İşçi sınıfının komünist şairi Nazım Hikmet, “Nereden Gelip Nereye Gidiyoruz?” şiirinin başında, “Doğrultup belimizi kalktığımızdan beri iki ayaküstüne, kolumuzu uzunlaştırdığımızdan beri bir lobut boyu ve taşı yonttuğumuzdan beri yıkan da, yaratan da biziz” ifadeleriyle insanlaşma yolculuğumuzu gösterir bizlere.
Evet, insanlığın başlarında yazı henüz bulunmamıştı. Ama mağaraya ilk bizon resmi çizildiğinden bu yana insan soyu kendisinden önceki kuşakların izinden ilerledi. İlk bizon resmini aralarında ileri görüşlü biri çizmiş olmalı. Hayatta kalıp beslenmek için, bizonu avlamak için kolektif yani örgütlü davranmak zorundaydılar. Zaten de öyle davranarak hayatta kalıp soylarını sürdürebilmişlerdi. On binlerce yıl boyunca herkes eşit bir şekilde yaşadı. Fakat bu eşitlik giderek bozuldu ve toplum ezen ve ezilen iki ayrı sınıfa bölünmeye başladı.
Yazının icadına kadar geçen on binlerce yılın birikimi bir biçimiyle sözlü aktarımlarla kuşaktan kuşağa ulaştırıldı. Yazının icadından sonra ise çok sayıda ileri görüşlü insan dünyayı yorumlamaya çalıştı. Fakat bu düşünürler egemen sınıfın çıkarlarına düşündüler. Yani insanlığın tamamının eşitliğinin düşünürleri değildiler. Üstelik pek çoğu için, filin dokundukları yerini tarif eden körler misali demek abartı olmaz. Çünkü dünyadaki adaletsizliği bir şekilde gördükleri halde, bir anlamda olanı kabullenmişlerdi. Yani “böyle gelmiş, böyle gider” demeye devam etmişlerdi.
Sömürücü sınıfların sonuncusu olan burjuvazinin egemen sınıf olarak ortaya çıkması ile işçi sınıfı da ortaya çıkmış ve giderek güçlenmeye başlamıştı. İşte Karl Marx böyle bir dünyaya doğdu. Marx, bıyıkları tarak tutmaya başlamasıyla, dünyayı anlamlandırma arayışında Hegel felsefesinden etkilendi. Ama o koca Marx çok erken yaşlarında bile Hegel’in dünya görüşünde bir terslik olduğunu fark etmekte gecikmedi. O yüzden de “filozoflar şimdiye kadar dünyayı sadece çeşitli şekillerde yorumladılar; asıl mesele onu değiştirmektir” diyerek hem düşünce hem de pratik alanında bir çığır açtı.
Marx kapitalist sistemin ortadan kaldırılmasının önce düşünsel temellerini ortaya koymuş ve devamında da pratiğini hayata geçirmeye girişmişti. Yani sınıfsız, sömürüsüz ve sınırsız bir dünyanın kurulmasının düşünsel ve eylemsel temelini atmıştı. Dünya, işçi sınıfının örgütlü gücüyle bu temel üzerine yükselecektir. Dünden bugüne ve yarınlara bu mücadele devam ediyor ve edecektir.
Marx, Engels ve Lenin işçi sınıfının komünist devrimci liderleridirler. Onlar devrimci işçi sınıfının örgütlü gücüne inandılar. İşçi sınıfı adına ve işçi sınıfının yerine bireysel mücadeleyi hiçbir zaman savunmadılar. Tersine işçilere bir sınıf olarak güvendiler, enternasyonal mücadelesine inandılar ve onu esas aldılar. Hiçbiri bireysel kahraman değildi. Mesela 1848 devrimlerine cephelerde savaşarak katılmış ve bundan ötürü “general” lakabı takılmıştı Engels’e.
Marx ve Lenin’in günümüzdeki devamcısı olan Elif Çağlı, Bu Dünyaya Marx Geldi çalışmasını bitirirken, “Evet, Marx yıllara meydan okuyan tüm yapıtları ve yaktığı devrimci meşalesiyle bugün aramızda yaşıyor. Onun ve yoldaşı Engels’in, işçi sınıfının devrimci mücadelesine miras bıraktıkları Komünist Manifesto hâlâ dünyada en çok basılan eserler arasında ilk sıraları korumayı sürdürüyor. Ve de bu çürümüş kapitalist düzen insanlığı yıkıma sürükleyen krizleriyle, kanlı savaşlarıyla, dayanılmaz toplumsal eşitsizlik ve baskılarıyla dünya işçilerini devrimci isyanlara çağırdığı ölçüde, Marksizmin ve Karl Marx’ın kıymeti gün geçtikçe daha iyi anlaşılacak. Bu böyle biline!” Evet, Marx ve Lenin’i gerçekten kavrayan ve anlayan liderler işçi sınıfının devrimci mücadelesini ileriye taşıyabilirler. Biz Marksist Tutum ile tanışmış ve işçi sınıfının devrimci mücadelesine dört elle sarılan devrimci işçiler olarak böyle inanıyoruz. Elif Çağlı, Mehmet Sinan gibi komünist liderlerin, Marx’ın, Lenin’in paltosundan çıktıkları belli. Ancak Marx ve Lenin’i eğip bükmeden kavrayanlar onların gerçek takipçileri olabilirler. Marksist Tutum ile işçi sınıfının devrimci mücadelesine inananlar olarak, biz de bunu böyle biliyoruz.
link: İzmir’den MT okuru bir işçi, Marx Dünyaya Geldi ve Dünyayı Değiştirme Mücadelesi Başladı, 5 Temmuz 2025, https://marksist.net/node/8547
Maden ve Enerji Şirketleri Zeytinliklere de Göz Dikti





