Tıkanıklık ve çürüme çağına ulaşan kapitalist sistemin bozucu etkisinin tüm topluma hâkim olmasıyla birlikte toplumda umutsuzluk ve her türlü zehirli propaganda kolayca boy veriyor. Ama her şey karşıtıyla birlikte var. Dünyada milyonlarca işçi ve emekçi bu gidişata rıza göstermediğini meydanları doldurarak ortaya koyuyor. Tam da bir deniz feneri gibi, sınıf bilincini ilmek ilmek örenler, bıkmadan usanmadan tarihsel deneyimi ete kemiğe büründürmeye çalışanlar yollarında yürümeye devam ediyor. Her türlü yalana, kara propagandaya, mücadeleden yan çizenlere inat, “bırak ne derlerse desinler, sen yolunda yürü” demek değil midir zaten hüner?
Sömürücü kapitalist sistemin efendileri, her zaman toplumsal hafızayı, işçi sınıfının mücadele geleneğini felçleştirmek istemiştir. Özellikle SSCB’nin çöküşünün ardından dünya ölçeğinde sınıf hareketi geri çekilmiş, sosyalizm prestij kaybetmiş, sınıfımız burjuvazinin insafına kalmıştır. Sosyalist hareket içinde bile işçi sınıfından umudu kesip, farklı toplumsal kesimlere yüzünü çevirenler olmuştur. Ama işçi sınıfı ülkeden ülkeye yayılan isyanlarıyla değişimi sağlayacak temel gücün kendisi olduğunu defalarca ortaya koymuştur. O nedenle yan çizenlerin, karamsarların tam tersine, büyük bir cesaret ve bilimsel yaklaşımla hedefe kilitlenmektir bizim yaptığımız!
Dünden bugüne, bugünden yarına, genç nesillere mücadele heyecanını taşıyanlar… İnandığı bir güzellik uğruna dövüşebilenler... Vardılar, varlar, var olacaklar. Ne güzel… Kapitalist çürümüşlük ve yozlaşmışlığa karşı sınıfsız ve sınırsız bir topluma aşk ile özlem duymak ve onun uğruna dövüşebilmek!
Bir inancın yüceliğinde buldum seni.
Bir kavganın güzelliğinde
Bin kez budadılar körpe dallarımızı, bin kez kırdılar.
Yine çiçekteyiz işte, yine meyvede.
Bin kez korkuya boğdular zamanı
Yine doğumdayız işte
Yine sevinçte.
Boşuna denmemiş “gerçekler direngendir” diye. Kış ne kadar çetin, fırtınalı ve boğucu olsa da, bir amaç için kol kola kenetlenip hedefe kitlenenler ancak o kara kışı geçirip bahar tohumları ekebilir toprağa. Aksine duydukları her yanıltıcı çağrıya kulak kabartanların, kurda kuşa yem olacağı aşikârdır. Tarihsel deneyim ve sınıf bilinci en zor zamanlarda bir deniz feneri gibi yol göstermeye devam ediyor.
Ey bir elinde mezarcılar yaratan,
bir elinde ebeler koşturan doğa
bu seslenişimiz yalnızca sana
yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
bitmedi daha sürüyor o kavga
Ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek.
Saraylar saltanatlar çöker
kan susar bir gün
zulüm biter.
Menekşeler de açılır üstümüzde
leylaklar da güler.
Bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler…
link: İstanbul/Esenyurt’tan bir işçi, Yeryüzü Aşkın Yüzü Olana Dek!, 2 Temmuz 2025, https://marksist.net/node/8544
Marx’ın Kapital’ini Okumak, III. Cilt /23
Rejimin İklim Kanunu ve Kapitalist Dünyanın İkiyüzlülüğü





