Navigation

Gazze İsrail Bombardımanı Altında

İsrail devleti, kaçırılıp öldürülen üç İsrailli genci bahane ederek Gazze’ye başlattığı hava saldırısıyla, aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu 120’den fazla Filistinliyi katletti. Beş gündür devam eden bu kanlı saldırıda yaralı sayısı 1000’e yaklaşırken, katil İsrail devleti, Gazze’ye 40 bin askerle kara harekâtı düzenleyebileceğini açıklayarak vahşeti tırmandırma sinyalleri veriyor.

Geçtiğimiz aylarda ABD’nin devreye girerek “barış görüşmelerini” yeniden başlatması, Hamas’ın da bu sürece olumlu yaklaşarak El Fetih’le anlaşması, uluslararası burjuva arenada “sorun çözülüyor” havasının esmesine yol açmıştı. Ancak çok geçmeden İsrail devleti “Hamas varsa biz yokuz” demeye başlayarak klasik tavrını sürdürdüğünü gösterdi ve Filistin’de kurulan ulusal birlik hükümetini her fırsatta baltalamaya çalıştı. Bu süreçte Gazze’ye yönelik daha ufak ölçekli saldırıların yanı sıra Batı Şeria’yı “yeni yerleşimler” kılığında işgal harekâtı da devam etti. Ve nihayetinde 12 Haziranda Batı Şeria’da üç İsrailli gencin kaçırılması olayı patlak verdi. Bu provokatif eylemi gerçekleştirenlerin Hamas’ın silahlı kanadına mensup oldukları açıklansa da, Hamas bu eylemi üstlenmedi. Hamas’ın bir süre önce El Fetih’le anlaşıp ortak hükümet kurma kararı alması ve İsrail’in bu durumdan rahatsız olduğunu açıkça beyan etmesi de, bu eylemin, yürüyen bu süreci baltalamaya dönük bir karanlık tertip olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu gösteriyor.

İsrail üç gencin kaçırılmasının ardından Batı Şeria’ya büyük bir operasyon düzenledi ve 500’den fazla Filistinliyi gözaltına aldı. Bunların yarısı halen İsrail zindanlarında tutuluyor. İsrail devleti, bu gençlerin kaçırıldıktan hemen sonra öldürüldüğünü bildiği halde, İsrail’deki şoven atmosferi güçlü tutabilmek ve saldırı sürecini uzatmak için bunu açıklamadı, ta ki 30 Haziranda cesetleri bulununcaya dek.

Bu süreçte, faşist gruplar Kudüs’te “Araplara ölüm” diye bağırarak sokaklara dökülüp Filistinlilere saldırdılar. 16 yaşındaki bir Filistinli genci ise diri diri yakıp katlettiler. Bu vahşi saldırıların ardından Hamas İsrail terörüne roket atışlarıyla yanıt vermeye başladı. Bu roket saldırılarında tek bir İsrailli yaşamını yitirmezken, İsrail “ağır saldırı altındayız ve kendimizi savunuyoruz” propagandasıyla dünyayı ayağa kaldırmaya çalışıyor. Üç İsrailliye karşı 130’a yakın Filistinliyi katleden İsrail, üstelik bu saldırıları Gazze’yi savaş uçakları ve helikopterleriyle bombalayarak yaptığı halde, özsavunmadan bahsediyor. İsrail parlamentosundaki faşist milletvekillerinden Ayelet Şakid’in öldürülen Filistinli siviller için sarf ettiği şu sözler İsrail devletinin genel yaklaşımını da özetliyor aslında:

“Bütün teröristlerin arkasında onları destekleyen onlarca kadın ve erkek var. Onların desteği olmadan bu teröristler amaçlarına ulaşamaz. Onların hepsi bizim düşmanımız ve onların kanı bizim elimizde olmalı. Bu öldürülen teröristlerin anneleri için de geçerli. Annelerin oğullarının peşinden gitmeleri adil olur. Ölmeliler ve evleri yıkılmalı ki bir daha terörist yetiştiremesinler.”

Bu faşist zihniyetle hareket eden İsrail devletine her yıl milyarlarca dolar askeri yardımda bulunan ve koşulsuz politik destek sunarak katliamlarına devam etmesini sağlayan ABD emperyalizmi, bu saldırının ardından da her zaman olduğu gibi “Hamas’ı şiddetle kınadığını” açıkladı ve roket saldırılarını durdurmasını istedi. Netanyahu ise sadece “sorumlu” davranmaya çağrıldı.

İsrail devleti 2008-2009’da Gazze’ye düzenlediği büyük saldırıda 1400 Filistinliyi katletmiş ve Gazze’yi abluka altına alarak 1,5 milyon Filistinliyi açlığa, susuzluğa, elektriksizliğe, ilaçsızlığa mahkûm etmişti. Ardından 2012 Kasımında bir saldırı daha gerçekleştirdi ve 150’den fazla Filistinliyi katletti. Bütün bu katliamlar esnasında emperyalist güçlerden en fazlasından “kınama” açıklamaları geldi ve İsrail’e hiçbir yaptırım uygulanmadı. Bugün de aynı tutum devam ediyor ve İsrail tüm dünyanın gözleri önünde Filistin halkını katlediyor. Üstelik “2012’dekinden kat be kat şiddetli bir operasyon düzenliyoruz” deyip, katliamın boyutlarının nerelere varacağını açıkça söyleyerek!

AKP hükümetinin ve Erdoğan’ın Filistin halkının yanındayız yollu açıklamaları ve şovvari çıkışları da emekçileri yanıltmamalıdır. İsrail’in katliamları karşısında esip gürleyen fakat en fazlasından diplomatik ilişkileri askıya alan AKP, el altından silah ticareti de dahil her türlü ekonomik ilişkiyi sürdürmektedir. 

Filistin halkının tek gerçek dostu, dünyanın tüm ülkelerindeki işçi ve emekçilerdir. İsrail devletine geri adım attıracak olan da ancak bu gücün ortaya koyacağı güçlü enternasyonalist tepki olabilir. Tüm sendikalara, işçi örgütlerine, sosyalist örgütlere düşen görev, bu birleşik tepkiyi uluslararası ölçekte örgütlemek ve işçilerin, emekçilerin Filistin halkının yanında olduğunu katil İsrail devletine ve onun hamiliğine soyunan emperyalist güçlere göstermektir.