Kapitalist sistemin biz işçi ve emekçilere verebileceği olumlu hiçbir şey yok. Yaşamın her alanında iliklerimize kadar hissediyoruz sistemin bize dayattıklarını. Ve her sorun kriz boyutuna ulaşmış durumda. Ekonomik ve siyasal krizler, toplumsal krizler, iklim krizi, gıda krizi ve tüm bunların temelinde kapitalizmin sistem krizi… Tüm bu krizlerin sonuçlarını biz işçi ve emekçiler yaşıyoruz. Açlık, yoksulluk, işsizlik derken en temel ihtiyaçlarımız olan barınma, beslenme, ulaşım, sağlık gibi ihtiyaçlarımızı bile karşılayamaz hale geldik. Hem de uzun saatler çalışıyorken!
Öte yandan dünyada otoriter rejimlerin işbaşına gelmesiyle beraber siyasal baskıların artması bizleri nefessiz bırakıyor. Yürüyen emperyalist savaşla birlikte yüz binler yaşamını yitirirken, milyonlarca insan yaşadıkları topraklardan koparılıp göç yollarına sürükleniyor, yeni bir yaşam umuduyla! Yüz milyonlarla ifade ediliyor temiz suya, gıdaya ulaşamayan insan sayısı! Kapitalist sistem ve onun siyasi temsilcileri silahlanma yarışına hız vermiş durumdalar. İnsanlığın yaşadığı sorunları ortadan kaldırmak bir yana daha çok kâr elde etmenin planlarını, hesaplarını yapıyorlar, sorunları katmerleştiriyorlar. İnsanlar aç kalmış, susuz kalmış ya da barınacak yerleri yokmuş kapitalistler için bir şey ifade etmiyor. Çünkü onlar için önemli olan sistemin devamının sağlanmasıdır. Sistemin devamı için devasa güçte silahlar üretilir. Şehirler bombalanır, her yer yıkılır. Yeniden inşa etmek için, büyük kârlar elde etmek için, pasta olarak gördükleri dünyamızdan daha fazla pay kapmak için… Bunun için gerekirse milyonlar öldürülür, milyonlar göçe zorlanır. Ne de olsa ölenler bizim sınıfımızın insanlarıdır, onlar için bir istatistikten fazlası değildir!
Fakat insanlık tarihinin hiçbir döneminde ezilenler, sömürülenler, zulüm görenler uğradıkları saldırılara sonuna kadar sessiz kalmamıştır, bugün de kalmayacaktır. Son aylarda farklı farklı ülkelerde işçi ve emekçiler siyasi iktidarların baskı ve sömürüye hız veren politikaları karşısında sokaklara indiler. ABD, İngiltere, İtalya, Fransa, Belçika gibi ülkelerde milyonlarca işçinin katıldığı protestolar düzenledi, genel grevlerle hayat durdu. Gazze’de soykırıma sessiz kalmayan özellikle liman işçileri başta olmak üzere İtalyan işçi sınıfının “emperyalist savaşa hayır” eylemleri umudumuzu güçlendirdi. Nepal, Madagaskar, Fas gibi ülkelerde işçi ve emekçi kitleler iktidarlara tepkilerini güçlü eylemlerle ortaya koydular. İçinden geçtiğimiz tarihsel dönemde işçi sınıfı kapitalist sisteme ve onun yarattığı felâketlere sessiz kalmadığını, sessiz kalmayacağını sokağa inerek gösteriyor.
Kapitalist egemenler daha fazla savaş çığırtkanlığı yapıyor, daha fazla silah üretimine yöneliyor, emekçilerin yaşam koşullarını daha fazla zorlaştırıyor. Kapitalizm insanlığı uçuruma sürüklüyor. Sessiz kalmayacağını gösteren kitleler de her gün daha fazla sokağa çıkıyor, dayatılanları kabul etmeyeceğini ifade eden insan sayısı her geçen gün artıyor. Üstelik kapitalizme karşı mücadelede işçi sınıfı daha henüz gerçek anlamda uluslararası örgütlenme ile sahneye çıkmadı. İşçi sınıfı tarih sahnesine örgütlü bir güç halinde çıktığında şiarı “sosyalizm” olacaktır. Nâzım Hikmet’in şiirinde belirttiği gibi:
“En bilgin aynalara
en renkli şekilleri aksettiren onlardır.
Asırda onlar yendi, onlar yenildi.
Çok söz edildi onlara dair
Ve onlar için:
zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur,
denildi.”
Önemli olan tarihi iyi okuyup geleceği kurmanın mücadelesini örgütlemektir. İnatla, inançla, sabırla işçi sınıfının devrimci mücadelesini örmektir. Bunun için örgütlü mücadele saflarında yer almaktır. Kapitalist sistemi yıkıp sınıfsız bir toplumun yolunu döşeyecek olan örgütlü işçi sınıfıdır. Bunun için sınıfımızın tarihine iyi bakmalı, bize yol gösterecek deneyimleri kılavuz edinmeliyiz. Paris Komünarları 1871’de burjuvaziyi yenerek Paris’te kendi iktidarlarını kurdular. 1917’de ise Bolşeviklerin önderliğinde işçi sınıfı Çarlık rejimini yerle bir ederek koca bir coğrafyada iktidarı ele geçirdi. Her kuşak kendi rolünü oynar. Paris Komünarları Bolşeviklere örnek oldu, Bolşevikler de bugünün devrimci kuşaklarına örnek olmaktadır. Kılavuzumuz Ekim Devrimi ve Bolşeviklerdir.
Ekim Devriminin üzerinden 108 yıl geçmesine rağmen daha güzel bir dünya kurma umudu her gün daha da yeşermektedir işçi sınıfının saflarında. Bolşeviklerin verdiği mücadele ve Ekim Devriminin deneyimleri biz sınıf devrimcileri için muazzam bir rehberdir. İnsanın insanı sömürmediği, sınıfların ve sınırların ortadan kalktığı bir dünyayı yaratacak olan örgütlü, bilinçli işçi sınıfıdır. Kapitalist sistemin yarattığı krizleri, sistemin kendisiyle birlikte ortadan kaldıracak olan sınıf, tarihsel deneyimleri özümseyen mücadeleci, örgütlü işçi sınıfı olacaktır. Er ya da geç işçi sınıfı tarih sahnesinde kendi rolünü oynayacak. Yeter ki umudu yitirme; çünkü umut örgütlü mücadelede!
link: İstanbul/Hadımköy’den bir metal işçisi, Kılavuzumuz Ekim Devrimi!, 7 Kasım 2025, https://marksist.net/node/8640
Okurlarımızdan: Yaşasın 1 Mayıs!
Emekçi Kadınlar 8 Mart Ruhuna Sahip Çıkıyor





