattığı ekonomik ve toplumsal krizle, yarattığı sorunlarla ilgili onlarca başlık sayabiliriz. Fakat ilk sıraya yazılması gereken büyük sorun, işçi sınıfının örgütsüzlüğüdür! Örgütsüz emekçiler kendi sınıflarına ait olmayan akıl, bilinç, irade ile hareket ederken, dağınık bir şekilde savrulmaktadırlar. Bunun tersine dönmesi insanlığı uçurumun kenarından döndürecektir. Kurtarıcı yine işçi sınıfının kendisidir.
Gecenin en karanlık zamanı, günün aydınlanma zamanının da yaklaştığının habercisidir. Karanlığı ve tüm yaşanılan olumsuzlukları ortadan kaldıracak, günü aydınlatacak tek güç, işçi sınıfının örgütlü gücü olacaktır. Elif Çağlı’nın dediği gibi: “Tarihin hiçbir döneminde, örgütsüz kitleler sömürücü sınıf tiranlıklarını yerle bir edemediler. Bu gerçek bugün de aynen geçerlidir. İnsanlığı kapitalist düzenin yaktığı cehennem ateşlerinden kurtarabilecek yegâne güç işçi sınıfının örgütlü gücüdür. Bu zalim sömürü düzenine ancak işçi ve emekçi kitlelerin aktif mücadelesi son verecektir. İşçi sınıfının öncülüğünde harekete geçecek olan milyonlar, yer küremizde gerçekten özlemi çekilen yeni bir düzeni, savaşsız, sömürüsüz ve sınıfsız bir yaşamı var edebilirler.”[*]
İşaret edilen milyonların harekete geçmesi, bizlerin bu mücadeleyi ne kadar içselleştirip yaşamımızın bir parçası haline getirmemizden bağımsız değil! Bu bilinçle hareket edip, sabırla inatla mücadelemizi büyütmek, bizim sorumluluğumuz ve görevimizdir.
link: İstanbul’dan MT okuru emekli bir işçi, İnsanlık Uçurumun Kıyısında, Bize Örgütlülük Lazım!, 4 Eylül 2025, https://marksist.net/node/8590
Belediyelere Faşist Kıskaç ve Çürümüş Burjuva Siyaseti





