Navigation

Seçimler ve İktidarın Matematik Hesapları

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder

24 Haziran 2018 Türkiye tarihi açısından çok önemli bir gün olacak kuşkusuz. Çünkü bu seçim tek adam rejimine devam ya da tamam deme seçimi. Eğer tek adam rejimine dur demezsek ve mücadeleyi yükseltemezsek, emekçiler ve gençler olarak bizleri çok daha zorlu süreçler bekliyor. Ama umut rüzgârları esmeye başladı bile. Şu anda yapılan birçok araştırma ve insanların tepkileri gösteriyor ki toplumun büyük bir çoğunluğu şu anki iktidardan rahatsız.

Hepimizin de bildiği gibi şu an dünyada tarihsel kriz var. Bu kriz Türkiye’yi daha şimdiden çok derinden etkilemiş bulunmakta. Türkiye’nin dış borcu 453 milyar doları buldu, dolar 5 liraya doğru tırmanmakta ve toplumda çok ciddi bir genç işsizlik var. Bunlara ek olarak Türkiye burjuvazisi Ortadoğu’da harlanan 3. Dünya Savaşı ateşine körükle gitmekte ısrarlı. İşte 24 Haziran’a böyle zorlu bir zamanda gidiyoruz. Saydığımız bu olumsuz unsurlar, fizikteki etkiye tepki yasasında olduğu gibi toplumda bir tepki oluşturmuş durumda. Özellikle gençler işsizlik ve geleceksizliklerinin kaynağını iktidar partisi ve onun politikalarında görüyor. İzlediğimiz röportaj, miting ve sohbetlerde görüyoruz ki toplumun geniş kesimleri tek adama TAMAM demek için hazır durumda. Amma ve lakin bu tepkinin herkesten çok farkında olan iktidar sahipleri şimdiden seçimleri nasıl kaybetmeyeceklerinin hesabını yapıyor. Bugünlerde yaptığı bir mahalle başkanları toplantısında Erdoğan şöyle diyor: “Arkadaşlar, HDP üzerinde parti teşkilatımızın çok farklı çalışma yapması lazım. Bunu dışarıda konuşmam! Burada sizlerle konuşurum. Niye sizlerle konuşurum? Çünkü onların baraj altı kalması demek, bizim durumumuzun çok daha iyi bir noktaya gelmesi demektir. Dolayısıyla da her ilçede arkadaşlarımız özellikle de onlar üzerinde çok farklı çalışması lazım. Çünkü siz kim kimdir bunu biliyorsunuz, öyle mi? Çünkü mahalle temsilcilerimiz eğer kimin kim olduğunu bilmiyorsa, o zaman zaten bu görevi bıraksınlar. Bilmeniz lazım. Alacaksınız önünüze sandık seçmen listesini, bu sandık seçmen listesinde kimler var ve buna göre onlar üzerinde özel bir çalışma yapmanız inanıyorum ki bize çok farklı bir netice getirecektir. Markaja almak diyoruz ya, markaja alacaksınız.”  Erdoğan çok iyi biliyor ki HDP’nin baraj altı kalması tek adam rejimi için bulunmaz nimet. Bu matematik hesabın sonucu da, her yolu mubah sayan bir yaklaşımı hayata geçirerek, milyonlarca kişinin oyunu alan bir siyasi partiyi devre dışı bırakmaya çalışmak.

Mitinglerde iş isteyen öğretmenleri azarlayan, işçi yakınlarını tekmeleyenleri milletvekili adayı gösteren, saraylarda yaşayıp “fakir evi” diye insanları aşağılayan bu zihniyet ve iktidar işçi sınıfına gözyaşından başka hiçbir şey vaat edemez. 16 yılda pek çok sorunun kaynağı haline gelen iktidar, utanmadan sıkılmadan hâlâ oy istiyor. İşçi ve emekçiler artık Erdoğan’ın mitinglerine eskisi kadar büyük ilgi göstermiyor. Miting alanı boş kalmasın diye gittiği her yere çevre illerden insanlar taşınıyor. Bu tablo önemli düzeyde bir hoşnutsuzluğun toplumda yaygınlaşmış olduğunun kanıtıdır.

Ama güzel günler sadece oy vermekle gelmez. Umudu ve değişimi her alanda insanlara taşımalı ve seçim sonrasında da mücadeleye devam etmeliyiz. Tarih bize gösteriyor ki insanlık sayısız kere karanlıkları yırtıp aydınlıklara çıkmıştır. Bizler de bilmeliyiz ki bu karanlığın elbet bir sonu vardır. Biz ne kadar fazla mücadele eder ve umudu büyütürsek bu karanlık da o kadar çabuk sona erecek. Büyük şair Nâzım’ın dizeleriyle anlatmak gerekirse:

 Demir,
          kömür
                    ve şeker
 ve kırmızı bakır
 ve mensucat
 ve sevda ve zulüm ve hayat
 ve bilcümle sanayi kollarının
 ve gökyüzü
                  ve sahra
                              ve mavi okyanus
 ve kederli nehir yollarının,
 sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı
                bir şafak vakti değişmiş olur,
 bir şafak vakti karanlığın kenarından
           onlar ağır ellerini toprağa basıp
                     doğruldukları
             zaman.