Navigation

Gazetecileri “Konsoloslukta Ağırlamak”

Çekya Devlet Başkanı Milos Zeman geçenlerde gazetecilere bir “şaka” yapmış! Suudi Konsolosluğunda suikasta uğrayan Cemal Kaşıkçı’ya atıf yaparak fütursuzluğunu adeta cümle âleme gösterircesine, “gazetecileri çok severim, bu nedenle onları bu akşam Suudi Konsolosluğunda ağırlayacağım” demiş. Bu, kuşkusuz basit bir “şaka” değil. Yazılıp çizilenler iktidar sahiplerine, egemenlere dokunduğunda nasıl da zıvanadan çıktıklarına şahit oluyoruz.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Basın Özgürlüğü 2018 listesine göre, geçen sene 180 ülke içerisinde 23. sırada yer alan Çekya, bu sene 11 sıra gerileyerek 34. sıraya düştü. Zeman’ın muhabirlere karşı tehditleri ilk değil. Geçen sene 20 Ekimde Prag’da bir basın toplantısında muhabirleri sahte bir kalaşnikofla karşılayarak sindirmek istemişti. Bir kameraman için korumalarına “onu yanımdan uzaklaştırın, aksi halde öldürürüm onu” demişti. Bir başka “şakası” Putin ile bir araya geldiğinde muhabirler için söylemiş olduğu, “yok edilmeliler bunlar, çünkü sayıları çok fazla” laflarıydı. “Çöp” ve “gübre” gibi hakaret ve tehdit içeren söylemleri ise görece daha “hafif” olanlarıdır.

Türkiye’de son yıllarda gazetecilere, muhabirlere yaklaşım ise şu verilerde somutlanıyor. CHP’nin 2013’te hazırladığı Tutuklu Gazeteciler Raporunda 2009 yılından 2013 yılına kadar cezaevine girip çıkan gazeteci sayısı 120, hüküm giyenler ise 65 olarak yer alıyor. Şimdilerdeyse tutuklu ve hükümlü sayısı Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP) verilerine göre 218. Gazetecileri, muhalifleri katledenlerin ödüllendirilmesi, kameralara “ver abine güzel bir poz, hem de gülerekten” diyenlerin, “aslanım benim, aferin” diye teşvik edilmeleri kuşkusuz münferit olaylar değildir.

Otoriter rejimlerin giderek yayıldığı ve baskı dozunu arttırdıkları bu dönemde yapılanlar, çirkin bir şaka değil pervasız bir saldırganlıktır. Egemenlerden bu yaptıklarının hesabı er geç işçi ve emekçilerin örgütlü gücüyle sorulacaktır.