Navigation

Meksika’da Saldırı Paketine Karşı Mücadele Sürüyor

Meksika’nın Oaxaca eyaletinde, polisin 19 Haziranda direnişteki öğretmenlere karşı düzenlediği vahşi saldırıda 13 kişi öldü, 100’den fazlası yaralandı. Öğretmenlerin bağlı olduğu CNTE (Eğitim İşçileri Ulusal Koordinasyonu) sendikası sözcüsünün verdiği bilgilere göre, 23 kişi “kayıp” durumunda, 21 kişi tutuklandı ve 45 kişi de halen hastanede tedavi görüyor.

Meksika’da onbinlerce öğretmen Mayıs ayından beri protestolarını sürdürüyordu. Öncelikli talepleri ise gündemdeki işçi düşmanı “eğitim reformu” hakkında devlet başkanı Nieto ile görüşmekti, ancak hem Nieto hem de eğitim bakanı Nuno görüşmeyi reddediyordu. Öğretmenler Nieto’yla görüşemedikleri gibi yüzlerce federal polis sendika merkezini bastı ve sendika liderlerinden ikisini uydurma suçlamalarla gözaltına aldı. Güya sendikacılar yasadışı yollarla para topluyor ve kara para aklıyorlardı.

İşçi hareketine yönelik düşmanlığıyla ünlü Nieto’nun bu tutumu üzerine öğretmenler ülke çapında protesto eylemleri düzenlemeye başladılar. Bağlı oldukları CNTE sendikasının güçlü olduğu Oaxaca eyaletinde ise öğretmenler şehir girişine barikat kurup ana yolları kapattılar. 18 Hazirandan itibaren federal polis direnişe destek veren Oaxaca köylülerine/yerli halka ve direnişçi öğretmenlere karşı vahşice saldırıya geçti. Biber gazı ve plastik mermi kullanarak barikatları dağıtamayan polis, ardından gerçek mermi kullanarak direnişteki öğretmenlerin ve halkın üzerine ateş açınca çok sayıda gösterici hayatını kaybetti, yüzden fazlası da yaralandı. 4 saatlik çatışmanın ardından polis barikatları dağıtıp şehre girdi ve rastgele gözaltılarla terör estirdi.

Federal polis şefi, saldırının ülke çapında tepki çekmesi üzerine yaptığı basın toplantısında, önce, çatışmadan “sendikayla ya da polisle bağı olmayan maskeli kişiler”in sorumlu olduğunu, bu “maskeli kişiler”in hem polise hem de sendikalı öğretmenlere ateş açtığını, ölüm ve yaralanmaların bunun üzerine gerçekleştiğini, polisin normalde gerçek mermi taşımadığını ileri sürdü. Bu tür protestoların şiddete neden olduğunu eklemeyi de unutmadı. Ancak gerek görgü tanıklarının ifadelerinin gerekse de çekilmiş görüntülerin sosyal medyada yayınlanması üzerine ifadesini değiştirdi ve polisin gerçek mermi kullandığını kabul etmek zorunda kaldı.

CNTE sendikasının sözcüleri ise, tüm baskılara ve saldırılara rağmen eylemlerini sonlandırmayacaklarını, mücadelelerinin süreceğini açıkladılar. Akademisyenler, gazeteciler, ulusal ve uluslararası insan hakları örgütlerinden oluşan geniş bir kesim de CNTE’nin mücadelesini desteklediklerini, federal hükümetin vahşi saldırılarını kınadıklarını açıkladılar. Ardından federal hükümetin “eğitim reformu” adını taşıyan gerici düzenlemelerine karşı olan öğretmenler ve onlara destek veren öğrencilerle aileleri hem polis şiddetini protesto etmek hem de “reform” geri çekilene kadar mücadelelerinin süreceğini göstermek amacıyla Oaxaca kentinde bir eylem düzenlediler. CNTE öncülüğünde düzenlenen gösteriye muhalif politik grup ve partilerden de önemli bir katılım gerçekleşti.

