Geçtiğimiz günlerde Yeni Şafak gazetesine konuşan MÜSİAD genel başkanı Burhan Özdemir, “12 yıllık kesintisiz eğitim sistemi çok yanlış uygulama, ülkeye herhangi bir faydası yok... gençlerimiz işgücüne daha erken katılmalı, eğitim zorunluluğu esnetilmeli” diyerek, eğitim reformunu da içeren bir yol haritası ile yola koyulduklarını anlattı. Malûm, MÜSİAD bir program hazırlıyor ve bu program Yeni Şafak gazetesinden duyuruluyorsa, bunun rejimin önümüzdeki süreçte atacağı adımlarla ilgili olduğunu düşünmek gerekir. Gerçi açıköğretim lisesi ve MESEM (Mesleki Eğitim Merkezleri) gibi uygulamalarla, milyonlarca genç için 12 yıllık eğitimin kesintisiz olma özelliği çoktan ortadan kalkmış durumdadır. Ama belli ki bu süreç hem resmileştirilmek hem de sermaye lehine daha da perçinlenmek ve geliştirilmek istenmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığının, “2023-2024 Örgün Eğitim İstatistikleri”ndeki verilere göre, ilkokul, ortaokul ve lise çağında örgün eğitimde olmayan çocuk sayısı yaklaşık 3 milyona ulaşmıştır. Buna çok sayıda göçmen çocuk ve genç de eklenmelidir. Örgün eğitimin dışında bırakılan bu çocuklar ve gençler aslında sermayenin vahşi düzeninin dişlileri arasında ezilmeye yollanmıştır. Açık liselerde öğrenim görüyor görünen, gerçekte ise büyük çoğunluğu çalışan gençlerle, MESEM aracılığıyla çeşitli işyerlerinde güya öğrenim görürken çoğu ağır koşullarda çalışan gençlerin ve tabii ki genç göçmenlerin emeklerini dizginsizce sömüren bir mekanizma işletilmektedir.
Çocuklar ve gençler, beden ve ruh sağlıklarına uygun olmayan koşullarda ve işlerde uzun sürelerle çalıştırılmakta, sıklıkla, gece çalışması, fazla mesai gibi güya yasak uygulamalara ve bunlara ek olarak hakarete ve aşağılanmaya maruz kalmaktadırlar. İş Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisinin verilerine göre sadece 2024 yılında 71 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir. Bunun tespit edilebilenlerle sınırlı olduğunu da unutmamak gerekir. Durumun emekçiler açısından vehameti ortadayken MÜSİAD gibi sermaye örgütlerine mevcut hal yeterli gelmemektedir. Onlar, Organize Sanayi Bölgelerinin içerisine yatılı meslek liseleri kurmak gibi, işyerlerinde sınıflar oluşturmak, hatta çocukların bizzat çalıştıkları işyerinde 3 ya da 4 gün yatıp kalkması gibi projelerle çocukların ve gençlerin emekleri üzerinden sömürüyü büyütmek istemektedirler. MÜSİAD başkanının söyledikleri aynı zamanda emek gücünün fiyatını daha da düşürmek için yürütülen genel politikalarla da ilgilidir. Çünkü çocukların ve gençlerin düşük ücretlerle kitlesel olarak çalıştırılmaları, diğer işçilerin ücretlerinin düşmesine ya da işlerini kaybetmelerine de zemin hazırlayacaktır.
Bu uygulamaları hayata geçiren ve daha da genişleterek ve derinleştirerek yola devam etmek isteyen sermaye sözcülerine göre çocuklara ve gençlere, nitelikli meslek derslerini, temel bilimsel yaklaşımları ya da kültür derslerini vermenin gereği yoktur. Akranları ile sosyalleşecekleri olanakları oluşturmanın ve geliştirmenin sözünü bile etmek gereksizdir. İşçi sınıfının gençleri onların işletmelerinde ömürlerini çürütmeli, itaat etmeyi ve verilene razı gelmeyi öğrenerek ucuz işgücü ordusuna katılmalıdır. Onların emekçilerin çocuklarına reva gördükleri bundan ibarettir.
“Bugün işçi sınıfının gençliğine yalnızca niteliksiz mesleki eğitimi layık gören, genel ve nitelikli bir eğitim hakkını fiilen ortadan kaldıran yaklaşımlar dayatılıyor. Kuşkusuz ki, herkesin yüksek öğrenim görmesi gerekmiyor. Yıllar boyunca Türkiye’de çok geniş bir kesimin çocuklarını yüksek öğrenim görüp hayatını kurtarma yanılsamasıyla ve boş hayallerle yetiştirdiğini biliyoruz. Bu küçük-burjuva hayaller dünyasına prim vermek bizlerin işi olamaz. Diğer taraftan kimlerin yüksek öğrenim görebileceğinin adeta resmen ya da fiilen bir kast sistemiyle belirlenmesi, yeteneği, becerisi ve birikimi olanların istedikleri takdirde yüksek öğretim almalarının engellenmesi de kabul edilemez.”[*]
Çocuklar ve gençler için eğitim ve işgücüne katılım arasındaki bağ mutlaka koparılmalı, birinden biri tercih edilmeli gibi bir zorunluluk yoktur. Onların yeteneklerinin, becerilerinin bilimsel bir şekilde saptanması ve buna göre ortaöğrenimden başlayarak yönlendirilmeleri mümkündür. Bu yönlendirmenin nitelikli bir eğitimle beraber sürdürülmesi de şarttır. İşgücüne katılımları ise sermaye sınıfının kural tanımaz şekilde sömüreceği köleler olarak değil, işçi sınıfının uzun yıllar boyunca süren mücadelelerle elde ettiği evrensel hakların tam olarak uygulandığı koşullarda olmalıdır. Ki bu da işçi sınıfı için bir mücadele konusudur. İşçi sınıfının gençlerinin gerek sınıfsal haklarının gerekse eğitim haklarının korunması için mücadele etmek tüm işçi örgütlerinin görevidir.
link: N. A., Çocukların ve Gençlerin Sermayeye Peşkeş Çekilmesine Hayır!, 30 Haziran 2025, https://marksist.net/node/8541
İktidarın İşçi Düşmanlığı ve Diyanet’in “Kamu Fetvası”
Marx’ın Kapital’ini Okumak, III. Cilt /23





