Navigation

HDP’nin ve Demirtaş’ın Seçim Bildirgeleri Açıklandı

Yazıcı içinYazıcı içine-postayla göndere-postayla gönder

HDP’nin ve cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın seçim bildirgeleri 14 Mayısta, Ankara’da, geniş katılımlı bir organizasyonla açıklandı. Parti eş genel başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli’nin konuşmalarının ardından, Demirtaş’ın seçim bildirgesi sinevizyon görüntüleri eşliğinde okundu. Hiçbir mahkûmiyet kararı olmamasına rağmen, 2009’dan bu yana çeşitli konuşmalarında geçen ifadeler yüzünden tutuklu olarak yargılama işkencesine maruz bırakılan Demirtaş, cumhurbaşkanı adayı olabildiği halde serbest bırakılmıyor.  Bu eşitsiz, adaletsiz, hukuksuz yarışta onun sesini duyurma görevini HDP yöneticileri ve destekçileri üstleniyorlar.

Pervin Buldan ve Sezai Temelli “demokratik gelecek manifestosu” olarak nitelendirdikleri HDP seçim bildirgesini açıklarlarken, umuda, dirence ve kararlılığa vurgu yaptılar. Buldan konuşmasının başlarında şunları dile getirdi:

“BİZ’ler; Değişim için, hep birlikte değiştirmek için geliyoruz! Eşit ve özgürce yaşamak için geliyoruz! Adalet için geliyoruz! Herkesin birbirine sevgiyle baktığı, ülkenin tüm güzelliklerini birlikte paylaştığımız yeni bir başlangıç için geliyoruz! Kimsenin geleceğinden endişelenmediği, yarınlarına güvenle baktığı huzurlu günleri başlatmak için geliyoruz! Emeğin, alınterinin hak ettiği karşılığı bulduğu, soframızdaki ekmeğin küçülmediği insanca bir yaşam için geliyoruz!”

“BİZ’ler; Bu topraklarda özgürlüğü ve onuru için direnen, diz çökmeyen direngen halklarız. Tarlada eli nasır tutmuş köylüyüz. Fabrikada gece gündüz alınteri döken işçiyiz. Dirseği nasır tutan emekçiyiz. Yaşamı var eden kadınız, anayız. Geleceğin umudu gençleriz. Saçlarını ağartmış emeklileriz. Yıllardır, demokrasi, özgürlük ve emek mücadelesi veren demokrasi güçleriyiz. Meydanlarda direnen kadınlarız, işçileriz, emekçileriz. Yıllardır barış mücadelesi veren Barış anneleriyiz. Cumartesi anneleriyiz. Hep birlikte BİZ’leriz.”

“Bu ülkeye huzuru, mutluluğu, hakça, eşitçe ve özgürce yaşamayı çok görenlerin tekçi düzenini değiştirmeye geliyoruz. Kendi ikballerini ve koltuklarını koruyabilmek için korku imparatorluğu yaratanların yaydığı karanlığı aydınlatmaya geliyoruz.”

“Onların ayakta tutmak için çırpındığı bu diktatörlük düzenini sizin bir oyunuz ters yüz edecektir! (…) O yüzden SEN’LE DEĞİŞİR diyoruz. Tüm devlet imkanları, olanakları onların elinde olabilir. Ama gerçek güç bizdedir. Bu güç halklarımızın gücüdür. Haklılığımızın gücüdür. Mücadelemizin gücüdür.”

Sezai Temelli ise, “Bugün yeni bir başlangıç yapmanın tam zamanı; demokrasiye, ekonomiye, yaşamın neşesine, coşkusuna, insanların kavgasız, çatışmasız bir arada yaşama arzusu üzerine vurulmuş tüm kilitleri açmaya geliyoruz” diyerek Demirtaş’ın seçim manifestosunda dile getirilen çeşitli hususları vurguladı.

Buldan ve Temelli’nin konuşmalarının ardından Demirtaş’ın seçim manifestosu okundu. Tek adamlığa son verileceğinin, tekçiliğin değil çokluğun sesi olunacağının, “ben” değil “biz” deneceğinin ifade edildiği manifesto’da Demirtaş’ın ağzından şunlara yer verildi:

Toplumun geleceğini bir kişinin iki dudağı arasına sıkıştıran, tüm yetkileri tek adamda toplayan bir Cumhurbaşkanlığı sistemi var. Seçildiğimde ilk olarak yetkilerimi kendimi yetkisizleştirmek ve kurumları demokratikleştirmek için kullanacağım. Cumhurbaşkanlığı yetkilerini paylaştıkça sistem demokratikleşecek. Acil toplumsal yaraların sarılması ve yönetim sisteminin çoğulcu mekanizmalara kavuşturulması sağlanacak.

Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde toplumun tamamını kapsayacak temsilciler yer alacak. Cumhurbaşkanı yardımcılarını, parlamentoda olan ve olmayan tüm partilerin ve sivil toplumun görüş ve önerileri doğrultusunda, farklı temsiliyetlerden belirleyeceğim.

Siyasette, bürokraside, yargıda, toplumda ve demokratik mücadele alanında bir OLAĞANLAŞMA sürecini başlatacağız. Bu olağanlaşma süreci, mevcut iktidarın yarattığı tahribatın telafisinin ve toplumun barış hafızasının canlandırılmasının ilk adımlarından biri olacaktır.

