Navigation

Büyük Adam Olmak!

Anne işçi, baba işçi, çocuğu da onlar gibi sürünmesin hayali. Çoğumuz da inandık buna ve hayallerimizden biri oldu bu “büyük adam” olma sevdası. Bu hayali gerçekleştirebilmenin yolu üniversiteye gitmek olmuştur birçok genç için. Ama bu sevdanın bir hayal olmaktan öteye geçme ihtimali var mı bizler için?

Küçükken hemen hepimize söylenmiş şeylerden biridir “oku da büyük adam ol” klişesi. Ailelerimizin hayaliydi belki de çocuklarının onları bu kahırlı hayatlarından kurtarabilecek kahramanları olmaları. Anne işçi, baba işçi, çocuğu da onlar gibi sürünmesin hayali. Çoğumuz da inandık buna ve hayallerimizden biri oldu bu “büyük adam” olma sevdası. Bu hayali gerçekleştirebilmenin yolu üniversiteye gitmek olmuştur birçok genç için. Ama bu sevdanın bir hayal olmaktan öteye geçme ihtimali var mı bizler için? Bizler ne kadar “büyüyebiliriz” gerçekten? Nihai geleceğimiz yer bellidir hepimizin. Anne baba işçi, sen de olacaksın bir işçi. Bunun göstergesi değil midir on binlerce üniversite mezunu gencin durumu. Aylarca işsiz kalıp bambaşka bir sektörde işe başlama zorunluluğu ya da düşük ücretlere razı gelme durumu yaşar mı“büyük adam”?  Uzun saatler çalışıp ay sonuna borçsuz çıkabilmenin hesabını yapar mı “büyük adam”? Gelecek endişesi olur mu meselâ? İşsizlik korkusu çeker mi ya da?

Büyük adam olmak sevdası milyonlarca genci alıp götürüyor hayal âlemine. Peki, içinde yaşadığımız dünyanın gerçekleri? Bir avuç asalak zevk-ü sefa içinde yaşarken milyonların her gece aç uyumak zorunda bırakıldığı bir dünya işte gerçek dünya! Sermayedarların servetlerine her gün yeni sıfırlar eklenmesi için genç yaşlı, çoluk çocuk, kadın erkek ayırt etmeksizin çalışırken ölüme mahkûm edildiğimiz dünya gerçek dünya! İçine itildiğimiz sıkıntılardan kurtulamayıp çoluğumuzu çocuğumuzu, kendimizi öldürecek duruma getirildiğimiz dünya, evet, maalesef gerçek dünya! Bizler doğduğumuz günden hayatımızın sonuna dek geçim mücadelesi vermek zorunda bırakılan milyonlarız. Kapitalistlerin sermayelerini büyütmeleri uğruna haksız savaşlarında ölümün ağzına konulan milyonlar. Yıllardır emekçi evlâtlarının çoğunu hayal âlemlerinde oyalayıp, yitip gitmesine sebep oldular. “Kariyer hedefi” diye diye mutsuz, hasta devam ediyor hayalinin peşinden koşmaya azgınca sömürüldüğünün farkında olmadan genç işçi. Artık yeter demenin vakti gelmedi mi? İnsana yakışır biçimde yaşamak istiyorsak eğer, üstümüze düşen görev, bizlere açlığı, yoksulluğu, ölümü reva gören kapitalistlerden, hayal âleminden çıkıp hesap sormak olmalıdır. Geleceğin işçileri olarak bizlere, işçi sınıfı saflarında yer almak, işçi sınıfının çıkarları için mücadeleye omuz vermek düşer!