Ayrıca yine CNTE’nin yaptığı genel grev çağrısı da karşılık buldu ve ülke çapında greve çıkan onbinlerce öğretmene yüz binden fazla sağlık emekçisi de katıldı. Hem sağlık çalışanları hem de öğretmenler, sağlık ve eğitim alanına yönelik saldırı yasalarına karşı çıkıyorlar. Sağlık işçileri, “sağlık reformu”nun sektörün özelleştirilmesini hedeflediğini ve buna direneceklerini söylüyorlar. Göstericiler ayrıca polis şiddetinin, adam kaçırmaların, faili meçhullerin, gözaltında “kaybetmelerin” de sona ermesini talep ediyorlar. Çünkü Meksika’da federal polis ile devletin el altından desteklediği mafyanın, önde gelen sendikacılara ve işçi önderlerine yönelik saldırıları çok yaygın bir durum.

Gösterilerin arka planı

Nieto’nun göreve başladığı yıl (2013) gündeme getirdiği saldırı paketi, eğitim emekçilerinin mücadelesinin temel hedefi durumunda. Bu paket Nieto’nun neo-liberal politikalarının da kilit parçası. Yapılmak istenen yasal değişiklikler sayesinde hem eğitim sektörünün özelleştirilmesinin önündeki engeller iyice temizlenmiş olacak, hem de militan bir mücadele yürüten CNTE sendikası yok edilecek. CNTE’nin karşı çıktığı paketin en önemli maddesi ise öğretmenlerin performanslarının ölçülmesi amacıyla yeterlilik sınavına girmek zorunda bırakılmaları ve üç kez sınavı geçemeyen öğretmenlerin işten atılması. Nieto hükümeti bu sayede CNTE üyesi eğitim çalışanlarını eğitim kurumlarından temizlemeyi hedefliyor. Nitekim hükümet 3160 öğretmeni bu sebeple işten çıkartacağını açıkladı.

CNTE sendikasının Oaxaca şubesi ise bu saldırıya karşı yürütülen mücadelede merkezi bir rol oynuyor. Bu sendika ve üyeleri, 2006’daki Oaxaca ayaklanmasında da başı çekmişlerdi.[*] Özellikle “yerli” halkın yaşadığı güney eyaletlerinde etkili olan protestoları örgütleyen sendika temsilcilerinden birisi, neden bu eylemlere giriştiklerini şöyle açıklıyor: “Hükümet bizle görüşmeyi kabul edinceye kadar direnişimizi sürdüreceğiz. Görüşmeler başlarsa çatışmalar sona erer. Hükümetin ve valinin, ‘eğitim reformu’ndan anladıkları kendi çıkarlarıdır. Toplumun çıkarları onların umurunda değil. Çocuklar okula bir şey öğrenmeye gitmiyorlar, gidemiyorlar. Tek düşünebildikleri karınlarını doyurabilmek, çünkü açlar. Okula gelmek için kilometrelerce yürümek zorundalar ve uykusuz kalıyorlar. İyi uyumayan bir çocuk nasıl bir şeyler öğrenebilir ki? Zaten öğretmenlerinin de çoğu tutuklu ya da gözaltında.”