Toplumsal yaraları acilen sarmak için;

- OHAL’i derhal kaldıracağız.
- OHAL’den kaynaklanan ve KHK’lerle doğan zararları telafi edeceğiz. Haksız yere işten atılanların işlerine dönmesini sağlayacağız.
- Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin maruz kaldığı zulme son vereceğiz. Mağduriyetleri acilen giderecek düzenlemeler yapacağız. Hiçbir ayrım yapmadan tüm hasta mahpusların derhal serbest kalmalarını sağlayacağız.
- Halkın seçme hakkı ve iradesinin gaspına dayanan kayyum uygulamasını sonlandırıp, görevden alınan belediye eş başkanlarını derhal görevlerine iade edeceğiz. Toplumun farklı kesimlerini gözeten hizmetlerin tekrar sunulmasını sağlayacağız.
- Demokratik kurumların tahribatı, hukuka güvenin bütünüyle ortadan kalkması Türkiye ekonomisine güveni sarstı. Siyasal ve ekonomik kararların Saray’ın bekasına endekslenmesi, Türkiye’yi öngörülemez bir ülke haline getirdi. Ekonomi kırılganlaştı. Demokrasiyi güvence altına alarak ekonomiyi de rahatlatacağız. Toplumsal ihtiyaçları karşılamayı esas alan bir ekonomi yaklaşımıyla üretenlerin ekonomik ilişkiler üzerindeki denetimini artıracağız.
- Tek adamın hizmetine tahsis edilen Saray’ı boşaltacak, Saray’ın hangi amaçla kullanılacağını halka soracağız. Savurganlığa ve israfa dayanan yönetim ve bürokrasi anlayışına son vereceğiz. İtibarımızı şatafatla değil, şeffaf ve halka hizmete adanmış yönetimimizle sağlayacağız; itibarda israf yapmayacağız. Koruma ordusuyla dolaşan, halktan uzak, ulaşılmaz ve eleştirilmez bir Cumhurbaşkanlığı anlayışına son vereceğiz.
- Dış politikada mevcut sorunların diyalog ile barışçıl yol ve yöntemler ile çözülmesini temel dış politika haline getireceğiz. Düşman yaratmayan dost kazanan dış politika anlayışı ile tehdit olgusunu bitireceğiz.
- Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısını yeniden düzenleyeceğiz. Adalet Bakanını HSK’dan çıkaracağız. Hâkimler/savcılar üzerindeki siyasi baskıyı kaldırarak Kurulu özerk bir hale getireceğiz. Yargı siyasetin emrinden kurtarılacak, herkese eşit ve adil yaklaşımla görev yapacak.
- YÖK’ü kaldırarak üniversitelerin akademik, bilimsel ve yönetsel özerkliğini güvence altına alacağız. Rektörleri cumhurbaşkanının değil, üniversite bileşenlerinin seçmesini sağlayacağız.
- Milli Güvenlik Kurulu, Terörle Mücadele Kanunu gibi vesayetçi, darbe ürünü yapı ve düzenlemelerin kaldırılması için çalışacağız.

“Demokrasiye acil geçiş programı” kapsamında hayata geçirilecek adımlara ayrıntılı bir şekilde yer veren manifestoda, pek çok toplumsal sorunun çözümüne dair de kapsamlı vaatlerde bulunuluyor. Bunlar arasında öne çıkanların bir kısmı şöyle: Her gence aylık 500 TL yüklenecek Genç Kart verilmesi, iş imkânlarının yaratılması. Kadınların eşit temsiliyetini güvence altına alacak eş başkanlık sisteminin, siyasi partilerin bütün kademelerinde yasal hale getirilmesi. Ortak yaşam alanlarında ev içi emeğin de çocuk, yaşlı ve hasta bakımının da ortaklaştırılması için politikalar üretilmesi, ücretli ya da ücretsiz bakımın, kadınların işi olmaktan çıkması için hasta, yaşlı bakım evlerinin açılması. Kürt sorununun barışçıl çözümü.

Adil vergilendirme, üretilen zenginliğin adaletli paylaşımı, iş cinayetlerine son verilmesi, işsizliğin önlenmesi gibi hususların dile getirildiği “Hakça Dağıtım Programı”ndaki vaatler ise şöyle:

-Yoksullara; su, elektrik ve doğalgazı ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz hale getireceğiz.
- Asgari ücreti ve en düşük emekli gelirini 3000 TL yapacağız.
- Tüm işsizlere şartsız, süresiz olarak en az 1000 TL maaş bağlayacağız.
-Kamu emekçilerine 1000 TL zam yapacağız.
- 50.000 TL’ye kadar banka borçlarının faizlerini silerek yeniden yapılandıracağız.
- Tarım ve hayvancılıkta destekleri 2 katına çıkaracağız.
- Yolları, köprüleri ücretsiz yapacağız.

Seçim manifestosunda altı doldurulan diğer ana başlıklar ise şunlar:

· Eğitim Sistemini Siyasal İktidarın Tahakküm Alanı Olmaktan Çıkaracağız

· Tek Sesli Basından Özgür Basına Geçişi Sağlayacağız

· Dış İlişkilerde Barışçıl Bir Dış Politikayı Uygulamaya Geçireceğiz

· “Doğa Hakları İnsanların Çıkarlarından Üstündür” Anlayışını Yerleştireceğiz

Manifesto Demirtaş’ın şu sözleriyle sona eriyor:

“Başkanlığı bitirmek için cumhurbaşkanı olacağım. Süreç tamamlandığında benim yetkilerim de sınırlandırılmış olacak, Cumhurbaşkanlığı bir temsil ve toplumsal uzlaşı makamına dönüşecektir. BEN YAPARIM DEMİYORUM, BİZ YAPARIZ DİYORUM! BİZ halklarız. Kimliklerimizle, inançlarımızla, dillerimizle, kültürlerimizle, BİZ’ler bu ülkeyiz. Bu ülkenin geleceğine inananlar; kaynakların, umutların, çabaların ve farklılıkların tek adamlığın hırslarına heba edilmesine karşı duranlarız.”