Gençlik çağı insanın kendini değiştirip dönüştürmeye başladığı, ilgi alanlarını keşfedip bunların üzerine geliştirebildiği en güzel zamanlardan biridir. İnsanın bu çağda edindiği alışkanlıklar ve sahip olduğu yaşam biçimi, ilerleyen hayatının şekillenmesinde önemli rol oynar. İnsanın daha meraklı, dinç ve atılgan olması gereken bu dönemde etrafımızdaki birçok gençte yılgınlık, umutsuzluk olduğunu görüyoruz. Ama tüm bu umutsuzluğun, yorgunluğun birçok nedeni var; geleceksizlik, yoksulluk, barınma sıkıntısı, eğitimin değersizleştirilmesi gibi kişiye özgü gözüken fakat bugün herkesin yaşadığı sorunlar gibi. Gençler bu sorunları sadece kendileri yaşıyormuş gibi hissettikleri için, bunlarla tek başlarına başa çıkmaya çalışıyorlar ama tüm bu çabaları bireysel bir kurtuluşun mümkün olmamasından dolayı sonuçsuz kalıyor. Örgütlü mücadelenin içinde bulunmayan gençlerin bu tür arayışlara girmesi öngörülemez bir durum değildir. Fakat bizler örgütlü mücadelenin içinde yer alan gençler olarak bugün yaşadığımız sorunların kaynağının kapitalizm olduğunu biliyoruz. Peki kapitalizm altında bu sorunlarla başa çıkmak için ne yapmalı?
Bugünlerde, tarihte eşi görülmemiş bir olay olan Ekim Devriminin 108. yıldönümündeyiz. Rus işçi sınıfı ve Bolşevik Partinin önderliğinde gerçekleştirilen bu devrim 1. Dünya Savaşını sona erdirip, sınıfsız, sömürüsüz bir dünyanın kapılarını aralamıştı. Ekim Devrimi öncesi Rusya’da artan yoksulluk, son zamanlarını yaşayan Çarlığın baskı ve zulmünü arttırması ve Rusya’nın içinde bulunduğu savaş durumu Rus halkının kurtuluş arayışlarını hızlandırmış oldu. Kitlelerin içinde var olan değişim arayışı Bolşeviklerin öncülüğüyle birleşince Ekim Devriminin ilk adımları atıldı. Ekim Devrimi ile birlikte çocuk işçiliğinin yasaklanması, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması, seçme ve seçilme hakkına sahip olunması, kadınlara yüklenen görevlerin toplumsallaşması gibi birçok kazanım elde edilmişti. Rusya’daki devrimle beraber dünyanın her yerinden işçiler sömürüsüz bir dünya için mücadele etmeye ve sorunları üretenlerden hesap sormaya başlamıştı. Savaşın içinde olan işçiler silahlarını dışarıdaki sınıf kardeşleri yerine içerdeki sınıf düşmanlarına doğrultunca kendilerini tehdit altında gören kapitalistler tüm düşmanlıklarını bir kenara bırakarak savaşı bitirmek zorunda kaldılar. Böylece Ekim Devrimi dünya işçi sınıfına değişimin ancak örgütlü bir mücadele ile gerçekleştirilebileceğini göstermiş oldu.
Günümüzde de işçilerin mücadeleleri kapitalizmin onlara hiçbir şey sunmamasından dolayı gün geçtikçe yayılıp güçleniyor. 1900’lerin başında olduğu gibi şimdi de emekçi kitleler yaşadıkları koşulları, savaşları, egemenlerin zulmünü kabul etmeyip değiştirmeye çalışıyorlar. Nepal halkının sefalet koşullarını kabul etmeyip iktidarı devirmesi, Madagaskar’da yoksulluğa karşı halk ayaklandığında cumhurbaşkanının ve bakanların korkup ülkeyi terk etmesi ve ABD’deki Trump karşıtı eylemlerin tarihi katılımlarla gerçekleşmesi bunun örneklerinden sadece birkaçı. Öte yandan Filistin’e uygulanan soykırıma karşı İtalya’dan Belçika’ya, İngiltere’den Fransa’ya işçiler tepkilerini iş durdurarak, meydanları doldurarak gösteriyorlar. Fakat Ekim Devriminin de gösterdiği üzere değişim isteği bir şeylerin değişmesi için tek başına yeterli değildir. Kendiliğinden gelişen ve devrimci bir partinin önderlik etmediği protestolar karanlık yolda farsız ilerlemeye çalışan araba gibidir. Tıpkı Ekim Devriminde Bolşevik Partinin yaptığı gibi, değişim isteyen emekçiler için onlara öncülük edecek, yolu gösterecek bir parti gerekir. Bugün her ne kadar yaşanan sorunlar 108 yıl öncesinden farklı gibi gözükse de temeline indiğimiz zaman gördüğümüz kapitalizmden başka bir şey değildir. Bir asır önce olduğu gibi kapitalizm bugün de doğayı talan etmeye, savaşlar çıkarmaya, zorunlu göçe ve insanların ölümüne neden oluyor. Sorunların çözümüne baktığımız zaman çözüm de o günkünden farklı değildir. Ekim Devrimi, dünya işçi sınıfının verdiği mücadelede dün olduğu gibi bugün de yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Ekim Devriminden dersler çıkartıp burjuvaziye ve kapitalizme karşı mücadelemizi devrimci temellerde yürütmeliyiz. Ancak o zaman savaşları bitirebilir, sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir dünyaya adım atabiliriz. Bizler devrimci gençler olarak, tüm emekçi gençleri, 108 yıl önce kapısı aralanan bu dünyanın kapılarını tamamen açmaya, o dünya için mücadele vermeye davet ediyoruz.
link: Gebze’den MT okuru işçi-öğrenci gençler, Geçmişten Bugüne Uzanan Rehber: Ekim Devrimi, 4 Kasım 2025, https://marksist.net/node/8635
Okurlarımızdan: Yaşasın 1 Mayıs!





