Navigation

Önyargı Duvarının Yıkılışı

Yıllardan 1886, günlerden 1 Mayıs, Amerikan işçi sınıfı ayakta, 12 saat olan işgününün kısaltılmasını istiyorlar. Yarım milyona yakın işçi ve emekçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde yürüyüşe geçiyor. Sermaye sınıfı oyun tezgâhlıyor, işçi önderlerini ölüme gönderiyor ama işçi sınıfını durduramıyor. Böylece işçiler haklarını mücadeleyle alıyorlar. Biz işçilere onların mirasıdır sekiz saatlik işgünü. O zamanlar ikinci sınıf insan olarak görülen siyahîler Luizvil’de (Kentaki) parklara bile giremiyorlardı. Ama onlar da işçi kardeşleriyle birlikte yürüyüşe katılarak Ulusal Parka girdiler. Her eyalet ve kentte birlikte yapılan gösteriler ses getirdi. O günün gazeteleri tarafından şöyle başlıklar atıldı: “Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu.” O günlerde çifte zafer kazanmışlardı.

Onların mirasına ancak mücadele ederek sahip çıkarız. İşçi sınıfının örgütsüz olduğu şu durumda bizlere karşı inanılmaz bir saldırı var. “Covid-19 virüsüne karşı savaştayız!” diyerek işçilerin haklarına saldırıyorlar. Bizleri çaresizliğe itmek istiyorlar. Fakat biz işçiler çaresiz değiliz. Biz işçileri evlere hapsettiler, dünyayı yarı-açık bir hapishaneye çevirdiler. 1 Mayıs’ta en gür sesimizle haklı taleplerimizi haykıracağımız, meydanlarda olacağımızı bildikleri için, bunun önünü kesmek için virüsü bahane ettiler. Geçmişe baktığımızda her zaman işçileri bastırmaya çalışmışlar, korkular yaratılmış, ama işçi sınıfı meydanları terk etmemiş. 1 Mayıs günlerinde işçiler, emekçiler doldurmuş meydanları. Hem de daha kalabalık olarak. Dilleri, dinleri, renkleri farklı olsa da meydanlara çıktıklarında tüm dünya işçileri bir bütün haline gelir. Enternasyonal Marşını aynı anda meydanlarda söyleyeceğimiz günler elbet gelecektir. Bu ölü toprağını muhakkak üzerimizden atacağız. Dünya işçileriyle alanlarda yine hep birlikte haykıracağız: “Bütün Dünyanın İşçileri Birleşin!”