1970’li yıllarda Nestlé, satış temsilcilerini Afrika’ya göndererek onlardan, yeni doğum yapan veya doğumu yaklaşan kadınlarla doğrudan temas kurmalarını ve bebek mamasını tanıtmasını istedi. Marka, kıtada bilgiye erişimin kısıtlı olmasından faydalanarak mamaların anne sütüne kıyasla daha zengin içerikli olduğuna anneleri inandırdı. Annelere tanıtım amaçlı numuneler de veriliyordu. Ayrıca güvenilirliğini arttırmak için çalışanlarına hemşire kıyafeti giydiriyor ve kendilerini “süt hemşiresi” olarak tanıtmalarını istiyordu. Verilen numuneler ise sadece tanıtımı hedeflemiyordu elbette!
Yeni doğum yapan kadınlarda, süt bezlerini çalıştırarak süt üretmeyi sağlayan prolaktin hormonu ve emzirme kanallarındaki kasları çalıştıran oksitosin hormonu salgılanır. Ancak belli bir süre emzirmeyen annede bu hormonların salgılanışı hızla düşer ve süt artık üretilmemeye ya da çok daha az üretilmeye başlar. Bu durumun farkında olan Nestlé, tam da bu süreç zarfında bebeğe yetecek kadar mamayı numune olarak veriyordu. Hedeflenen ise artık bebeğini emzirme yoluyla besleyemeyen annenin bu mamayı satın almaya devam etmek zorunda kalmasıydı. Özellikle bu bölgelerde temiz suya erişim oldukça sınırlıydı. Temiz olmayan su kaynaklarıyla yapılan mamalar bebeklerde enfeksiyon ve parazit vakalarını arttırdı. Ürünün hem pahalı hem de anne sütüne tek alternatif olması dolayısıyla anneler, mamayı daha uzun süre idare edebilmek için aynı su miktarına, belirtilenden daha düşük ölçülerle mama hazırlamak zorunda kalıyorlardı. 1977 yılında ABD’de INFACT adlı sivil toplum kuruluşu tarafından bu durumu protesto etmek için bir boykot çağrısı yapıldı. Boykot küresel ölçekte büyük yankı buldu. 1980’de marka satış stratejilerini değiştirmek zorunda kaldı.
1996’da Nijerya’nın Kano eyaletinde menenjit salgını yaşanıyordu. Bu süreçte çocuklar ciddi risk altındaydı. Pfizer isimli ilaç firması, Trovan adlı bir antibiyotiği üretmişti. Bu ilacı piyasaya sürmeden önce etkinliğini kanıtlamak için klinik testler yapılması gerekiyordu. Firma, Nijeryalı 200 çocuk üzerinde yaptığı bu deneylerin olası yan etki ve riskleri hakkında ebeveynlerin yazılı onayını almadı ve onları yeterince bilgilendirmedi. Yani çocukların katılımı için gerekli olan rıza süreci etik açıdan doğru işlemedi. Ayrıca firma, başlatmış olduğu bu çalışmalar için Sağlık Bakanlığından gerekli onayları almamıştı. Deneye katılan çocukların bazılarında körlük, işitme kaybı ve beyin hasarı gibi ciddi yan etkiler görülürken, bazıları ise hayatını kaybetti. Nijerya hükümeti, aileler ve insan hakları örgütleri Pfizer’a dava açtı. Pfizer uzun süre olayın yanlış yönetilmediğini, ölümlerin salgının doğal seyri sonucu gerçekleştiğini savundu. Yıllar süren davalar sonunda, 2009’da Pfizer bazı ailelere 75 milyon dolar tazminat ödemeyi kabul etmek zorunda kaldı.
Kapitalist sistemde, rekabet ortamında daha kaliteli hizmet sunduğu iddia edilen şirketler, kendi çıkarları uğruna halk sağlığını hiçe sayıyorlar. Dünyayı kirletmekten insan hayatını hiçe saymaya, insanı denek olarak kullanmaktan riskleri kamuoyundan gizlemeye kadar pek çok etik dışı uygulama sergiliyorlar. Giderek saldırganlaşan satış stratejileri benimsiyorlar. En temel ihtiyaçlarımızı ve kaynaklarımızı kendi tekellerine alarak, aslında bize ait olanı yeniden bize satıyorlar. Bunu yaparken yüzleri hiç kızarmıyor; aksine, göz göre göre insanlık trajedileri yaratıyorlar. Üreten işçi sınıfını ise her geçen gün daha da çaresizlik içine itiyorlar. Bu tablo kapitalist düzenin gerçek yüzünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Kâr hırsı doğayı ve insan sağlığını hiçe sayarken, sermaye sahipleri tüm bu trajedileri gözlerden saklamaya çalışıyor. Halk sağlığını, doğayı ve emeği yok sayan bu sistem karşısında sesimizi yükseltmek ve dayanışmayı büyütmek zorundayız. Çünkü ancak birlikte hareket ederek kapitalizme son verirsek, insanca yaşayacağımız eşit, sınıfsız bir dünya mümkün olabilir.
link: Avcılar’dan MT okuru bir genç, İnsanlık Deney Laboratuvarında: Süt Hemşireleri, Antibiyotikler… , 19 Ağustos 2025, https://marksist.net/node/8580
Bir Savaş Anatomisi: 1902 Doğumlular
Faşizan Politik İklim Aşı Karşıtlığını da Körüklüyor





