Navigation

İclal Nergiz’in Sürgününe Son!

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder
Düzen sahipleri hakkını arayan, sesini yükselten işçilerden hep korkarlar. Kirli çarklarına çomak sokulmasından hoşlanmazlar. Bundandır ki böyle işçileri ya işten atarlar ya da yerlerini değiştirerek diğer işçilerden yalıtmaya çalışırlar. İşçilerin aynı yönde hareket etmelerine, örgütlü bir tepkinin yükseltilmesine mani olmaya çalışırlar. Ama işçiler inatla bir araya gelmeli, birleşmeli ve hep birlikte haksızlıklara dur demelidir. İclaller çoğalmalı, büyümeli, örgütlülüğe kavuşmalı ve haksızlığa karşı öfkemiz mücadeleye dönüşmeli.

İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Kanuni Sultan Süleyman Eğitim Araştırma Hastanesindeki “115 hamile çocuk” skandalını ortaya çıkaran, hastane çalışanı sosyal hizmet uzmanı İclal Nergiz olmuştu. Konuyla ilgili soruşturmanın ve müfettiş incelemesinin sürdüğü belirtiliyor ancak şu ana kadar gerçek sorumlular hakkında soruşturma başlatılmış değil. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 50 mağdur çocuk ve 20 şüphelinin ifadelerini aldığı, 5 şüphelinin ise tutuklandığı haberleri çıktı yalnızca. Oysa gerçek sorumlular hastane yönetimi, Sağlık Bakanlığı ve onun sağlık sistemiyle ilgili politikalarıdır. Dolayısıyla buralara dokunacak her türlü girişimden sakınılmaktadır. Buna karşın İclal Nergiz’in sürgünlüğü devam etmektedir!

İclal’in görev yeri 2 Ekimde değiştirilmişti. Sefaköy’de bulunan Toplum Ruh Sağlığı Merkezine (TRSM) görevlendirmeyle sürgün edilmişti. Üç aylık görevlendirmesi bittikten sonra hastane yönetimi 12 Ocakta yeni bir karar daha aldı. 1 Şubattan itibaren hastane binası içinde bulunan Çocuk Ergen Turkuaz Umutlar Merkezinde görevlendirildi. Ancak olayın medyada gündeme gelmesinden sonra 23 Ocakta hastane yönetimi tarafından yeni bir karar daha alındı. 24 Ocakta kendisine tebliğ edilen yazıda önceki görevlendirmenin iptal edildiği, TRSM’de çalışmaya devam edeceği bildirildi. Anlaşılan İclal onlar için “tehlikeliydi”. Bu yaptığı da karşılıksız kalmamalıydı! Yönetim işini bilirdi, ona mı kalmıştı henüz çocuk yaştaki hamile kızların bildiriminin yapılıp yapılmadığı!

Hürriyet’ten Ayşe Arman’la söyleşisinde şöyle diyor İclal: “Memlekete ihanet ettiğimi düşünüyorlar! Hastanenin imajını mahvetmişim! Ezme ve sindirme politikasıyla karşı karşıyayım. O tutanağı niye tutmuşum? ‘Senin yaptığın şey memlekete ihanet oldu. Adolesan gebeliği mi durdurdun yani?’ dediler. Bu bakış açısıyla yaklaşıyor yönetim.” Belirtmeden geçmeyelim; çürümüşlüğü ve ahlâksızlığı görüp, vicdanının sesini dinleyip haksızlığa karşı çıkan bu davranışı nedeniyle milyonlarca kişi İclal’in yanında oldu. Diğer taraftan hastane yönetiminin yaptığıysa patronların ve onların temsilcilerinin her sıkıştığında kolayca başvurdukları bir yöntem. Haksızlığa, ahlâksızlığa karşı mı çıktınız, anında “terörist”, “hain”, “yediği kaba pisleyen” damgasını yiyiverirsiniz. Peşinden cezalandırılacağınız muhakkak!

Düzen sahipleri hakkını arayan, sesini yükselten işçilerden hep korkarlar. Kirli çarklarına çomak sokulmasından hoşlanmazlar. Bundandır ki böyle işçileri ya işten atarlar ya da yerlerini değiştirerek diğer işçilerden yalıtmaya çalışırlar. İşçilerin aynı yönde hareket etmelerine, örgütlü bir tepkinin yükseltilmesine mani olmaya çalışırlar. Ama işçiler inatla bir araya gelmeli, birleşmeli ve hep birlikte haksızlıklara dur demelidir. İclaller çoğalmalı, büyümeli, örgütlülüğe kavuşmalı ve haksızlığa karşı öfkemiz mücadeleye dönüşmeli.