Her birimiz, çeşitli fabrikalarda çalışan işçilerdik. Ancak patronların kâr hırsından dolayı, fabrikalarımız ya kapatıldı ya da başka şehirlere taşındı. Kârını artırmak isteyen patron fabrikasını daha ucuz, sendikasız işçi çalıştırabileceği illere taşıdı. Sendikalı olmak da buna engel olamadı.
Bir kez daha bu süreçte görmüş olduk ki, örgütlü olmak demek; ekmeğine, çocuklarının geleceğine sahip çıkmak demektir. Patronlara, “İstediğiniz gibi at oynatamazsınız!” demektir. Ama bunu yapabilmek için sendikal örgütlülüğün yetmediğini, kazandıklarımızın sürekliliğini sağlayamadığımızı görüyoruz. Bu sömürü düzenine son vermemiz gerekiyor. Bizler, işçi sınıfının devrimci mücadelesine inanan işçileriz. İşçi sınıfının geçmiş mücadelelerini, derslerini, zaferlerini Marksist Tutum sayfalarından öğreniyoruz. Şanlı Ekim Devrimiyle de bu sayfalarda tanıştık.
108 yıl önce, Rus işçi sınıfının yaşadığı sorunlar, bugün yaşanan sorunlardan farklı değildi: Savaş, yoksulluk, açlık, baskılar, işsizlik ve daha niceleri… İşçi sınıfı, Bolşeviklerin önderliğinde iktidarı ele aldı ve kendi kaderini belirledi. İçinde yaşadığımız dünya, işçi sınıfına hâlâ cehennemi yaşatmaya devam ediyor. Dünyamız savaşlarla yangın yerine dönmüş durumda. En yakınımızda, Gazze’de taş üstünde taş kalmadı. Yaşamı tanımadan ölen bebekler, açlıktan hayata göz yuman çocuklar… Emperyalistlerin kârı uğruna biten yaşamlar, sönen ocaklar… Gözlerini kâr hırsı bürümüş egemenler, kanla suluyorlar topraklarımızı.
İnsanlığın ortak mirası olan ormanlar, denizler, dereler, göller... Vahşi kapitalizmin azgın kâr hırsı, doğayı yok ediyor, geleceğimizi, kaynaklarımızı eritiyor, tüketiyor ve katlediyor. Sadece insanlığın değil, tüm canlıların yaşam hakkını elinden alıyor, yaşam alanlarını yok ediyor. Kapitalizm, işçi sınıfına işsizlik, yoksulluk, ağır çalışma ve yaşam koşullarından başka bir şey vaat etmiyor. Kısacası, artık tarihin çöplüğüne atılma zamanı çoktan gelmiş bir sistemle karşı karşıyayız. İçinden geçtiğimiz dönem, 108 yıl öncesinden çok daha ağır ve zorlu koşullar barındırıyor. Kapitalist sistem yıkılmadan insanlık rahat bir nefes alamayacak. Sınıfın öncü işçileri olarak bizler biliyoruz ki, yolumuz ne kadar zorlu, hava ne kadar ağır olursa olsun, biz o karanlığı dağıtacak olan ışığı kendi ellerimizle yakacağız.
Bu düzenin yıkılacağına olan inancımızla, Ekim Devrimini kendimize kılavuz olarak görüyoruz. Bugün, gerek yaşadığımız topraklarda, gerekse de dünya meydanlarında, savaşa, yoksulluğa, işsizliğe karşı işçiler, emekçiler, gençler tepkilerini ortaya koyuyorlar. Meydanlarda ve fabrikalarda yürüyen mücadelelerin zaferle sonuçlanabilmesi için, Rusya işçi sınıfının sahip olduğu Bolşevik önderlik gibi bir önderliğe ihtiyacımız var. Umudun örgütlü mücadelede olduğuna inanan devrimci işçiler, elbet bugünün kılavuzunu da yaratacaklardır.
İşçi sınıfının devrimci mücadelesine olan inancımızla, Ekim Devrimine selam olsun!
Gelecek güzel günler, elbette örgütlü mücadelenin eseri olacaktır.
link: İstanbul/Pendik’ten bir grup metal işçisi, Gelecek Güzel Günler, Örgütlü Mücadelenin Eseri Olacaktır, 14 Kasım 2025, https://marksist.net/node/8650
Okurlarımızdan: Yaşasın 1 Mayıs!





