Navigation

Yandırırlar, Yandırırlar!

Sermaye, her zamanki gibi krizlerini baskı ve kanla aşmayı deniyor, kendi sınıf çıkarları için halkları birbirine düşürmeye çalışıyor. Bizler de işçi sınıfının fertleri olarak sınıfsal çıkarlarımız temelinde birleşmeli, bu zorba düzeni egemenlerin başına yıkmak için örgütlenmeliyiz. Gün gelecek, ateşler insanlığı yakmak için değil, kurtuluşun, mücadelenin sembolü olarak yükselecek!

Pir Sultan Abdal Geleneksel Kültür Etkinlikleri için toplanan 33 yazar, ozan, düşünür ve 2 otel çalışanının katledildiği Sivas katliamının yıldönümünde 22 yıllık utanç devam ediyor. Sivas Madımak Otelinde işlenen bu katliamın 21 Ekim 1993’de başlayan davası, Temmuz 2012’de zaman aşımı sebebiyle düşürüldü. Tam da Kürt hareketinin ve işçi grevlerinin yükseldiği bir dönemde gerçekleştirilen bu katliam, Alevi-Sünni çatışmasıyla toplumu kutuplaştırma çabası içinde olan egemenlerin marifetiydi. Böylece egemen sınıf, katliamlarına bir de Sivas’ı eklemiş oldu. Yıllardır Alevi halkına karşı gerçekleştirilen baskı ve katliamların dosyaları ya arşivlerde beklemekte ya davalar düşürülmekte, zanlılar devletin bakanı ve milletvekili bile olabilmektedir.

Bu yüzden, yangın yerine çevrilen Sivas’ı katliamla anar Alevi halkı. Her yıl 2 Temmuz’da yüreklerin üstüne siyah kurdeleler bağlanır, dillerde ölenlerin adı söylenir. Caniler onca eser bırakan nice ozanı, aydını katlettiler. “Yaşamak; martı kanadında rüzgâr taşımaktır” diyen 22 yaşındaki Hasret Gültekin’i, “Bağırsam neye yarar, nasılsa duymazlar. Ben bir kömür ocağının onulmaz göçüğüyüm. İçimde cesetler ve daha ölmemişler var” diyen Metin Altıok’u ve nicelerini katlettiler. Devlet koltuklarında sefa sürenlerin alaycı açıklamaları ve ertesi günün gazetelerinde çıkan aymaz başlıklar, katliam kampanyasının sorumlularını ortaya koymuş oldu. Çünkü sözü olanları katletmek bir devlet geleneğidir ve var oldukça bu aygıt, katledilmek ezilenlerin kaderi, katletmek yönetenlerin işi olacaktır.

Özellikle sınıf mücadelelerinin yükseldiği dönemlerde yaşanan bu katliamlar hep ezilenleri vurmaktadır. Ezilenlerin ortak kavgasını büyütme ihtiyacı gün geçtikçe artmaktadır.  Ortadoğu’da yaşanan katliamlar da bunu açık bir şekilde önümüze seriyor. Sermaye, her zamanki gibi krizlerini baskı ve kanla aşmayı deniyor, kendi sınıf çıkarları için halkları birbirine düşürmeye çalışıyor. Bizler de işçi sınıfının fertleri olarak sınıfsal çıkarlarımız temelinde birleşmeli, bu zorba düzeni egemenlerin başına yıkmak için örgütlenmeliyiz. Gün gelecek, ateşler insanlığı yakmak için değil, kurtuluşun, mücadelenin sembolü olarak yükselecek! Kendi ellerimizle şekillendireceğimiz bir dünya için, bayrağımızı doruğa taşıma inancıyla kavgada ön saflara!

Ağır yükü fukaraya

Bindirirler bindirirler

Vatan, millet diye diye 

Kandırırlar kandırırlar

 
Vicdanlara basa basa 

Zulmü korur hangi yasa?

Yolun düşmesin Sivas'a

Yandırırlar yandırırlar!

 
Ocağını söndürürler!

(Ozan Emekçi)