Protesto eylemlerine katılmış olan bir başka sendikalı öğretmen ise şunları söylüyor: “Birincisi, biz öğretmenler olarak onların ‘eğitim reformu’ dedikleri şeye hayır diyoruz. Bu reform eğitimi mahvetmekten başka bir işe yaramayacak. Bizim, Oaxaca’daki yerli halk için gerçek bir eğitim planımız var. Zaten halk da, öğretmenlerin önemli bir kısmını işsiz bırakacak bu reformu istemiyor. Bu reform sadece eğitimin özelleştirilmesini sağlamayacak, aynı zamanda, özellikle yerli halkın yaşadığı bölgelerde eğitim sistemini tamamen çökertecektir. Bu reform, daha büyük bir saldırı planının parçasıdır. Oaxaca’da son 50 yılda yerlilere ait toprakların %40’ı özel şirketlerin eline geçti. Ve yerli halk buna karşı direniyor, topraklarını korumaya çalışıyor. Ve tabii ki bu eylemler Ayotzinapa’yla, yani 43 öğrencinin ‘kaybedilmesi’yle de bağlantılıdır. Meksika’da tablo budur. Bunlar halka karşı işlenmiş suçlardır ve biz de geri adım atmayacağız. Biz işte bu koşullarda yaşıyoruz.”

Hükümet bu saldırı paketini 2013’de gördüğü tepkiler yüzünden hayata geçirememişti. 2014’te tekrar gündeme getirdiğinde de büyük protestolarla karşılaşmıştı. Başta CNTE sendikası üyeleri olmak üzere yüz binlerce emekçi yolsuzluklara ve pakete karşı eylemler ve grevler düzenlemişlerdi. Bunun üzerine Ayotzinapa öğretmen okulunda okuyan 43 öğrenci polis tarafından kaçırılmış ve uyuşturucu mafyası tarafından katledilmişti. Bu olay genel olarak toplum nezdinde büyük tepki çekmiş, CNTE’ye bağlı öğretmenler Uluslararası Santa Cruz Xoxocotlan Havaalanı’nı işgal ederek seçimleri boykot çağrısında bulunmuşlardı. Özellikle güney eyaletlerinde etkili olan boykot kapsamında Ulusal Seçim Kurulu binaları, seçim büroları işgal edilmiş, oy pusulaları ve seçim sandıkları yakılmıştı. Bazı eyaletlerde hükümet binaları işgal edilmişti. Bir önceki seçimde %63 olan seçime katılma oranı %48’e düşmüştü.

Son katliam ve eğitim emekçilerinin direnişinden sonra hükümet CNTE ile görüşebileceğini açıklamak zorunda kalmış olsa da, Meksika’daki protesto dalgası kısa sürede durulacakmış gibi görünmüyor. Çünkü sorun sadece gerici “eğitim reformu” paketinden ibaret değil. Yine merkezinde CNTE’nin yer aldığı 2006 Oaxaca ayaklanmasında, temel talep iş ve yaşam koşullarının düzeltilmesiydi ve bu bakımdan sadece öğretmenleri değil tüm işçi ve emekçileri ilgilendiriyordu. O günden bugüne Meksika’da işçi sınıfının koşullarında herhangi bir iyileşme yaşanmış değildir. Tersine faşizan Nieto yönetiminde her şey daha kötüye gitmiştir. Üstelik Nieto’nun karşısında örgütlü ve deneyimli bir güç bulunuyor. Öyle ki 2006’da Oaxaca’da ayaklanma sonucunda işler konsey türü yapıların inşa edilmesine kadar varmıştı. Burjuvazi 2006 ayaklanmasını kentleri bombalayarak, polis ve askerle işgal ederek, mafyayı devreye sokarak, kısacası tam bir iç savaş ortamı yaratarak bastırabilmişti. Ancak aradan geçen on yıl gösteriyor ki Meksikalı işçiler mücadeleden vazgeçmiş değiller.



[*]     Meksika’da öğretmenlerin 2006’da ve ilerleyen yıllarda gerçekleştirdikleri mücadelelere dair Marksist Tutum’da yayınlanan şu yazılara bakılabilir: İşçi Hareketinden: Haziran 2006 (2 Temmuz 2006); İlkay Meriç, Latin Amerika: Sevinç Fırtınalarının Gölgede Bıraktıkları (Ocak 2007); Gülhan Dildar, Şili ve Meksika’da Öğrenciler ve Öğretmenler Sokakta (30 Haziran 2015)